Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an Üfürük kitabı Değildir
KUR'ÂN; ÜFÜRÜK KİTABI DEĞİLDİR!..
 
 
    " 1- De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
       2- Yarattıklarının kötülüğünden,
       3- Çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden,
       4- Düğümlere üfürenlerin kötülüğünden,
       5- Ve kıskandığı zaman kıskananın kötülüğünden. " ( Felak sûresi, âyetler 1-5)
    Evet, selamlıyoruz!  Kur'an Müslümanlarını!.. Rab olarak yalnızca Allah'ı birleyen, tevhid erlerini, kitap olarak aziz Kur'an'ı baş tacı edinen, aziz dinimizi sadece ve sadece Allah'a has kılan, yalnız O'na ibadet eden, yalnız O'ndan yardım talep eden, hiç bir şirk aracını, üfürükçüyü, sihirciyi, muskacıyı, cinciyi, cindarı, afsuncuyu, büyücüyü kabul etmeyen yiğitleri, iman ve Kur'an erlerini dualarla selamlıyoruz!..
    Kabirlere tapanları, türbelere çaput, bez bağlayanları, mum yakanları, aynı yerlerden istimdat, yardım, himmet, şefaat bekleyenleri Kur'an adına kınıyor, onları Allah'a havale ediyoruz. Çünkü, onlardır ki, alemi İslam'ı perişan eden, yörüngesinden koparan, Kur'an'ı hizmetleri, anlayışları, idrakleri sekteye uğratan, sapık, batıl, şeytanın uşaklarını nefretle, tiksintiyle kınıyorum.
    Evliyalardan medet umma!..
    " Evliya" diye bilinen kimselerin mezarlarında ip bağlamak, mum yakmak, tel çekmek en sık rastlanan hurafelerdendir. Bir yazar şahit olduğu trajikomik olayı şöyle anlatır:
    " Bir Bursa gezisinde, Osman Gazi türbesinin ve itfaiye kulesinin bulunduğu tepeye çıkmıştım. Etrafı demir korkuluklarla çepeçevre sarılı tepede bir bankın üzerini oturmuş, şehrin o güzelim manzarasını seyrediyordum. Bir ara korkulukların yanında kümelenmiş bir grup kadının yamaçtan yükselen ağaların dallarına bezler ve ipler bağladığına tanık oldum.
    O kubbeli ve mubbeli türbeleri bırakıp da neden bu ağaca dadandıklarını merak ederken, söz konusu ağacın el yetişmesi mümkün olmayan, hatta kuşların bile zor konacağı dalların üzerinde bir takım bez parçaları bulunduğunu görünce hayretler içinde kaldım.
    Merakla sağa sola sordum, Bir bilen çıkmadı. Yamaçtaki ağaçların zirvesine o bezlerin nasıl takıldığını kimse açıklayamadı. Sonunda o bölgenin yerlilerinden biri doğru açıklamayı yaptı. Meğer eskiden iftar ve sahur zamanlarını bildirmek için otuz metre ötedeki itfaiye topları kullanılırmış. Bu topların ağzına sıkıştırılan bez parçalarının bir kısmı yamaçtaki ağaçların dallarına çarpıp takılırmış.
    Böylece türbeleri ziyarete gelen kadınlar tarafından evliya türbesi olduğu zannedilmiş ve ip bağlanmaya başlanmış. Şimdi buraya gelen kadınlar, burada büyük bir evliyanın yattığına ve duaların kabul edildiğine inanıyorlarmış!"
    Ne yazık ki günümüzde böyle garip adetli, mumlu, bezli türbe ziyaretlerini yapanlar kendilerinin " inançlı" diye adlandırıyorlar. Halkın bir kısmı da bu tarz, İslam'a zıt davranışlar sergileyenlerin " inançlı kişi" olduğuna inanıyor.
    Oysa bu inanç, her neyse, Kur'an'ın sunduğu inanç değildir. Bu tarz fiilleri sergileyenler, Kur'an'ı  üfürük kitabı gibi değerlendirirken; ıslık çalmama veya gece aynaya bakmama tipindeki " yasakları" ise dini bir hüküm, dinin bir gereği sanmaktadırlar." ( tektanri.com/Kuran)
    Aman Allah'ım!.. Nereye dönmüş olsak, nereye uğrasak mutlaka karşımıza bir hurafe çıkmakta, evliya hikayesi anlatılmakta, göklerde uçuşan, kuşlar misali kanat çırpmakta olan eren, ermiş, pir, mürşid, mürit masallarına rast gelmemek mümkün değildir!..
    Camii önlerinde, kürsülerde, minberlerde bu tür şeyler olağanlaşmış, anlat anlat bitirilmemektedir!.. Ama, bir şey eksik olmaktadır!.. Kur'an'ın okunması, anlaşılması ve yaşanması!.. Hurafelere alıştırılan, belleklerine yerleştirilen insanımız, ermiş, eren, veli, evliya hikayeleri dışında Kur'anî emirleri, sahih mütevatir hadisleri dinlemek istememektedir!..
    Sanki, ülkemiz, milletimiz tarikatlar tarafından parselasyona uğramış, muhit muhit, bölge bölge Türkiye'miz tarikat, veli, kutup, gavs yurdu haline getirilmiştir!.. Hatta, her bölgede bulunan veli, diğer yerlerdeki isim yapmış ermiş(!)leri kabul etmemekte, onların şeytanla iş birliği yaptığını korkusuzca anlatmaktadırlar.
    Örneğin, Fethullah cemaati, diğer nur cemaatlerini ve diğer kuruluşları, Menzil evliyaları, İsmail Ağa erenlerini, Cübbelileri, Esad efendi müritleri öbürlerini, Sami efendi müridanı kendilerinden olmayanları kabul etmemekte, sanki kendi aralarında bir çarpışma, bir harp varmış gibi, birbirlerine hücum etmektedirler!..
    " Dine sokulan ve dinin bir parçası olarak gösterilen bu hurafeleri, bunları savunan kaynaklardan öğrenmek istiyorsanız size örnek olarak Pamuk yayınevinin " Kur'an-ı Kerim'in Havas ve Esrarı" kitabı ile Kudret Şandra'nın derlediği " Dert Sizde, Derman Bende, Şifa Reçeteleri" kitabını önerebiliriz.
    Gerek yayınevi, gerek kitabın ismi, gerek yazarın kimliği kitapların " dini" kimlik kazanmasına sebep olmaktadır. Zaten binlerce hurafe ile dinin zorlaştırıldığı yetmiyormuş gibi, " dini özel bilgiler" gibi takdim edilen ilave hurafeler, Kur'an'ın güzel dinini tanımayanların dini; saçma, mantıksız, uydurma sanmalarına sebep olmuştur ve olmaktadır.
    Yüzlerce hurafeyi sayamayacağımız için bu iki kitaptan yedi örnek hurafeyi yazmakla yetineceğiz. Bu hurafelerde Allah'ın mübarek kelamı, rehberimiz Kur'an'ın surelerinin nasıl kullanıldığı ayrı bir ibret vakasıdır.
    1. Örnek hurafe: Sancıdan kıvranan bir hasta üzerine Mücadele Suresi okunursa sancısı geçer ve tatlı tatlı uykuya dalar. Gece ve gündüz bu sureyi okumaya devam eden kimse hırsızlara karşı korunur. Surenin tamamı bir kağıt üzerine yazılıp her hangi bir mahsul üzerine atılırsa, o mahsul her türlü haşerenin tahribatından kurtulur, bolluk ve bereket meydana gelir.
    2. Örnek Hurafe: Bir kimse Maun Suresi'ni ev eşyası üzerine okuyup üflerse, o eşya kırılmaktan ve kaybolmaktan kurtarılmış olur. Bu surenin okunmasını alışkanlık haline getiren kimsenin sözü her yerde geçerli olur. Hiç kimse bir dediğini iki edemez.
    3. Örnek Hurafe: Sıkı sık hamamcı olan kimseler, bir şap üzerine Tarık Suresi'ni  okuyup, yastığın altına kor ve bu şekilde uyuduğu takdirde hamamcı olmaktan kurtulur.
    4.Örnek Hurafe: Basur hastalığına yakalanan kimse, namazların sonunda Ala Suresi'ni yedişer defa okursa hastalığı geçer. Cuma ezanında yazdırıp üzerine alan kıskançlık, nazar ve sihre karşı kendini korur.
    5. Örnek Hurafe: Bir çirişe 7 ilmik atılır. Birinci ilmiğe ve yedinci ilmiğe Sure-i Kevser okunur. Her düğümde şöyle denir: " Yarabbi filanın şehvetini, cinsel organını, aklını 360 beden azası ile 72 endamı ile bağladım ve düğümledim." Bu çiriş rüzgara karşı asılır. İcap ettiğinde çözmek için kaybolmaması da şarttır.
    6. Örnek Hurafe: İçinde 17 Mim harfi bulunan Ayetel Kürsi'yi yine bir çiriş alıp bakire bir kıza 17 kez düğümlenecek şekilde ilmik attırılır. Her ilmiğe 10 adet Ayetel Kürsi okunur... Kimin için niyetleniyor, ne için isteniyorsa, " Ya Rabbi ve esma-i İlahiyenin yüzü hürmetine düğümledim" diyerek, bakire kıza bir düğüm attırılıp, işaretle hiç konuşmadan 17 ilmik böylece düğümlenir ve 170 adet Ayetel Kürsi okunmuş olur. Bu okunmuş çiriş karanlık bir yerde ağır bir taş altına konarak muhafaza edilir.
    7. Örnek Hurafe: Erkekliği bağlı bir şahsın çözülmesi için; temiz bir kağıda Ayetel Kürsi, diğer bir kağıda da Sure-i Haşr'ın son dört ayeti ile Amener Resuli ayeti kelime olarak ayrı harf harf yazılır. Ayetel Kürsi sağ kola, diğer yazılı Amen Resuli ve Haşr Suresi sol kola bağlanır. Sonra hiç kullanılmamış bir baltanın deliğinden bağlı erkeklik uzvunu geçirip küçük tuvaletini yapar." ( tektanri.com/Kuran)
    Netice olarak;
    " Nihayet geldiklerinde Allah: " Siz benim ayetlerimi, ne olduğunu anlamadan/kavramadan, yalan saydınız/uygulamadınız öyle mi? Yoksa bu yaptığınız başka nedir ki?" ( Neml Suresi, âyet 84)
    Maalesef, günümüz Müslümanları, Kur'an'ın emirlerini hayata geçirme yerine, Allah'ın ayetlerine başka anlamlar yükleyerek, hiç de alakası olmayan mes'elelerle vakit geçirmektedir. Niçin ve neden?
    Zaman zaman camilerimiz de, hoca efendilerin, aşri şerif okuduklarına şahit olmaktayız. Okunan aşri şerifleri huşu ile, mahzun bir şekilde dinleyen, hürmet gösteren cemaatlere bir sorsak ki: " Bu okunan aşirden ne anladınız?" deyiversek, tamamından alacağınız cevap şu olacaktır!..
    " Hoca efendinin sesi çok güzeldi, fevkalade yanık bir şekilde okudu, melodisi , musikisi hoşuma gitti" diyeceklerdir. Oysa, Allahü Teala, bizlerden melodi, güzel ses değil, ritm değil, "ne anladınız?" sorusunu sormaktadır, cevap istemektedir!..
    Hani, yukarı satırlarda geçen 2 ci hurafede belirtilen " Maun Suresi" var ya!.. Vallahi!.. Hoca efendiler, onun içeriğini, vermiş olduğu mesajı cemaatlerine anlatmış olsalar, tamamı hayıflanacak, namazlarını, niyazlarını, zekatlarını, yardımlaşmalarını az bularak, isyan edeceklerdir!..
    Onun içindir ki, hoca efendilerden istirham ediyoruz!.. Şu arkanıza takılan cemaatlerinizi Kur'an'la tanıştırın, en basiti , hiç olmazsa, Elem Tere Suresi'ne kadar anlamlarını ezberletiniz!.. Yoksa, yukarıdan beri ifade edildiği gibi, hurafeden, büyüden, sihirden,  daha doğrusu Kur'an dışı saçmalıklardan kurtulmamız mümkün olmayacaktır!..
    Rabbimiz!.. Hurafelerin içerisinde toz duman olmuş bu aziz millete yardımını, nusretini esirgemesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık