Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an-ı Kerim Bugüne Kadar Kendi Eşşizliğini Korumuştur

" Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz." ( Haşr sûresi, âyet 21 )

Ne haddime ki, Kur'an'ı anlatayım, onun mükemmelliğini, güzelliğini, eşsizliğini izah edeyim!.. Bu güne kadar çağlar geçmiş, asırlar asırları kovalamış, bilginler, alimler, her çeşit ulemalar, oryantalistler, müsteşrikler, Hristiyan alemi, Yahudi tarihçileri , hep bu konu üzerinde kafa yormuşlar, meşgul olmuşlar ama, aciz kalmışlar, mes'elenin altından kalkamamışlardır.

Akif'in lisanı ile: " Ağlarım, ağlatamam, hissederim söyleyemem/ Dili bağlı kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!"

Zaman zaman misyonerlerin, oryantalistlerin maksatlı eserlerine göz atar, elime almış olduğum hangi eser olursa olsun, okumadan bırakmam.

Vallahi!. Ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar, bu hususta kafalarını yorsunlar, yine Kur'an'la baş edemeyecekler, onun micizil beyanı karşısında " susmaktan" başka çare bulamayacaklardır.

Kısmen de olsa, insaflı, zihin dünyaları berrak, arı duru Batılı müsteşrikler, doğruyu söylemişler, genelde ise, kendilerine, Batı dünyasına yön veren, ışık olan Kur'an'ı tezyif etmekten, tahrif etmekten geri durmamışlardır.

Düşünmeliyiz ki, Almanya ülkesinde, asırlardan beri, kırk iki bin Kur'an'ı Kerim çeşidi üzerinde araştırma, tetkik, soruşturma, inceleme yapılmıştır.

Allah'a hamdolsun ki, bu mevzuda başarılı olamamışlar, onun yüksek mucizeliği hususunda aciz kaldıklarını ifade etmişler!.. Şu alıntı yazımı birlikte teati edelim:

" Kur'an'ın tercümesi, mütercimin anlayabildiği kadar bazı şeyleri anlatabilirse de, gerçek anlamıyla ifade edilmesi çok zordur. Anlattığı şeyler de Kur'ân hükmünde ve değerinde olamaz.

Onun manaları tam olarak anlaşılıp bitirilemez. Bir manası ortaya çıkınca arkasından bir mana daha, arkasından bir mana daha yüz gösterir.

Mümine hitap ederken, kâfire bir korkutma fırlatır, kâfiri korkuturken mümine bir müjde nüktesini uzatır. Halka hitap ederken ileri gelenleri düüşündürür.

Âlime söylerken cahile dinletir. Cahile söylerken âlime dokundurur. Geçmişten bahsederken geleceği gösterir. Bu günü tasvir ederken yarını anlatır. En basit gözlemlerden en yüksek gerçeklere götürür.

Müminlere gaybı anlatırken kâfirleri şimdiki zamanda usandırır. Bütün bunları duruma, makama, yere, zamana ve konuya göre en uygun ve en güzel kelimelerle anlatır. Mesela;

Taşın çatlayıp su çıkardığını anlatırken " yenşekku" veyahut " yeteşakkaku" demekle yetinmez ve " lema yeşşekkaku" diyerek çatlayışın, akışın bütün fışırtısını, şakırtısını, takırtısını duyurur." ( Kur'an İklimine Seyahat, Doç, Dr. M. Akgül, say.103)

Bazan, aziz Kur'an'ı güzel, ahenkli, güzel sesi ile okuyan kariler karşısında , ağlamamak, hüzünlenmemek mümkün değildir.  Onun içindir ki,

Afşin İlçe'mdeki Hasan Polat hafızın devamlı Kur'an okumasını, yaşının ilerlemesine rağmen, Hüseyin Pamuk hafızın durmadan Kur'an'ı terennüm etmesini arzu ederim. Dolayısıyla,

İlçe'mdeki, bu iki hafızın teberrük, son kariler gibi olduğunu düşünür, bunlara karşı, saygı, sevgi, ihtiram ve hürmet içerisinde bulunurum. Sohbet esnasında, gezmelerde, tozmalar da bu iki Kur'an kahramanı üzmemek, incitmemek için bütün ihtimamı gösteririm.

Çocuk denilecek yaşta, Antakya'da hafızlık yaparken, Habib Neccar camii imam-hatibi Fuat hocayı öylesine dinler, öylesine aşkla beklerdim ki, keşke, " Kehf Suresi" bitmese de, F"uat hoca sürekli okusa derdim.. Hayatta mıdır bilemiyorum. Allah, onu sahabesine komşu eylesin!..

" Cenevre Ünivcersitesi profesörü  ve fahri rektörü Edouard Monted yaptığı Fransızca Kur'an tercümesinin mukaddimesinde bu hususu gayet açık bir şekilde ifade etmektedir:

" Sûrelerle ilgili ileri sürdüğümüz bir çok mesele hakkında ne hüküm verilirse verilsin, Arapça olarak Kur'an'ı bilenlerin hepsi, bu dinî kitabın güzelliğini, üslubunun son derecedeki mükemmeliyetini ifade etmekte müttefik olacaklardır ki, Avrupa dillerindeki bütün tercümeler, bunu hissettirip ifade etme imkânından mahrumdurlar." ( a. g. eser sayfa 104 )

Netice olarak,

Asrın Müslümanları olarak, Kur'an'ı; bol bol okuyacağız!.. O, bir nevi el altı, baş ucu kitabımız olacaktır.

Bilhassa,onun önüne getirilen, bir takım yapay engelleri dinlemeyip, Kur'an'ı dinleyerek, anlayarak Müslümanlığımızı sürdüreceğiz!..

Nedir yapay ve suni engeller? Tabii ki, her zaman ifade etmiş olduğumuz gibi, Kur'an'ın  önüne engeller çıkarmak, camilere münhasır kılmak, abdestli  olmak, göbekten yukarı tutmak, kıbleye dönmek, her defasında üç kere öpüp öpüp başımıza koymak gibi suni haller ve hareketler , Kur'an'ın okunması önündeki bariz engellerdir..

" De ki: Yemin ederim! Eğer insanlar ve cinler, bu Kur'an'ın benzerini yapmak için bir araya toplansalar, hatta birbirlerine destek olup güçlerini birleştirseler bile, yine de onun gibi bir Kitap meydana getiremezler." ( İsrâ sûresi, âyet 88 )

Evet, işte meydan okuyan Kur'an'dır!.. O halde, tüm ateistler, inkarcılar, müşrikler, şerik koşanlar, Kur'an'ı devre dışı bırakıp " Kurtarıcı" arayanlar, tamamı toplansınlar da Kur'an'a karşı nazire getirmiş olsun?..

Kur'an'ın; benzerini getiremeyecekler, buna cür'et edemeyecekler, denemeye kalkışırlarsa, Ebu Leheb'i, Ebu Cehil,  As İbni Vail'in ve benzerlerinin hayat serüvenlerini göz önüne almış olsunlar!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 

     


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık