Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an-ı Okuyup Başımıza Koymak...
KUR'AN-I; OKUYUP BAŞIMIZA KOYMAYI MARİFET SANMAK!..
 
 
    " ( Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir." ( İbrahim sûresi, âyet 4 )
    Ayeti kerime hakkında kısa bir açıklama:
    Bilindiği üzere, her peygamberin ancak kendi kavminin diliyle gönderilmiş olması, bütün insanlardan tek bir dil ile, örneğin Arapça ile anlaşmalarının, yalvarıp niyazda bulunmalarının istenmediğini gösterir. Zaten âyet-i kerimede de konuşulan dillerin muhtelif olması dahi Allah'ın varlığının ve kudretinin delillerinden sayılmıştır.
    Bunun yanında bu âyet-i kerimenin işaret ettiği önemli noktalardan birisi de, Hakk'a davet ile uğraşanların içinde bulundukları toplumun dilini çok iyi bilmeleri gerektiği hususudur.
    Aziz kitabımız Kur'ân; tüm insanlığın dünya ve ahiret mutluluk, bahtiyarlık, saadete erişmesi için gönderilmiş son ilâhî buyruktur.  Makalemde, yüce Kur'an'ın belli başlı temel özelliklerinden bahsedeceğiz ki, şunlardır:
    1- Yüce Kur'an; Allah'ın kelamıdır. 2- Arapça bir kitaptır. 3- Tevatür yoluyla nakledilmiş ve Rabbimizin koruması altındadır. 4- Resulullah (sav)'in en büyük mucizesidir. 5- Kur'an bir anda nazil olmamış, peyderpey vahyedilmiştir. 6- Yüce Kur'an; bir millete vahyedilmiş olmayıp, evrensel oluşu ile tüm insanlığın kitabıdır. 7- aziz Kur'an; anlaşılması kolay, öğüt ve nasihat alınması  için kolaylaştırılmıştır. 8- Yüce Kur'an, tüm insanlığı hidayete kavuşturma kaynağıdır.
    Sözün burasında, evrensel peygamberimiz, Hz. Muhammed (sav)'in Kur'an hakkındaki bir hadisini arzederek, konumuza devam edelim:
    " Kur'ân; bir ucu Allah'ın, diğer ucu da sizin elinizde olan bir ip gibidir. Ona sıkıca sarılınız. İşte o zaman sapıtmaz ve helak olmasınız." buyurmuştur.
    " Kim, Kur'an-ı öğrenir, öğretir ve içindekilerle amel ederse, Kur'an ona kıyamet gününde şefaat eder ve onu cennete götüren rehber olur."
    Onun içindir ki, her Müslümanın mutlak surette aziz kitabımız Kur'an'ı güzel bir şekilde , tertil ve tecvid üzere okuması, tilavet etmesi , anlaması ve hayatında yaşaması gerekir.
    Her zaman ifade ettiğimiz gibi, bin yıllık millet olarak Müslümanlık tarihimizde iyi bir sınav, güzel bir görüntü veremedik. Yani, çok çok Kur'an okuduk, hatimler indirdik, 21 Yasinler, 40 yasinler okuduk ama, söz konusu bu okuduklarımız ne diyor, nasıl bir mesaj sunuyor, bunları kat'iyyen düşünmedik, düşündüysek de engellendik.. Kim engellemiş oldu?
    Engelleyenler, yine bizim bağrımızdan çıkmış, Kur'an üzerinden menfaat sağlayan, geçimini temin eden insanlar olmuşlardır. Yani,  molla kesimleri, sürekli Kur'an okuyan insanlarımızı korkutmuşlar, " Aman ha!.. anlamı ile, mesajları ile ilgilenmeyin (!)", tembihinde bulunmuşlardır. Şu hadise bir dikkat edelim:
    " Kur'an-ı ; gereği gibi güzel okuyan kimse, vahyi getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur'an'ı, kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır." Diğer bir hadiste ise:
    " Size iki şey bırakıyorum: Bunlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız, Allah'ın kitabı ve Nebi'sinin sünneti." buyrulur..
    Getirilen salavatlar!..
    " Binlerce kez salavat getiriyoruz, Hz. Peygamber'e... Belki tek yaptığımız şey bu en cömertçe... Fakat hangi derinlikte?" Peygamber, mü'minlere öz nefislerinden daha ileridir. Derinliğine kaç salavatımız erişebildi? Yoksa, ağız alışkanlığımı?
    Evet, üzülerek, acıyarak, teessürle belirtmeliyim ki, basında, yayında görmüş olduğumuz " bin bir hatimler" " dört milyon salavatlar" " salavat yürüyüşleri" vb. alışkanlıklar, düşünenleri, okuyanları, araştıranları üzmekte, için için dilhun etmektedir!..
    Halbu ki, öylesi gırtlaktan aşağı bir türlü inmeyen hatimler, milyonlarca defa salavatlar değilde, mü'minlere düşen görev, Resulullah (sav)''i  övme yarışına girmek yerine, onu, doğru tanıma, anlama ve örnek alma çabası olmalıdır!..
    Kahrolarak ifade etmeliyim ki, milyon kere milyon salavat yarışına giren kitleler, daha sonraları hızlarını alamayarak, Kiliselere hücum ederek, şanslarını denemeleri, kızlarının bahtı, oğullarının iş ve okul kazanmaları için papaza dua ettirmeleri bir zavallılığın, perişanlığın, hırpaniliğin dışa vurumu değil midir?
    Oysa, aynı durum, Kilise içerisinde değil de, camide de olsa batıl, Türbede olsa da saçmadır!.. Hele toto-loto biletlerini türbenin duvarlarına sürmekte ne demektir?
    Örneğin, günlük her namazda " Fatiha" suresini okuyoruz!.. " Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz"e rağmen.. insanlarımız mağdurları, sefilleri oynamaktadır!..Yukarıda anlatıldığı gibi, hızlarını alamayan insanlarımız, Kilise duvarlarına toslamakta, papazın, keşişin, rahibin, rahibenin bile ellerini öperek, vesile olmalarını istemektedirler.
    Demek ki, millet olarak, toplum olarak büyük bir yanlışın, günahın içerisinde çırpınmaktayız.. Tabii ki, tüm bu rezilliklerden kurtulmak için, Resulullah (sav)'i çok çok sevmeliyiz, onun bizlere bırakmış olduğu Kur'an ve sahih hadis emanetlerine bihakkın sahip çıkmalıyız.
    Aziz Kur'an'a nasıl sahip oluruz?..
    Kur'an'ı, layıkı şekilde okuyarak, emirlerini anlayarak ve hayatımıza intibak ettirerek, sokağa, caddeye, evlere hakim kılarak sahip olabiliriz !..
    Hac esnasında görmüş olduğum hurafeler:
    Hac esnasında, Kabe'nin tepelerinde, bayırlarında görmüşümdür. İnsanlarımız, Kur'an bilmezlerimiz, tomar tomar kefen bezleri alarak, zemzemle yıkayıp teberrük olarak memleketlerine getirmekteler ve öldükleri zamanda, onları kefen olarak kullanmaktadırlar.
    Diğer taraftan, Makama İbrahim'in cam çerçevesini yalayıp, öperek, ellerini sürerek ibadet yaptıklarını zanneden zavallı, biçare insanlarımız bilgilendirildiği, bilinçlendirildiği zaman sanırım Kur'an anlaşılmaya başlayacaktır!..
    Yoksa, tıpkı bir doktorun vermiş olduğu reçeteyi, ilaçları almayıp, verilen kağıt parçasını yalayıp , öpmekle hasta tedavi edilebilir mi? Veya, ilaçları kullanmayıp, sürekli reçeteyi okumak, ilaçların prospektüsünü okumakla yetinmek tedaviye bir faydası olmuyorsa, Kur'an'ı okuyup, anlayıp, hayatımıza emirlerini yansıtmazsak, tıpkı doktorun reçetesini okumaya benzeyecektir!..
    Netice olarak;
    Hz. Aişe (r.anha)'ya, Resulullah (sav)'in ahlâkı sorulur. Vermiş olduğu cevaba bakınız: " Siz, Kur'an okumuyor musunuz? Onun ahlâkı, yaşayışı, her hali Kur'an idi." der.
    Ama, biz toplum olarak bunu yapmayıp da, Kur'an'ı, bir aracı, bir muska kitabı, cin, peri kovalayan kitap haline getirip, küçük çocukların yastıklarının altına yerleştirirsek, o çocuklar, büyüdükleri zaman, Kiliseye bile giderek Papazdan istimdat dileyeceklerdir!..
    Evet, Kur'an'ı Kerim'i çok çok okumalıyız, hem de çok okumalıyız!.. Tertiline, tertibine, tecvidine riayet ederek okumalıyız!.. Okumanın yanı sıra anlamalıyız ve sonra da, muhteşem emirlerini hayatımıza yansıtmalıyız ki, biz ve neslimiz huzur içerisinde, mutlu bir şekilde yaşamış olalım.
    Her Müslüman kardeşimiz, az hatim indirecek, ama, her okumuş olduğu sayfanın Türkçesini de anlayacaktır!.. Hatimler devirmekten ziyade, anlamaya, yaşamaya yönelmeliyizdir.. Ölü ruhlarından ziyade, Kur'an; dirileri kurtarmalı, dirilere ümid vermeli, kuvvet olmalıdır!..
    Rabbimiz!.. Aziz milletimize Kur'anî anlayış lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık