Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kadın Sefil Olursa Millet Rezil Olur

KADIN, SEFİL OLURSA, ÜMMET REZİL OLUR!.

" Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının.

Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir" ( Nisâ sûresi, âyet 1 ) Kadın hakları mevzuunda, bu gün ümmetin yaşamış olduğu ortam, yüz kızartıcı, cahiliyye Araplarının bir benzeri, sanki diri diri toprağa gömercesine, zulüm yapmakta, eziyet etmekte, sokaklarda, meydanlarda, caddelerde, evlerin tenha köşelerinde darp etmekte, olmadı bıçakla, silahla bin bir türlü eza, cefa ederek öldürme ve bundan da üste olduğumuzu gösterircesine övünç ve kıvanç duymaktayız!.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi, ümmet ve millet bünyesinde kadın-erkek kavgaları, nizaaları kadınların sapıkça örselenmeleri bitmeyecektir!.

Hem de bitmesi de mümkün değildir! Her gün, her an yaşamış ve şahit olduğumuz kadın öldürmelerinin üstüne, Özgecan Arslan isimli kız çocuğunun hunharca, despotça,.

zalimce, gaddarca, insafsızca, şerefsizce, wampirce öldürülmesi tüm olayların üstüne tuz biber ekmiş, aziz milleti infiale sürüklemiştir Millet ayağa kalkmış, rast gele sokaklarda yürünmekte, nara atılmakta, suçluya, en ağır cezaların verilmesi istenmekte, kimi asılmasını, idam edilmesini istemekte, kimileri de " kısas" yapılması için seslerini yükseltmektedirler!.

Oysa, Hiç bir kimse çıkıp da , ülkemizde, ümmet içerisinde kadın algısı, kadına verilen değer, kadın haklarını nasıl anlıyoruz veya anlamalıyız hususlarını gündeme taşımamakta, gelip-geçici, bir kaç gün sonra sona erici, bitici, anlık öfkenin, sinirlenmenin peşinde koşmaktayız! Halbu ki, ümmet ve millet bünyesinde, Özgecan Arslan vahşeti ne ilktir nede son olacaktır!.

Bir kere, tepeden tırnağa, ülkemizde kadın mes'elesi masaya yatırılmalı, yanlış, eksik, hata, kusur, günah nerede, nasıl, nasıl değildir, problemleri enine-boyuna gündemi meşgul etmeli, çare, çözüm, bitirici, sona erdirici tedbirler alınmalıdır!.

Örneğin, bendeniz bir Diyanet mensubu din görevlisiyim! Kendi zaviyemden düşünürsem, Diyanet, Din İşleri Yüksek Kurulu, Müftüler, Vaizler ve imam efendiler, bu hususlarda sınıfta kalmış durumdayız!.

Yani, Resulullah (sav)'in, sahabe-i güzinin veya Kur'an'ı Kerim'in emrettiği bir dini yaşıyor muyuz, yaşamıyor muyuz? Kadın ve erkek, Kur'an'ı nasıl biliyor, ona nasıl iman ediyoruz? Yoksa, adımız Müslüman, kitabımız Kur'an ama, sadece bu isimlerle iktifa ederek, amellerimiz, fiillerimiz, eylemlerimiz, kulluk görevlerimiz, Kur'an dışı olup, atalarden tevarüs, geleneklerden kopup gelen adetlerle, kültürlerle mi yaşayıp gitmekte miyiz? Bana göre, kadın efendiler, camilerden, mescitlerden erkekler tarafından kovuldukları için, dinlerini bilmemekte, Kur'an'a göre hayatlarını devam ettirmemektedirler!.

Yani, falan ilmihal de şöyle yazılı, filan fıkıh kitabında böyle gördüm, şu yerdeki tarikat lideri şunu söyledi, üstadım, ağabeyim bunu dedi, şunu dedi diyerek yol alıp gitmekteyiz! Cuma namazı yasaklanan hanımlar, kendi aralarında toplanarak, 4444 sayılı dualarla, 21 yasin, 40 yasin okumalarla zaman geçirdiği sürece, ülkemizdeki kâbus, kaos, çirkinlik, canilik bitmeyecektir!.

Tabii ki, bundan da, Başkanlığımız mes'ul ve sorumludur!.

Camiler, hanımlara niçin kapalıdır? Sorusuna cevap verilmesi Başkanlığımızın en önde gelen sorunudur! Sözün burasında, Trabzon İl'imizin meşhur hocası, merhum Cansız hocadan bir anı ile devam ettirelim: Olay şöyle olmuştur!.

" İzmirli bir avukat bir dava için Trabzon'a gelir Bir sohbet esnasında okunan duaların ölünün ruhuna gidip gitmeyeceğini tartışırlar.

Avukat okunan duaların ölülerin ruhuna gideceğine inanmamaktadır Anlatılardan da ikna olmadı " Seni ancak Cansız Hoca ikna edebilir" denilerek, Cansız Hoca'nın oturduğu kahveye giderler.

Cansız tavla oynamaktadır Adam hayret eder ama yine sorusunu sorar " Hocam okunan dualar ölü ruhuna gönderiliyor.

Gerçekten ölünün ruhuna gider mi? Cansız tavla oyununa devam etmektedir Başını kaldırmadan cevap verir: -Elbette gider -Peki nasıl gider? Cansız avukata sorar: -Senin anan, hanımın, kızın var mı? Avukat var diye cevap verir.

Bunun üzerine Cansız şöyle der: -Nerede oturuyorlar? -İzmir'de -Senin ananı, avradını, kızını.

Bu küfür üzerine avukat sinirlenerek, " Ne biçim konuşuyorsun?" diye çıkışır Bunun üzerine Cansız Hoca: -Bak! Sözümüz Trabzon'dan İzmir'e tesirini nasıl gösterdiyse okunan dua da ölülere öyle gider.

Bunun zıttı olup, Cansız Hoca'ya atfedilen nükte ise şöyledir: Adamın biri Cansız Hoca'ya şöyle bir soru sorar: -Anne ve babamın mezarına gitmeden ruhlarına göndermek üzere evden Kur'an okuyup yollasam yerine ulaşır mı? Sıkıntılı anında sorulan soruya Cansız soruyla şu karşılığı verir: --Ben senin anne ve babana buradan sövsem gider mi? Bu soruya sinirlenen adam " gitmez" diye cevap verir Bunun üzerine Cansız şöyle der: - Madem ki benim sövmem gitmiyor, senin okuduğun da gitmez" ( ismailhakkialtuntas.

com) Netice olarak; Kadınlarımız, yanlış din algısı yüzünden mağdur, insani haklarından mahrum bir şekilde rezilce yaşamaktadırlar! Konuşma hakları ellerinden alınmış, camilere giremiyorlar, cumaya, cenazeye katılamıyorlar, bilgi, bilim, ilim ve din konferanslarına katılıp, istifade etmiyorlar, tüm bilmezlikler içerisinde kadın-erkek eşitliği aramaktadırlar!.

Bir kere, kadın-erkek eşitliğini, sokaklardaki cinayetlerin sona ermesini istiyorsak ki , istiyoruz, bir kere, her iki kesimin de, bilinç, bilgi, şuur, İslam ahlakını bilmesi, öğrenmesi ve yaşaması lazımdır Aksi halde, mes'eleyi, " fıtrat" " yaratılış" ekseninde tartışırsak, değerlendirirsek, Hz.

Hatice'nin, Hz Aişe'nin, Hz Fatıma'nın vb.

yokluk, ızdırap içerisinde yaşamış oldukları şahane mutluluğu, huzuru, günümüz hanımlarının yaşaması mümkün olmayacaktır! Çünkü; İslam'la donatılmamış, Kur'an ahlâkı verilmemiş kadın ve erkeğin içerisinde bulunduğu ortam, envaı çeşit telefon, internet, laptop, faceebook ağlarında örseleneceğinden dolayı, daha olmadı Tv.

da her gün, her an günü meşgul eden " izdivaç proğramları" var olduğu sürece kaotik durum bitmeyecektir! Basını, yayını, medyayı susturmak mümkün olmadığına göre, İslam ve Kur'anî açıdan kadın-erkek eğitimine, şuuruna, bilinçlenmesine önem vermekten başka çare gözükmemektedir!.

Yani, kadını ve erkeği, gelenekten, uydurma hadislerden kurtaralım! .

Rabbimiz! Bu hususta, aziz milletimize, yardım ve inayetini esirgemesin!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir © 2015 Microsoft Koşullar Gizlilik ve tanımlama bilgileri Geliştiriciler Türkçe


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık