ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KAZA-KADER VE ÖZGÜR İNSAN!.. -1-
     " Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir." ( Rahmân sûresi, âyet 29 )
 
    Bilindiği üzere, tüm varlıklar, dilleri ve halleriyle, ibadet, rızık, affedilme ve benzeri konularda yüce Allah'tan yardım isterler.
    Allah diriltmek, öldürmek, değerli veya değersiz kılmak, zengin veya fakir yapmak, isteyene vermek ve benzeri işlerde, her an kâinatta tasarruf etmektedir.
 
    " Putperestler diyecekler ki: " Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de aynı şekilde ( peygamberleri) yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz." ( En'âm sûresi, âyet 148 )
 
    Zaman zaman, Kaza-kader ve irade-i cüz'iyye mevzularına değindiğimiz gibi, bu gün yine, yukarıda zikredilen ayeti kerimeler ışığından yola çıkarak, "kaza-kader ve özgür insan!" konusuna temas edeceğim!..
 
    Müslümanların kader inanışı, son devrin İlahiyatçı, akademisyen, aydın, entelektüel hocalarına göre yanlış, hatalı, robot halinde yaşama, cebircilik halinde devam edip gittiği için, yanlış kaderiyye anlayışı, İslam toplumlarını geri bırakmış, geriliği, geri kalmışlığı kadere atarak, kaderi suçlayarak, 21 nci asrın çok çok gerilerinde yuvarlanıp gitmektedirler!..
 
    Dünkü ve bu günkü kader anlayışına, düşüncesine isyan eden alimler, Akif gibi vb. müthiş insanlar, aydınlar tu-kaka yapılmakta, reformculukla, inkılapçılıkla, yenilikçilikle, ilericilikle suçlanmaktadırlar!..
 
    " Hz. Ömer (ra) devrinden anlatılan şu rivayet az da olsa bu konuların " Müslüman" zihinlere yerleşmeye başladığını göstermektedir:
    Yezid'in ailesinin büyükleri Bedir'de  Müslümanlar tarafından öldürülmüştü. Bedir'in acısı emevi ailesinin içine oturmuştu. Kerbela'daki vahşetten kurtulanlar ( boyunları birbirlerine zincirlerle bağlanmış vaziyette) ile Hz. Hüseyin'ien kesik başı Yezid'in  sarayına getirilir ve onları olanca küstahlığıyla karşılamaya çıkan Yezid ötmekte olan bir karga sesi duyar ve şu beyti okur.
 
    " Bir karga öttü de, ona ' ister öt, ister ötme' dedim şu kesin ki ben, Resul'den alacağımı tahsil ettim"
 
    Cahiliye kaderci-cebirci yaklaşımının emevi iktidarı tarafından hortlatılmasının nedeni siyasi hegemonik dürtülerdir. Muaviye'nin şahsında emevi iktidarları ( 2,5 yıl süren Ömer bin Abdülaziz ve altı ay süren II. Muaviye dönemi hariç) zulümle yönetimde kalmışlar ve bundan daha kötüsü de ümmete bıraktığı şu kötü miraslar olmuştur.
 
    1- Hz. Ebu Zer'in şiddetli itirazına rağmen Muaviye, Beytü mali'l müslimin ( Müslümanların malı/kamu malı) anlayışı yerine ( malullah/ Allah'ın malı" anlayışını getirerek, mal Allah'ın malı onu dilediğine verir ve Allah malını Emevi ailesine vermeyi diledi ve buna kimse karışamaz diyerek yaptığı adaletsizliği Allah'a yüklemesiydi.
 
    Ayrıca, yönetimlerinin eleştirilmesine engel olmak için, " yöneten ile yönetilen/iktidar ile halk" ilişkisini ilahi olana atıf yaparak/teolojik düzleme çekerek ve de bu sayede toplumu edilgen hale sokan " Eminullah/ Allah'ın güvendiği" " Halifetullah/Allah'ın halifesi" gibi etkili ve kutsiyete atıf yaptıkları ünvanları kullanmalarıydı.
 
    Bunun halk nezdindeki iktidarlarına yönelik algıyı, iktidarlarının ezelde oluşturulan bir yazgı/kader olarak oluştuğu şeklinde kabullenilmesini istemekteydiler. Tabi böyle sunulan bir siyasi yapılanma meşruiyetini dinden/Kader'den aldığı gösterilerek/yutturularak iktidarı  eleştiri dışı bırakılması sağlanıyordu.
 
    2- İktidarını kutsama/kollama adına kaderci-cebirci anlayışı resmi devlet ideolojisi haline getirerek, Emevi ailesinin iktidarı Allah'ın kaza ve kaderidir deyip buna karşı çıkmanın Allah'ın kaza-kaderine karşı çıkmak olacağını söyleyerek yaptıkları zulümleri Allah'a yüklemekteydiler.
 
    Emevi iktidarının işlediği zulümleri " kader"e yüklemesine karşı çıkanların başında Ebu Zer'in dostu/yoldaşı olan Mabed el Cüheni gelmektedir. (ö.80/699)
    Onun şu cümlesi düşüncesini özetlemektedir: " Kader, önceden belirlenmiş değildir, iş her defasında yenilenmektedir. " Aslında bu söz, Allah'ın Hallak oluşu gerçeğini ifade eder ve " Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün/an bir iştedir." ( 55/29) ayetinin tefsiridir. Cüheni, Kader'i zulümlerine payanda yapanlara karşı itirazlarına devam eder ve katledilir.
 
    3- Şura ile seçilen imamet müessesesini saltanata dönüştürmesi, imameti kabileye ve ganimeye kurban etmesi, fetihlerin gayesi ilayi kelimetullah iken ve baş kesmek değil başların secdeye varmasına vesile olmak  iken, güç ve ganimet  öncelenerek ve de bunu zulme dönüştürerek fetih kavramının ters yüz edilmesi.
 
    4- Takvaya dayalı üstünlük anlayışına karşılık Arapçılık ( arube) yüceltilmiştir. Şu örnek meseleyi özetlemektedir. Ragıp el İsfehani'nin nakline göre: " Haccac, Basra'daki valiye, Nabatlı mevalileri ( arap asıllı olmayanları) sürgün etmesini emretti. Vali " Kur'an okuyanlar ve dinde derinleşenler hariç, ne kadar Nabatlı varsa sürgün ettim" diye yazdı. Haccac ona şu cevabı verdi. " Bu yazımı okuduğunda, etrafındaki doktorları çağır. Sende Nabatlı bir damar bulurlarsa, onu hemen kesip  atsınlar."
 
    5- Üretilen/sarılınan ve silah olarak kullanılan rivayet kültürünün hakikati perdelemek için kullanılması . Hakikatin önüne yükseltilen bu duvar " seni sevmeyen ölsün" kabilindendi. Sünen sahibi İmam nesai , hadis kitabında Muaviye b. Ebi Süfyan'ın fazileti hakkında hadis nakletmemişti. Bu konuda kendisine yöneliik itham ve baskılara karşı,  " Ben ' Allah Muaviye'nin gözünü toprakla doyursun' sözünden başka bir söz /hadis bilmiyorum" demişti. İşte bu yüzden bu hadis imamı, camiden çıkartılmış ve ayakları taşla ezilmek suretiyle öldürülmüştür.
 
    Ayrıca, sahabe tarifi ilk dönemlerde " Resulün can dostları/yoldaşları" olarak tarif edilirken, sonraları Hz. Nebi'yi bir biçimde görmüş olan herkesi sahabe tanımına dahil ettiler, oysa Hz. Peygamberin (sav) ashabı/yoldaşı olmak başka bir şey, onunla olmak başka bir şeydir.
    Yapılan bariz zulümleri ve haksızlıkları " sahabe" perdesi/ kılıfı üzerinden ve de kutsiyet atfederek normalleştiren bir sahabe algısı oluşturuldu. Dahası, Sıffin gibi bir kırılmayı sırf bu kabuller üzerinden " ilahi takdire" bağlayarak adeta ve haşa faturayı Allah'a kestiler.
 
    Son tahlilde, doğrular herkesi ikna etmezdi, kitleler doğrulara/ gerçeklere değil, vicdanlarını teskin edecek yalana inanmaya daha yatkındı. Ahaliyi teskin edecek o yalan, vahyin şiddetle reddettiği cahiliye günlerinde revaçta olan ve çok sonraları " cebriye" adıyla mezhepleşecek olan " kadercilik" idi." ( www.kuremeedya.com/kemal-songur)
 
    Netice olarak;
    Resulullah (sav) 'in aziz, pak, dos doğru çizgisi terkedilmiş, terketmekle kalınmamış, akabinde  evlad-ı resul , aklın, hayalin ötesinde oluşacak kötülüklere, boyun kesmelerine, iffet, ırz ve namusları yerlerde sürünürcesine bir zulme maruz bırakılarak, bunun adına " kader" denmiştir. Nasıl kaderse? (!)..
 
    Bu noktadan hareketle, diyorum ki, insan iradesi, insan özgürlüğü, insanın dileme kabiliyeti, hayır ve şerri işleme durumu nereye, hangi yere sığdırılacaktır?
    İnsan, insandır!.. Robot, ot, böcek, çiçek, hayvan ve diğer yaratılmışlardan hiç değildir!.. Dünyayı imar etmekle mükellef insan, akıllı, düşünen, idrak eden, izan sahibi bir varlıktır!.. Bu güzel varlığın, yaratılmışın elinden, dileme özgürlüğünü alırsanız, bu muhteşem varlığı hayvanlaştırmış olursunuz!..
 
    Hal böyle iken, ben insanım, düşünüyorum, Kur'an okuyorum, Resululah (sav)'in ve Allah'ın bana vermiş ve yüklemiş olduğu yeteneklere dayanarak, aklımı, fikrimi, tefekkürümü çalıştırarak, bu günkü kaderciliğin , bir Emeviyye kurnazlığı olduğuna inanıyorum.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık