ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kitap'ta Fırkacılık
KİTAPTA FIRKACILIK, KİTAPLAR ARASINDA BÖLÜCÜLÜK YAPMAKTIR!..
  
    " Hakikaten bu ( bütün peygamberler  ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin." ( Enbiyâ sûresi, âyet 92)
    " ( İnsanlar) kendi aralarında ( din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir." ( Enbiyâ sûresi, âyet 93)
    Dinler tarihini incelediğimiz zaman, görülecektir ki, Musa (as)'e inzal olunan Tevrat, insanlar tarafından paramparça edilmiş, bin yıl sonra tertip ve düzene sokulan aynı kitap, kuş misali, parça parça hale getirilerek, anlaşılmaz, yaşanmaz, işlevsiz duruma düşürülmüştür!..
    Hristiyanlığın kitabı İncil de öyledir. Matta, Luka, Markos ve Yuhanna adında dört parça da karar kılınarak, yüzlerce adet derlenmiş olan İnciller bir bir ortadan kaldırılmıştır. Bu gün, Kiliselere hapsedilmiş bulunan İnciller de birbiriyle çelişmekte, tenakuz içermekte, kavil, ayet, bab, bölüm, buyruk olarak birbirinden tamamen ayrı, değişik sözler içermektedir. Ancak,
    Aziz kitabımız, Kur'an üzerinde de çeşitli çalışmalar yapılmış ve yapılmakta olup, hamdü sena olsun ki, günümüz dünyasına kadar, Kur'an'da, her hangi bir tahrifata, tebdile, tağyire muvaffak olamamışlardır.
    Bilindiği üzere, oryantalistler, hiç dur-durak bilmeden Kur'an'a yoğunlaşmışlar, örneğin, bir Almanya ülkesinde 42 bin Kur'an üzerinde tetkik, inceleme, araştırma yapılmış olup, her hangi bir tebdile muvaffak olamamışlardır.
    " Kitapta fırkacılık, işte bu "kitap"lar arasında arasında bölücülük yapmaktır. Kur'an tüm evrenin ve insanın taşıdığı ayetlerin incelenmesini isteyerek insan ve evren kitaplarının göz ardı edilmemesini, iman dışında tutulmamasını  ister.
    Kur'an ayrıca, kendisinin temsil ettiği din birliğinin parçalanmamasını, dinde kaynak olarak öne sürülecek alt-kutsal kitapların vücut bulmamasını da emreder. Bu alt kitaplara Kur'an "  Zübür" diyor. Peygamberimiz bunları " mişna"  diye anmış ve mişnaların ortalığı sarmasını bir çöküş belirtisi olarak göstermiştir.
    Dini hizip kitaplarına bölmek " takattu"  olarak ifade edilmiştir ki, kesip parçalara ayırmak doğramak demektir.
    Dini zübürlere bölmeyi açığa çıkaran temel ayetler Müminun Suresi'nin 52-54. ayetleri ile Enbiya Suresinin 92-93 ayetleridir. Şöyle deniyor:
    " İşte sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ve ben de sizin Rabbinizim, o halde benden sakının! Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her hizip yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir. Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak!." ( Müminun 52-54)
    Kitapta bölücülük, her fırkanın kendi başı veya lideri ( efendi, şeyh, hazret, üstat vs.) tarafından yazılan kitapların dokunulmaz, eleştirilmez, değiştirilmez, sadeleştirilmez kılınması şeklinde alt putçuklara da vücut verir. Tanrısal kitabın bile yoruma açık olduğu bir dinde bir takım insanların yazdıklarını dokunulmaz, eleştirilmez kılmaktan daha büyük bir çürüme gösterilemez.
    Dinde bölücülüğün şirkin bir görünümü olduğuna dikkat çekilerek bu bölücülüğe gitmeyi önlemek için uyarı yapılmaktadır:
    " Sakın şirke sapanlardan olmayın! Onlardan ki dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür." ( Rum sûresi, 31-32)
    Bu ayetlerde bölücülük yasaklanırken isim olarak " şiye" fiil olarak da "ferraku" sözcüğü kullanılmıştır ki, Arapça'da klikleşmeyi, parçalanıp bölünmeyi ifade eden temel kelimelerdir. " Şiye" hizipler, klikler demek.
    " Ferraku" ise fırkalara, parçalara, partilere ayrıldılar anlamında bir fiildir. Aynı sözcükler, az sonra vereceğimiz ayette de kullanılmış ve Hz. Peygambere dinde fırkacılık yapanlarla hiç bir ilgisinin olmadığı açıkça  bildirilmiştir:
    " Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiç bir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir." ( Enam Sûresi, âyet 159)
    Bu ayetten anlaşılır ki dinde fırkacılık edenlerin din ve peygamber hakkında sloganları ne olursa olsun, gerçekte Hz. Muhammed ile aralarında bir iman ve sadakat bağı olduğu düşünülemez.
    Bunlar ya kendi kendilerini aldatan basireti bağlanmış gafillerdir, yahut da din ve peygamber sloganlarıyla dünyalık menfaat ve saltanat devşiren ikiyüzlülerdir. Enam 159. ayetin bunun dışında bir mesaj taşıdığını söylemek mümkün değildir." (kurantevhitsunnet)
    Üzülerek, ifade etmeliyim ki, kendi ülkemizden misal verecek olursam, mişnalar, fırka kitapları, hizip  tarafgirliği yapan kitaplar havalarda uçuşmaktadır. Her fırkanın, her hizibin mişnası, Kur'an'ın önüne geçirilmiş, liderleri de peygamberle yarış halinde, hatta ondan öte de tutulmaktadır.
    Resulullah (sav), nasıl miraca uruç etmişse, hiziplerin, fırkaların hocaları, liderleri de bir bir miraçtan ötelere yolculuk yaptırılmakta, bu tür rezilce uydurmalar da, kitaplarında enine-boyuna hikaye edilmektedir.
    Örneğin, açıkça söylemeliyim ki, Said Nursi'nin Risaleleri, Hilmi Işık'ın Seadeti Ebediyyesi, Kadiriler'in, Nakşibendiler'in pirlerinin meydana sürmüş oldukları kitapları, ( neuzubillah), Kur'an'la yarış halindedir.
    Risalei nur, isimli kitapları eleştirilmez, tenkit edilmez, abdestsiz tutulmaz, göbekten aşağı tutulmaz, hep yukarılarda tutulur vaziyette okunmaktadır.  İsterseniz, böylesi cemaatlere bir takılın, ne göreceksiniz biliyor musunuz? Arzettiğim hususları aynen yaşayacak, bizzat şahit olacaksınızdır!..
    Öyleyse, soralım!.. Kur'an mı, Risale-i nur kitapları mı? desek, alacağınız cevap, Kur'an, Kur'an'dır, Risalelerde Kur'an'dan çıkarılmış eserlerdir!.. cevabını alacaksınızdır!..
    Netice olarak;
    Maalesef, millet olarak, aziz Kur'an'dan kopuk bir şekilde yaşıyoruz!.. Onun içindir ki, milletimiz mağdur, milletimiz sefil ve perişandır!.. Çünkü, insanların hazırlamış olduğu kitapçıkları, Kur'an mesabesine çıkardık, öylece söz konusu mişnaların etrafında tavaf edip duruyoruz!..
    Halbu ki, tarikat erbanının kitapları, Sadi-i Nursi'nin eserleri, Fethullah hocanın Sonsuz Nur'u, Süleymancıların ellerinde bulunan kitaplar, Enver Ören'in kitapları hiç bir zaman Kur'an'a eşdeğer görülmemeli idi!..
    Bu sözlerimi, çok çok sevmiş, saymış olduğum, Ercüment Özkan merhumun eserleri bile olsa aynen söyler, aynı ifadelerimi tekrar ederdim. Ercüment Özkan rahmetli, Kur'an için, Kur'an'ın anlaşılması için hayatını feda etmesine, bir ömür boyu mücadeleden yılmamasına rağmen..
    Ne acı ki, insanlarımız öylesine şartlandırılmış ki, Risale kitaplarına sevdalanmış, Cevşen'i en büyük eser bilen nice aydınımız, Kur'an'ı okumazken, iki satır bile onunla ilgilenmezken, ceplerinde, koyunlarında ya küçük risale taşımaktalar, yahut Cevşen'i her uygun buldukları ortamda, namaz sonlarında, yolculuk anlarında, çocuklarının okul sınavlarında bile elden, dilden düşürmemektedirler. O halde ne diyelim?
    Rabbimiz!.. Milletimize, Kur'an etrafında toplanmayı, onu okumayı, anlamayı ve yaşamayı nasip eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık