Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KUR'AN'DA NASİH-MENSUH NEDİR, NE DEĞİLDİR?..

" Biz daha hayırlısını ya da bir benzerini getirmedikçe bir ayeti ( delili, belgeyi, işareti) neshetmeyiz ( silmeyiz, yürürlükten kaldırmayız) veya unutturmayız." ( Bakara sûresi, âyet 106 )

Gelenekçi, klasik  veya çağdaş Kur'an alimleri, bilginleri arasında, Nasih-mensuh mes'elesi tartışılan, konuşulan, sıkça gündemi meşgul eden ve edecek olan bir husustur!..

Nasih-mensuh iddiası ile hükmü ortadan kaldırılan ne kadar ayet vardır, bunlar hangi ayetlerdir, bilinmesi, izah edilmesi, toplumun aydınlatılması gereken ciddi bir mes'eledir.

Bilindiği üzere "  Arapçada " nesh" kelimesi " silme, ortadan kaldırma" anlamları taşımaktadır. " Mensuh" ise, " silineni, ortadan kalkanı" ifade eder.

Mezhepçi din anlayışını benimseyenler, Kur'an'ın içinde nasih ve mensuh olduğunu, bir kısım Kur'an ayetlerinin, diğer bazı Kur'an ayetlerini  iptal ettiklerini iddia etmişlerdir.

Hatta hadislerin bile Kur'an'ın ayetlerini iptal edebileceğini söylemişlerdir. Sonuç olarak Kur'an ayetlerinin bir kısmı hadisler aracılığı ile iptale kalkışılmıştır.

Dine bir çok ilave yapmakta kullanılan hadisleri " Kur'an'a eş koşulmuştur" diye eleştirirken, nasih ve mensuh yaklaşımıyla, hadislerin Kur'an'ın üstüne çıkartıldığına da şahit olmaktayız. Mezhep kitapları nasih-mensuh için dört şart ileri sürmüşlerdir:

1- Hükmü kaldırılan nasih olmalı,

2- Hükmü kaldırılan mensuh bulunmalı,

3- Nasih mensuhtan sonra gelmeli,

4- Her ikisi arasında açık çelişki olmalı.

Eldeki kaynakları incelersek, Kur'an ayetlerinin hangi tarihte, hangi sırayla indiğine dair herkesin ittifak ettiği bir sıra olmadığını görürüz.

Hadis rivayetlerinde ise hangi hadisin, hangi ayetten önce veya sonra söylendiğini belirten bilgiler daha belirsizdir. Nasih-mensuh iddialarını incelediğimizde; asıl yapılanın, dinin, mezhep imamlarının insaflarına ve görüşlerine bırakılması olduğunu görüyoruz.

Mezhep imamı neyin nasih, neyin mensuh olduğunu belirler. Böylece nasih-mensuh sihirli değneğini eline alan mezhep imamı, Kur'an'ın hükmünü iptal edebilecek güce de kavuşur.

Yani nasih-mensuh ile dini oyuncağa çevirmenin sonucu, mezhep imamlarının dindeki otoritesini sağlamlaştırmak ve mezhep imamlarını adeta " din kurucusu" konumuna yaklaştırmak olmuştur." ( Uydurulan din ve Kur'an'daki din, sayfa. 291-292)

Tuhaf değil midir?.. Mezhep imamları, ayetlere takla attıracak, bir kısım öne sürdükleri hadislerle, Kur'an ayetlerini yok sayacaklardır!.. Bu nasıl bir mantık ve anlayıştır, kendi kendime sormadan , kafa yormadan, düşünce egzersizi yapmadan edemiyorum!..

Yani, mezhep imamlarının; peygamberi bile sollayıp, hatta ileri giderek, peygambere vahyedilen bir kısım ayetleri işlevsiz, geçersiz, hükmü ile amel edilmez şekline dönüştürmeleri, her Müslümanın, tüm inananların düşünce yapılarını alt-üst edecek bir hadisedir!..

Aziz peygamber (sav), daha hayatta iken, hiç bir hadisin yazılmasına, kayda geçirilmesine rıza göstermemiş, bunu dört halife hazeratı da aynen tatbik etmişler, bu çığırdan ayrılmamışlar, ama, iki asır sonra tedvin edilen hadislere dayanarak, Kur'an ayetleri, nasih-mensuh yoluyla iptale kalkışılmıştır!..

Tabii ki, böylesi bir durum, gelenekçilerin işine yaramış, bu mevzuda bol bol hikaye, mev'iza uydurmuşlar ve uydurmasyon ettikleri öyküleri etraflarına toplanan insanlara bol bol anlatmışlardır!..

Hadislerin, Kur'an ayetlerini iptali konusunda, İmam Şafi , alet edilmiş, sonradan gelen tabiileri, onun adına bir hayli eklentilerde bulunarak, o büyük imama iftira etmişlerdir!.. Alıntımıza devam edelim:

" Daha önce gördüğümüz gibi mezhep imamları on binlerce çelişkili uydurma hadisin içinden istediklerini seçerek zaten dinde dilediklerince tasarrufta  bulunmuşlardır.

Nasih-mensuh ise mezhep imamlarının gerektiğinde Kur'an'ın hükmünü de aşabilmelerini sağlamaktadır. Böylece mezhep imamı, Kur'an ve hadisin üstünde bir yerde duran ve dilediği kaynaktan dilediğini seçme veya iptal etme yetkisini taşıyan kişi olmaktadır.

Sırf Allah'ın tekelinde olan dine, uydurma hadislerle, sanki peygamber de dine ilaveler ve eksiltmeler yapmış gibi bir hava verilmiştir.

Fakat sonuçta on binlerce hadisten dilediğini seçme ve nasih-mensuh sihirli değneğini istediği gibi kullanma yetkisine sahip olan mezhep imamları; Peygamber'in, hatta Allah'ın üstünde bir konumla dinde hüküm oluşturma yetkisini ellerine almışlardır." ( a. g. e. say.292 )

Mezhep imamlarının büyütülmesi, peygamberlerin üzerine çıkarılması hususunda, onlarca, yüzlerce uyduruk mes'ele ileri sürmek mümkündür!..

İmam Şafii'nin, hadislerle, hadis hükümleri ile, Kur'an ayetlerini iptal ettiği gibi, hadisleri; Kur'an'ın fevkıne yükselttiği üzere, Ebu Hanife hazretleri de, elli beş defa hacca gönderilmiş, kırk yıl yatsı abdesti ile, sabah namazını kılmıştır , iddiası!..

Netice olarak;

Her zaman vurgulamış olduğum gibi, Ebu Hanife'nin, mücadelesi, azmi, yiğitliği, , Emevilere ve Abbasilere karşı  nasıl direnç gösterdiği sürekli gözden kaçıırılmaya çalışılmıştır!..

Çünkü, gelenekçi güruh ve kesimler, uydurmacılık adına " Ehl-i sünnet" geçinmektedirler.. " Ehl-i Sünnet"in müdafii, savunucusu pozuna soyunmaktadırlar!..

Ehl-i sünneti müdafaa ederken, Emeviyye'yi de yukarılara, yükseklere uçurmaktan imtina etmemektedirler!.. Çünkü, gelenekçilere göre, Muaviye, Yezid ve arkadan gelen krallar, hanedan ehli tamamı Ehl-i Sünnet, sanki, Hz. Hüseyin (ra), bunlara göre " Ehl-i Sünnet" dışı bir evlad-ı Resûl.. Allah korusun!..

Bu sebeple, ülkemizde, var olan bir kısım, Işıkçılar, Süleymancılar, Cübbeliler, Efehndi Hazretçiliği, Seydacılık vb. gruplar, sürekli bu temayı vurgular, empoze etmeye çalışırlar!..

Böylesi kesimler, daima, Abdulkadir Geylani, Şeyh Muhyiddin-i Arabi, İmam Rabbani  derken, hiç bir zaman, İslam'ın yükünü üstlenmiş ömürleri boyunca hizmetten uzak kalmamış alimlerden çekinirler!..

Uzaklara gitmeye lüzum yoktur!.. Klasik zümreler, buyursunlar, M. Hamdi Yazır, A. Hamdi Akesiik, M. Akif, K. Miras vb. deyiversinler!.. Onlarda yürek yoktur.. Bunları dile getiremezler!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık