Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kuran Muska Kitabı Değildir

KUR'ÂN; BÜYÜCÜ, CİNCİ, FALCI VE MUSKA KİTABI DEĞİLDİR!,, " Şüphesiz ki bu Kur'an, en doğru yola iletir ve iyi işler yapan mü'minlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler.

" ( İsrâ sûresi, âyet 9 ) Yıllar yıllar oldu, beşeriyete Kur'an'ı konuşturamaz, çözümsüzlüklere çözüm, çaresizliklere çare, ümitsizliklere ümid, karanlıklara aydınlık, geri kalmışlıklara medeniyet, tüm geriliklere ileri bir kitap yapamadık, ebedi bir deva, tükenmez bir şifa olarak insanlığın derdine merhem yapamadık! O muazzam, çağlar ötesine taşınması, koşturulması gereken yüce Kur'an, bir kısım çömezlerin, menfaat temin edicilerin, sihir ve büyü işleri ile iştigal edenlerin elinde ( Allah korusun) oyuncak haline getirilmiş oldu.

" Kur'an; Arapça bir kitaptır: Allah Teala, engin bilgi hazinesinden insanları bilgilendirmek istediği zaman vahiy almaya istidatlı olan kullarından birini seçer ve ona, kelâmını o elçinin kavminin konuştuğu dil kalıplarına dökerek gönderir Yani Allah, her kavme kendi dilleriyle konuşan bir peygamber göndermiş ve peygambere de kendi konuştuğu dil ile vahyetmiştir Herhâlde, bir ümmete gönderilen ilâhî bir kitabın, o ümmetin diliyle gönderilmesi kadar tabii bir şey düşünülemez.

Çünkü insan ne ile sorumlu tutulduğunu, ilâhî iradeye uyun hareket tarzlarının neler olduğunu bilmeden sorumluluğunu yerine getiremez Elbette ki bu da, onun kendisine anlayacağı bir dille hitap edilmesiyle mümkün olabilir Bu yüzdendir ki, Allah Teala: "( Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik.

" ( İbrahim sûresi, âyet 4) Buyurarak, insanları bilgilendirmek istediğinde kelâmını onlara kendi lisanlarıyla indirdiğini haber vermiştir Zaten muhataplara anlamadıkları bir dil ile direktifler verilmiş olsaydı, onlar buna itiraz ederlerdi Nitekim Kur'an bu hususu şu şekilde dile getirmektedir: " Eğer biz ona yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı bir şekilde açıklanmalı değil miydi? Arap'a yabancı dilde ( kitap) olur mu?.

" ( Fussilet sûresi, âyet 44) İşte her kavme kendi konuştukları bir dil ile ilâhî mesajların gönderilmesi Allah'ın bir kanunudur.

Buna biz, sünnetullah diyoruz Bu sünnetullaha uygun olarak Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'i Arapça olarak indirmiştir( Yusuf 2, Zuhruf 3) Nitekim bu hususu Yüce Allah şöyle belirtmektedir: "Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

"( Yusuf sûresi, âyet 2) " Biz, düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur'an yaptık" ( Zuhruf sûresi, âyet 3) " Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar" ( Nûr Sûresi, âyet 61) Yukarıda zikretmiş olduğumuz ayetlerden de anlaşıldığı üzere, Kur'an-ı Kerim, Arapça olarak indirilmiştir.

Kur'an'ın Arapça olarak indirilmesinin sebebi, Hz Peygamber'in, anadili Arapça olan bir toplumun içerisinde doğup büyümüş olmasındandır Şayet Kur'an-ı kerim Arapça olarak değil de başka bir lisanla indirilmiş olsaydı, bu durum Hem Rasululllah'ın tebliğ vazifesini daha fazla zorlaştıracaktı, hem de vahy-i ilâhînın ilk muhatapları durumunda olan Arapların, ayetleri anlayıp uygulamalarını güçleştirecekti.

Yani Hz Peygamber ve ilk Müslümanlar her türlü engellere rağmen bir de yabancı dil problemiyle karşı karşıya kalacaklardı" (quran.

al-shiaorg/tr/maqalat) Hamdü sena ve şükürler olsun ki, yüce Allah, aziz kitabımız Kur'an'ı, Resulullah (sav) vasıtasiyle bizlere tebliğ ettirmiş, vahyedildiğinden bu yana da, ilk nesiller de olduğu bizlerde de , Kur'an; okunmasıyla, anlamasıyla, yaşanmasıyla ümmete huzur, rehavet ve bitmez, tükenmez rahmetler, şifalar ve faydalar sunmaktadır!.

Hani, Ebubekir (ra); Kur'an okuduğu zaman, evinin önünden, sokağından geçmekte olan insanlar, orada durarak, onun yanık sesiyle, haşyetle, heybetle, tazarru ile, içtenlikle, kalbi olarak okumuş olduğu Kur'an'ı dinler, öylece oradan geçerlermiş Bizler de, öyle olabiliriz!.

Her sureyi, her ayeti okurken, sanki, yeni nazil oluyormuş gibi okumalı, ayetlerin bizlere sunmuş olduğu mesajları anlamalı ve üzerinde kafa, kalp ve idrak yormalıyız! Öylesine, kafa sallayarak, anlamadan, içeriğine nüfuz etmeden okumuş olduğumuz bir çok hatimlerin bizlere bir faydası olmayacak, yaşayanlara bir faydası olmadığı gibi, ölülere de bir menfaati dokunmayacaktır!.

Bu hususta, diğer bir sorun da, bir kısım şarlatanların, efsuncuların, muskacıların, büyücülerin Kur'an üzerinden şarlatanlık yapmaları, kayıptan haber verme, baht ama, cin kovalama, hastaları tedavi etme gibi, Kur'an vahyine uygun olmayan zavallılıkları yapmalarıdır Çünkü, aziz Kur'an; incelendiği zaman görülecektir ki, arzetmiş olduğum hususların hiç birinin izine rast gelinmeyeceği, böyle bir şeyin olmadığı görülecektir.

Yüce Kur'an; Beşeriyeti huzura kavuşturmak, insanlığı kavgadan, didişmeden, ırkçılık belasından, kavmiyetçilik sıkıntısından, despotizmden, hanedanlıktan, krallıktan, padişahlıktan kurtarmak, onları özgür irade sahibi kılmak için inzal olmuştur Kur'an mûciz bir kitaptır: " İ'câz kelimesi lügatte, " âciz bırakmak" anlamına gelir Bir şeyin benzerini yapmaktan âciz bırakan şeye de " mu'cize" denir.

Bu bakımdan Kur'an-ı Kerim, Hz Peygamber'in en büyük ve ebedî mu'cizesidir Bütün peygamberler ilâhî bir vazife ile Allah tarafından gönderilmiş olduklarını kavimlerine kabul ettirebilmek iççin mucizeler göstermek mecburiyetinde kalmışlardır.

Bu hususu Hz Peygamber (sav) hadisi-i şeriflerinde şöyle ifade etmektedir: " Hiç bir peygamber gönderilmemiştir ki, ona, insanları imana getirecek, bir ayet verilmemiş olsun Bana verilen ise, Allah'ın gönderdiği vahiydir.

Onun için kıyamet günü ümmetimin sayıca diğer peygamberlerin ümmetinden çok olmasını ümid ediyorum" Geçmiş peygamberlerin mucizeleri, sadece o devirde yaşayanlar ve orada hazır bulunanlar tarafından müşahade edilebilirdi Kısaca ifade etmek gerekirse, onların mucizeleri sürekli değil, geçici ve hissî idi.

Mesela, sihrin revaçta olduğu ve ünlü sihirbazların yaşadıkları bir devirde, Hz Musa'ya sihirli bir âsâ verilmiş, bununla sihirbazlar mağlup edilmiştir.

Tıbbın ilerlediği bir zamanda gelen Hz İsa'ya ise, bu alanda büyük mucizeler verilmiş ve hastaları iyileştirmiş, ölüleri diriltmiştir Hz.

Muhammed (sav)'in mucizesi ise, sürekli ve aklî idi Çünkü onun zamanında Arap dili belâğatı en yüksek dereceye ulaşmış, âdeta altın çağını yaşıyordu İşte Arapların fesahat ve belâğat yönünden en yüksek mer-tebeye ulaştığı bir devirde, sunulan en büyük mucize, hiç şüphesiz ki, belâgat ve fesahatin en büyük timsali olan ve hiç kimse tarafından taklit edilemeyen Kur'an'ı Kerim'in, ümmî bir peygamber olan Hz.

Muhammed (sav)'e vahyedilmesi olmuştur Kur'an, Yüce Allah'ın ezelî kelâmıdır Onun bir benzerini getirmek mümkün değildir.

Peygamber Efendimiz tebliğ vazifesine başlayınca, Araplar ondan risalet ve nübüvvet görevi ile görevlendirilmiş bir kişi olduğuna dair deliller istediler Peygamberimiz onlara Allah Tealâ'nın şu ayetleriyle cevap verdi: "Ona Rabbin mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?" derler De ki: " Mucizeler ancak Rabbimin katındadır.

Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım Kendilerine okunan bir Kitab'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır" ( Ankebût sûresi, ayet 50-51) ( quran.

alshiaorg/tr/maqalat) Netice olarak; Yukarıdan beri izah ettiğimiz gibi, çağımız; aziz Kur'an'ın hasretini çekmektedir.

İnsanlık, onu okumasnı, anlaması ve yaşanmasını görev bilmeli, hiç vakit kaybetmeden O'na sım sıkı sarılıp, toplumsal hayatlarına adapte etmelidirler Aksi halde, aziz Kur'an; toplumların hayatına girmezse, başkaları yani, hiç de Kur'an'la alakaları olmayan kurum, kuruluş ve kişiler, onu kendi emellerine alet edecekler, hiç de ilgisi olmadığı halde, Kur'an'ı, bir cin kovalama, bir üfürük, bir büyü, bir sihir kitabı haline getireceklerdir Zaten de öyledir!.

O halde, yeni kuşaklar, yeni nesiller, hemen Kur'an'a yönelmeli, onu, onun emirlerini yaşanır, uygulanır, tatbik edilir hale getirmelidirler Hayatın tamamını, Kur'an'la irtibatlandırıp, Kur'an'ı, evlerimize, sokaklarımıza, caddelerimize, meydanlarımıza, iş yerlerine hakim kılmalıyız!.

Birileri, itiraz edecek olursa, " laiklik elden gidiyor" vb soytarılıklarda bulunursa, Kur'an, laikliğin, sağcılığın, solculuğun, kapitalizmin, materyalizmin, liberalizmin vb.

" izm" lerin de kitabı olduğunu, onları da doğru yola, sırat-ı müştekim yoluna çağırmak, davet etmek için nazil olduğunu korkmadan, ürkmeden ifade etmeliyiz! Rabbimiz!.

Bu aziz millete, Kur'an yolunda, bu uğurda çalışmalarda kolaylıklar ihsan buyursun!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık