Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KUR'AN; HAYATIN İÇİNDE HER AN NAZİL OLAN BİR KİTAPTIR!..

" Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de arkasından yedi deniz daha katılarak kullanılsa; yine de Allah'ın kelimeleri tükenmez, Allah üstündür, bilgedir." ( Lokman sûresi, âyet 27 )

Yüce Kur'an'ı; baştan sona incelediğimiz, tetkik ettiğimiz, enine, boyuna araştırdığımız zaman görmüş oluruz ki, o, her an taze, canlı, yeniden nazil oluyormuş gibi bir canlılık, ahenk, güzellik, mutluluk verecektir!..

Yeter ki, bu niyetle, bu azimle okunsun, anlaşılsın ve emirleri her daim yaşanmış olsun!.. Çünkü, O'nun  kutsal emirleri, ne devrini, ne ondan sonraki dönemleri, ne zamanımızı nede gelecek zamanlara hitap etmeyecek, bütün çağları, zamanları, asırları kuşatacak ve yevm-i kıyamete kadar, insanlık; bundan istifade edecektir!..

Ancak, bizlere düşen hizmet, onu, yüksek yerlerden indirmek, okunması, anlaşılması ve yaşanması adına önüne bir takım sun'i engeller koymadan okumak olmalıdır!..

Her halükarda, onu okumalıyız!.. Okunmasının önüne sun'i engeller çıkaranlar, gelenekçi, pirci, şeyhci , mesihci, mehdici kesimlerdir!.. Onlar, Kur'an'ı; okunmaz hale getirirken, yedek ilahları devreye sıkarak, onların hikayelerini, kerametlerini dillendirmektedirler!..

Allah aşkına, sormadan edemiyorum: Bu aziz milletin %90'nı, neredeyse, Fetö çömezini tanımış, onun göz yaşlarından nasiplenmiştir!.. Fetö'nün, cemaatlerinde, tilmizlerinin arasında hiç Kur'an'ın okunduğunu, anlamının dillendirildiğini görmüş, şahit olmuşlar mıdır?

Diğer sufi cemaatlerde öyledir!.. Onlar da, kat'iyyen Kur'an okumazlar, anlamak istemezler, sadece ve sadece, şeyhlerinin kerametlerini, serüvenlerini içeren , anlatan kitaplarını  okur, okudukça da kendilerinden geçerler!..

Bu sebepledir ki, ülke ve milletimiz, Kur'an'sızlığı yaşamakta, ha bre " ne zaman keramet göreceğiz" düşünce ve isteği ile zaman geçirmektedir.

" Buna mukabil ülkemizde ve İslam dünyasında yaygın bir olgu olarak görüldüğü üzere, namazlarda okunan sureler anlamına yoğunlaşmaksızın sadece " tilavet" etmekle yetinilirse, Kur'an'da anlamaksızın sadece sevap kazanmak amacıyla okunursa, hattatların - bilhassa dini mimaride bol bol örnekleri görülen- hat eserlerine;

Sadece bir sanat eseri olarak bakmakla yetinilirse, elbette o takdirde Kur'an'ın gönderiliş amacından giderek uzaklaşılmış ve onun bizim dini- ahlaki bilincimizi sürekli diri tutması işlevi de köreltilmiş olur.

İşte günümüzde geniş Müslüman kitlelerde- kılınan namazlara, gürül gürül okunan Kur'an'lara; Camilere, okullara, evlere, iş yerlerine, dergâhlara, ulaşım araçlarına asılan Kur'an ayetlerine rağmen- ahlakî bilincin Kur'an'ın öngördüğü seviyede olmaması;

Kur'an ile olan ilişkimizin canlı değil mekanik bir ilişkiye dönüşmüş olması, dini-ahlaki tecrübenin kaynağı olması gereken Kur'an'ın bir kültür ve sanat malzemesi olmaktan öteye geçmemesindendir.

Bu vesileyle İslam dünyasında özellikle halkımız arasında çok yaygın olan ve Kur'an'ı Kerim'i baştan sona okumak anlamına gelen " Hatim" uygulamalarını da kısaca konumuz açısından ele almak gerekir.

Genellikle sevap kazanmak veya ölmüşlere Yasin vb. sureleri okumak ya da bir takım istek, dilek ve temennilerin gerçekleşmesi, sıkıntıların ortadan kalkması amacıyla, manasını anlamadan sadece metni okumak- bazen de yazmak- şeklindeki uygulamalar bireysel bir dindarlık tecrübesi olarak;

Müslümanların mukaddes kitaplarıyla ilişkileri şu veya bu şekilde sürdürmelerini sağlamak bakımından faydalı görülebilir ise de, bunların hiç birinin aslında Kur'an'ın asıl gönderiliş amacına doğrudan ve güçlü bir katkı sağlayan uygulamalar olmadığını da kabul ve itiraf etmek durumundayız.

Bu bakımdan Müslümanlar arasında Kur'an'ın mahiyetine ve amacına yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetlerine her zaman ve zeminde ihtiyaç olduğu rahatlıkla söylenebilir." ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, sayfa 165 )

Aziz Kur'an'ın; sebebi nüzülleri de böyle değerlendirilmeli, sadece Asr-ı Saadet dönemine münhasır bırakılmamalıdır!.. Diyelim ki, günümüz dünyasında bir hadise meydana geldi.

Bunun karşılığını, benzemiş olduğu olayı ve hakkında nazil olan ayete giderek, o ayetten yararlanmalıyız!.. Çünkü, bu uygulamaya millet olarak ihtiyacımız vardır.

Görmüş olduk ki, Batı'dan ithal edilen görüş, düşünce ve yasalar, artık aziz milletimize hitap etmemekte, ihtiyaçlarını karşılamamakta, eksik ve güdük kalmaktadır.

Yani, bunun adına ne demeliyiz? " Öze dönüş" tabiri daha yerinde olacak, bu aziz milletin dert ve sıkıntılarına birebir çare olacaktır!..

Aslında, benim tuhafıma gitmekte olan bir husus bulunmaktadır!.. Ülkemizde, tepe noktaları tutmuş bir kısım zevat; maalesef, Kur'an'ın anlaşılması dendiği zaman, korkmakta, ürkmekte ve çekinmektedir!.. Neden ve niçin?

Göbeğinden; Batı an'ane ve geleneklerine, örflerine, müeyyide ve yasalarına bağlanmış bu insanlar, Batı'nın her halini kabullenirken, kendi milli, örfi değerlerini, Kur'anî gerçeklerini bitaraf etmekte, korkarak ondan kaçmaktadır!..

Yani, Batı ülkelerinde, ABD'de, erkek, erkekle nikah yaptırıyorsa, evlenebiliyorsa, bizim toplumun bunu hoş görmesi, alkışlaması mı lazımdır? Varsın, Batı'da; erkek erkekle, kadın, kadınla izdivac yapsın!.. Bizim toplumda, diğer adıyla, Müslümanlıkta; bunun adı sapıklıktır, ahlaksızlıktır, kabul görmesi mümkün olmayan bir çirkinliktir!..

Diğer taraftan, " el kesme" " recim" " taşlama" gibi hallerle İslam'ı değerlendirmek ve anlamak, Kur'an'ı bilmemek ve anlamamaktır!.. Resulullah (sav); daha hayatta iken, kaç kişinin elini kesmiş, kaç kişiyi recm etmiş, kaç kişiye zina dayağı atmıştır?

Onun içindir ki, zaten " Recim" Kur'an'da bulunmayan, Tevrat'ta bulunan bir uygulamadır. Tevrat'ta bulunan bir hükümle, İslam niçin töhmet altında kalsın ki?..

Netice olarak;

Müslümanlar, kafalarını, idraklerini, izanlarını çalıştırarak, Kur'an'a dönmeli, dönüş Kur'an'a olmalıdır!..

İnşallah!.. Zaman içerisinde görülecektir ki, ayetler, her zamana, her çağa meydan okuyacak, değil Müslümanlar; tüm insanlık; Kur'an'ın emirlerini dört gözle arayacaklardır!..

Çünkü, tüm dünya milletleri;dini, ahlaki, manevi, ruhi yönden bir boşluk içerisindedir!.. Hinduların inekleri ölmüş, Budistlerin Nirvana'ası iflas etmiş, Humeyni'nin Şiası'da işlevsiz, kısır, yalnız ve ucube kalmıştır!..

Zaten, Humeyni'nin; " Şah'ın zulmü, Ömer'in zulmünü geçmişti" sözünü söylemesi ile işi bitmiş, iflas bayrağını hemencecik çekivermiştir!..

Humeyni, Şianın meddahlığını yapmasaydı, Hz. Ömer (ra) gibi  bir dahiye küfür etmiş olmasaydı, bu gün, İslam dünyası onu alkışlayacak, aranan, sorulan, sevilen bir deha olacaktı!.. Ama, olmadı, olmuyor ve olmayacak!..

Çünkü, mezhebi bağnazlığı terkedip, Kur'an'a dönülmezse, o anlaşılmazsa, sahabe-i kirama çirkin çirkin dil uzatılırsa, küçük kalınacak, küçük kalınmaya da devam edilecektir!.. Demek ki,

21 nci asrın Müslümanları; Kur'an'ı, şimdi, yeniden nazil oluyormuş gibi anlayacak, ona göre de tavır alacak, kendilerini dizayn edeceklerdir!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık