Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur an Taklitçiliği Kabul Etmez

KUR'ÂN; TAKLİTÇİLİĞİ KABUL ETMEMEKTE, İCTİHADİ ÇALIŞMALAR İSTEMEKTEDİR!.

" Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan ( olmayın) Bunlardan her fırka, kendilerine olan ile böbürlenmektedir" ( Rûm sûresi, âyet 32 ) Bu yazımla, asırlardan beri devam etmekte olan taklitçiliğin ne olduğunu, ictihadi çalışmaların yapılmasının bir zorunluluk olduğundan bahsedeceğim.

Çünkü, İmamı Gazali'den önce kapatılan ictihad kapısı, o tarihten günümüz dünyasına gelinceye kadar kapalı tutulmuş, açılmaması için, Kur'anî çalışmaların yapılmaması adına her türlü engel, baskı, tehdit, tezyif, karalama, iftira, bühtan ve mani olma çalışmaları hız kesmeden devam etmektedir! Oysa, günümüz dünyasında, Müslümanların binlerce içinden çıkamadığı, çözüm aradığı, mes'elesi, sorusu ve sorunu bulunmaktadır!.

Bu problemlere hal çaresi, çözüm yolu bulmak isteyen ilim adamları engellenmekte, ağır şekilde suçlanarak, böylesi bir çalışmayı dört mezhep imamına saygısızlık olarak kabul etmektedirler Onun içindir ki; " Müslüman toplulukların yeni bir kültür ve düşünce haritası çizmeleri gerekir.

Yeni bir düşünce ve kültür haritası çözmeleri gerekir Yeni bir düşünce ve kültür haritası ancak yeni bir " içtihad" bilinciyle çizilebilir Tarihsel değişimler, tarihsel dönüşümler ancak bir içtihad bilinciyle yorumlanabilir.

Geçmişte saltanat sahiplerinin iradelerine bağlı ilahiyatçılar tarafından dondurulan içtihad kurumu, yeniden hayata kazandırılmadıkça, köklü bir dönüşüm mümkün olamaz Yabancılaştırılmış, kişiliksizleştirilmiş Müslüman halklar İslami kimliklerine yeni bir " içtihad" bilinciyle kavuşabilirler İslam'ın devrimci akışını yüzyıllar boyunca durduran atalar mirası yeni bir içtihad bilinciyle sorgulanabilir.

İçtihad kurumunun dondurulması ve taklit kapısının açılması dönemi, İslam dünyasında duraklamanın da başlangıcı sayılabilir Bu dönemlerde İslam saltanat sahiplerinin siyasal ihtiraslarına alet edilmiştir İslam'ın hangi alanda ve hangi ölçüde tesir icra edeceğine saltanat sahipleri, kendi saltanatlarına zarar vermeyecek şekilde karar vermişlerdir.

" ( Yeni Bir Tarih Şafağı, A Müftüoğlu, sayfa 148) Ne acı ki, 21 nci asır Müslümanları, dondurulmuş, buz dolaplarına konulmuş bir düşüncenin içerisinde apar-topar yaşayıp gitmektedirler!.

Birikmiş, binlerce soruna çözüm aranmakta, hal çaresi istenmektedir! Ama, mezheplere bağlılık, mezhep imamlarına sadakat, gelenek, hürmet, çığırlarından çıkmama adına sıkıntılar giderilmemekte, güne göre çalışmalar yapılmamaktadır Çünkü, mezhep imamları, onların görüşleri, ictihadları dinleştirilmiş, değiştirelemez, bunların dışında farklı içtihadlar yapılamaz fikri, düşüncesi sebebiyle, bu günlere gelmişiz, kos koca imapratorluğu bitirmiş, dönemlerinde ülkeler fetheden Selçuklular zamanı da böylece sona ermiştir!.

Hal böyle iken, 21 nci asrın uleması, bütün imkanlar önlerine serildiği, verildiği halde, içtihad mevzuunda eski zorlukların bulunmadığı nedeniyle, niçin bir atılım, çalışma içerisinde değildirler? Kos koca Başkanlık, Din İşleri Yüksek Kurulu, hâlâ, klasik, gelenekçilik, " dedim" "dedi"lerle zaman kaybetmektedir? Bazan, TRT Diyanet kanalı sorulu-cevaplı proğramlarını takip etmekteyim.

Bir kısım, isimlerinin önünde, Prof, Doç, Dr, sıfatları olmasına rağmen konuşmacılar, hâlâ, mes'eleleri, soruları, sorunları Ebu Hanife (ra) dönemine götürmekte, o günün şartlarına göre çare, çözüm aramakta ve fetva vermektedirler! Halbu ki; " Günümüzde Müslümanların tahkik etmeksizin iftiharla bağırlarına bastıkları tarih, sanıldığı kadar kendisiyle iftihar olunacak bir tarih değildir.

İslam tarihine sadece maddi olaylar tarihi olarak bakmamak gerekir Yeni şartlar doğduğunda, yeni olaylar çıktığında, nasslarda açık hükümler bulunmadığı takdirde, İslam'ın asli özelliğine gölge düşürmeksizin her zaman içtihadda bulunulabilir İçtihad sürekli bir akış ve aktivite demektir.

İçtihad kurumunun dondurulması durumunda hiç bir hukuk sistemi gelişme kaydedemez Her hangi bir dönemde içtihad faaliyetinin bulunmaması, müçtehidlerin bulunmaması, o dönemde her tür din ilgisinin ve gayretinin ortadan kaldırılmış olması demektir İslam, hemen her vesileyle taklidi kınayarak, Müslümanları düşünmeye, her konuda dayanışmaya memur etmektedir.

Taklit herhangi bir dayanak aranmaksızın başkasının görüşlerini kabul etmek demektir Günümüzde yığınlarda yaşatılagelen İslam sadece taklitten ibaret bir gelenek manzumesi haline sokulmuştur Hiç bir delil ve bilgiye dayanmaksızın yığınlar örfi yaşayış tarzını din haline getirmişlerdir.

" ( a g eser.

say149) Dolayısıyla, İslam'ı; durağanlıktan, duraklama döneminden kurtarmak gerekmektedir Yep yeni dini, Kur'anî, İslamî çalışmalarla, Müslümanları çağlar ötesine taşıyacak, hamleler, gayretler, çalışmalar yapılmalı, çağın teknik ve teknolojik kolaylıklarından da istifade edilerek, ictihadi çalışmalar, yeni yeni tefsir çalışmaları, İslami görüş, düşünce ve algılarda çağımıza göre yenilikler olmalıdır.

Olması içinde, hocalarımızın, bütün imkanlarını kullanarak, birliktelik meydana getirerek, senliği, benliği bırakıp güzel güzel çalışmalar yapma zamanları gelmiş ve geçmektedir Geçen haftalarda, bir camimizde cuma namazına katılmıştım Hoca, Osmanlı'yı öveyip, derken ecdadımızı küçülttüğünün farkına vardım.

Hani, meşhur Osman gazinin, şey Edebali'ye misafirliği sırasında, duvarda Kur'an'ı gördüğü için, sabaha kadar uyumadığını anlatıyordu Allah aşkına, sizlere soruyorum.

Kur'an'a saygı göstermek nasıl olmalıydı? Onu okuyarak mı olmalıydı, yoksa, okumadan, tilavet etmeden, sabaha kadar diz üstü oturmak mı saygı idi? Tabii ki, merhum atamız Osman gazi, Kur'an'ı duvardan indirip, onu okusaydı, kıraat etseydi, saygı böyle olacaktı!.

Netice olarak; 21 nci çağda yaşamamıza rağmen, hâlâ geleneği, "dedim" "dedi"leri bir türlü aşamıyoruz Aşamadığımız için, Kur'an'ın önünde bulunan klasik düşünceler, örfler, adetler, ananeler, yörelesel, töresel kabuller Kur'an'ın önünü kapatmış olduğu için ,bir türlü ileriye bakamıyoruz!.

Bakamadığımız için de, ümmet olarak, millet olarak perişan, mağdur ve geri kalmış durumdayız!.

Halbu ki, İslam, geri kalmayı, gerilerde dolaşmayı, eskilerle övünmeyi,atacılığı, babacılığı, nineciliği, dedeciliği kabul etmeyen bir dindir İslam, geçmişle avunmak yerine, mevlid okumayı Kur'an'ın üzerine çıkarmak yerine, tekniğin, teknolojinin, icadlarının, mucidlerin, keşiflerin önünde bulundurup, her türlü gelişmeye, her türlü çalışmaya danışmanlık görevi yaptırılmalıdır!.

Aksi halde, yeni bir icad, yeni bir çalışma, yeni bir buluş karşısında, hemen Kur'an'a koşarak" Haa! Bu mes'eleyi ben Kur'an'da gördüm" demek bir zavallılığın, bir ayıbın belirtisidir.

Madem ki, Kur'an'da böyle bir şey bulunmaktadır! O halde, daha önce neredeydin, niçin önce çıkıp da açıklama yapmadın? demezler mi? Evet, Kur'anî çalışmalar,ictihadi gayretler zamanındayız!.

Taklitçilik, gelenek, klasizm İslam'a zarar vermektedir!.

Ellerde dolaşmakta olan İlmihal kitapları çoğu zaman, Kur'anî emirlere ters düşmektedir! Bunu önlemek için, Kur'anî çalışmalar yapmakta olan hocalarımızı daha etkin, daha korkusuz davranmaya bekliyoruz!.

Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık