ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KUR'AN'DAKİ PEYGAMBER !..

    "  ( Ey Muhammed!) Onlara deki, gerçekten  Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah'ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 31 )
 
    Üzülerek ifade etmeliyim ki, beşeri İslam'cılar; Hz. Muhammed (sav)'in, kul oluşunu, bir anneden, bir babadan var oluşunu, unutup veya unutturup onu tamamen insanilikten, beşerilikten uzaklaştırmışlar, Hristiyanların Hz. İsa (as)'ı, göklere uçurdukları, Allah'ın sağ tarafına oturttukları gibi, bizimkilerde, aynı yöntemi takip ederek, Hz. Peygamber'i, Hz. İsa'dan daha ötelere çıkarmaya çalışmışlardır!..
 
    Hangi alana el atmış olsak, orada, bir saptırmanın, Kur'an'a taban tabana zıt düşen bir yanlışın üretildiğini, çoğaltıldığını görmekteyiz.  Halbu ki;
 
    " Kur'an'daki peygamber; emredileni yapan, kendisine vahyedilenden başkasını bilmeyen, dini Allah'a has kılan, insanların kalbinden geçenleri bilmeyen, yerin göğün hazineleri yanında olmayan, arpa ekmeği ile bile üç gün arka arkaya karnı doymayan;
 
    Açlıktan karnına taş bağlayan, Uhud'ta müşriklerin attığı taş ile yanağı yaralanıp dişi kırılan, zırhını giyip savaşa çıkan, tebliğ dönemlerinde her türlü hakarete hedef olan, üzülen, sevinen, mutlu ve huzursuz olan, yiyen, içen, uyuyan, toplumunun lideri;
 
    Ordusunun  komutanı, çocuklarının babası, eşlerinin kocası, torunlarının dedesi, insanların müşküllerine fetva veren müftüsü, anlaşmazlıkları hükme bağlayan hâkimi olan, bu uğurda hayatın her türlü mihnetini çeken ve bunların hepsine Allah için katlanan, bizden biri olan ve bizim gibi insan bir elçidir.
 
    Abdullah'tan olan, Amine'den doğan, yetim ve öksüz olarak, dedesinin ve amcasının himayesinde büyüyen, toplum nezdinde Muhammed'ül Emin olan ve nihayet Allah'ın Resulü olma şerefine ulaşan bir insandır.
 
    İşte Müslümanların İman etmesi gereken Allah'ın Elçisi budur!.." ( www.iktibasdergisi.com. H.Bülbül)
 
     Hakikaten, toplum bünyesinde, peygamberi öveyim, medhü sena edeyim derken, saygılı davranayım düşüncesi ile, öylesi küçültmeler, iftiralar, olmadık sıfatlar eklenmektedir ki, bunlardan dolayı utanmamak, üzülmemek, nefret etmemek mümkün değildir!..
 
    Çünkü, bu tür davranışlar sergileyenler, peygamberimizi külçülttüklerinin, iftira ve hezeyan içerisinde olduklarının farkında değillerdir. Bunlar, zannetmektedirler ki, Resulullah (sav)'i, bu tür abartı dolu pozisyonlara sokarsak, sevap kazanırız, iyi kul oluruz düşüncesindedirler! Buyrun onların bazı hezeyanlarına!..
 
    " Sen olmasaydın âlemi yaratmazdım." " Âdem (as) Arş'ta görmüş olduğu nurun mahiyetini sual etti. Allahü Teâlâ buyurdu ki: " Bu nur, gökte " Ahmed yerde Muhammed" denilen zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım."
 
    Şimdi, bu hadis (!) türü sözleri okuduktan sonra, başımızı ellerimizin içerisine alıp düşünmeliyiz!.. Ve Resulullah (sav)'in hayatını, yaşamış olduğu çileleri, mihneti düşünüp değerlendirmeliyiz!.. Düşünmeli ve değerlendirmeliyiz ki, gerçek peygamber algısı meydana çıksın, insanlık onu Kur'an'dan öğrensin!..
 
    Maalesef; ölçüyü kaçırdık!.. İfrat ve tefritin içerisinde boca olduk ümmet olarak!.. Bir türlü, kendimizi Kur'an'a onun yüce düsturlarına kendimizi teslim edemiyoruz!.. Niçin ve neden?
 
    " Ölçü denilince anlaşılması gereken, kulun her konuda tabi olacağı ve sonucundan Allah'a hesap vereceği değerler bütünüdür. Eşyayı ve insanı yaratan Allah, insan ile diğer yaratılanlar arasındaki münasebeti düzenleme hakkını da kendisine tahsis etmiştir.
 
    Bu cümleden olarak insani ilişkilerimizden ibadî ilişkilerimize kadar her konunun ana ilkelerini belirleyip insanlığa din olarak sunmuştur.
 
    Bunun özel adı İslam, son ümmet için kaynağı da Kur'an olarak takdim edilmiştir. Sevgi ve saygı konusu gündeme geldiğinde Allah ve peygamber sevgisinin en başta gelmesi gayet tabiidir.
 
    Ancak Allah'ın koymuş olduğu sınırları aşmadan, Yerinde ve kıvamında kalması kaydıyla. Peygamberleri ilahlaştırmadan Allah'ın kulları ve elçileri makamına koyarak kendimizi sevgimizi ve saygımızı ifade etmeliyiz.
 
    Bu konunun en olumsuz örneği, ehli kitabın Peygamberlerine karşı göstermiş oldukları aşırılıklardır. Öyle bir sevgi ki Allah'ın kulu ve elçisi olan peygamberlerini, Allah'ın oğulları olarak  kabul etmeleri, tevhidi düşünceyi bozmuş; sahiplerini de " müşrik ve kâfir" yapmıştır. ( Tevbe 9/30-31)
 
    Bir başka örnek ise, Allah'ı sevdiklerini iddia eden Kureyş'in müşriklerinin peygamberimize cevaben, " sadece sen mi Allah'ı seviyorsun biz de Allah'ı seviyoruz" demelerine:
 
    "Ey Muhammed!) Onlara de ki, gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah'ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." ( Al-i İmran 3/31)
 
    Bu ölçüye göre sevginin bir kuru ifade/söz olmayıp, davranışa eyleme dönüşen bir tezahürünün olması gerektiği de hatırlatılmaktadır. Elçisine savaş ilan ederek Allah'ı sevdiğini söylemenin bir anlam ifade etmeyeceği yüzlerine vurulmuştur." (www.iktibasdergisi,com)
 
    Evet, Allah ve Resulü'nün koymuş olduğu kriterleri, ölçüyü kaçırmadan, Allah'a kulluk yapmalı ve Resulullah (sav)'e ümmet olmalıyız!..  Öylesi, abartı, hayal mahsulü, hikayemsi, uyduruk, mitolojik şeylerden uzak durmalı, Kur'an'ın tarif ve tasvir ettiği bir Müslümanlığı canla, başla yaşamalıyız!..
 
    Çünkü, Kur'an Müslümanlığının içerisinde abartı yoktur, tüm Kur'an gerçekleri işaret etmekte, bendesi Müslümanları da lüzumsuz, gereksiz, şovsal şeylerden uzak durmayı önermektedir!..
 
    Netice olarak;
 
    Bakıyor, inceliyorum da, beşeri İslam, yani, Kur'an dışı uydurulmuş İslam, her alanda çelişki yumağı ile, hurafe ve bid'atler üretilmiş fikirler manzumesidir!..
 
    Örneğin, beşeri İslam'da kadının değerini, kıymetini düşünmeli ve hesap etmeliyiz!.. Sahi; uydurulmuş, beşeri İslam'da kadın insan mıdır, insan ise, kaçıncı sınıf varlıktır?
 
    Beşeri İslam, ço ğu kez İsrailiyattan nemalanmış, beslenmiş  dini düşüncelerdir!.. Örneğin, kadının, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması Kur'an'da yok iken, beşeri, uydurulan İslam'da bu ölçü Tevrattan alınmış hikayelerle dop doludur.
 
    Halbu ki, Kur'an'da; erkek de topraktan yaratılmış, kadın efendi de topraktan!.. O halde, bu kaburga kemiği nerede, nasıl olmuştur?  Diğer bir örnek; kadın efendinin, hayızlı günlerinde, Allah'tan uzak kalmasıdır. Kur'an okuyamaz, mescide giremez, dua edemez durumuna düşürülmesidir.
 
    Böylesi fikirlerin, uydurmasyon düşüncelerin çıkış noktası, var olduğu menfez İsrailiyat'tır!.. Oradan, o kaynaktan milim milim alınmasıdır.  Şu ayeti kerimeyi okumalıyız!..
 
    " Sizi bir tek candan ( Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini ( Havva'yı) yaratan O'dur. Eşi ile ( birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi ( hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden  olacağız, diye dua ettiler." ( Araf sûresi, âyet 189)
 
    Buyurun, arayın bakalım. Kaburga kelimesini nerede bulacaksınız? Veya kadının aklının eksik olduğuna nerede rast gelmiş olacaksınız?.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık