Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kaza ve Kader İnancı

 KAZA-KADER İNANCI VE İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ!.. -6-
 
 
    " " Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü andolsun ki Allah İşitmiştir. Onların ( bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 181 )
 
    " Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız." ( Meryem Sûresi, âyet 79 )
 
    " Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız." ( Enbiyâ sûresi, âyet 94 )
 
    Bu yazımla yine, insan özgürlüğü, insan iradesi veya diğer bir tabirle irade-i cüz'iyye denilen, insanın dilemesi, seçmesi ve yaşamasından söz edeceğiz!.. İnsanın, bir robot, bir ot, bir hayvan, bir cansız varlık olmadığını, onun düşündüğünü, düşüncesini yaşamış olduğunu, eylem ve hür irade sahibi olduğunu arzedeceğiz!..
 
    Çünkü, insan; düşünen bir varlık; dileme gücü olan  üstün bir  yaratık ve iç güdü ile hareket etmeyen, dileyen, tercih eden, özgür irade sahibi " halife" bir varlık olduğunu dile getirip, bunu vurgulayağız ..
 
    " Demek ki insanın sözleri ve davranışları önceden kayda geçirilmemiş, kayda geçirilmiş olsaydı, " Yazacağız veya yazmaktayız yerine yazdık veya yazmıştık" gibi geçmiş zaman kipine ait bildirimler kullanılırdı.
 
    Ortadoğu coğrafyasının yaşadığı sorunların, geri kalmışlığının, tembelliğinin, boş vermişliğinin arka planında bilinçli veya bilinçsiz olarak beyinlere kazınan kaderci bakış açısı olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
 
    Toplumu kaderci anlayışa sürükleyen yalnızca insanların boş vermişliği ya da kendine bahane araması değildir. Esasında bu gerçeğin toplumun belleklere kazınmış güçlü dayanakları vardır. Müslüman toplumun, özellikle Dört Halife Dönemi'nden sonra adım adım, belki planlı bir şekilde ahlaki değerleri yozlaştırılmıştır.
 
    Emevilerden bu yana halk, kader konusunda İslam'ın onay vermeyeceği bir anlayışa sürüklenmiş ve bu anlayış halkta önemli ölçüde yer etmiş, bunu savunan çevrelerin görüşlerinde de kayda değer bir değişiklik olmamıştır. Bu anlayışın, bazı olumsuzlukları meşrulaştırmak isteyen kişilerce kader konusunda kurgulanmış bazı rivayetleri kaynak olarak kullandığı ortaya çıkmaktadır. " ( www.erdemyolu/com)
 
    Bu tür bilgilerden, yorumlardan, ileri sürülen iddialardan ve fikirlerden anlıyoruz ki, 20-21 asır ve tüm zamanlar da ( Asr-ı saadet hariç) İslam aleminin niçin geri kalmış olduğu, fakirliği niçin tercih ettiği, küffar ülkelerinden niçin gerilerde pineklemiş olduğu kendiliğinden anlaşılacaktır!..
 
    Düşünemiyoruz, düşünmek istemiyoruz, okuyamıyoruz, kitaplardan korkuyoruz, bizleri ileri medeniyetlere taşıyacak, kavuşturacak eserlerden, kaynak kitaplardan ürküyoruz!.. O kitapları, o eserleri görmüş olduğumuz zaman, ellerimiz titriyor, şakağımız terliyor, soluğumuz düğümleniyor, nefes alamaz hale geliyoruz!..
 
    Neden ve niçin? Çünkü, asırlardan bu yana, veya Beni Ümeyye ( Emevilerden) beri, beynimiz, beyin yapımız dondurulmuş, buz dolabına hapsedilmiş, çalışması, çalıştırılması yasaklanmıştır!..  Onun içindir ki,
 
    Kos koca zaman dilimlerini, yani, 85 yıllık Emeviyye'yi, Abbasileri, Selçukluları, Fatimileri, Osmanlıları ve Cumhuriyet dönemini böylece harcadık, harcadık sonunda elimiz boşa çıkmış oldu. Sürekli ve daima geleneğin etkisi altında kalarak, ilerici, hamleci, dinamık, aksiyoner, aktiviteit,  ilim ve bilim adamlarınıa sırtımızı dönmüş olduk, " kaderimiz böyle imiş (!)" diyerek, ataleti, miskinliği, vurdum duymazlığı, zavallığı, Batı kapılarında sürünmeyi tercih ettik.
 
    " Baskıcı -despot rejimler yolsuzlukları, haksızlıkları, yoksulluğu, sefaleti ve zulmü " kader"in bir sonucu olarak gösterip halkı dinle kandırma yoluna gitmişlerdir. Kader konusunda vahiyde bildirilen hakikatleri ortaya çıkaran, özgür iradeyi savunan bilginlerden Ma'bed Cühenî ( Ma'bed b. Abdillâh b. Ukeym el-Cühenî- ö.83/702), Mervan'ın oğlu Abdülmelik yönetiminin isteğiyle idamla, Gaylan ed-Dımaşkî ise ( ( Gaylân b. Müslim ed-Dımaşkî en-Nabatî el- Kıptî-ö.120/738)  Abdulmelik'in oğlu Hişam yönetiminin isteğiyle önce dili, sonra başı kesilip işkencelerle öldürülerek hakkı savunmanın bedelini hayatlarıyla ödemişlerdir.
 
    Kader konusu öylesine önemli bir konu olmalıdır ki Emevi Devleti, kendi ürettiği yaşanan olumsuzlukların ve kötülüklerin ' kader' olduğu anlayışını halka dayatmış, karşı çıkanları en şiddetli biimde cezalandırmıştır. Üstelik Ma'bed ve Gaylân , o dönemin yöneticileri tarafından önemli görevlere getirilmiş tanınmış simalardır. Ma'bed, sahabi Ebu Zer'in ve tabiinden Hasan Basri'nin, Gaylan ise Ma'bed'in görüşlerinden etkilenmiştir." ( www.eerdemyolu/com)
 
    Yani, bu mevzularda, Kur'an'dan, Kur'anî emirlerden korkuyoruz!.. Onun yerine, akla ters düşen, insan iradesine karşıt, vahyi devre dışı bırakan eserleri tercih ediyoruz. Daha doğrusu, Kur'an yerine, hikaye, masal, öykü, anı, tarikat, keramet, üstad, gavs, kutup, erişme, eren, kaçma, göçme, uçma, balıklar gibi sularda yüzme, sinekler gibi göklerde uçmayı öneren, tavsiye eden uydurulmuş, uyduruk kitapları okuyoruz!.. Ve tavsiyeleri dinliyoruz!..
 
    İşte, şu kadar şunu yaparsan, bu kadar bunu yaparsan, " keramet" görürsün, gösterirsin, ermiş, eren olursun hikayeleri ile, bu millet ve alemi İslam; rezil edilmiş, Kur'an yükseklerde olduğu için, açma imkanı bulunamamıştır.  Sonra da ne olmuş.. Bir suçlu peydah edilmiş!.. Kader!..Buyrun şu ayeti beraber irdeleyelim:
 
    " Putperestler diyecekler ki:  Eğer Allah dileseydi O'ndan başkasına ilahlık yakıştırmazdık; atalarımız da ( öyle yazmazdı); ve ( Onun izin verdiği ) hiç bir şeyi de haram kılmazdık." derler. Onlardan önce yaşamış olanlar da böyle yaparak hakikati yalanladılar, ta ki azabımızı tadıncaya kadar! De ki: " Bize sunabileceğiniz ( kesin) herhangi bir bilgiye sahip misiniz? Siz sadece ( başka insanların) zanlarına uyuyorsunuz ve kendiniz tahminde bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz." ( En'âm sûresi, âyet 148)
 
    Gerçekten, alemi İslam; medeniyeti, ilim yapmayı, ilimde ilerlemeyi istemiyordur!.. Ma'bed ve Gaylan gibi düşünürlerin suçu, suçları sadece düşünmekti!.. Düşündüklerini pratiğe dökerek, insanlığı uyarmaktı!.. Bu sebepledir ki, kos koca imamların imamı, Emevilerin " Kader" uyduruğuna karşı çıkan Hasan-ül-Basri (ra) de, bu uğurda baskı altında tutulmuş, zaman zaman Emevi kralının baskısını, tehdidini yaşamıştır!..
 
    Netice olarak;
 
    Yeni nesil, okuyan kesim, İlahiyat camiası, akademisyenler, kariyer sahibi entelektüeller, bu gidişatı bir gün durduracaklardır!..
 
    İnşallah!.. Bir gün gelecektir ki, Mezhepçilik bitecek, imamcılık sona erecek, kadercilik, cebriyecilik iflas edecektir!.. İslam, Resulullah (sav)'in döneminde olduğu gibi, Hz. Ebubekir  ve Hz. Ömer (ra) 'ın devirlerinde yaşandığı gibi yaşanacak, dün olduğu gibi bu günde hala hadis uyduranlar, Hz. Ömer gibi kahramanların sillesini, tokadını yiyecek ve onlara " Yeter artık Dur!" denilecektir.
 
    Başkanlığımızda da değişim, yenilik başlamış, öze dönüş devrini, dönemini başlatmış bulunuyoruz!.. Kralcılık, saltanatçılık, despotizm, hanedanlık bitmek, tükenmek üzeredir.
 
   Resulullah (sav)'in mübarek ağızlarından dökülen, dilinden bal damlaları gibi süzülen " Sahih hadis" lere hasret kaldık.. Şeyhlerin, şıhların, ermiş(!)lerin, erenlerin, tüccarların, ticaretçilerin, müteahhitlerin, vahyi, emellerine alet edenlerin foyasını ortaya dökme, onları da ıslah etme, hidayete kavuşturma devrini yaşıyoruz.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir 
 
    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık