Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İslam'ın Sıyrılmış Kılıcı
  İSLAM'IN SIYRILMIŞ KILICI: HALİD BİN VELİD (RA)!..
 
    " Şu kadar savaşta bulundum. Vücudumda kılıç, mızrak, ok yarası bulunmayan bir tek karış yer yoktur. Fakat görüyorsunuz ki, develer gibi yatağımda ölüyorum. Korkaklar dünyada rahat yüzü görmesin!" ( Hz. Halid Bin Velid)
    Konu muhteşem!.. Hem de ciddi, önemli, yazmakla, anlatmakla, övmekle, yiğitliğini, dillere destan oluşunu ifade ile  bitirilemeyecek bir kahramanın, Allah kılıcının konusu!..
    Hz. Halid bin Velid (ra); tüm tarih boyunca öne çıkmış, kılıcını elinden düşürmemiş bahadırları bir araya getirseniz, vallahi!..  bu büyük insanın, cihadcının, harp dehasının, savaş ustasının yanında cüce ve çömez kalacaktır!..
 
    Halid bin Velid; Uhud savaşında, müşriklerin safında bulunmuş, Resulullah (sav)'in; Halid bin Velid'in  emrindeki atlı birliklerini savuşturmak için Ayneyn tepesine yerleştirmiş olduğu ve başlarına da Abdullah bin Cübeyr'i görevlendirerek: 
    " Düşmanı yendiğimizi görseniz de size haber vermedikçe, adam göndermedikçe yerlerinizden asla ayrılmayın. Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi, ben size adam göndermedikçe yerlerinizden asla ayrılmayın." buyurdukları elli kadar okçunun, savaşın kazanıldığını sanıp, ganimetten pay almak için Resulullah (sav)'in sözünden çıkıp, Ayneyn Tepesi'ni terk etmesi üzerine fırsatı değerlendirerek, Müslüman ordusunu, emrindeki süvariler ile arkadan sıkıştıran ve bu hamlesiyle Mekkelileri yenilgiden kurtaran Halid bin Velîd.
    İslam'ın çekilmiş kılıcı olan Halid bin Velid (ra)'ı; Hendek harbinde de görüyoruz!.. Lakin, Resulullah (sav) ile girişmiş olduğu bütün harplerde kalbine düşen yenilgi düşüncesini bir türlü atamamış ve şöyle demiştir:
    " Allahü Teala, benim hayrımı dilediği zaman, kalbime İslamiyet sevgisini düşürdü.  Beni, hayrı ve şerri anlayacak hale getirdi. Kendi kendime dedim ki: " Ben, Muhammed'e karşı her savaş yerinde bulundum. Bulunduğum savaş yerlerinden hiç biri yoktur ki, aykırı ve yanlış bir iş üzerinde bulunduğumu ve Muhammed'in muhakkak galip geleceğini sezmiş olmayayım!"
 
    Hakikaten, 21 asırda yaşamış olsak bile, Halid bin Velid gibi bir dehaya, cihat sanatkarına ne kadar ihtiyacımız var değil mi? Allah, Halid bin Velid gibi erleri bizlere lütfetsin!..
    Halid bin Velid; kardeşinin teşviki ile Medine'ye doğru Müslüman olmak için yola çıkmış, yanında, Osman bin Talha olduğu halde, Medine yolu üzerinde Hidde'de, yine meşhur bir kişi olan Amr bin As'la karşılaştılar. Medine'ye avdetlerinde, Halid'in kardeşi Velid bin Velid , onları karşılayarak, Resulullah (sav)'in kendilerini beklediklerini müjdeledi.  Ve Resulullah (sav) , onlarla karşılaştığı vakit, şöyle buyurmuştur: " Mekke, ciğerparelerini kucağımıza attı."  
 
Halid bin Velid İslam'la müşerref olduğunda Resûlullah (sav)'in ağızlarından şu sözler döküldü: " Seni hidayete erdiren Allah'a hamolsun! Sen akıllı birisin. Allah'tan sana hayırlı hizmetler yaptırmasını niyaz ediyorum." 
    Büyük komutan Halid bin Velid; mazisini hatırlayıp, geçmişteki günahlarını düşünerek, seyyiatının, yapmış olduğu kötülüklerin affı için Resûlullah'dan dua etmesini istedi.
    İki cihanın efendisi bu söz üzerine: " İslam daha önce yapılanların hesabını sormaz." diye cevap verdi. Fakat Kureyşli büyük komutanın kalbi yatışmamıştı:  Resûlullah'a ısrar edince, o da ellerini kaldırdı ve : " Allah'ım!. İnsanları senin yolundan çevirmek için şimdiye kadar işlediği günahlarını affet!" buyurdular..
     " Allah'ın kılıcı" ünvanını alan Halid bin Velid; o saatten sonra, cihad meydanlarının sanki Üveyki olmuş, oradan oraya uçuyor, hiç bir gazada da yenilgi, yenilmek, mağlup olmak nedir bilmiyordu.
    Ve karşısına, Mute yenilmezliği çıkıyordu. Cafer'in, Zeyd'in, Abdullah b. Revaha'nın doğrandığı bir ortamda, Halid bin Velid, İslam'ın sancağını omuzluyor ve üç bin kişilik kuvvetiyle, yüz binlerce Bizans kuvvetine karşı dağ gibi karşı çıkıyordu.
    Ve bu gün!.. Halid bin Velid'in cihad yapmış olduğu topraklarda, yani Gazze'de, Filistin'de, Kudüs'te, üç buçuk Siyonist İsrail'in hücumlarına, saldırılarına, amansız, zalimce tasallutlarına, vicdansızlığına karşı duracak, " Dur" diyecek bir yiğide, bir Halid'e ne kadar hasretiz değil mi?
    Peygamberimizin mübarek saçını sarığında taşırdı:
    " Halid bin Velid, Hz. Fahri Kâinat Efendimize karşı büyük bir muhabbet besler ve O'na karşı Hucurat Suresi'nin ilk beş âyetindeki edebi mükemmelen yerine getirirdi. Fahr-i Kâinat Efendimizden gelen her şeyi mübarek telakki ederdi. Yermuk Savaşı'nda , cengin vermiş olduğu kargaşa içinde Halid bin Velid, başından sarığını düşürmüştü. Cenk meydanında fark ettiği an hemen askerlere sarığı aramalarını ve ne suretle olursa olsun sarığı bulmalarını emretti.
    Askerler sarığı uzun süre cenk meydanında aradıktan sonra buldular. Mübarek sarığı bir çok yerinden yırtılmıştı. İslam askeri, gayri ihtiyari olarak Hz. Hâlid bin Velid'e bir çok yerinden yırtılmış ve eskimiş bu sarığın niçin ısrarla bulunmasını emrettiğini sordular. Hz. Hâlid bin Velid'in verdiği cevap ise her şeyi açıklıyordu:
    " Resûlullah umre yaparken mübarek başını tıraş ettirdi. Bütün sahabiler ondan kesilen saçları daha yere düşürmeden aldılar. Ben diğerlerinden daha atik davranıp onun mübarek saçlarını aldım ve bulduğunuz sarığımın içine koydum. O günden beri bu sarık başımın üzerinde olduğu için, hangi savaşa girdiysem muhakkak galip geldim." ( www.dunyabizim.com)
    Hz. Halid bin Velid; Mute, Yermuk ve tüm cihad alanlarında başarı elde etmiş, İslam ordusunu taa Suriye, Antakya mıntıkalarına kadar taşıyarak, dillere destan bir komutanlık yapmıştır.
    Ne yazık ki, bir talihsizlikle muhatap olması, hakkında bir hayli tartışmaları beraberinde getirmiş olsa da, o durumu savaş haline bırakmak, bizlerin o konuda bilir bilmez, yorum yapması, zanda bulunması sanırım doğru olmayacaktır!..
    Yenilmez, yenilgi nedir bilmeyen komutan, harp üstadı Halid bin Velid; öyle bir hale gelir ki, artık, tüm kazanılan zaferler nerdeyse onunda şahsında bilinir olur. Bu durumdan müteessir olan, İnkılapçı halife Hz. Ömer (ra), bu durumu sezinleyerek, Halid bin Velid'e bir haber göndererek, savaşın en kızışgın anı bile olsa , komutanlığı bırakarak Medine'ye dönmesini emreder. Ve Halid, almış olduğu bu emir üzerine, hiç bir zaman kılını bile kıpırdatmadan Medine'ye döner!..
    Netice olarak;
    Hz. Halid bin Velid, tüm gazalardan başarı ile çıkmasına rağmen, ona şehidlik nasip olmamıştır!.. Zaten, onun hayıflandığı en kötü şeyde bu durum olmuştur.
    200 den fazla kılıç darbesi almasına , elinde sayısız kılıç kırılmasına binaen, şehidliğin nasip olmaması, onu üzmüş, yatağında vefat ederken, göz yaşları içerisinde Allah'ına kavuşmuştur!.. Makamı cennet olsun!.. Kabri nurla dolsun, nur olsun!..
    Onun içindir ki, yeni neslimizin, yetişen insanlarımızın Hz. Halid bin Velid'i tanıması, onun şahsiyetini, kimliğini, ustalığını, komutanlığını, cihangirliğini, dehasını kaleme almaları, satırlara dökmeleri, kitaplaştırmaları, dünya insanlığına tanıtmaları en büyük vazife ve mükellefiyet olacaktır!..
    Şu bizim Tv. cular, kameramanlar, filmciler, edebiyatçılar, kitapçılar ne için bu ana kadar onu ekranlara taşımadılar, buna şaşmamak mümkün değildir!..
    Yahu kardeşim!.. Kösem Sultan'la falan uyduruk şeylerle uğraş vereceğinize, buyurun size tarihi bir sima, bir kahramanın hayat serüveni!.. Yapın yaptığınız kadar filmlerinizi!.. Vallahi!.. Hz. Halid bin Velid'in hayat serancamı bir haftalık, bir aylık, bir yıllık olmayacaktır!.. Derinliklerinden, Kur'an çıkacaktır!..
    Rabbimiz!.. Bizleri, Hz. Halid bin Velid'e komşu eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık