Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an daki Mucizeler
  KUR'AN'DAKİ MUCİZELER: " ALLAH'IN KADERİNDEN, ALLAH'IN KADERİNE KAÇIYORUM." 
 
 
    "  Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık." ( Kamer sûresi, âyet 49 )
    " Göklerde ve yerde bulunan  herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir." ( Rahmân sûresi, âyet 29 )
    Zikredilen bu ayeti kerimeden şu gerçekleri anlıyoruz: Varlıklar dilleri ve halleriyle, ibadet, rızık, affedilme ve benzeri konularda Allah'tan yardım  isterler. Allah dirilmek, öldürmek, değerli veya değersiz kılmak, zengin veya fakir yapmak, isteyene vermek ve benzeri işlerde, her an kâinatta tasarruf halindedir.
    Ne demek, yüce Allah'ın kader meselesini küçük işlere, basit meselelere alet etmek? Bir kere, tüm kâinatın yaratılışı, ayın, güneşin deveranı, bulutların hareketi, yağmurun yağması, şimşeğin çakması, dolunun, karın yağması, yıldızlar, galaksiler, yer katmanları, dağlar, suların çağlaması, okyanusların dalga dalga yükselmesi Alah'ın kaderidir.
    Yeryüzünde bitirilen, bin bir çeşit nebatat, cemadat, insanların yaratılması, erkeklik ve dişilik, tüm ömürler, yaşam, ölüm, sonrasında ise yeniden diriliş, mahşer, mizan, hesap verme, cennet ve cehennem, mükafat ve azap yine Allah'ın bir kaderidir.
    Kur'an'a göre Kaza ve Kader:
    " Kur'an'da kader kelimesi; " ölçme, kudret, güç yetirmek, ölçü ile yapmak, takdir, rızkı daraltma, kıymet/değer, hüküm, miktar, süre, yasa, planlamak, bir şeyin şeklini ve niteliğini belirlemek, hikmete göre yapmak" manasında kullanılır.
    Kader kelimesi ve türevlerinin mihverini " bir ölçü dâhilinde tayin etmek, her şeyi bir ölçü ve nizama göre tanzim" etmek teşkil eder. Kader kelimesi Kur'an'ın hiç bir yerinde insanın iradeli eylemlerine nispet edilmemiştir. Hepsi de insanın iradesi dışında kalan olaylar, olgular ve durumlar için kullanılır.
    Kur'an'da kader kavramı, iradeli varlık olan insanı mecbur ve mahkûm eden " hüküm" ve " yaratma" anlamında hiç kullanılmamıştır. Cahili tasavvur bu kelimeyi, Kur'anî anlamından koparıp tekrar, baht, alınyazısı, şans gibi anlamlar yükleyerek, cahiliyedeki kullanım şekline döndürmüştür.
    " Allah her şey için bir ölçü ( kader) koymuştur." ( Talak/3), " Biz her şeyi bir ölçüye (bikaderin) göre yarattık." ( Kamer/49). Kur'an'da kader ile kastedilen, Allah'ın hiç bir şeyi gelişi güzel, ölçüsüz ve hesapsız olarak yaratmadığı, her şeyi bir plan ve  yasaya bağlı olarak, yani " sünnetullah" dairesinde yaptığıdır. Kader ve türevlerinin geçtiği tüm ayetler Allah'ın kâinat, insan ve olaylar için bir ölçü ve yasa koyduğuna delalet eder.
    Kelime olarak kaza; yerine getirme, hükmetmek, bir işi bitirmek, yaratmak, ölçmek, ameli sağlam yapmak, infaz etmek, takdir etmek, gerektirmek, ihtiyacı gidermek, borcu ödemek, tamamlamak anlamlarına gelir. Kur'an'da kazâ kelimesi ; Allah'ın hükmetmesi, emretmesi ( isra/23), icra etmek, yerine getirmek ( Bakara 200), takdir etmek ( Enam/2) gibi anlamlar da kullanılmıştır.
    Oysa kelam ıstılahında bu kelimelere sonradan bambaşka kavramsal anlamlar yüklenmiştir. Örneğin kaza; Allah'ın ezelde bütün eşyanın gelecekte ne şekilde olacağını bilmesi, kader ise, bu eşyanın Allah'ın ezeldeki eşya ile ilgili ilmine uygun olarak icat edilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır.
    " Allah'ın emri takdir edilmiş  bir kaderdir" ( Ahzab/38) O'nun emri, kaderidir, kaderi de emridir. Zira o hayâsızlığı ve kötülüğü emretmez. Alın yazısı olarak yazmaz! Bu durumda; Allah'ın kaza ve kaderi, O'nun emir ve yasakları olmuş olur.
    Allah'ın yasakladığı şey, Allah'ın takdiri değildir. Allah, masum bir cana kıymayı yasaklamıştır. Allah bir şeyi ayetiyle yasaklayıp, levh-i mahfuzda o şeyi  kullarına kader kılmaz." ( www.saadettinmerdin.com),
    Talihsizliğe bakınız ki, bu günkü kader anlayışı, Müslümanların iradesini ortadan kaldırmakta, özgürlükleri yok etmektedir. Yani, bir bakıma insanları robotlaştırmakta, rüzgarın önünde uçuşan yaprak misali, kendi eliyle bile olsa, her yapmış olduğu iş, Allah'tan gelmektedir.
    Hasmını öldürmüş olsa Allah'tan, hırsızlık yapsa, zina fiilini işlese, yalan söylese, envaı eşit şirki icra etse, anarşi çıkarsa, her türlü ahlaksızlığı yapmış olsa, kendisi yapmıyor, ya kim yapıyor? Allah yapmaktadır!.. (!)
     İşte, içerisinde bulunduğumuz İslami anlayış böyledir!.. Kulun, insanın, hiç bir dilemesi, arzusu, isteği bulunmayıp, her şey, yapılan tüm şeyler Allah'ı ilgilendirir, kulu ilgilendirmez, hayrıda yaratan odur, şerride halkeden Allah'tır. Konunun burasında büyük usta, şairlerin şairi merhum Akif'i dinleyelim:
    " Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini;
       Birer birer oku tekmil edince  defterini;
       Bütün o işleri Rabbim görür: vazifedir...
       Yükün hafifledi... Sen şimdi doğru kahveye gir!
       Çoluk çocuk sürünürmüş sonunda aç kalarak...
       Huda işlerin vekili değil mi? Keyfine bak!" ( M. Akif )
    Kaderi Allah'a yükleyen zavallı ne kadar kolay iş tercih etmiş değil mi? Çünkü, kendisinin tevekkülü var, sahip olduğu tevekkül, o diyor ki, çalışma, iş görme, rızık peşinde koşma, yazın sıcak günlerinde alnın terlemesin, kışın soğuk günlerinde sıcacık yerlerde yan gel yat!.. Senin rızkını, çocuklarının geçimini verecektir hak!..  Oysa;
    " Mutlak Varlık Allah'dır. Ancak, insan da bir varlıktır ve Allah'dan ayrı bir varlıktır. Şahsiyeti, aklı iradesi bulunan ve sorumlu olan bir varlık. İnsanı bu şekilde yaratan da Allah'dır. Kainatta yaratılan her varlığın, kendisine has bir kaderi bulunmaktadır.
       İnsanın kaderi de iyilik ve kötülük işleyecek tarzda yaratılmış ve kendisine akıl ve irade verilmiş olmasıdır. İnsanın gayesi Allah tarafından tesbit edilmiş olmasına rağmen, bu hedefin gerçekleştirilmesini Allah, insana bırakmıştır.
    İnsan, aklı, iradesi ve tecrübesi ile bu gayeyi gerçekleştirebilecek imkâna sahiptir. Amacı gerçekleştirip-gerçekleştirmemekte insan serbest bırakılmıştır. Yani, insana bu hürriyeti Allah vermiştir. İnsan Allah tarafından yaratılmış ve fakat O'nun tarafından kurulmamıştır. Kısaca, insan bilinçli sorumlu ve hür bir varlık olup, Allah'ın yeryüzündeki " halifesi" dir.
    Alemde olan ve olacak olanlar, ki bunlara insan davranışları da dahildir, Allah tarafından tesbit edilmiş ise, bu aynı zamanda Allah'ı da atıl bırakmaktır. Bu noktaya işaretle Muhammed İkbal:
    " Kanaatimce, evrenin önceden düşünülerek yapılmış bir plânın, zamanla bilgili bir şekilde işleyişi olduğu yolundaki görüşten, Kur'an-ı Kerim'in görüşüne daha yabancı bir şey olamaz." demektedir.
    Her şeyin ezeli proğram dahilinde cereyan etmesi durumunda, İlahi faaliyet için de imkân kalmamaktadır. Halbuki, Kur'an; " O'nu ' Canabı Hakkı) her an yeni bir iş meşgul eder." ( Rahman/29) buyurmaktadır.
    Ezelde bizim için tesbit edilenin dışında davranma imkânımız varsa bu tesbitin, yoksa iradenin, hürriyetin ve sorumluluğu anlamı olamaz. Kısaca, klasik kader anlayışı, yalnız insanın varoluşunu anlamsız kılmamakta, aynı zamanda, Allah'ı da atıl hale getirmektedir." ( Ahmet Akbulut)
    Netice olarak;
    " Onun hazine-i in'ami kendi veznendir!
       Havale et ne kadara masrafın olursa... Verir!
    Silahı kullanan Allah, hududu bekleyen o;
       Levazımın bitivermiş, değil mi? Ekleyen o!
       Çekip kumandası altına ordu ordu melek,
       Senin hesabına küffari hak-sar edecek." ( M. Akif )
    Evet, her şeyi, her yükümlülüğü, tüm mükellefiyetleri Allah'a yüklemek, çok çok kolay değil mi?  Çünkü, böyle olursa, insan tüm sorumluluklardan sıyrılacak, suçu, günahı Allah'a havale ederek, kendisi günahtan, mücrimlikten kurtulmuş olacaktır!..
    Ama, hak ve gerçek hiç de böyle değildir!.. Yüce Allah, " halifem" dediği insanı, özrgürlük nimeti ile, akıl in'amı ile donatmış, sonra da onu yer yüzünde insan olarak yaratmıştır!.. Akıl, irade, özgürlük neyi gerektiriyorsa, onu yapmakla mükellef kılmıştır.
     İnsan, iyilik yapmakta, Allah'a ubudiyette bulunmakla, emirlerini yerine getirmekle, veya, isyan ederek, Allah'ın nehyettiği şeyleri yapacaktır. Her iki halde de, özgürdür, aklını kullanmakla mükelleftir, isteğinde, iradesinde, dilemesinde serbesttir. İsterse, iyi bir kul olur, isterse, apartmanın yukarı katlarından atlayarak intihar edebilir!..
    Rabbimiz!.. Aziz milletimize Kaderi, kazayı, Kur'anî ölçüler doğrultusunda kulluk yapmayı nasip eylesin.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık