Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an Okurdu

RESÛLULLAH (sav); "KUR'AN OKURDU. CÜNÜBLÜKTEN BAŞKA HİÇ BİR ŞEY, O'NU KUR'AN OKUMAKTAN ALIKOYMADI!" 
 
    "  Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. ( açıklanmadığına göre ) Allah onları affetmiştir. ( Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın) Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir." ( Mâide sûresi, âyet 101 )
 
    Ayeti kerime hakkında kısa bir açıklama yapacak olursak;
 
    Aziz Peygamberimiz (sav); " Allah'ın size haccı farz kıldı, hac vazifenizi yapınız" diye buyurduğu zaman birisi kalkarak " Her sene mi yâ Resûlallah?" diye sordu ve bu sorgusunu üç defa tekrarlamıştı.
 
    Bunun üzerine, Peygamberimiz (sav); bir müddet sükut ettikten sonra " Eğer evet deseydim her sene farz olurdu; eğer her sene farz olsaydı buna da gücünüz yetmezdi" buyurdu.
 
    Yukarıda arzedilen ayeti kerimenin iniş sebebi, yani sebebi nüzulü budur. Allah unuttuğu için değil, affettiği , kolaylık dilediği için bazı şeyleri açıklamaz; sorular sorarak işi güçleştirmek, teşri hikmetine aykırıdır.
 
   Maalesef, tıpkı bunun gibi, insanlar sürekli merak ettikleri şeyler üzerinde durmuşlar, sormuşlar, bilgi sahibi olmaya çalışmışlardır.  İşte, Abdestsiz Kur'an okumak, abdestsiz  mescide girmek konusu da böyledir.. Üzerinde tartışma yapılmış, konuşulmuş ve görüşülmüştür!..
 
    Halbu ki, mes'ele, aziz Kur'an'a havale edilmiş olsa idi , sahih hadislere götürülse idi, yersiz, gereksiz, zamansız, kırıcı tartışmaların hiç biri olmayacak, toplum içerisinde de, güzellik, mutluluk ve huzur hakim olacaktı!..
 
    " Abdestsiz yada gusül abdestsiz Kur'an'ı Kerim okuma, Kur'an'ı Kerim'e dokunmak veya mescitlere girmek ilk dönemlerden beri hükmü tartışılmış konulardır.
 
    İhtilaf makamı olan konular her dönemde farklı uygulamalara sebep olmuştur ve bu asla kınanacak bir davranış değildir. Bu İslâm dininin güzelliklerinden ve Rabbimizin  bize olan merhametinin tezahürlerindendir."
 
     Hani bir güzel deyim ve söz vardır. Hep söylenmiş, söylendiği zaman da hoşa gitmiştir: " Cahiller dinden iskonto yaparlar;  ham sofularsa dine zam yaparlar, bu ikisi de birdir."
 
    Hakikaten, abdest tartışmaları, cünüplük, hayız halleri, bunların mescide girip girmeyecekleri, Kur'an okuyup okumayacakları ilim ehli arasında, bilginler nezdinde tartışılmış, münazara edilmiş değildir.
 
    Genelde, hiç okumayan, Kur'an'a yönelmeyen, onu baş ucu kitabı yaparak araştırma yapmayan, sahih hadisleri bilmeyen, eline bir gün olsun ciddi bir kitap alıp okumayan insanlar arasında tartışma yapılmaktadır. Hem de ne tartışma!..
 
    İnkar edici, birbirlerini kırıcı,reddedici şekilde daha olmadı, politika karıştırılp, mezhep karıştırılıp örseler şekilde düellolar yapılmaktadır. Niçin ve neden?
 
    Bir kere, sahabe arasında tartışma olmamış, olmuşsa, iyilikle, güzellikle mes'ele hal edilmiş, karara bağlanmıştır. Sahabe, kendi aralarında hiç bir zaman gönül kırıcı, küskünlüğe sebep olucu bir münazaraya girmemişler, anlaşamadıkları zaman da, Kur'an'a baş vurmuşlardır.
 
    Mezhep imamlarımızda  kendi aralarında öyledir. İmamı Azam; büyük bir müctehid olarak, hiç bir zaman kendi sevmediklerini bile kırmamış, buğuz, nefret içeren sözler söylememiştir.
 
    Alın size, İmam Şafii'yi.. İmam Şafii, her ne zaman yolu Bağdat şehrine düşmüşse, orada, kendi mezhebinin hükümlerini tatbik etmemiş, saygısızlık olur diye, Ebu Hanife mezhebinin fetvalarını uygulamıştır.
 
    Ama, daha sonraki insanlar;  hiç de bilgi sahibi olmadıkları halde, dini, dini emirleri, sünneti, sünnetin içeriğini zorlaştırmışlar, bilinçsiz, bilmeden, okumadan, araştırmadan tartışma cihetini tercih etmişlerdir.
 
    Örneğin, abdestsiz, cünüp, hayızlı insanlar, Kur'an okuyamaz, Kur'an'a dokunamaz, mescide giremez tartışmaları gibi.. Bir kere, Kur'an; ne zaman bu günkü şeklini alarak, cilt halinde bir kitap olmuştur? Bunu her Müslümanın bilmesi, bilgi sahibi olması lüzumludur.
 
    Resulullah ( sav)'in, 23 senelik nübüvvet döneminde, elimizdeki cilt halindeki Kur'an'ı Kerim böyle değildi. Yani, bir araya toplanmış, kitap şekline dönüştürülmüş, bu günkü şeklini almış değildi ki, el sürülmesin, dokunulmasın, okunmasındı.
     Kur'an'ı Kerim ne zaman kitaplaştırıldı? Bunu bilir isek, bu hususta bilgi sahibi olursak, mes'ele kendiliğinden hal olacaktır!.. Kur'an; Resulullah (sav)'in; vefatından sonra, halife Hz. Ebu Bekir döneminde, Hz. Ömer'in halifeye teklifi ile kitap haline getirilmiştir.  Bu cümleden hareket ederek:
 
    " Hammad b. Süleyman'dan nakledilmiştir: " Said b. Cübeyr'e Kur'an okuyan cünübün durumunu sordum. Bunda bir mahzur görmedi; " Kur'an onun içinde ( hafızasında saklı) değil midir? Okunmasında ne sakınca var?" dedi.
 
    Ümmü Atiyye'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: " Biz hayızlı kadınlara bayram günleri namaz kılanan yere çıkmamız ve müminlerle birlikte tekbir almamız ve dua etmemiz emredilirdi". ( Buhari, Kitabu'l-Hayz, 23) Peygamberimiz, adetli olanları dâhil istisnasız bütün kadınların bayram namazlarına katılmalarını emir buyururdu". ( Buharî, Îdeyn, 20-21)
 
    Zikredilen bu rivayetler, abdesti olmayan, cünüp ve hayızlı olan kimsenin Kur'an okumalarının caiz olduğuna delildir. Zira Peygamberimizin istisnasız her durumda Allah'ı zikrettiği haber verilmektedir.
 
    Müslim'deki bir hadiste; " Peygamber bütün hallerinde Allah'ı zikrederdi" şeklindedir. Nitekim Allah; müminlerin ayakta, oturarak, yan yattıkları her halde Allah'ı zikrettiklerini överek haber verir. ( Al-i İmran/191). Peygamberimizin cünüp gecelediği, yemek yediği, su içtiği sabittir." ( http://www.sadaadettinmerdin.com)
 
    İsterseniz; kadınların ay halini, yani hayız durumlarını  açıklığa, yasaklayıcı taraflarını,zihin dünyamıza, belleklerimize iyice girsin diye bir daha arzedelim. Buyurun işte, o meşhur hayız ayeti:
 
    " Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever. temizlenenleri de sever." ( Bakara sûresi, âyet 222)
    İşte, o meşhur hayız ayeti budur. Sadece yasaklayıcı durum " Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın" emridir. Bu yasaklayıcı tavır, yatakları ayırmak, birbirinden uzaklaşmak şeklinde değildir. Zaten böyle bir durum, Yahudilik olacaktır.
 
    Aynı yatak, aynı oda, aynı yemek sofrası, beraber yaşama, bir yatakta yatma, lakin, cinsî yaklaşımdan uzak bir hal. Hanımların şahsi durumlarına göredir. Üç gün, beş gün on gün de olabilir. Şimdi soruyorum?
 
    Bir hanım efendi, on gün rahatsız olursa, on gün, Allah'dan, Peygamber'den, duadan, Kur'an'dan, niyazdan, dilekten, hacetten uzak mı kalacaktır? Yapmayın!.. Yapmayın insanlar!.. Şu güzel, ekmel ve evrensel dinimizin önüne setler, barajlar, bendler kurmayın!.. Ne alıp veremediğiniz var, yüce dinimizden?
 
    Bilhassa, sufi çevreler, küçük küçük cemaatçikler, ilmihal bilgilerini bir türlü öte götürememiş kesimlerden bunların arasından öyle fetvalar, işkembe-i kübradan sözler çıkmaktadır ki, hayıflanmamak, üzülmemek mümkün değildir.
 
    Netice olarak;
 
    Gelenekçi, rivayetçi, hikayeci, öykücü çevrelere bir önerim olacaktır!.. Diyelim ki, Kur'an'ın emirleri, nebevi haber, sizleri tatmin etmemektedir. İllaki mezhep, illaki tarikat şeyhinin tavrını istiyorsunuz: Çünkü " Sünnisiniz"!..
 
    Bendeniz bir Kur'an eri olarak, sizlere, yine bir ehl-i sünnet mezheb sahibi olan, imamı olan Zahiri Mezhebini önermekteyim. Lütfen, Zahiri mezhebini inceleyin. Abdestsiz, hayızlı halde iken, Kur'an okunur mu, mescitlere girilir mi? bu hususları bir bir öğrenin.
 
    " Durum böyle iken dinimizi öğrenmek için şart olan ilme, yani Kur'an'ı öğrenmeye, onu ezberlemeye, yada onu başkalarına öğrenmeye engel nedir? Hayızlı bir kadın her ayın bir haftası, belki de daha da uzun bir süre Allah'ın kitabını okumayacak mıdır?
 
    Eğer meseleler sonuçları itibariyle değerlendirilirse, bu şekilde sağlıklı bir delili olmayan fetvalar ile 50-60 yaşındaki bir kadına 10-15 sene Kur'an okuma yasağı koymuş olmuyor muyuz? Bu da Allah korusun helali haram yapma gibi ciddi bir problem değil midir?" (www.saadettinmerdin.com)
 
    Evet, millet olarak, Kur'an üzerinde araştırma yapmaktan korkuyoruz!.. Çünkü, onu yüksek yerlere çivilemişiz. Bizi çarpmasın diye!.. Lütfen korkmayın.. Zaten bizler, Kur'an'dan uzaklaştığımız için çarpılmışız!..  Kur'an'ı, asıl okunması gereken, yani dirilerden koparıp, ölülere okuduğumuz için çarpılmışız!..
 
    Yine, gelenekçilere, Kur'an'dan, onun emirlerinden korkanlara bir önerim olacaktır: Madem ki, Kur'an'ı; ölü kitabı yaptınız, her okumuş olduğunuz Yasinleri, Hatimleri mezara götürüyorsunuz. İsterseniz, şu Hayız ayetini de ölülere okuyun da, mezarlarında yatarlarken, hayız görmüş olurlarsa dikkat etsinler!.. Kur'an ve benzeri duaları o hallerinde iken okumasınlar!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
               


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık