ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

İSTİSMAR EDİLEN DİNİ ALANLAR NEDİR?..

" Şeytan dedi ki: ( Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım . Onlara sağlarından, sollarından önlerinden ve arkalarından yaklaşacağım onların pek çoğunu sana şükredici bulmayacaksın." ( ( 7/16-17 )

Günümüz dünyasında; din istismarından, istismarcılığından tiksinmemek, nefret etmemek mümkün değildir. Her alan, her taraf, her cihet bu konuda bir rezillikle, pislikle dolu olduğu dikkat çekmektedir.

Ya Rabbim!.. Ne yapsak, ne etsek, ne gibi bir çözüm yolu bulsak ki, bu saçmalıklardan, bu tür çirkin reklamlardan, istismarlardan, dini kullanmalardan kurtulabiliriz?

Bilhassa, hacı babaların din istismarları daha çok dikkat çekmekte, bir sarhoşun, bir berduşun istismarından daha fazla zararlı olmaktadır. Çünkü, birinin adı hacı, diğerinin adı sarhoştur. Sarhoş, ayyaş ne yapsa yeridir. Lakin, hacı babanın rezilliği, öyle ört bas edilecek bir durum değildir.

Neler, hangi dini alanlar istismar edilmiyor ki?.. Giyim, kuşam, tesettür, Kur'an, Sünnet, misvak, miraç, sefa , merve, zemzem, hac, Arafat, mina, tesbih, imame, sarık, fistan, tekbir, vahdet vb. bir hayli kutsal mefhumlar istismar edilmekte ve tahrifat yaşanmaktadır.

" İslami kimliği taşımayan bir firma Müslümanların yoğun olduğu bir yerde başörtüsü üretip pazarlayabilir. En güzel örneği de Türkiye'de faaliyet gösteren Yahudi firması Vakko'dur.  Yine de Türkiye'de bir İslam'cı görümünde bir firma Müslümanların inançlarını pekâlâ tiicarileştirebilir.

Tekbir kelimesi Müslümanlarca kullanılan Allah'ı birlemeyi sembolize eden bir kavram olmasına rağmen firmanın biri ticari bir amaçla bu kelimeyi sembolize eden bir kavram olmasına rağmen firmanın biri ticari bir amaçla bu kelimeyi patentleştirmiştir.

Bu tür firmalarca başörtüsü bir moda olarak reklam edildi ve piyasaya sürüldü. 1996 yılında " Belli" tesettür firmasının reklamını hatırlayacak olursak " dalgalı uzun, parıl parıl saçlarını hoplatarak  yürüyen top model havaalanına  ayak bastığı anda flaşlar patlar, bir kalabalık peşinde...

Kız sadece saçlarını değil yürekleri de hoplatarak (!) kararlı adımlarla yürür, hayran bakışlar altında dışarıda bekleyen limuzine biner...

Durun bir dakika! Kız saçlarını hoplatmıyor ki!Kız başörtülü! Yanındaki kızcağız da! Galeriaya gidiyorlar, en şık şeyleri giyiyorlar, en iyi şeyleri yapıyorlar, herkes onlara hayran...

Onlar makyajlı.., Reklam sloganı duyuluyor. " birinci sınıf dünyalar için... O da nesi Belli eşarpları"... Yani genç kızlarımızın okullarında takabilmeleri için yıllarca mücadele ettikleri kutsal örtü.

Ne var ki modernizm için başörtüsünün Allah'ın bir emri olması hiç önemli değil moda diye sattırır başörtüsünü. ." ( İktibas Dergisi, Ekim 2010, B. Zeran, say. 36 )

Bu durumlardan utanmamak, hicap duymamak, vicdani azap çekmemek mümkün değildir. Hele, şu düğünlerde, nişan törenlerinde, öylesi baş örtülü, altı kot pantolonlu kızlarımızın aşüfteliklerine ne demeliyiz?

Tepe tepe hanımlar, başlarında eşarpları, moda moda renkli dünyaları ile, Yani, bir tarafta baş örtüsü reklamı, güya İslami giyiniş tarzı,  hareketleri, tavırları ile, oryantallik taplolar!..

Dini istismar sadece bir alanda değil, adı Müslüman olup da, Müslümanlığı içlerine sindirememiş Müslümanların hayatlarının tümünde bu tür yanlışlar, günahlar, reklamlar göze batmaktadır.

Demek ki, mes'eleyi şöyle anlayacak olursak, bir hanımın İslami tesettür sahibi olmasından ziyade, onun beyin yapısının dolu olması, bilgi donanım sahibi olması lazımdır.

Bir hanımın, kafasının içerisi tam takır ise, İslami şuur, İslami bilgi yok ise, isterseniz ona, envai çeşit baş örtüsü takınız, o hanımcağız sırası geldiği zaman, oyun havasını duyduğu vakit, yerinde duramayacak, toplumun önünde bile hemen sırıtmaya, gerdan kırmaya , kıç kıvırmaya başlayacaktır.  İktibas'a devam edelim:

" Erkek mayosunda haşema, suya atılan imza" gibi komik reklamlar da bu işin cabası. İlk yayın hayatına başladığı dönemde TGRT ( Amerikalı bir Yahudi medya patronuna satılmış olup, şu anda Fox tv olarak yayın hayatına devam etmektedir.)

Baş örtülü spikerler çıkarıyordu ekranlara ve " paranızı uyutmayın İHLAS finansta değerlendirin, kazancınızı büyütün , huzurla kazanmanın mutluluğunu yaşayın" diyorlardı.

Ne var ki onlar milleti uyutup paralarının üzerine yattılar. Ve bu inanç sömürüleriyle , sloganlarıyla inançlı kesim kesim tarafından iyice zenginleştirildi.

YİMPAŞ Holding'ide unutmamak gerek zira modernizm için paranın rengi kırmızı yeşil fark etmez. Yeter ki para olsun. Bu İslamcı modernistlerin bu gün geldiği nokta herkesçe malumdur. " ( a. g. dergi, say. 36 )

Maalesef, bu tür kurum ve kuruluşlar, Avrupa'da İslam'ın atılım yapmasına, yayılmasına, ihtida hareketlerine engel olmuştur. Çünkü,

Bu tür, Yimpaş, İhlas, Kombassan, vb. kandırıcı sektörler, insanlarımızı din ile, iman ile vurdular.. Bu gün, Avurapa'da milyonlarca insanımız, camiye giderken bile tedirgin, yarı inanır, yarı inanmaz durumdadırlar.  Neden ve niçin?

Çünkü, bu tür kandırılmış, zarara uğratılmış milyonlarca insana göre, İslam nedir, ne değildir, fikri yatmaktadır!..

Bu insanlara göre, İslam, Yeşil Sermaye, Allah, Din, faizsiz kazanç kavramları, hıırsızlık, kandırmacalık, faizciliğin daniskası, kirli kazanç, haram lokma, sömürü, göz boyama şeklinde algılanmaktadır.

Netice olarak;

Bir kaç gün  önce, sayın Cumhurbaşkanımızın, yurt dışında ikamet eden soydaşlarımıza bir duyurusu vardı.

Sayın Başkan haklıydı. Ölüsü bile kendi memleketine giden bir milletin çocukları, yılda bir kere de bile olsa, ana vatanlarına gelmeli, düğün, nişan, tatil, sünnet merasimlerini, şenliklerini orada yapmalı idiler!..

Çok şükür!.. Eski yıllara nazaran, sınırlarda, girişlerde büyük değişiklikler oldu. Rüşvet bitti. Bitti ama, bu defada, memurun, polisin çalımından, hor görmesinden geçilmemektedir.

" Pis insanlar" tabiri, polis ve memurun ağızlarında sakızdır. Dünün TRGT'ciisi, Yimpaş"cısı, İhlas'cısı, Kombasan'cısı bu gün ağız değiştirmiş. " Pis insanlar, yine gelmeye başladılar" sözü..

Hayatım boyunca, şu TGRT. denilen yayın kurulunu görmek istemedim, görmedim, izlemem, bakmam, kimseye de tavsiye etmem. Dini proğramlarını dinlemem, hem de inanmam.

Hele TGRT. yayınlarına çıkmakta olan bir Prof. ünvanlaı hoca vardır ki, bazan K. Maraş Aksu Tv.de de görünmektedir. Doğrusu Aksu TV. sine bunu çıkarmaları yakışmamaktadır. Çünkü,

Reklamcı, istismarcı, İslam'ın " Kerahet, " Mübah" " Müstehap" mevzularını istismar eden adamdır. Zaten, bunların Tevhidle, Rabbanilikle, Vahdetle, Kur'an Müslümanlığı ile, bir halleri bulunmamaktadır.

TGRT'nin, bu prof. ünvanlı alimciği(!), Alevi, Sünni mes'eleleri ile meşgul olur. İnsanlarımızı, mezhebi yönden kamplara ayırır. Düşmanlık hasıl eder. Rabbim!.. Bizleri, din istismarından korusun!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık