Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kuır an ne için okunmalı

KUR'AN'I; ÖLÜNÜN YEDİSİ, KIRKI VE ELLİ İKİSİ KİTABI YAPMAMAK!.

" Allah bid'at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını , haccını, umresini , cihadını, sarfını ( maddi yardımını), şehadetini kabul etmez O, kılın yağdan çıktığı gibi İSlâm'dan çıkar.

" ( İbn Mace, Mukaddime, 7/49) Talihsizliğe bakınız ki, Asr- Saadet devrinden üç yüz yıl sonra, Şii Fatimiler tarafından başlatılan ölenin arkasından 7 nci, 40 ncı, 52 nci senesini okutmak çirkin adetleri, hala varlığını korumakta, ülkemizin bir çok yerlerinde böylesi rezilce bir uydurma tatbik edilmektedir!.

Tabii ki, aziz kitabımız Kur'an'ın az okunduğu veya hiç okunmadığı, okunsa bile anlaşılmadan okunarak, öpüp başlara, yükseklere takıldığı yerleşim birimlerinde bu sapkın adetler, ananeler, gelenekler daha çok yaşanmakta, milletin önünde bulunan din adamlarımız risk almamak için meselenin, çirkinliğin üzerine üzerine gitmek istememektedirler! Din adamlarımız, böylesi çirkin adetlere teşrif etmemiş olsalar, yapılan merasimler için ortaya konulmuş yemeklerden yememiş bulunsalar, vallahi, bu tür yapay, uydurma, çirkin şeyler varlığını kaybedecek, bir daha yapılmamak üzere kaybolup gidecektir!.

Çünkü; " Bu tarz adetler, törenler İslam'da bulunmamaktadır İslam dininin iki kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'de ve sahih hadis-i şeriflerinde bu konuyla ilgili bir bilgiye rastlanılmamıştır.

Eğer böyle bir şey İslam'da caiz olmuş olsaydı Rasulullah (sav) ölen çocuklarına ve ashabına, sahabeler de kendi yakınlarına bu işi yapmaktan geri kalmazlardı Rasulullah'ın vefatından sonra dahi hiç bir sahabe böyle bir şeyi yaptırmamıştır Mezhep imamlarından da bu konuda bir bilgi gelmemiştir.

Bu konuya benzer ( o da ölüm değil doğum günüyle ilgili-mevlid) ilk bilgi Rasulullah'ın vefatından 300 ( şii Fatımıler)- 400 ( sünni) yıl sonra görülmüştür Rasulullah'ın Doğum gününe bu adet sokuşturulunca, daha sonraki zamanlarda da ümmetine ölüm günleri için de tertip edilmeye başlanmıştır Üstelik ölüm günü için bir kez de değil, 3 defa arka arkaya ( 7, 40, 52günlerine) düzenleme gereği hissedilmiştir.

Bu sayılar, mucidinin uğurlu sayıları (!) olması muhtemeldir Halk arasında yine kulaktan dolma bilgilerle bu gecelerden sonuncusu olan 52 gün için "etin kemikten ayrıldığı günü" inanışı oluşmuştur.

Bu bilgiye hangi kasap onay vermiştir bilinmemektedir Halbuki herkesin et, kemik, kas yapı ve bünyesi farklıdır Üstelik sıcak günlerde cenaze daha mezara konmadan koktuğu, ya da yıllar sonra bile açılan mezarda hiç bir çürüme olayının başlamadığı tesbit edilmektedir.

Bunda ibretler olabileceği ( firavun) gibi cenazenin bulunduğu yerin yapısıyla da ilişkisi olabilir" ( wwwislam.

trcom/forum/) Gerçekten, kulaktan dolma bilgilerle, yersiz, mesnetsiz, dayanaksız, Kur'an dışı uydurmalarla bir şeyler icat etmek, ne yazık ki, millet olarak bizim asırlarımızı almış ve çalmıştır!.

Ceyhan İlçesin de bir hanımın cenaze merasimine katılmıştım Ölü defnedildi, Kur'an tilavet ettim ve Fatiha'dan sonra, elime bakır bir leğen tutuşturuldu Hem de koskocaman, dikkatimi ve merakımı celbetti!.

Acaba, bu neyin nesidir diye? Eve getirmiş olsam, evdeki hanım efendi, bu bir ölü soykası diye kabul etmeyecek, almasam, cenaze sahipleri gücenecek diye bir hayli tereddütler yaşamış oldum!.

Hala da, mezara götürülen bakır leğenin mahiyetini çözmüş değilim! Tıpkı, bunun gibi bizim toplumun içerisinde öylesi gelenekler vardır ki, insanın tuhafına gitmemesi mümkün değildir.

Araştırmama göre, ülkemizin Akdeniz bölgesinde, ölü defninden sonra, mezarın başına çadır kurulduğu, defnedilen ölünün üç gün ölü yakınları tarafından beklendiği bilinen, anlatılan bir olaydır! " Cenazenin arkasından düzenlenen Kur'an okuma, yemek verme ( mevlid organizasyonu ) için bu güne kadar delil ile onay veren bir alime rastlayamama rağmen 80 milyonluk ülkeye bu bid'at nasıl yerleşti anlamak zor da olsa, sünnetten uzak insanların bidat seviciliğini bildiğimden cevabımı bulmuş oluyorum.

Bu merasimler hakkında görüşünü şöyle açıklayan alimler de vardır: İmam Şarani, " Son zamanlarda zuhur eden büyük bidatlerden biri de, ibadet diye üzerine düştükleri mevlit cemiyetleridir" İbni Abidin, " Ölüleri hayırla yad etmek vaciptir Ama onların arkasından 7, 40 ve 52.

geceler bidattır Muayyen gün ve gecelerde evlerde mevlit okutmak o mümin ölüye işkence etmek hükmündedir" Daha önce de bahsettiğimiz gibi İslâm dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır'da hüküm süren şii ( şia) fırkasından Fatımiler ( 910-1171) tarafından tertiplenmiştir.

Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi Fatimiler, Hz Ali (ra) ve Fatıma (r.

anha)'ın doğum günlerinde de mevlit merasimleri tertip ederlerdi Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III Murat zamanında, 1588'de resmi hale getirildi.

Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camiinde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii'nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı Bu merasimlerde, önce müezzin tarafından Kur'an-ı Kerim okunur, bunun peşinden de vaazlar verilirdi Daha sonra mevlidhân kürsüye çıkar ve bir bölüm okuduktan sonra iner hediyesini alır ve ikinci mevlidhân kürsüye çıkarak, okumaya devam eder ve belirlenmiş kaideler çerçevesinde mevlid kutlamaları son bulurdu.

" ( a g site) Demek ki, tüm bu uydurmaların temelinde Kur'an ve sahih sünnet bulunmamaktadır!.

Şia'nın uydurmasından ibaret adet, örf ve geleneklerdir Yine, bir yanlıştan bahsetmeden mes'eleyi bitirmek istemiyorum: Ülkemizin bir çok yerlerinde, ölü defnedilmeden önce , ölünün ruhu için 70 bin Tevhid çekilmektedir.

G Antep ve Adana bölgesinde bu tür adetler yaygındır Bendeniz, bu tür bir uydurmayı inceledim, araştırdım, arzu edenler Diyanet Ansiklopedisinin Tevhid Maddesine bakabilir!.

Gördüm ki, 70 bin Tevhid çekme işi ve merasimi de Şia'dan bize intikal etmiş bir uydurmadır!.

İstanbul Merkez Efendi cemaatinin de bu 70 bin Tevhid çekme işini devam ettirdiğini okumuşumdur Netice olarak; Tabii ki, Kur'an'ın ve sahih hadislerin emretmiş olduğu her amel başımızın tacı, gönlümüzün ilacıdır Hiç bir sahih emri, aksatmadan, savsaklamadan yerine getirmek zorundayız.

Şahsen bendeniz, bazan ailece sohbet ettiğimiz zaman hatırlatmaktayım Ölümümüz halinde, bizler için, ne 7 nci gün, ne 40 ncı gün, ne 52 ci gün, ne sene-i devriyye, ne mevlid, ne 70 bin tevhid okutmayınız tembihini yapmaktayım Ama, ölünün defninden sonra, üç gün taziye yapmak, eşin, dostun, akrabaların ölü evlerine giderek, sabır tavsiyesinde bulunması, dua etmeleri hoş bir davranıştır.

Hatta, üç gün içerisinde, ölü sahiplerine , yemek yaptırmamak gerekmektedir İşin tuhafına bakınız ki, bu güzel sünnet geleneği bu gün terkedilmiş, ölü defninden sonra, ölü evlerinde yemekler yapılmakta, gelen misafirlere takdim edilmektedir Bu durum, çok çok yanlış, hoş olmayan, sünnet dışı bir uygulamadır.

Hani, Resulullah (sav) Mute savaşında şehid düşen Cafer için üç gün taziye yapılmasını, Cafer'in evine yemek götürülmesini emrettiği tarihen sabit bir gerçektirBir diğer yanlışımız da şudur: Afşin bölgemizde, eskiden, her bayramda ölen kişi için altı ay önce ölmüş bile olsa, Bayram yaptırılır, bu bayram yaptırma adeti üç gün devam eder, gelen misafirlere çörek ikram edilirdi.

Elbette ki, bu saçma bir adettir Ne Kur'an'da, nede Sünnet içerisinde yer almış değildir!.

Çok şükür bu yanlış adet ve gelenek bizim bölgemizde, bitmek üzeredir Rabbimiz!.

Aziz milletimize, Kur'anî ve sahih sünnet içeren ameller yapmayı lütfetsin! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık