Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KISSADAN HİSSE, KARUN

KISSADAN HİSSE:  KARUN NASIL YERE BATMIŞTIR VE BATMAKTADIR?..

" Şüphesiz Kârûn, Mûsâ'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, şüphesiz onun anahtarları güçlü kuvvetli bir topluluğa ağır gelirdi. Bir zaman kavmi ona demişti ki: " Şımarma! Şüphesiz ki Allah şımarıkları sevmez. Ve Allah'ın sana verdiğinde âhiret yurdunu iste. Dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun. Ve yeryüzünde bozgunculuğu isteme. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez." ( Kasas sûresi, âyet 76-77 )

" O ( Kârûn), " O servet ancak kendimdeki bilgi sayesinde varildi" dedi. Bilmez miydi ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan da güçlü,ondan daha çok topluluğu (taraftarı, birikimi) olan kimseleri kesinlikle helâk etmişti. Ve günahkârlar günahlarından sorulmaz ( Allah onların hepsini)." ( Kasas sûresi, âyet 78)

Karun; dünyayı çok sevenlerin, maddeye tapanların, "param param" diye paralananların, servetim, zenginliğim, malım, mülküm diye iftihar edenlerin lideridir, simge ismidir.

Ah kör olasıca madde sevgisi!.. İlk insandan bu yana sen, insanoğluna neler yaptırmadın ki!.. Kimilerini sahte tanrı ilan ettirdin, kimilerini erişilmez, ulaşılmaz, güç yetirilmez varlık, servet sahibi diye lanse ettirdin!..

Ama, en sonunda görüldü ki, maddeci zihinlerin tümü, neticede  " cehenneme zümera" şeklinde dünyalarını berbat etmişler, ahirete de  öylece yuvarlanıp gitmişlerdir. Örneğin,

Kabil'den, Kârun'dan, Azer'den, Nemrud'dan, Haman'dan, Ebu Cehil'den bu gün bir iz, bir emare kalmış mıdır acaba? Allah; hiç bir mümini mal ile imtihan etmesin!.. Amin!..

" Kârûn, bir gün zîneti içinde boz renkli katırlara binmiş olarak kavminin yanına çıkmıştı. Onun ve hizmetçilerinin üzerinde erguvan renkli boyalı elbiseler vardı.

Bu maiyyeti içinde Allah'ın peygamberi Hz. Mûsâ'nın meclisine uğradı. Hz. Mûsâ çevresindekiler yüzlerini ona döndürerek debdebe ve ihtişamına bakmaya başladılar.

Hz. Mûsâ, Kârûn'u çağırıp, " Seni bu yaptığına sevk eden nedir?" diye sordu. Kârûn, " Ey Mûsâ, şayet sen benden peygamberlikle üstün kılınmışsan, şüphesiz ki ben de sana dünya ile üstün kılındım.

Dilersen çıkalım; sen bana, ben de sana beddua edeyim" dedi. Hz. Mûsâ ve Kârûn kavmi içinde çıktılar. Hz. Mûsâ, " Sen mi duâ edeceksin, yoksa ben mi duâ edeyim?" diye sordu.

Kârûn, " Hayır, ben duâ edeceğim" dedi. Kârûn duâ etti de onun duasına icabet olunmadı. Sonra Hz. Mûsâ, " Dûâ edeyim mi?" diye sordu. Kârûn'un " Evet" cevabı üzerine,

" Allah'ım! Yeryüzüne bugün bana itaat etmesini emret" dedi. Allah Teâlâ o'na, " Şüphesiz öylece yaptım" diye vahyetti.

Hz. Mûsâ, " Ey yeryüzü, onları al ( yakalayıp içine al) dedi de topuklarına kadar, sonra dizlerine kadar içine aldı. Sonra Hz. Mûsâ , " Onların hazinelerini ve mallarını getir" dedi.

Yer yüzü onların hazine ve mallarını getirdi de onlara baktılar. Hz. Musa eliyle işaret edip, " Ey Lavi oğulları, gidiniz!" dedi. Yeryüzü onların üzerine kapandı.

İbn- Abbas'tan rivayete göre; o, şöyle demiştir: " Onlar yedinci kat yeryüzüne batırıldı."  Katâde der ki: " Bize anlatıldığına göre onlar, her gün bir adam boyu batırılmaktadır ve kıyamet gününe kadar da orada batmaya devam edeceklerdir."  Burada daha bir takım İsrâliyyat anlatıılırsa da, burada onları vermiyoruz." ( İbn-i Kesir, Tebyinül Kur'an C 4, say. 259, H. Yılmaz )

Netice olarak;

Dünyaya aldanmak, aşırı şekilde sevmek, paraya, pula kul olmanın sonucu budur. Karun denildiği zaman da, mala tapınmak, perestij etmek anlaşılmaktadır.

Hakikaten, topluma, insana, insanlığa faydalı olmayan malın ve paranın ne anlamı ola bilir ki? Sahibine yarar sağlamadığı gibi, insanlığa da bir fayda getirmemektedir.

Onun içindir ki, elimizdeki malın, paranın İslamileştirilmesi lazımdır. Yani, zekatla, fidye ile, fıtra, sadaka ile, infak ve teberru ile onu ıslah etmeli, elin kiri, insanın hizmetkârı yapmalıyız.

Para sahibi, pul sahibi, ya ona kul ve köle olursa ne olur?.. Yukarıda anlatılan Karun'un, hal ve ahvali gözler önüne alınmalıdır.

Müslümanlar olarak, israf kapılarını tıkayarak, tıpkı Hz. Ebu Bekir (ra)'ın yolundan gitmeliyiz. Hani, o büyük sahabi, vefat ederken, ikinci bir kefenin alınmasına, cesedinin yeni bir kefene sarılmasına razı olmamış, sırtındaki cübbenin kefen olarak kullanılmasını istemişti.

Sebep nedir ki, böyle yapmıştır?.. Çünkü, çağında Müslümanların, İslam'ın bir hayli ihtiyacı vardı. Ordunun ihtiyacı, fakir, fukaranın ihtiyacı bulunmaktaydı.

Ya günümüzdeki israf furyasına, rezaletlerine ne demeliyiz? Elbiselerle dop dolu dolaplar, yenilmeyen, içilmeyen yiyecek maddeleri, çöp sepetlerini dolduran ekmek sarfiyatına nasıl bir kelime bulmalıyız?

Lütfen, Karun'un sıfatlarından, Karunlaşmaktan şiddetle kaçınmak ve kaçmak zorundayız. Rabbimiz!.. Bu aziz millet evlatlarına acısın, İslam'ı; anlayarak yaşamayı lütfetsin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 
 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık