Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KADINLARIN ŞAHİTLİĞİ -1-

“Ey iman sahipleri! Belirli bir süre için birbirinize borç verdiğinizde onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabb'inden korksun da borcundan hiç bir şey eksiltmesin. Borç altına giren, aklı ermez yahut zayıf, çaresiz biri ise yahut yazdırmaya gücü yetmiyorsa, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun. Eğer iki erkek yoksa rızanızla kabul edeceğiniz tanıklardan bir erkek ve iki kadın gerekir. Bu, kadınlardan biri (Tedille)= şaşırırsa / yanılırsa / doğruluktan saparsa / aciz durumda kalırsa / hata yaparsa / karıştırırsa ötekisi ona hatırlatsın diyedir. Tanıklar, çağırıldıklarında çekimser davranmasınlar. Küçük veya büyük, borcu, süresine kadar yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında adalete daha yakın, tanıklık için daha sağlam, kuşkuya düşmemeniz için daha elverişlidir. Ancak aranızda döndürüp durduğunuz tamamen peşin bir ticaret söz konusu ise onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Karşılıklı alışveriş yaptığınızda da tanık bulundurun. Yazıcıya da tanığa da zarar verilmesin. Böyle bir şey yaparsanız bu, kendinize kötülük olur. Allah'tan korkun. Allah size öğretiyor. Allah, her şeyi en iyi biçimde bilendir” (Bakara: 2/282).

Bu ayet, tarafların ileride doğabilecek ihtilaflara karşı, önceden adil bir katibe şahitler huzurunda, borçlarını yazdırmaları ile alakalıdır. İlk önce şunu bilmemiz gerekir ki, bir erkek iki kadın şahitliği sadece bu ayette geçmektedir ve sadece boçla ilgili bir meseledir. Fakat fukaha bu ayetin İslam`da şahitlik müessesesini tanzim ettiğine inanmış ve her hususta iki kadının şahitliğini bir erkeğin şahitliğine eşit kabul etmişlerdir. Oysa bu görüş hiçbir delile dayanmaz. Bundan dolayı kabul edlicek bir görüş değildir. Şimdi bu ayetin yorumuna geçelim. İlk önce bu ayette geçen (tedille) kelimesinin ne anlama geldiğini öğrenmemiz gerekir. (tedille) = “yanılmak, şaşırmak, haktan sapmak, aciz durumda kalmak, hata yapmak” gibi anlamlara gelmektedir. Fakat bu kelime Kur`an`da daha çok “yoldan çıkarılmış olan, sapmış olan, doğruluktan şaşıran” anlamında kullanılmaktadır. Örneğin:

“Bizi doğru yola ilet. ni'met verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazabedilmiş olanların ve (Dalline) = sapmışların yoluna değil” (Fatiha: 1/6-7); “Onunla dilediğini (Tudillu)= şaşırtır / sapmasına fırsat verirsin, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim Veli'mizsin. O halde affet bizi, acı bize. Sen affedenlerin en hayırlısısın." (A`raf: 7/155).

Görüldüğü gibi bu kelime daha çok “doğruluktan sapmak, şaşırmak” gibi anlamlara gelmektedir. Fakat ne garip ki, bakara/282 ayetinde geçen (tedille) kelimesine bir çoğu “unutma” anlamını verip bu şekilde çevirmişlerdir. Oysa  ayette unutma tabiri bile yoktur. Zaten bir kadın unutmaktan ziyade heyecan yüzünden şaşırabilir, veya baskı altında kalarak doğruluktan sapabilir. Ayrıca Arapça`da “unutmak” sözünün karşılığı “tansa/nasi/nesiye”..dir. Öyleyse Bakara 282 ayetinde geçen (tedille) kelimesine “doğruluktan sapmak” anlamını vermek daha uygun ve doğru olsa gerek. Kadın ve erkek aynı şekilde doğruluktan sapabileceğine göre neden erkek için değil de, kadın için söylenmiştir diye düşünebiliriz. Neden kadınlar için söylendiğini İbrahim Sarmış şöyle açıklar:

“İki kadın şahit istenmesinin sebebi, tarih boyunca kadının içinde bulunduğu psikolojik ve sosyolojik durumdur. Bilindiği gibi, kuralı değiştirmeyecek istisnalar dışında, toplumlar tarih boyunca erkek egemen toplumlar olmuştur. Ortadoğu toplumları bunun tipik örnekleridir. Bunlar öteden beri ataerkil toplumlar olup hemen hepsinde erkek egemenliği vardır ve çıkarı doğrultusunda kadını konuşturmak için erkeğin baskı ve şiddet uygulama geleneği bulunmaktadır. Bu realite bugün de mevcut olup erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü İslam coğrafyasında kadın genelde erkeğin uydusu gibi hareket etmek durumunda kalmakta veya bırakılmakta, çok zaman baskı ve tehditle gerçeğe aykırı şahitlik yapmaya zorlanmakta ve bu baskı antında tanıklık yaptığında çok kez yanılma yahut sapma/yanlış bilgi verme yolunda yönlendirilmektedir. Bu baskı ve tehdit altında erkeğin çıkarlarını koruyacak şekilde kadın tanıklık yapmadığı takdirde, baskı ve şiddet görmekten  yuvasının dağılmasına, çocuklarından, hatta canından olmasına kadar, başına nelerin geleceğini de bilmektedir. Psikolojik olarak kadının daha duygusal, sosyolojik olarak erkeğe daha çok bağımlı ve baskıya daha çok maruz kaldığı/kalmakta olduğu göz önünde bulundurulursa, neden iki kadın şahit istendiği daha iyi anlaşılır.

Dolayısıyla ikinci bir kadının şahit koşulması, kadının erkekten daha çok unutkan veya adaletsiz olduğu için değil, böyle bir durumda baskı ve tehdit altınca gerçek dışı tanıklık yapmaya zorlanıp doğruluktan saptığı durumlarda diğer kadının ona gerçeği hatırlatması, uyarması ve yanlışı düzeltmesi içindir.” (İbrahim Sarmış, Olumsuz Kadın Algısı, s.71-72).

Bu yorum Kur`an`a ve tarihe uygun düşmektedir. Fakat ne olursa olsun bu ayeti  “unutmak” şeklinde anlamak çok uzak bir ihtimaldir. Hatta bazıları bu kelimeyi “unutmak” şeklinde çevirmiş ve iki kadının bir erkeğe denk olduğu şeklinde düşünmüşlerdir. Böyle birşey asla söz konusu değildir. Zaten bu ayetten böyle birşey anlamak imkansızdır. Ayrıca Hz. Peygamber`in tek bir kadına danışıp ve önerilerini kabul ettiği kaynaklarda mevcuttur (H. İbrahim Hasan, İslam tarihi, I/172).

Bakara 282 ayetini “hata yaparsa” şeklinde anlamak da mümkündür. Örneğin Muhammed Esed bunu bu şekilde çevirmiştir. Bu da uygun düşmektedir. Ve yine kadın ve erkek aynı şekilde hata yapabileceğine göre neden erkek için değil de, kadın için denmiştir diye düşünebiliriz. Malum, o zamanlar kadınlardan çok erkekler ticaret işleriyle uğraşırlardı. Bu, kadının ticaret ve ticari anlaşmalar konusundaki bilgisizliğinden kaynaklanabilecek muhtemel hataları önleyici bir tedbir olabilir. Genel olarak kadınların ticari usullere erkeklerden daha az aşina olmaları ve bu nedenle bu konularda hata yapmaya daha yatkın olabilmeleri gerçeğinden dolayı olabilir. Demekki şahitlik eden kadın bir hata yaparsa diğer kadın ona hatırlatacaktır. Bu görüş de doğru gözükmektedir.( yazı sahibi: Emrah Gedik)

(Yarın aynı konuya devam edilecektir...) 

 

Emrah Gedik


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık