Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an Okurken Abdestsiz Olmak

  " FAKİHLER; KUR'AN OKURKEN ABDESTSİZ OLMAYI MÜSTEHAP SEVİYESİNDE GÖRMÜŞLERDİR!.."
 
 
    " Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak " Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler." ( Nahl sûresi, âyet 116 )
    Malum olduğu üzere, bir kısım Araplar, kendi kendilerine bazı şeyleri helâl, bazılarını da haram sayıyorlardı. Bazı hayvanları erkeklere mahsus görüyorlar, kadınlara yasaklıyorlardı.
 
    İşte yukarıdaki âyeti kerime, onların bu cahilce durumlarına işaret ederek, Allah'ın yasakladığı şeylerden başka bir şeyin haram olmayacağını bildirmektedir.
 
    Maalesef; Araplar; Emevilerden bu yana, harama helal, helala haram demeye devam etmektedirler!.. Oysa, Asr-ı Saadet döneminde böyle bir hal kat'iyyen olmamış, her sahabe ayet ve sünnet ışığında, yol göstericiliğinde yaşamaya devam etmişlerdir. Dolayısıyla,
 
    Yazı başlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığı nezaretinde  ve Diyanet Ansiklopedisi adıyla meşhur olmuş eserde zikredilmektedir. ( DİA, C.26, sayfa 410) sayfasını çeviren her Müslüman bu önemli , ciddi öneriyi okuyabilirler!..
 
    Kur'an'ın abdestsiz okunabileceğinin delillerinden bir diğeri de sahabe uygulamalarıdır:
 
    " Hz. Ömer, Kur'an okuyan bir toplulukla beraber oturuyordu ve haceti için gitti, sonra gelip Kur'an okumaya devam etti. Topluluktan birisi: " Ey müminlerin emiri! Abdestsiz olduğun halde Kur'an mı okuyorsun?"  dedi. Ömer'de cevaben: " Okunmayacağı hakkında sana kim fetva verdi, yoksa ( Yalancı Peygamber Müseylime mi?" ( İmam Malik, Muvatta, Kütab'ul- Kur'an, 21)
 
    Ebu Musa el- Eş'ari abdestsiz olduğu halde Kur'an okurdu. İbn Ömer ve İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: " Biz Kur'an'dan cüzlerimizi abdest bozduktan sonra hiç suya değmeden okurduk."
 
    Alkame bin Kays dediki: " Biz Selman-ı Farisi'nin yanına girdik bize, abdestsiz olduğu halde Kur'an'dan ayetler okudu". Said bin Müseyyeb şöyle dedi: " Ebu Hüreyre heladan çıkar abdest almadan bize hızlı bir şekilde sure okurdu.".
 
    İbn Hazm şöyle der: " Kur'an'ın kıraatı, içindeki secdeler, mushafa dokunmak ve Allah'ı zikretmek, abdestli abdestsiz , hayızlı için de, cünüp içinde caizdir. Bu aynı zamanda, Rebi'a, Said b. Müseyyeb, İbn Cübeyr, İbn Abbas, Davud ve ashabımızın/ Zahirilerin tümünün görüşüdür. ".
 
    İbn Hazm " Kur'an'ı okumak, tilavet secdesi. Mushafa dokunmak ve Allah'ı anmak; bunların hepsi abdestli olana ve olamayana, cünübe ve hayızlı olana caizdir." diye başlık attıktan sonra genel delilini şöyle açıklıyor:
 
    " Bunlar hayırlı işlerdir, teşvik edilmiş, sevap vadedilmiş fiillerdir; bunların bazı hallerinde yapılamayacağını söyleyenlerin delil getirmesi gerekir".
 
    İbn Hazm karşı tarafın ileri sürdükleri delilleri ise ya sahih olmayan rivayetlerden ibaret oldukları veya hükme delalet etmedikleri gerekçesiyle reddetmekte, sahabe ve tâbiûn müctehidlerinden kendi içtihadını destekleyen örneklere de yer vermektedir." ( www.saadettinmerdin.com)
 
    Üzülerek, ifade etmeliyim ki, Kur'an'da bu hususta bir emir bulunmazken, Sünnetite her han gi bir kayıt yokken, sahabe arasında farklı bir tatbikat bulunmazken, dün ve bu günün ilim adamları, Süleyman Ateş, Abdülaziz Bayındır, Mehmet Okuyan, Mustafa İslamoğlu, Bayraktar Bayraklı vb. binlerce ilahiyat dalında meşhur olmuş insanlar, Kur'an okumayı, Kur'an'ın kıraatına her hengi bir yasak getirmezlerken,
 
    Ne tuhaftır ki, ülkemizde faaliyet gösteren, küçük küçük cemaat mensupları ( Işıkçılar, Fethullahcılar, Süleymancılar, Tarikatçılar, Şeyhler, üstadlar; bir takım yasaklar, haramlar getirmektedirler!..
 
    Yani, Cübbelilerin öne sürdükleri savları sahih, Süleyman Ateş hocanın tezi de yanlıştır!.. Ne demektir bu?  Bakınız; ülkemizin sayılır Prof'larından Hayrettin Karaman hoca efendi bu mevzuda ne demektedir?
 
    " Bize göre eğitim, öğretim, hatırlama gibi maksatlarla abdestsiz kimselerin Kur'an'a dokunmaları caizdir. İbadet maksadıyla okumak isteyenlerin ise- durum müsait olduğunda- bunu abdestli olarak yapmaları tercih edilir." ( Helaller ve Haramlar)
 
    Hani, her mevzuda, her an, başımız sıkıştığı zaman, " Diyanet şunu dedi, Diyanet bunu dedi" diye oraya sığınmadan edemeyiz. Öyleyse, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini sorular komisyonuna;
 
    " Kız öğrencilerin adetli günlerinde Kur'an okumanın hükmünü" şahsen sorduğumda verilen cevap şudur: " Maliki ve Hanbelî mezheplerini taklit ederek hayızlı ve nifaslı kadınlar Kur'an okuyabilirler, başkalarına da öğrete bilirler. Bir zorunluluk olması halinde de Kur'an'a el sürmeleri caizdir." ( www.saadettinmerdin.com)
 
    Günümüz dünyasında, camii köşelerinde bir kısım, okumayan, araştırmayan, müctehidlerin fetvalarını, görüşlerini, ifadelerini bilmeyen insanlar, akşam-sabah tartışırlar, birbirlerini kırarlar, hatta öyle zaman olur ki, Kur'an'da olmayan bir hükmü Kur'an'a, Sünnete mal ederek tartışarak, münazara yaparlar..
 
    Sonunda da, " Cübbeli şöyle dedi" "Nihat Hatipoğlu böyle dedi" " " Mustafa Karataş'ın fikri şöyle" diyerek birbirlerinden uzaklaşırlar!.. Oysa, mes'ele; Kur'an ve Sünnete havale edilmiş olsaydı, ne kırgınlık olacak, nede İslam'ı zorlaştıracaklardı!..
 
    Düşünün ki, bir hanım on gün hayız hali yaşamakta, kırk günde nifas hali olmaktadır!.. Uydurulan din nasıl bir dindir ki, böylesi bir hanım; bu kadar zaman bir Fatiha, bir Ayetel Kürsi bile okumayacak, dua etmeyecek, Yasin'i şerifi tilavette bulunmayacaktır?!..
 
    Bu nasıl akıl, bu nasıl mantık, bu nasıl izan ve algıdır?.. Vallahi!.. Tüm bu yapılanlar ayıptır, çirkinliktir!.. Bu din Yahudilik dini değildir.. Bu aziz din İslam'dır, evrenseldir, peygamberi Hz. Muhammed (sav)'de " alemlere rahmet olarak gönderilmiştir."
 
    Dolayısı ile, dinin önünü tıkamayalım!.. Bir kısım şeyhlerin, sufilerin, eski adetlerden, anlayışlardan kalan yani, Şamanlıktan, Zerdüştlükten, Buda'dan, Brahmanizm'den intikal eden, süre gelen anlayışları, halleri, yaşayışları İslam'a yama yapmayalım.
 
    Bu aziz din; iman, ibadet yönüyle kıyamete kadar değişmezken, şeriat mevzularında daima değişikliğe uğrayacak, zaman, şartlar neyi icap ettirirse ona göre fetva verilecek ve yaşanacaktır!..
 
    Ayrıca, şu husus da önem arzetmektedir: Kur'an'ın kağıdımı kutsaldır, yoksa, onun emirleri mi kutsaldır? Bir önceki yazımda da, ifade etmiş olduğum gibi, Kur'an'ı Kerim, Hz. Ebu Bekir zamanında kitap haline getirildiğine göre, yasaklar, men etmeler de sonradan dine eklenen, ilave edilen hususlardır.
 
    Kur'an'ın okunmasının önüne setler, engeller getiren zihniyete şunu tavsiye ediyorum.. Sizler, şeyhinizin, pirinizin, gavsınızın, üstadınızın, Cübbeli hazret(!)lerinin hikayelerini abdetsiz okumayın!.. Ama, İslam'a, ve onun yüce kitabı Kur'an'a gölge olmayın!..
 
    Netice olarak;
 
    " Lâ yemessühû illel mutahherûn" " Ona ancak temizlenenler dokunabilir." ( Vâkıa sûresi, âyet 79 ). Bu ayeti kerime, Mekke'de nazil olmuş, abdest ve gusül ayeti ise, Medine'de inzal olmuştur!.. Bir diğer ayet meali de şöyledir:
 
    " Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken ( her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler ( ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!" ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 191)
 
    Bu ayette, bu çabayı gösterenlerin, Allah'ın kudretinin ve eşsiz sanatının eserlerini idrak etmeleri sonunda, O'na derin bir saygı ile yönelmelerinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır.
 
    Geçen hafta, bir kaç sene görev yapmış olduğum Boxtel kentine dostları ziyarete gitmiştim. Sohbet esnasında bir dostumuz, bu ayette zikredilen " zikir"den maksadın, okumak olmadığını, sanki, şeyhlere bağlı müridlerin zikirlerine benzettiği kafamda yer etmiştir.. Onun içindir ki;
 
    " Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü " Şu helaldir, şu haramdır" demeyin. Sonra Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar." ( Nahl/116)
 
    Son söz olarak, şunu demek istiyorum: Lütfen; bu aziz dinin içerisine beşeri fikirlerinizi, duygularınızı, kaprislerinizi sokup, sokuşturmayın!.. Bu din azizdir, aziz kalmalıdır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
   


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık