Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KALAYCI PEHLİVAN!
 YİNE BİR, AFŞİN HATIRASI: " KALAYCI PEHLİVAN!"
 
 
    " Milletçe, en kutsal heyecanımız,
       Kur'an'a, ezâna, bayrağa saygı.
       Bunlar için akar, bizim kanımız,
       Kur'an'a, ezâna, bayrağa saygı!"  ( Ş. Özdemir )
 
    Afşinli şair A. Süreyya Durna ustamız, sevilen, sayılan, şiirleri özlemle okunan  bir şairdir!.. Kendisini, Afşin belediyesinde çalışmış olduğu sıralarda ziyaret etmiştim. O gündür, bu gündür bir daha karşılaşmadık. Ümid ediyorum ki, sağlıklı, sıhhatli, heyecanlı bir şekilde şiir yazmağa devam etmektedir.. Allah, sağlık, afiyet versin!..
 
    Dini yazılarımdan, okumalarımdan fırsat buldukça, bir Afşin anısını, hatırasını yazmak hoşuma gitmektedir.  " Kalaycı pehlivan" anısı da böyle, hoş, tatlı, neşe duyulacak bir yazıdır. Buyrun isterseniz, bu güzel yaşanmışlığı birlikte paylaşalım:
    Kalaycı Pehlivan!..
 
    " Hayatında güreşmediği halde güreşe soyunup, güreşmeden berabere kalma olayı, K. Maraş İli Afşin İlçesi ile Sivas'a bağlı Kangal İlçesinin Deliklitaş köyü arasında yaşanır, ilginç olay şöyle seyreder:
    Yıl 1956'lar. Afşin'in eski ustalarından Bıçakcı Hüseyin; iyi bir bıçakçı olmasının yanında iyi bir avcı, aynı zamanda iyi de bir kalaycı ustasıdır. 
    Avcılar ava gidecekleri zaman " avcıbaşı" kabul ettikleri Bıçakçı Hüseyin'i önlerine katarlar. " Bu gün hangi av muhitine gidelim?" meşvereti gereksiz.. O hangi tarafa işaret ederse o tarafa gidilir. Herhangi bir sebepten kendisi ava gidemediği zaman kekliğini emanet almak için, akla/karayı seçtikleri bilinmektedir.
    Çünkü Harran ovasından getirttirdiği bu kekliğin üzerine öten keklik yoktur. Yukarıda da sözü geçtiği gibi, kendisi ava gidemediği zaman kekliği minnet rica emanet isteyenler olduğu gibi, günlük, haftalık kiralayanlar da olur. Ayrıca bu kekliğe oğlakları ile birlikte iki adet süt keçisi verdikleri halde alamadıklarını o günün avcıları söz eder.
    Ayrıca şen ve şakraktır da. Bir esprisini söz etmeden geçemiyeceğim; kekliğine yedirmek için ceketinin cebine doldurduğu ceviz içini, keklikçiler kahvehanesinde askıya astığında çaktırmadan, muziplik olsun diye avuçlayan arkadaşını çok sonra öğrenen Bıçakçı Hüseyin; " amma etmişsin. Afiyet olsun." deyip gülüştükleri bilinir
    Neyse, biz dönelim esas meselemize. Bıçakçı Hüseyin, kalaycılık yapmak üzere Sivas tarafına gidip vardığı her köyde bazan bir, bazan iki hafta kalarak köyün tüm bakır kaplarını kalaylamak suretiyle geçimini  sağlamaktadır. Son gittiği yer Sivas'a bağlı Kangal ilçesinin Deliklitaş köyüdür.
    Köy oldukça büyük. Burada en az 10 gün kalacaktır. Hüseyin Usta kap kalaylamaya devam ededursun, köyün ileri gelen birisinin, diğer bir deyimle ağasının düğünü var. Bilhassa o bölgede düğünlerde güreş gelenekseldir.
    Güreşe, pehlivanları imrendirecek ikramiye konulmuş, etraf köyler de davet edilmiştir. Oldukça iddialı olan güreş başlamış, davulcu Köroğlu havasını çalmaya devam etmektedir. Söz konusu güreşin final müsabakaları yapılırken, yıllarca anlaşamayan iki kabilenin ileri gelenleri, taraf tutmaya başlayınca; iş daha da ciddileşir. Öyle ki, olası bir kavgaya zemin hazır gibi.
    Sıra baş pehlivanların güreşine gelmiştir. O fasıl başlar. Birkaç el tuttuktan sonra haliyle bir tarafın tuttuğu pehlivan, diğer tarafın pehlivanını tuş edince, ortalık birden alevlenir. O sırada, el altından, yenilen taraf ağanın adamlarından biri kulağına eğilerek;
    " ağam, Afşin'liler doğma/büyüme güreşçi olurlar. İsterseniz şu kalaycıyı adımıza güreştirelim" diye fısıldaması üzerine:  derhal bulun, getirin!" der ve karşı tarafa da " güreş henüz bitmedi, daha güreştirecek pehlivanımız var" duyurusunda bulunulur.
    Bilmezler ki, kalaycının, hayatında hiç güreş tutmadığını ve de soyunmadığını. O, güreşe ilgisiz. İzlemeye bile gelmemiştir. Kalay işleriyle meşgulken, ağanın adamları gelip durumu anlatır ve;  "ağa seni çağırıyor, güreşe soyunacaksın" derler.
    Kalaycı; " benim iri yarı olmama bakmayınız. Hiç güreşmedim." der, ama bir türlü derdini anlatamaz. Bu gövdenin sahibi güreşemez olur mu?" deyip adamı haline bırakmayarak apar-topar tutup güreş meydanına götürürler. Öyle ki, nefesler tutulmuş,herkes gelecek olan pehlivanı beklemektedir.
    Huzura varınca, kalaycıya ağa, gizlice der ki; " Bak oğlum! Bugün benim ölüm/kalım savaşımdır. Ne istersen vereceğim, yeter ki beni mahcup etme!."
    Ne yapsın kalaycı Hüseyin... Görevlendirdiği kişiler gibi, ağaya da söz kâr etmiyeceği kesin. " Peki efendim, güreşeyim" der. Tabiî bu nazlanma zaman alır, ister istemez gecikir. Zannediliyor ki, öbür tarafın korkusundan güreşmeyecek. Uzatmayalım, ağanın adamları; kalaycının, kimi kasketini, kimi çarığını/çorabını çıkartarak güreş şalvarının giydirirler.
    Mevsim ilkbahar. Yoğun bulut havayı tamı tamına kaplamış, gök gürleyip şimşek sürekli çakmaya başlamış, yağmur; " yağdım, yağacağım" diyor sanki. San ki demek de fazladan. Kalaycı Hüseyin, nam-ı diğer Bıçakçı Hüseyin içinden: " Allah'ım, iki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) yüzü suyu hörmetine, İsa (as) ve Afşin'de yatan  Mağara Yarenleri Yedi Uyurlarıyın yüzü hörmetine, ben güreşe dalmadan ( başlamadan) yoğun bir yağmur ver" deyip sürekli dua ettiği dudaklarının kıpırdamasından anlaşılmakta, ne deyip ne yalvardığını ise yalnız kendisi bilmektedir.
    Ancak izleyicilerden bu durumu fark eden çok az... Daha sonra, " sen ne diyordun sahayı dolaşıp peşrev çekerken?" diye soranlara; sözü geçen duayı yaptığını bizzat ifade etmiş, durumu apaçık anlatmıştır. O, orada dursun. Rakibi olan pehlivan dalış yapmak istediği anda, kendisi çaktırmadan kaçamak yapmakta, ağırdan alarak, güya peşrev çekiyormuş gibi sahayı kavis çizip tur yapmakta, yarım yamalak çektiği sözde peşrevi uzatmakta, karşı pehlivanın dalışına fırsat vermemeye özen göstermekte, misilleme yapmayı çaktırmadan reddetmekte , kucaklaşmayı uzatmaktadır..
 
    Boy 1,95, kilo 105, O biçimde yakışıklı. " Böyle pehlivan ancak Afşin'den çıkar. maşallah " diyen diyene. Bu cüsse ve peşrev karşısında rakibi pehlivanın korkuya ve paniğe kapıldığı da gözden kaçmamaktadır. Sık sık eğilip elini toprağa vurup kaldırdıkça  kendine iyi bir pehlivan edası veren Kalaycı Hüseyin'in duası kabul olur.
    Bir yağmur başlar ki, yerden mi yağıyor, gökten mi yağıyor belirsiz âdeta. Herkes başı canı kaytına düşmüş, " az ıslanayım" diye kaçan kaçana. Sürekli Köroğlu havasını çalan davulcu çoktan susmuş, onlar da kaçanlar arasına karışmışlardır. Çamaşır ve elbiselerini kucaklayıp kaçanlar arasına karışan iki pehlivan ise hakem heyeti " berabere kaldı" ilan etmiştir.
 
    Böylece, Kalaycı Pehlivanın ister istemez güreşe soyundurulması, köyde oldukça elektriklenen havayı, güreşmeden, duası sayesinde olsa gerek yatıştırmış, muhtemel bir kavga da kendiliğinden önlenmiştir.
 
    Kaynak; Kalaycı, namı diğeri Bıçakçı Hüseyin'den bizzat dinleyen, yazar-şair Ahmet Süreyya Durna. Ben de, Turna'dan  bizzat dinledim ve Haber Elbistan gazetesinde yayınlanan makalesinden faydalandım. İlginçliği dolayısıyla durumu kitabıma taşımış bulunuyorum." ( Un Sandığı, 2, M. Göçer, say. 87,88,89,90)
 
    Netice olarak;
    Biliyorum.. Yazım uzun oldu.. Fakat, yarıda kesmem mümkün değildi. Takip edenlerim, beni bağışlasınlar.. Bizzahmet bu güzel anının neticesini öğrenmek için sonuna kadar okuyu versinler!..
 
    İşte, Afşin İlçesi böylesi anılarla, güzel yaşanmışlıklarla dop doludur..  2015 tatilim sırasında Çobanbeyli mahallemizden Hacı Penahi kardeşle bir kaç saat sohbetim oldu.. Hacı Penahi;  sanki, petrolde çalışmamış da, hayatını, ömrünü güreş meydanlarında geçirmiş gibi, bölgede ne kadar ün yapmış, güreş yapmış pehlivan var ise, hepsinin güreşini, oyununu, çangalını, tuşa getirmelerini izlemiş, olmadı güreş sonunda meydana gelen nizahları, tartışmaları da yaşamıştır.. İnşaallah!.. Hacı Penahi kardeşi, uzun uzun dinleyeceğim.. Selamlar olsun!..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık