Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'an'da Abdest, Gusül, Teyemmüm ve Kaza Namazları

" Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız ( cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü  ve ( dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size ( ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz." ( Mâide sûresi, âyet 6 )

Ayetii kerime hakkında kısa bir yorumda bulunalım:

Bilindiği üzere; namaz, ibadet duygusu ile Allah huzuruna çıkmak, belli şekillerle O'na tapınmak ve O'nunla konuşmaktır. Namaz Allah'ın, kulunu, huzuruna kabul etmesidir.

İşte bu kabul ve bu ubûdiyet arzı, bir hazırlığı gerekli kılmaktadır. Huzur-ı İlahide duran kulun uyanık, bilinç sahibi, içi ile dışı ile tertemiz, pak olması gerekir; abdest ve gusül bunları temin için en güzel vasıtadır.

Suyun bulunmaması veya bulunduğu halde kullanmayı engelleyen bir mâni yahut özürün bulunması halinde teyemmüm edilir. Teyemmüm her ne kadar maddî temizliği sağlamazsa da temizlik bilinci vermekte ve ibadete hazırlamaktadır.

Konunun burasında hemen bir arzımı ifade etmek istiyorum:  2016 yaz tatili için İlçem Afşin'da bulunurken; bir kısım insanların " Kerbela Taşı"na secde ettiklerini, onsuz namaz kılamadıklarını müşahade ettim.

Hani, Caferi"lerde, diğer adıyla Şia'da " Kerbela Taşı" olmadan secde edemez, namaz kılamazlar. Kerbela'da; Hz. Hüseyin (ra)'ın, Yezid taifesi tarafından hunharca şehid edilmesinden ötürü, yeryüzünün kirlendiğini, secde edilemeyeceğine inanmaktadırlar!..

Bana göre, bu mes'eleye odaklanmak, Muharrem günlerinde bir kısım Caferi'lerin, kendilerini zincire vurmaları, vücudlarına eziyet etmeleri gibi bir haldir.  Yani, insan organına eziyet etmesi, secdede taş kullanması, Hz. Hüseyin davasını ( bana göre) küçültmek olacaktır!..

Afşin İlçesi gibi bir yerde, seksen küsur kişinin bir dernek çatısı altında toplanıp, bu tür eklentilere saplanmaları benim dikkatimi çekmiş, mezhepçi olmasam bile, Ebu Hanife ictihadına ters bir uygulama olduğunu görmüş oldum.

Sanki, II. Bayezid devrinde yaşıyormuşuz gibi bir hava gördüm, cihangir Sultan Yavuz Selim Han olsaydı bu nazik duruma nasıl bir tepki gösterirdi, sorusunu kendi kendime sormadan edemedim. Dolayısıyla; asıl mevzuya kısaca temas edecek olursam;

Abdest, gusül, teyemmüm ve kaza namazlarında çok kolaylıklar getirmiş aziz dinimiz, ne yazık ki, zaman içerisinde zorlaştırılmıştır, bir eziyet halini almış, kolaycacık yapılması, icra edilmesi ve yaşanması gereken İslam; içinden çıkılmaz hale getirilmiştir.

Tabii ki, bu konularda, asıl söz sahipleri susmuş veya dinlenilmemiş, onların yerine orada-burada, kenarda-köşede pinekleyen, " bir lokma, bir hırka" yaşayan zümrenin sözleri, tavsiyeleri dinlenir olmuştur!..

Örneğin, Prof. Dr. Hüseyin Atay hocamız, Türkiye'de sayılır, bilinir, güvenilir bir alimdir. Eserleri ile, konuşmaları ile, yüreklere su serpmiş bir kodaman alimimizdir!.. Ama, ne hazindir ki,

Başta, Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere, tüm cemaatler, ekser görevliler, mistik çevreler ondan korkar olmuş, adını duydukları zaman, hızla uzaklaşmayı tercih etmişlerdir.  Niçin ve neden?

Çünkü, Hüseyin Atay hocamızın hayatında, ilmi birikimi içerisinde hurafe, bid'at, uyduruk, eklenti, kafadan atma, işkembeden sıkma hususları olmadığı içindir!.. İsterseniz, ondan bir alıntı ile yazımıza devam edelim:

" Hacda namaz kılmak dışında hiç bir tavaf ve sa'y ( koşma) için abdest almak ve gusül etmek şart kılınmamıştır. Ancak ihramlı iken kasten cünüp olmak yasaklanmıştır. İrade dışı cünüp olmak, hayızlı olmak da ihramlı olmaya mani değildir.

Cünüplükten çıkmak kadın ve erkek için çok kolaydır. Ama hayızlı olmak ve hayızdan kurtulmak kadının elinde değildir.  Bu tabii, istek dışı bir durum olduğu için, o hâlde iken kadın yalnızca abdest alır ve abdest alması en doğrusudur.

Hayızlı kadının namaz kılmaması ve hacda tavaf etmemesi, o zamanda hayız kanından temiz kalamaması ve etrafa bulaştırmaması zorunluluğundan olabilir.

Hayızlı kadının namaz kılmamasının ön görülmesi,onu sıkıntıya sokmamak içindir. Hayızlı zamanında kılamadığı namazları başka zamanda kılmaktan muaf tutulması da bu kolaylıktan dolayıdır.

Bu, onun dininde bir eksiklik ve ibadetinde bir noksanlığı ifade etmez. Bu hüküm, namazın kazası olmamasının delili sayılabilir. " ( Kur'an'a Göreş Araştırmalar, Prof. Dr. H. Atay, say. 38 )

Bir Müslüman düşünün ki, yıllarca kasten veya her hangi bir sebepten ötürü namazlarını kılmamış, terketmiştir. Beş sene, on sene veya daha fazla yıllar!..

Adamcağız; vicdan azabından muztariptir. Çünkü, yıllarca namazlarını terketmiş ve kılmamıştır!.. En yakın hoca efendiye koşuyor!.. Derdini bin bir hal ile izah ediyor ve çare soruyor:

Hoca efendi, sanki cetvelle çizercesine, bir namaz kılma tarifi yapıyor. Aman Allah'ım!.. Hem de, Kur'an'da tarifi bulunmayan bir namaz kılma tarifi.

Adamcağız; sonunda sormak zorunda kalıyor: " Hocam!.. Kılamadığım namazlarımı tamamen kılsam, yüce Allah beni affeder mi?" diyor.. Almış olduğu cevap şudur: " Umulur ki affeder!.."

Netice olarak;

Muhterem hocalarım!.. Geliniz, şu İslam'ı atalarcılıktan, ninelercilikten kurtaralım. Geleneğin baskısından kurtarıp Kur'an buyruklarına yönelmiş olalım.

Kur'an'da bulunmayan, sahih sünnet içerisinde rastlanılmayan böyle bir izahı, tarifi nasıl yaparsınız?..  Niçin, tevbe-istiğfar yolunu göstermiyorsunuz da, namaz kılmayan biçare Müslümanı zora sokuyorsunuz?

Zaten bu yüzdendir ki, İslam yaşanmaz, tatbik hale getirilmiştir. Zorlaşmış, zorlaştırılmış en sonunda da, aziz Kur'an, insanların ondan korkmaması için tepelere, yükseklere asılmıştır!..

Bilmiş olalım ki, ülkemizde, milletimiz arasında yep yeni bir uyanış, yep yeni bir Kur'anî diriliş başlamıştır!.. Bu diriliş ordusunun önünde zaman içerisinde hiç bir uyduruk, atalarcı, gelenekçi zümre, kişi, kuruluş duramayacaktır!..

Selin önündeki, çer-çöp gibi sürülüp atılacaklardır!.. İşte, o zamandır ki, İslam'ın ve onun yüce kitabı Kur'an'ın sedası bir başka çıkacaktır!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık