Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kadının Huzur ve Mutluluğu
" KADININ; HUZUR VE MUTLULUĞUNA GİDEN YOL, ÇARŞI VE PAZARDAN GEÇMEMEKTEDİR!.."
 
 
    " Ey iman edenler!. Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın edepsizliği (  yüz kızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiç bir kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir." ( Nûr sûresi, âyet 21 )
 
    Maalesef, ülkemiz sokaklarında, evlerimizde, caddelerde, meydanlarda ve tüm alanlarda huzur ve mutluluk yoktur. Çünkü, annemiz, kız kardeşimiz, ablamız, teyzemiz, halamız mesabesinde olan hanım efendiler bedbin, bedbaht ve kaderlerine küsmüş durumdadırlar!..
 
    Eli silahlı, satırlı, kamalı, bıçaklı caniler; hınçla, kinle, öfkeyle köşe-bucak kadın aramakta, öldürmek, darp etmek için, kalbindeki gayzını, öfkesini teskin etmek maksadıyla, İspanyol boğalarının Arenada koşması gibi, insan kovalaması gibi, bir o yana, bir bu yana seğirtmektedirler!..
 
    Tabii ki, kültürsüz, ilim yoksunu , camiden, toplumdan kovulmuş, Kur'anî bilgilerden mahrum kadın efendi bu durum karşısında ne yapmalıdır?.. 
 
    Elbette  ki, kadınların hiç mi hataları, kusurları yoktur?.. Elbette ki, kabahatlar çoğu kere karşılıklı olmaktadır!.. Erkek, akşam sabah kahvede, çay ocaklarında vakit öldürürken, orada-burada aylak aylak zaman tüketirken, hanım efendi de ilimden, irfandan, Kur'an'dan yoksun, amelsiz, ihlassız bir şekilde elinde dokunmatik telefonla zevzeklik yapmaktadır!..
 
    " Çeyrek tesettür anlayışı, çeyrek din anlayışı demektir:
 
    Aslında, kadınıyla erkeğiyle günümüz Türkiye Müslümanı, çoğunlukla diğer dini algılayış ve yaşayış konularında da benzer bir tavır içinde. Baş örtüsü, başların üstünde olduğu ve sokakta çarşıda ( sevinemiyoruz maalesef) çokça baş örtülü boşta gezen ( ya da görücüye çıkıp bir şeyler arayan) kız olduğu için göze batıyor da ondan.
 
    Hani bir zamanlar yetkili bir Türk büyüğü (!) öyle diyordu ya! " Bu memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz." Bu sözdeki komünizm kelimesini başörtüsüyle değiştirerek aynı sözü söylüyor şimdiki etkili ve yetkililer.
    Ve getirdikleri  baş örtüsü de bu. " Olmaz olsun böyle baş örtüsü!" dedirtmek istiyorlar topluma. Önceleri sosyete çıplakları şöyle diyordu:
 
    " Biz ne çarşaflılar gördük, ne haltlar ediyorlar..." Bu cümleden sonraki ifadeleriyle %99,9 yalan söylüyorlardı. Ama şimdi artık sadece sosyeteler değil, halkıyla elitiyle, her kesimden insan hem de nice gerçek olaylar ve gerçek görüntülerle delillendirerek.
 
    " biz ne baş örtülüler gördük, ne haltlar ediyorlar..." diye biliyor, hiç bir Müslümanın onaylayamayacağı cinsten aşırı özgür tavırları, yanındaki erkeklerle fingirdeşen baş örtülüleri, cıvık davranış ve baş örtüsüyle taban tabana zıt giysi veya giysisizlikleri, makyajlı rujlu, allıklı pudralı, manken yürüyüşlü baş örtülüleri gösteriyor.
 
    Güler misiniz-ağlar mısınız? Ben ağlanılması gerektiğini, ama ağlamaya bile vaktimizin olmadığını, bunların bizim insanımız, en azından bizim mesajımıza düşman olmayan, bize yakın insanlar olduğunu değerlendirmekten yanayım.
 
    Bütün bu yanlış/çirkin tavırlar gösteriyor ki, şuurlu Müslümanlara, hepimize çok iş düşüyor. Eğer biz yeterince İslam'ı, tevhidi, Allah'ı, O'nun emir ve yasaklarını, bütüncül olarak doğru bir şekilde anlatabilseydik, söylediklerimizi yaşayabilseydik bu anormal manzaralarla kesinlikle karşılazmazdık.
 
    Nitekim din eğitimi yönüyle temeli sağlam atılmış olan köklü ve sahih din/tevhid öğretimi ve eğitimi/terbiyesi alan kızlarda savrulma daha az olmakta." ( http://gencmuslumanlar.com/ahmed-kalkan)
 
    Garibliğe bakınız ki, her zaman özendiğimiz, taklit etmiş olduğumuz Batı ülkelerinde, kimse, kimsenin giysisine, giyeceğine, yiyeceğine, hal ve tarzına kat'iyyen karışmamaktadır!..
 
   İsterse zubun giyerler, isterlerse tüm saçlarını kestirip çarşı pazar sere serpe gezerler.. İster midi, ister maksi giyip topluma karışırlar.. Ama, hiç bir devlet büyüğü, insanların giysisine, elbisesine, modasına, rujuna, saç şekline karışmazlar!..
 
   Lakin, bizler, Türkiye Müslümanları, kılık-kıyafet, baş örtüsü için, şapka için, kasket sebebiyle nice zorlamalara maruz kaldık, hatta nice insanlarımız şapka giymemek için idam sehpasına bile yürümüştür!..
 
    Günümüz de, bazan bakıyorum ki, nice gençlerimiz, insanlarımız bilerek, bilmeyerek başlarına imamlarımızın giymiş oldukları, sarıkları giyip televizyon proğramları bile yapanlar bulunmaktadır!.. Ne diyelim, güle güle yapsınlar!..
 
    Hanım kardeşlerimiz de öyledir!.. Kimileri, siyah peçe, çarşaf, manto giyerek sokağa, çarşıya çıkmaktadırlar!.. Hal böyle olunca, devletin, resmiyetin tek elbise giymeye zorlaması, giymedikleri takdirde müeyyide uygulanmaya gidilmesi sakıncanın sakıncasıdır!..
 
    Hanımlar; yeter ki, Kur'anî emirlere, sahih sünnete uygun şekilde giyinip sokağa çıksınlar, tabii ki, sokaklarda da, saatlerce aylak aylak dolaşıp, üstündeki elbiseye müstehak olmayan bir davranış sergilemeleri doğru olmamaktadır!..
 
    Her zaman vurguladığımız gibi, üstte baş örtüsü, belinde daracık, gömlek, gömleğin altında sanki çırıl çıplak, sanki elbise yokmuş gibi bir daracık pantolonla sere serpe gezinmeleri, ellerde dokunmatik telefonlarla " lanet olasıca" sözünü söyletmemeleri gerekir.  Onun içindir ki;
 
    " İçinde bulunulan mekânın inanca ve yaşayışa büyük tesiri vardır. Cahili eğitim ve kurumlara, cahiliye köle pazarlarını andıran çarşı ve pazarlara salıveren insanların da bulunduğu ortamdan etkilenmemesi için çok ama çok sağlam bir tevhidi şuura, her bedelini ödemeye hazır güçlü bir imana ihtiyaçları vardır.
 
    Meyve veren her bitkinin her toprakta yetişmediğini, bazı yerlerin ayrık otlarına, kaktüs ve zehirli bitkilere çok müsait olduğunu hatırlayalım. Başında güzel meyve cinsinden başörtüsü bulunduran kızlarımız birer fidandır.
 
    O fidanın her yanını ahtapot kollarıyla zehirli sarmaşıklar sarıyor ve meyve verecek özünü vampir dişleriyle emmeye çalışıyorsa öyle bir genç ağaçtan güzel bir meyve bekleme şansımız pek olmayacaktır.
 
    Balık için su ne ise, tesettür de Müslüman hanım için odur. Su, balığın içinde yaşamayacağı oranda pislenmiş, zehirli atıklarla bulanmış ise balığın hali ne olur? Tağut düzeni ve kurumları reddetmeden, çocukların aldıkları çarpık eğitimi hatta onaylayan bir tavır içinde, televizyonun yetiştirmesine açık şekilde;
 
    Ve nefsani tarzda özgürce, yani başı boş tarzda caddelerde, sokaklarda gezip tozmayı, bakıp baktırmayı ihtiyaç sayan kızlarımız yetişirken sonucun böyle olacağını hesap etmemiz gerekiyordu.
 
    Uzun da olmayan etekleriyle diz altlarını, hele yırtmaçlı etekleriyle bacaklarını, kot ve benzeri pantolonla bluz veya tişörtle vücut hatlarını, üstünde hala duruyorsa pardösü demeye bin şahit isteyen mont türünden ve daracık dış giysisiyle belinin inceliğini göstermekten çekinmeyen baş örtülü kızlarımız;
 
    Başı açıklara geç de olsa uyarak düşük pantolon ve açık göbek modasına da uyar ve teşhirciliğin bu kadar rezilcesine de atılırsa şaşmamak lazım. Başında baş örtüsü var ya yeter, o kendini kapalı sayıyor.." ( http://gencmuslumanlar.com.ahmed-kalkan)
 
    Netice olarak;
 
    Garip bir ülkede ve dünyada yaşamaktayız!.. Dindar insan, ne yaptığını, ne yapacağını, niçin örtündüğünü bihakkın bilmelidir!.. Örtünmek, tesettür, iffet sıradan, basit bir mes'ele değildir!..
 
    Ötelere gidecek olursak, bir gün rast gele bir elbise giymiş olan Hz. Esma'nın; Resulullah (sav) tarafından itap edildiğini görmüş olacağız!..
 
    Hanımlarına sıkı sıkı tembihlerini, Hz. Fatıma'ya öğütlerini, Hz. Aişe'nin, bu mevzuda nasıl bilgili bir kişilik kazandığını tetkik etmiş olacağız!..
 
    İşte, tüm bunları tefrik ettiğimiz zaman, sokaklar, meydanlar, caddeler ve evlerimiz rahatlayacak, hanımlarımız, eziyete maruz kalmaktan kurtulacaklardır!..
 
    Devlet büyüklerimiz de, " Bu millet isterse; komünizm de gelir" gereksiz sözünü söylemeyecektir!.. Çünkü, elde Kur'an gibi bir kitap var iken, Kur'an bu mevzuda güzel bir ölçü sunmuş iken, bizlerin bu güzel emirleri sulandırmaya, hakkı, hukuku bulunmamaktadır!..
 
    Hanımlarımız; giymiş oldukları elbisenin kıymet ve önemini bilmeli, din ve imanının, Kur'anî emirlerin temsilcisi olduğunu layıkı veçhile idrak etmeli , inanmalı ve yaşamalıdırlar!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık