ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy

İSTİKLÂL MARŞIMIZ, MEHMET AKİF ERSOY'U DOĞRU ANLAMAK VE ALGILAMAK!.

-2- " ( O peygamberlerden her biri de şöyle) demiştir: " Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?" Onlar da demişlerdi ki: " Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız" ( Zuhruf sûresi, âyet 24) Evet, yine mevzumuz, merhum Akif ve İstiklal Marşımızdır!.

Talihsizliğe bakınız ki, İstiklal Marşımızın üzerinden 94 yıl geçmiştir Bu sebeple de, 12 Mart 2015 ünü 94 ncü yıl dönümünü kutlayacağız!.

Millet olarak, milletçe, ayağa kalkarak, saygı ile, hürmetle, onu sıradan bir şiir değil, sahih hadislerden çıkarılmış birer öğüt, nasihat, tebliğ, irşad edici olarak okuyacak, öylece anlamış olacağız!.

Şu şiirimde arzettiğim gibi: Nerdedir? " Filistin kan ağlar, Azeri suskun, Şahlanmak şart oldu, durma be miskin, Unutma hedefi, mertçe ve keskin, Conkbayır'da, şehid düşen nerdedir? x Şark'ın sefaletin, yeneceksin sen, İçten duacıyım, seherler de ben, Yer yüzü hasretin, hâlâ çekerken, Çağ açıp, çağ kapayan, canlar nerdedir?" ( Ş Özdemir) Merhum Akif, atalarcı düşünceleri, gelenekselci din anlayışını, kör kaderciliği, kahvelerde, pineklemeyi, uyuşuk uyuşuk yatmayı, çalışmadan " rızgı Allah verir" düşüncesini , asla kabul etmeyen bir iman eri insandı Zaten, elimizde bulunan onun şah eseri Safahat incelendiği zaman, tüm bu arzettiklerimiz meydana çıkacak, onun ne denli bir iman ve Kur'an Müslümanı olduğu anlaşılacaktır!.

Sözün burasında, M Ö.

Mengüşoğlu beyin bir araştırmasını gündeme almak istiyorum: " Gelelim medreselere Tamam, nizamiye medreseleri kuruldu, orada Arapça tedrisat var, Kur'an'ı öğrenen bazı insanlar var, Kur'an'ı okuyorlar Orada da müderrisin beşikteki bebeği beşik ulemasıdır, bir süre sonra büyüdüğü zaman babasının yerine geçecektir, orada da saltanat vardır.

Aileden saraya kadar her yerde saltanat vardır Peki, sarayda, sarayda zaten sultan öldüğü zaman yerine büyük oğlu geçer, eğer boğdurtmamışsa Onu boğdurtmuşsa, onun yerine küçüğü geçer.

Ve bu saltanat ideolojisi böyle sürüp giderken, toplumun iflahını sökmüştür Özellikle de bizim Anadolu coğrafyasında yaşayan Müslümanların memlekette Müslümanların oylarıyla Süleyman Demirel iktidardır 40 yıl.

Ve aziz kardeşlerim halk Kur'an'la temasa geçmedi Bakın, bizim dünyamızın yetiştirdiği, derinlikli ilim adamı hiç mi yok? Var, mesela Ebu Suud Efendi var Ebu Suud Efendi, bir şeyhülislamdır, fetvaları da çok ileri düzeydedir, Yunus Emre'yi bile tekfir etmiş birisidir fetvalarıyla, tefsir yazmıştır.

Fakat tefsirini Arapça yazmıştır, Araplar okuyabiliyor onun tefsirini Anadolu coğrafyasındaki zavallı Kürt ve Türk halkı Kur'an ruhundan mahrumdur Ebussuut niye Arapça yazmış? Çünkü Kur'an tefsiri sarayı rahatsız eder.

Kur'an'ın öğretisi, Kur'an'ın paradigması açığa çıktığı zaman, ailedeki babanın ve dedenin saltanatını, tekkedeki şeyhin saltanatını, medresedeki müderrisin saltanatını ve saraydaki sultanın saltanatını sarsar Oysa onlar fıkıh kitaplarına şunu yazmışlar: " Başınıza getirilen imam fasık olsa, facir de olsa, zalim de olsa itaat ediniz" Bu gün hâlâ İmam Hatip mekteplerinde okutulan akait kitapları bunu tedris etmektedir.

Oysa o aziz Resul'ün bir başka hadisini yine hadis kitapları zikreder ve bunlar da bize anlatırlar Der ki Allah Rasûlü, Buhari ve Müslim'de var: " En büyük cihat, zalim sultana karşı hakkı söylemektir" Hadi, hangisi doğru, fıkıh kitaplarının anlattığı mı, Allah Rasulünün söylediği mi? Gelin karşılaştırıp üzerinde düşünelim.

Niye bu hadisi ele almadılar? Şunun için: Ailede otorite sarsılır Bundan sonra Edirne de girer sofraya İhtiyar zavallı, şunu yapsaydı mesela, daha doğru olmaz mıydı: Bir gün otlu peyniri koy sofraya, bir gün Edirne peyniri al, bir de Elazığ peyniri al, Elazığ koyun peyniri iyidir.

Yok, bizim ihtiyar seviyor diye ille de otlu peynir olacak Ondan sonra 35 yaşında ömründe hiç peynir yemeyen bir insan çıkıyor karşımıza Peyniri yemiyor, şaşırıyoruz, niye yemiyor olabilir peyniri? Çünkü çocukluğundan bu yana peynirden nefret ettirilmiştir.

( wwwradyovakitcom) Evet, merhum Akif; ülkemizde Kur'anî uyanışın en büyük öncüsüdür.

Zaten, zaman zaman saltanata ters düşmesi, zıt hareket etmesi bu yüzden olmuştur Çünkü, Kur'an İslam'ında saltanat, hanedanlık, tek adamlık, padişahlık, krallık bulunmamaktadır Bulunmadığı için, Kur'an'ı rehber edinmiş olduğundan , geleneklere, atalarcılığa ters düşmüş olduğundan dolayı, yalnız kalmış, bu yalnızlığını şiirlere dökmüş, feryat etmiş, iniltisini sadece kendisi dinlemiştir.

Günümüz dünyasında bile, hala, Akif'i anlamış, ne demek istediğinin şuuruna varmış değiliz.

Akif'i, sıradan, basit bir şiirci, şair, İstiklal Marşını yazmış, Çanakkale'de destan olmuş bir şair olarak tanımaktayız! Hayır!.

Hayır!.

Akif, böyle değildir! Onu tanımak için, onun hakkında yazılmış kimi lehine, kimi aleyhine olan yazılardan sıyrılıp, tam olarak onun ne demek istediğini, gayesini bilmemiz lazımdır!.

Hep dillendirir dururuz!.

" Akif, Mısır'a kendisi mi gitti, sürgün mü edildi?" vs avuntularla zaman kaybettik ve halende etmekteyiz Dolayısıyla, sözü yine, M.

Ö Mengüşoğlu'na bırakmak istiyorum: " Merhum Akif hep söyler: 700 yıl, 1000 yıl var ki İslam dünyasının ağuşuna Müslümanlar bir İbn-i Haldun, bir İbn-i Sina , bir İbn-i Rüşt vermiyorlar, yetiştirmiyorlar Gazali'den sonra bizim o gelişme ivmemiz, ciddi biçimde düşüşe geçmiştir.

Bunun müsebbibi Gazali değildir, yanlış anlaşılmasın, Gazali bir tarih noktasıdır Oraya kadar zirveye çıkmıştır Müslümanların kültürel aktivitesi Buna tabii ben Endülüs'ü de katarak söylüyorum, çünkü Endülüs 1490'lara kadar devam etti.

İbn-i Rüşt'ler, İbn-i Haldun'lar, İbn-i Arabi'ler, İbn-i Tufeyl'ler, İmam Şatibi'ler orada yetişti Endülüs'te yetişti Ama o gün bu gün İslam dünyası ilmin ve toplumun kucağına böyle kişilikler koyamadı.

Yani, Allah rızası için siz hatırlayın Gazali sonrasında yetişmiş İbn-i bilmem kim, birini söyleyin, çok zor bulursunuz, çok zor bulursunuz Evet, aziz kardeşlerim, uzun süre Kur'an'dan uzak ve Kur'an'ı mehcûr bırakmış bir toplumdu bizim geçmişimiz Her şeye rağmen onlar bizim geçmişimizdir.

Yok sayamayız Allah hepsinin taksiratını bağışlasın Belki zaruri şartlar, onları benzer yanlışlara sürükledi.

Biz şimdiye ve kendimize bakmak zorundayız Zaman içerisinde, özellikle de Osmanlı'ya dönüştükten sonra bizim toplum, yöneticiler, ahalinin Müslüman unsurunu yine kültürden uzak tuttular Müslüman unsur padişahın askeri oldu.

Ticaret, ziraat, zanaat, sanat azınlık unsurlara terk edildi Müslümanlar sadece askerdiler Askerliğin dışında hiç bir meşrep ve meslek öğretilmedi onlara, yasaklandı.

Yine uzak kaldılar Kur'an'dan Yine kültürel etkinliklerden, İslam'ın paradigmasından Kur'an'a muhatap olmaktan bire bir uzak tutuldular Devşirme çocukları seçilerek Yeniçeri Ocağı kuruldu.

Müslüman terbiyeyle güya yetiştirdiler, ama adamların 45 yaşına kadar evlenmelerini yasak ettiler Ondan sonra da ahlak dışı bir takım eylemler yayılmaya başladı Onlarla baş edemediler.

Yeniçeri Ocağını yıkmaya kalkıştılar" ( wwwradyovakit.

com) Hakikaten, Kur'anî açıdan geçmişimiz pek parlak değildir Ecdatcılık, atalarcılık, ninelercilik.

kıssacılık, rivayetçilik, menkıbecilik, şeyhciliğin en yaygın, en popüler olduğu asırları yaşamış olduk Halen de, vaizlerimiz, Osman Gazi'nin, sabaha kadar duvarda asılı duran Kur'an'a hürmetinden dolayı uyumadığını, diz üstü oturduğunu ballandıra ballandıra anlatırlar!.

Sanki marifetmiş gibi Diğer taraftan, ülkemiz içerisinde yaşamış azınlıklar, ekalliyet, sanat, zanaat, sarraflık, konfeksiyonculuk yaparak zengin olmuşlar, bizim gariban dedelerimiz, babalarımızda beş sene, sekiz sene, on sene askerlik yaparak, Yemen'de vuruşmuşlar, Bingazi'de kan dökmüşler, Trablusgarp'ta, Tuna boylarında şehidi, şüheda olmuşlardır.

İsterseniz, yaşları 70-80 civarında olan tüm insanlarımızı bir bir konuşturun Karşınıza çıkacak acı taplo bu olacaktır!.

Mahallenin, köyün mollasının elinde sadece bir mızraklı ilmihal bulunmakta, vaaz yok, kürsü yok, hitabe bulunmaz, irşad, tebliğ yok, ya ne var? Mollaların ellerinde dolaşan mızrakli ilmihal var, bir de, mahalle ve köy odalarında okunmakta olan kan kalesi, Battal Gazi destanları, Kesik Baş , Muhammediye vb cenk kitapları dışında bir eser bulunmamakta idi.

İşte, bu ahval ve şartlarda, Müslüman Türk toplumu, kör-topal bir Müslümanlık yaşayıp gidiyordu Sonuç olarak; Akif merhum, yukarıda ifade edilen mezhepsel takıntılara, mezheplerin İslam'ın, Kur'an'ın üzerine çıkarılmasına karşı çıkıyor, bir inkılap istiyordu Hem de nasıl bir inkılap? Peki, dün böyle idi de, bu günkü durumumuz nasıldır? Yine değişen bir şey yoktur.

Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti devletimiz, Diyanet İşleri Başkanlığı'na TRT Diyanet gibi, fevkalade mühim, önemli, ciddi bir kanal tahsis etmiştir Niçin etmiştir? 21 çağın Müslümanlarının ikaz etsin, uyarsın, bilgilendirsin, irşad ve tebliğ görevi yapsın, Kur'an'ı anlatsın diye.

Ama, gelin, görün ki, Başkanlık, bu mevzuda sınıfta kalmaktadır!.

Bazan, sorulu, cevaplı Diyanet saatine takılmaktayım Başka zamanlar da, takip etmemin bir anlamı bulunmamaktadır!.

Ama, gelin görün ki, güncel mes'eleleri , zamanımızı ilgilendiren hususları, isimlerinin önünde Doç olan , Dr olan İlahiyatçı hocalarımız, 21 asrın fetvasını, taa alıp götürüp, Ebu Hanife'nin, İmam Şafii'nin zamanında dolaştırmakta, çözüm aramakta, çare bulmaya çalışmaktadır!.

Yahu, muhterem hocalarım, yapmayın, etmeyin, Ebu Hanife (ra) asırlar önce yaşamış, zulme, saltanata, Emeviyye'ye karşı mücadelesini yapmış, sonunda da şehid edilmiştir Sizler, onun zamanını günümüze getirirseniz, gerçekten gülmemek mümkün olmayacaktır!.

Son söz olarak; Merhum Akif'i anlamak, tanımak, onun düşüncelerini hayata hakim kılmak ülkemiz de şu anda zor görünmektedir!.

Çünkü, beyinlerin, kafaların, kalplerin, fikirlerin, gayelerin, zihniyetlerin baştan başa değişmesi, reforma olması lazımdır Ülkemiz de, tüm aydınların, İHLlerin, Başkanlığı(mızın, İlahiyatların sil baştan değişmesine ivedilikle gereksinim bulunmaktadır!.

Bu günkü konuyu şu şiirimle bitiriyorum: " Bazı gün ve geceyi, uğursuz saymak, Eminim, tüm bunlar, İslâm'dan kaymak, Dini bilmeyeni, kurnazca soymak, Bid'at ve hurafe, ne çirkin şeydir x Kur'ân ;alet olmaz, mezarlıklara, Ümitler bağlandı, nazarlıklara, Hatimler kurbandır, pazarlıklara, Bid'at ve hurafe, ne çirkin şeydir.

" ( Ş Özdemir) Rabbimiz!.

Bu aziz millete aydınlık günler lütfetsin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık