ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kadercilik Bir Emeviye Fitnesidir

KADERCİLİK, BİR EMEVİYYE FİTNESİDİR!.

-7- " ( Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve ( başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!" ( Neml sûresi, âyet 62) " Onlar mı hayırlı) yoksa karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin ( yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen mi? Allah'tan başka tanrı mı var! Allah, onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir" ( Neml sûresi, âyet 63 ) Asırlardan beri, bir türlü Kur'an'a yönelemeyen alemi İslam, yanlış kader/kadercilik/cebriye uydurmalarının arasında toz duman olup gitmektedir.

Bu mevzuda, önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi, her mes'elede, Emeviyye yani Beni Ümeyye, aziz İslam'ı baştan aşağı değiştirmiş, içinden çıkılmaz, faydasız, yararsız bir hale getirmişlerdir Bu günkü ortama hakim olan kader ve İslam düşüncesi, hiç bir yaraya merhem,, çaresizliğe çare, dertlere deva, hastalıklara şifa, problemlere problem çözücü olamamaktadır Çünkü, Muaviye'den bu yana, asıl hedefinden saptırılan inancımız, o gündür, bu gündür, ölü merasimlerinde, hatim dualarında, mevlid yortularında, üç, yedi, kırk ve elli iki törenlerinde etkin ve dile getirilir durumdadır.

Bereket versin, son zamanlarda, her ölü başında tatbik edilen iskat-devir alışkanlıkları kısmen terk edilmiş, kabir başlarında yapılan telkin anlatımları bırakılmış, yasin okumakla iktifa edilir duruma gelinmiştir Bir dönem, K Maraş ile kardeş şehir olan Trabzon İl'inde meşhur hocalardan Mustafa Cansız hoca efendi yaşamakta idi!.

Cansız hoca, müthiş bir bilgi sahibi, tefsir, mütevatir hadis, felsefi, mantık ilimleri ile mücehhez bir alimdi.

Bir gün, Cansız hocaya, gariban bir vatandaş, ölü ıskatı hakkında bilgi almak üzere yanına gelir: " Akçaabatlı fakir birinin babası vefat etmiş Köyün imamı adama " bir ineğin olsa bile satıp babanın ıskatını yapacaksın" demiş Tabi adamın imkanı olmadığı için yapamamış.

Ancak olayı dinin emriymiş gibi telakki ettiği için içi de rahat etmemiş Trabzon'a gittiği bir gün meseleyi Cansız Mustafa Efendi'ye sormak istemiş Cansız Hoca'nın İstanbul Oteli'nde olduğunu öğrenir ve oraya gider.

Hoca arkadaşıyla tavla oynamaktadır Adam hocanın yanına varır: -Hocam size bir soru sormak istiyorum -Buyur, sor.

-Babam vefat etti Maddi durumum hiç iyi değil Ancak köy imamımız sadece bir ineğin olsa bile babanın ıskatını yapmak zorunda olduğumuzu, bunun dinin emri olduğunu söylüyor.

Benim de imkanım yok Ne yapmam lazım? -Git onu söyleyen hocaya deki, yalan deyenin anasını skeyim mi? -Tövbe estağfirullah! Ben bu dediğiniz sözü ona diyemem.

-Ne oldu, beğenmedin mi? O zaman git o senin ananı sksin der ve zarları atar" ( ismailhakkialtuntas.

com) Cansız hocanın küfürle başlayıp, küfürle biten sözünde olduğu gibi, Emeviyye, İslam'ın içerisinde el atmadığı, değiştirmediği bir konu kalmamıştır Her ne kadar yapay, sunî (!) dini bir mes'ele var ise, bunu icad eden mutlak surette Emeviyye olmuştur Örneğin, bu yazımı yazarken, Mersin İl'imiz de cereyan etmiş bulunan bir kız çocuğunun menfurca , haince, zalimce, vahşice katledilmesini dinliyordum.

Üzüldüm, kahroldum, vicdanım toz duman içerisinde kalmış oldu! Çünkü, Takriben bütün yazılarımda dile getirmiş olduğum gibi, alemi İslam'da, kadınlar, hâlâ, kölelik, cariyelik devrini yaşamaktadırlar!.

Camilere sokulmuyor, cenaze namazlarından kovulmuş, hiç bir yerde söz hakları yok, erkeklerin kölesi, çocuklarının anası, beylerin, tatmin aracı, öfke dindirilen, sopa atılan, daha olmazsa, sokak ortasında öldürülen kesimlerdir!.

Peki, kadınların bu yanlış kadercilik inancı, ne zaman ihdas edilmiş oldu? Elbette ki, Muaviye İslam'ın dan bu yana, Emeviler, Abbasiler, Selçukiler , Osmanlılar ve günümüz dünyasında da bu iğrençlikler su yüzüne çıkmış oldu Bilhassa, günümüz dünyası, ileri, çağdaş modern bir İslami yapıya sahip olması gerekirken, ne acı ki, Boko Haram, Taliban, El-Kaide, Işid, Hizbullah, Pkk Pyd.

ve bir o kadarda tarikat dünyasının kadın algısı ile baş başa kalmıştır Tarikatı alemininin, kadın algısı daha farklı olup, önde bulunan pirin, kerametçinin, şeyhin her söylemiş olduğu buyruk, bir emirdir, bir ilahi düsturdur, mutlaka yapılması gerekmektedir!.

Yapılmazsa, icra edilmezse ne olur? Mürid hanımefendi ve beyefendi, dünyada ve ukbada huzur bulamaz, rahat yaşayamaz, dünya ve ahiretini yıkmış olacaktır Çünkü, müridin kaderi, pir efendinin elindedir Onun iki dudağı arasındadır.

Pir efendi, kadın ve erkek müridinin her haline, kaderine, alın yazısına, kazasına, belasına, rızkına, cehennemlik oluşuna, cennete hak kazanmasına nigahbandır Aksi halde, o müridan insanlar, pirlerini dinlemezlerse dünyaları yıkılmış, ahiretleri de berbattır Maalesef; " Bir Emevi fitnesi olan bu kadercilik/fatalizm/cebriye belası en bariz, en müfrit şekliyle tasavvufta bulunur.

İslam öncesi Cahiliyye Araplarında ayrıca Yahudi ve Hristiyanlarda da bulunan bu doktrin maalesef bu gün Ehl-i sünnetin itikadına dâhil edilmiştir Mekkeli müşrikler, Allah'a ortak koşmalarını Allah'ın dilemesine, dolayısıyla rızasına bağlamaktaydılar Yani, şirk kötü bir şey olsaydı, Allah onu bize takdir etmezdi, şirk koşmamız bizim kaderimiz olmazdı diyorlardı.

Yine bizi yaşatan ve öldüren ancak ' dehr/zamandır' diyen bir Dehriyyûn taifesi de vardı Özellikle vahdet-i vücud anlayışında bütün olup-bitenler-tüm insanların eylemleri ve düşünceleri buna dâhildir- Allah'ın tecellisinden ibaret görüldüğü için, kişinin iradesi tamamıyla yok sayılmaktadır Bu tam olarak fatalizmdir.

En halis, en koyu cebir anlayışı sûfilerde görünür Mesela: Cüneyd tevhidi şöyle tanımlar ' Tevhid, bütün yaratılmışların her türlü davranışlarını Allah'tan bilmektir'.

Zünnun-u Mısrî, Allah'tan başka fail, sebebler göstermeyi şirk olarak niteler Zaten kâinatı Allah'ın değişik mertebelerdeki zuhuru/tecellisi olarak gören bir anlayışta ' hür irade, ihtiyarî davranışlar, insanın sorumluluğu' gibi kavramlara yer yoktur Zaten onlar da tam olarak bunu söylerler.

Derler ki; Firavun Allah'ın kaderini icra ediyordu Bu nedenle o, halis-muhlis mümindi (!) Bu inanç doğal olarak onları cehennem azabının mahiyetini değiştirmeye götürdü Dediler ki, ' Cehennem fanidir'.

Onlara göre tevekkül; sebepleri tamamıyla reddetmektir Derler ki; " kim rızık için yola çıkarsa, o kimse aslında mütevekkil değildir" ( www.

saadettinmerdincom) Netice olarak; Kur'an'a layıkı veçhile inanan, ona gönül vermiş bulunan her Kur'an Müslümanına büyük görevler düşmektedir Her Kur'an Müslümanı, elini taşın altına koyacak, eli yara alacak, canı yanacak, ızdırap çekecek, ama, yine de çıkmış olduğu yoldan dönüş yapmayacaktır!.

Kur'an Müslümanı her kahraman, arkasına dönmeyecek, daima ileriye, ileriye koşacaktır!.

Dur, durak bilmeden, bıkkınlık, çaresizlik içerisine düşmeden, yoruldum, usandım demeden yürüyecektir! Çünkü; Ümmet, çıkılmaz bir yolun içerisinde bocalamakta, bilinmez bir yerde çırpınmakta, kadını perişan, erkeği mağdur, çocukları mazlum durumdadır.

Her tarafı, tevekkül yanlışı, kör kadercilik sarmış sarmalamış, kitlelere, yoksuzluğu, fakirliği, miskinliği, sefaleti yaşatmaktadır! Kurtuluş Kur'an İslam'ındadır, Rahat ve rehavet, huzur ve itminan, müreffeh yaşam Kur'an'dadır!.

Rabbimiz!.

Bu temennilerimizi gerçeğe dönüştürsün! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık