ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur anı Okuduk Ama

KUR'AN'I; OKUDUK AMA, OKUMAYI DA YANLIŞ OKUDUK!.

" Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar.

Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir" ( Bakara sûresi, âyet 85) Yazımın başlığı müthiş ve önemli bir başlıktır!.

Maşallah! Her tarafta Kur'an okunmaktadır, camilerde, mescidlerde, evlerde, ölü başlarında, ölünün belirli merasim günlerinde, sünnet törenlerinde, düğün merasimlerinde, nikah esnalarında, ölü definlerinde, kabir başlarında sürekli, ama sürekli okuduk, fakat, bir türlü anlamını okumadık, anlamından habersiz bir şekilde, anlamına, emirlerine boş boş gözlerle bakarak okuduk.

Bu sebeple, " Sitem" isimli şiirimden bir iki kıt'a alarak yazımı devam ettireceğim: Sitem! "Bahçesinde bülbüllleri ötmüyor, İsyan karşısında, ederim sitem.

Bağ banlar bozulmuş, elem bitmiyor, Tuğyan, günah var, ederim sitem x Müslüman ülkemde, içki olur mu? Fazicilik yaygın, huzur bulur mu? Günah bitmez ise, terör durur mu? Öze dönmez isek, ederim sitem!.

" ( Ş Özdemir ) Kur'an'ın anlatılmadığı, anlaşılmadığı yerlerde, tabii ki, faiz, içki, kumar, fuhuş, terör, kaos, hırsızlık, stres, bunalım , depresyon, karı-koca kavgaları vb bitmemek, sona ermemek üzere devam edecektir ve etmektedir!.

Halbu ki, aziz Kur'an, okunmak, anlaşılmak ve yaşanmak, hayata yön vermek için nazil olmuştur!.

Yüksek yerlerde, duvarlarda, bez torbalar içerisinde, süslü kılıflarda hapis kalırsa, ne anlam ifade edecek ve etmektedir?! " Asrı saadet Müslümanları ile bizim aramızdaki fark: Onlar kendilerini Kur'an'a uymakla sorumlu hissedip inanırken bizlerin ise Kur'an'ı kendimize uydurmaya çalışmamızdır.

Metod olarak daha önce kabul edip inandığımız ve itikat haline getirdiğimiz bir konuyu Kur'an'dan bir ayetle desteklemek olmuştur Bunu fert olarak yaptığımız gibi toplum bazında da hep yapa gelmişizdir Esasen İslam dışı sistem ve beşer ürünü ideolojilerde dini istismar edip kendi varlıklarına halel getirmeyecek ibadet ve uygulamalara insanları teşvik ederek batıl olan davalarını devam ettire bilmektedirler.

Allah'ın bütün insanlık için göndermiş olduğu ve hayatın tamamını kuşatıcı ve kapsayıcı olan bu sistemin şartlarını beşe inanç esaslarının ise altıya indirilmesi yoluyla kitabın bir kısmını kabul edip diğer kısımlarını göz ardı etmeyi başarabilmişlerdir " ( İktibasdergisicom/o.

coşkun) Ne acı ki, toplum hayatımızın tümünü kuşatması gereken aziz kitabımız Kur'an'ı Kerim, bir bakıma mahpus hayatı yaşamakta, dar kalıplara, bez torbalara sokuşturulmuş, kendisine bir kutsallık lüksü atfedilerek, " aman indirmeyin, aman elinize almayın, aman abdestsiz tutmayın" korkusu ve endişesi ile, hayattan soyutlanmıştır Müslümanların yaşamlarından soyutlanan aziz Kur'an, işlevsiz, etkisiz bazı görevler yüklenerek, öylece kaderine terkedilmiştir Örneğin, ramazan aylarında evlerimizde, camilerimizde okumuş olduğumuz hatim yarışları, ölü törenlerinde tilavet edilen hatim proğramları, yasin sayıları ile gündemden ismini düşürmemektedir.

Bunun dışında, millet hayatına tesirli, vurgulu, etkili bir hali bulunmamaktadır! Ayrıca, anlaşılmaması için, bir kısım hacı-hoca ünanlı kişilerde özel çaba ve gayret göstermektedir.

Onun anlaşılmasını kendi inhisarlarına almış oldukları için, başkasının anlamı ile, tercümesi ile ilgilenmesini istememektedirler! " İslam'ın en önemli esaslarından olan hâkimiyet ve iktidar boyutunu iman'ın ve İslam'ın şartı olmaktan çıkararak hayatlarının en büyük yanlışlarını yapmışlardır.

Halende bu yanlışta ısrar etmektedirler ki bundan dolayı halkı Müslüman olarak isimlendirilen coğrafyada kan irin göz yaşı ve ölümler/öldürülmeler artarak devam etmektedir Anılan bölgelerde Allah'ın ve iman edenlerin düşmanları olan kâfir ve zalimler istedikleri gibi at oynatıp kendi çıkarlarına hizmet edecek ve efendisinin sözünden çıkmayan kukla rejimleri işbaşına getirerek bu bölgenin halklarını uyutmaya devam etmektedirler Ne acı ve ne hazindir ki bu halk Allah'ın kendileri için ortaya koymuş olduğu kurtuluş reçetesi olan Kur'an'ın emir ve yasaklarını ciddiye almadan onlar ile olan dostluklarına devam etmektedirler.

Bu durum onların hem bu dünyada hem de ahirette kaybedenlerden olması ile sonuçlanacak bir akibeti kaçınılmaz kılmaktadır İslam'ın mensupları kendilerine din olarak anlatılan şeylerin din olup olmadığının sağlamasını Kur'an ile yapmak zorundadır Oku emri de maalesef bu tür bir hatanın kurbanı oldu.

Bizler oku denilince salt sadece Kur'an'ı Arapçasından anlamadan yüzünden ve ezbere okumak ve bol bol sevap alıp onu da üzerinize almadan ölülerimizin ruhuna bağışladık! Ne gariptir ki bizler Kur'an'ı hep başkalarına okumak gibi bir yaşam tarzı ile yetiştirildik Zira okuduğumuz Kur'an'ı hiç üzerimize almadık üfürdük üfledik elimizi yüzümüze çalıp kalkıp gittik Nereden bilecektik oku emrinin şu anlamlara geldiğini! " İlk defa yüce rabbi ona, Yaratan rabbinin adı ile oku" ayetini vahyetti.

Bu peygamberliğin başlangıcıydı O zaman sadece kendisinin okumasını emretmişti Sonra " Ey örtüsüne bürünen, kalk ve korkut" ayetini indirdi.

Yüce Allah " Oku " sözüyle onu peygamber tayin etmiş " Ey örtüsüne bürünen sözüyle de Resul yapmıştı Sonra yakın akrabalarını, ardından kavmini, daha sonra çevresindeki Arapları peşinden tüm Arapları, en sonunda da bütün insanları korkutmasını emretti.

Peygamber olarak görevlendirilmesinden sonra on sene gibi bir süre savaşsız ve cizyesiz ( İslamın egemenliğine boyun eğmeyi kabul eden kâfirlerden alınan vergi) bir şekilde yalnızca sözlü davetle yerine getirdi davet görevini Savaştan kaçınması, zorluklara katlanması ve iyilikle muamele etmesi emrediliyordu Sonra hicrete izin verildi.

" ( a g site) Netice olarak; Ne acı ki, Kur'an okumamız, okuyuşumuz işlevsiz, etkisiz hale getirilmiştir.

Yukarı satırlarda da ifade edildiği gibi, günümüzde Kur'an okuyoruz, bol bol hatimler indiriyoruz, sonuç ne olmaktadır? Sonuç, Kur'an okuma işimiz bittikten sonra, okuyan kişi kendisine tarif edildiği şekilde, ölülerin ruhlarına üflüyor, parmaklarının uçlarına üflüyor, avuçlarının içerisine tükürürcesine üfledikten sonra, bir rahatlama, bir deşarj olma hareketi ile yerinden fırlıyor, etrafına bakıyor, ilk karşılaştığı kişilere, " şu kadar Kur'an okudum" diyerek böbürlenip, gururlanıp, has, takva sahibi, Kur'an bülbülü olduğunu ifade edercesine gururla işine gidiyor!.

Halbuki, şu şiirimde de belirttiğim gibi: " Köşe başlarında, barlar, pavyonlar, Vicdanı kararmış, bak hele şunlar, Acımaz millete, zalimdir bunlar, Tefeci, maddeci, ederim sitem" ( Ş Özdemir) Evet, Okumuş olduğumuz aziz Kur'an; hayatımızı dizayn etmeli idi.

Fuhuşu, faizciliği, rüşveti, dolandırıcılığı, sahtekarlığı, hırsızlığı, kaptı kaçtıyı, kadın öldürmeyi, anarşizmi, her türlü ahlaksızlığı önlemeli, bitirmeli idi!.

Ama, olmadı, ölü ruhlarına Kur'an okuduğumuz için olmadı.

Yüzümüze, gözümüze okuyup üflediğimiz için olmadı Aynı tavır, aynı tutum devam ettiği sürece yine de olmayacaktır!.

Çünkü, okumamız yanlış, anlamamız hiç yok, hayata yansıtmamız kat'iyyen bulunmamaktadır! Rabbim!.

Aziz Kur'an'ı anlayarak okuyanlardan eylesin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık