ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kaza ve Kader İnancı ve insan özgürlüğü

 KAZA-KADER İNANCI VE İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ!.. -5-
 
 
    " De ki: ( Yapacağınızı) yapın! Amelinizi Allah da resulü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir!.." ( Tevbe sûresi, âyet  105)
 
    " O geldiği gün Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi bedbahttır, kimi mutlu." ( Hûd sûresi, âyet 105)
 
    " Kaza-kader inancı insanın özgürlüğü  konulu yazımın 5 nci bölümü ile karşı karşıyayız!.. Rabbim!.. Bizlere, İslamî bilinç lütfetsin!..  
 
    İslâmî ve Kur'ânî bilincin olmadığı yerde, cehalet, kaos, kör kadercilik, taassup ve kaotik durumlar, geri kalmışlıklar yaşanmaktadır!.. Ama;
    Özgür iradenin yaşandığı, bulunduğu, gözlemlendiği yerde, diyarda, beyin ve kafalarda çalışma, alın teri, atılganlık, ileriye koşma durumları, kalkınmışlık, medeniyet, ilericilik yaşanmaktadır!..
 
    Beyin ve düşüncelere pranga vurulursa, kör kadercilik, kaza-kader yanlış inancına hapsedersek, olduğumuz yerde kalır, herkes Ay'a giderken, Merih'e, Mars'a ulaşırken, bizlerde birbirimizle kavgalı, nizahlı, döğüşlü bir halde asırları tüketmiş, zamanları öldürmüş oluruz!.. Şu alıntımızda izah edildiği gibi:
 
    " İbni Teymiyye'nin anlamlı tesbitinde olduğu gibi, Eş'ari/kaderci bir kelamcıyı bir mahkemeye hakim etsen, suçluları yargılamak için " özgür iradecilerin"  akıl yürütme yöntemlerini kullandığını görürsün. Zaten başka türlü adaleti tahakkuk ettirmesi mümkün değildir. ( Aksi takdirde Kader'den başka neyi yargılayabilirler öyle değil mi?)
 
    Parçacı/parçalayan cebirci mantık, kendi tezini Kur'an'a da söyletmenin peşindedir, ayeti parçalar ve anlamını tersyüz eder ve kullanır . Örneğin: " Artık onlardan kimi bedbaht ve mutsuz ( kimi de) mutlu ve bahtiyardır" ( 11/105) ayetini ( ahirete dönük olduğu apaçık olan) " gelecekten" bir operasyonla " geçmişe" hamlederek döndürür.
 
    Sonra da rivayet edebiyatı kullanılarak; Allah kullarını daha annelerinin karınlarındayken bedbahtlar ve bahtiyarlar olarak yaratmıştır, daha anne karnındayken insanların " said" ve " şaki" damgasının vurulduğu, " müşriklerin çocukları ateş/Nar'dadır" ve benzeri rivayetlerle desteklenir.
 
    8- Sahte sorular sorarak suyu bulandırılar. Veledi zinayı kim yarattı sorusu gibi. Aslında bu soruyla kendi sapkın tezlerini öne çıkarıyorlardı, şöyle ki, eğer zina mahsulü çocuğu yaratan Allah ise, bu takdirde çocuğun olmasına sebep olan zina da onun " kaza-kaderi" ile gerçekleşmişti.
 
   Eğer öyleyse, zinanın sorumlusu zina eden kimse midir, yoksa o çucuğun yaratılmasını ezelde takdir eden Allah mıdır? Eğer bu sonuncuysa, zina eden neden cezalandırılır? Hasan El Basri'nin bunlara cevabı; Cezanın çocuktan dolayı değil, Allah'ın nehyettiği bir fiil olan zinayı işlemekten dolayı olduğudur.
 
    Kaderci mantığın duvara toslamak zorunda olduğu bir örnek; savaş yazıldıysa iki taraf gereklidir, Bedir'de Müslümanlar ve müşrikler karşı karşıya gelmiştir, her iki taraf yazgıda olanı, yazılan kaderi oynamaktadır, bu da Allah'ın kaza-kaderidir, dolayısıyla rolleri oynayanların suçu olabilir mi?
 
    Hallac-ı Mansur'un ve " katıksız cebirci" İbn Arabi'nin Firavun'la Musa'yı yazılanı, kaderde belirleneni oynayanlardır kabulünden hareketle eşitlemeleri/aynileştirmeleri. ( Fusus, s. 210) Yani zulmeden de zulme karşı mücadele eden de, inkar eden de iman eden de " bu sapkın bakışla" aynı gözede buluşmaktadır.
 
    Yezid, Emevi iktidarına karşı çıkanlara şöyle diyordu: "
    "Boşuna uğraşmayın! Allah bizi istiyor. Allah bir şeyi beğenmediği zaman onu değiştirir." Kılavuzu şeytan olanların her daim zihinleri benzer çalışır ve üretir ( teşebehet kulubuhum), Yezid'den 13,5 asır sonra yaşamış, kan bağıyla olmasa da zihinsel bağıyla torunlarından/nesillerinden olan ABD başkanı Richard Nixon da dünyayı tehdit ederken şöyle diyordu:
 
    "Tanrı Amerika ile beraberdir ve Tanrı ABD'nin yönettiği bir dünya istiyor." Yani ABD işlediği/işleyeceği cinayetleri " kader" üzerinden meşrulaştırıyordu/pazarlıyordu.
 
    Benzer bir tavrı Suudi'lerde de görüyoruz. 1990 yılının haccında yaşanan " Tünel Faciası"nda resmi rakama göre 1426 kişi, bağımsız kaynaklara göre 5-6- bin hacı Mina tünellerinin içinde ezilerek feci bir biçimde öldü. Suudiler bu faciayı " Allah'ın kaderi" ile izah ettiler ve ilave hiçbir izaha ihtiyaç duymadılar.
 
    Fakat sonradan anlaşıldı ki, bir Suudi prensi geçsin diye tünelin ucu tutulmuş, olan bitenden habersiz hacı seli durmamış ve öndekileri ezmişti. Karıncayı ezmenin yasak olduğu bir zaman ve mekanda ezilen hacıların kanından sorumlu olanlar " İlahi takdir böyleymiş"  diyerek ellerini " kader" sabunuyla pırıl pırıl/ak pak edivermişlerdir." (www.kuremedya.com/kemkal-songur)
 
    " Allah kanretsin" demekten  başka bir kelime bulamıyorum!.. Bu rezil zihniyet, Muaviye'den bu yana aynen ve aynı küstahlıklarını göstererek, tıpkı, Kerbela'da 72 " Evlad-ı Resul"ü katlettikleri gibi, Mina'da hacıları ezmeye devam etmektedirler!..
 
    Kendileri ise, hac mevsimlerinde, Mekke'yi terkederek, Fransa, İspanya ve Miami sahillerinde, fuhuş, seks, esrar, içki, eroin çekerek, hac paralarını oralarda tüketmektedirler!..
 
    Netice olarak;
    Bizim Kaderci, cebirci, Fatalist çömezler hemen, Muaviye'ye, Yezid'e, Mervan'a ağıt yaksınlar ve dursunlar!.. Yukarı satırlarda da belirtildiği gibi, 2015 yılı hac mevsiminde, yine Mina tünel faciaları yaşandı. Her her memleketten binlerce insan, bir Prens'in oradan geçmesi uğruna, birbirlerinden habersiz şekilde ezildiler, tepelendiler, öldüler, körü körüne " Kader"lerini (!) yaşamış oldular..
 
    Ne yaptı Suudi yöneticileri? Kral hazret(!) leri çıkarak " Onların kaderi böyle imiş" diyerek, pis elini, ölen hacıların kanları ile yıkamış oldu!.. Kim suçladı kralı? Hiç kimse suçlamak cesaretini gösteremedi!.. Çünkü suçlu biliniyordu: " Kaza-kader"!..
 
    Hiç bir İslam ülkesi çıkıp da, hiç bir alim, ulema meydana fırlayıp da, " Bre utanmazlar!.. Yeter artık, bu kadar insanı öldürüyorsunuz" diyemediler!..
 
    Zaten, ortalarda kimseyi bulamazlardı da!.. Çünkü, Suudi kral ve prensleri, tüm aileleri Arabistan'da değildi.. Zevk, sefa, işret, içki, şehvet, sarhoşluk duvarlarına başlarını vurmuşlar, insanlıklarını kaybetmişlerdi?
 
    Uyanmalıyız!.. Alemi İslam'ın, alimlerin, ulemanın, Kur'an bilginlerinin, okumuşların, aydınların, entelektüellerin uyanması, silkinmesi, " Hayır!.. Kaza-kader ve insanın özgürlüğü" böyle olmaz, demelerinin zamanını yaşamaktayız!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
   
 
    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık