ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kur'ani Terennüm mü?
   " KUR'ANÎ TERENNÜM MÜ, YOKSA, KUR'ANî  ARAŞTIRMA MI?"
 
 
    " ( Resulüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak ( ihlâs ile) kulluk et." ( Zümer sûresi, âyet 2)
 
    " Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.
 
    Hani, cahiliyye arapları, putları vasıtasıyle Allah'a yaklaşacaklarına inanıyorlardı. Yüce İslâm dini Allah'tan başka hiç bir şeye kulluk edilemeyeceğini, onların bu tutumlarının Allah'a ortak koşmak olduğunu bildirdi ve bunu kesinlikle yasaklamış oldu.
 
    Maşallah!.. Mübarek Ramazan ayında Kur'an okumalarının, hatim indirmelerinin tavan yapmış olduğunu görmekte ve yaşamaktayız!.. Yüce Rabbimiz!.. Makbul eylesin!..
 
    Hele; Kur'an okuyan karilerin sesleri, savtları da güzelse, değme keyfine, otur dinle, kalk dinle, heyecandan heyecana koşuştur!..
 
    Ancak; yanılmış olduğumuz bir mevzuu vardır ki, onu, o yanılgıyı hiç hesap etmiyor, kat'iyyen gündeme taşımıyoruz!.. Nedir o yanılgımız?..
 
    Sevgili, saygılı hocalarımız; bol bol Kur'an okumakta ama, bundan cemaatler sesin dışında, terennümün ötesinde bir şey anlamamakta, her hangi bir istifadeleri olmamaktadır".. Halbu ki;
 
    " Kur'an'da " Onlar, ayakta iken, otururken ve yan yatarken, Allah'ı anarlar" ( Âl-i İmrân 191). denirken, fakihlerin bir kısmı Kur'an okumak iiçin abdest alarak kıbleye dönüp diz çökmeyi şart koşarlar.
 
    Kur'an'da geçen firavun, kafir, putperest, Menat, Uzza ve Lat putlarının, Ebu Leheb'in adını abdestsiz, yatarken, ayakta, otururken ağıza almak günah olacak, ama Allah'ın adını anmak, ' Allah' demek abdestsiz ve yatarken caiz olacak, günah olmayacak.
 
    Buna göre, putların ve putperestlerin adları Allah'ın adından daha kutsal sayılmış olmuyor mu? Bu kafada olan yaptığından sorumlu değildir, demekten daha isabetli ne olabilir? Akılsız olan sorumlu değildir. Kur'an akıllılara seslenir." ( Kur'an'a Göre Araştırmalar, H. Atay, say. 46)
 
    Teessürle, üzülerek ifade etmeliyim ki, durumumuz, Kur'an anlayışımız budur!.. Hocanın, hafızın sesinden, güzel nağmesinden, terennümünden öteye bir anlam, bir içerik ifade etmemektedir!..
 
    Elbetteki, bendeniz de, güzel Kur'an okuyan ehli kurraları, canla, aşkla, başla dinlemekteyim. Ama, kahırlandığımız nokta, tam bin küsur yıldan bu yana, hep böyle dinledik, başımızı salladık, bazan da ağladık, hüzünlendik ve neye, niçin hüzünlendiğimizi sorgulamadık!..
 
    Sahi, Kur'an okunurken, niçin ağlıyor, hüzünleniyor ve duygu seline mağlub oluyoruz?.. Tabii ki, Kur'an'ı anlamış olduğumuzdan değil, tamamen hocanın dalgalı, ritmli, melodili, ahenkli, indirip bindirişli okuyuşundandır!..
 
    Milletimiz, her zaman arzettiğim gibi, tam bin yıldan bu yana; Kur'an'ı; öptü öptü başına koydu. Onu sarıp sarmalayıp çok çok yukarılara, insan elinin ulaşamayacağı yerlere astı!.. Gönlü arzu ettiği zamanda, onu yükseklerden indirdi, önce abdest aldı, kıbleye döndü ve anlamayarak, dinlemeyerek, ne dediğine aldırış etmeyerek başını sallayarak yasinleri devirmeye başladı.
 
    Bir yasin değil, iki yasin değil, 21 yasin, 40 yasine kadar okudu. Sonra, yorularak Fatiha ile sonlandırıp. tüm okuduklarını mezarda medfun bulunan ölülerine, ama, tüm ölülerine annesine, babasına, dedesine, ninesine ve diğer yakınlarının ruhlarına postaladı!..
 
    " Kur'an, abdestli, abdestsiz, cünüp, hayızlı, her hâl ve durumda okunabilir. Dinin ve Kur'an'ın emri, Kur'an'ı her fırsatta okumak, anlamak ve uygulamaktır.
 
    Kur'an okumak için ileri sürülen bütün şartlar boşunadır, saçmadır, yanlıştır, Kur'an ve hadisten bir tutanağı yoktur; Kur'an'ın gayesine, felsefesine aykırıdır.
 
    Kur'an'ı okumanın fizikî bir şartı yoktur. Kur'an'ı okumanın önemli ve tek bir şartı; peşin fikirli, ön yargılı olmadan, her hangi bir mezhebin ve görüşün etkisinde kalmadan anlamaya çalışmaktır.
 
    Kur'an'ı okurken her hangi bir âlimin, fakihin veya şeyhin kitabını, fikrini, anlayışını ölçü almamak, başka birinin fikrine yönlendirmemektir. İşte bunlardan uzak durarak Kur'an'ı anlamaya çalışmak şarttır ve en saf, temiz, doğru anlama bu yolla sağlanır." ( a. g. e. H. Atay, say. 46,47)
 
    Demek ki, yapılacak, yapacağımız iş, amel ve eylem; bin yıldan bu yana devam ettirmiş olduğumuz geleneği yıkarak, okunan Kur'an hem dinlemek, dinleyerek haz almak, neşe duymak ve en önemlisi de, okunan ayetler ne emrediyor onları anlamaktır!..
 
    Bu açıdan nazar edilecek olursa, mes'ele kendiliğinden açıklığa kavuşmaktadır. Kur'an okumada birinci şartımız onu anlamak; ikinci derecede de okuyanın sesinden, terennümünden zevk almak, manevi neşve duymaktır!..
 
    Yoksa, papağan kuşu gibi okunan Kur'an ayetlerine, baş sallamak, başı bir o yana, bir bu yana sallamak değildir!.. Bu halimiz, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir!.. Kendimizi kandırıyoruz ama, Yüce Rabbi kandırmamız mümkün değildir!..
 
    Netice olarak;
 
    Diyanet İşleri Başkanlığı'mız; her yıl öneride bulunmaktadır!.. Kur'an'ı; Arapça metninden okuduğunuz gibi, Türkçe mealinden de okuyunuz diye beyan etmektedir!..
 
    Ama, gelin görün ki, hoca efendiler; daha Arapça okumayı bitirir bitirmez, insanımız alacağını almış gibi, hemen ellerini yüzlerine sürerek, paket yaptırdıkları hediyeyi ölülerine havale ederek, Türkçesini beklememekte ve hızla oradan uzaklaşmaktadır!..
 
    Allah aşkına!.. Cemaat arasında bir anket yapacak olsanız, Euzü_Besmele'den tutunda, en küçük dua olan Sübhaneke'nin bile anlamını, içeriğini, ne ifade ettiğini hiç bir kimse bilmemektedir!..
 
    Zaten; cemaate göre, bilip de ne yapacaktır?!.. Hocalar biliyor ya!.. İşte, anlamını, emrini bilmeden Kur'an okudğumuz için, " Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz" hükmünü. emrini bilmediğimiz için, türbe kapılarında şirk dolu işler, cürümler işlenmektedir!..
 
    Kimileri, şeyhinin fotoğrafını gezdirmekte, kimileri, Said-i Nursi'yi; peygamberden üstün tutmaktadır!..Kimileri, şeyhini gökler ötesine çıkarmakta, kimileri, yetmiş bin tevhid çekerek şeyhine hibe etmekte, üstadından, ağabeyinden izinsiz, müsaadesiz bir iş yapmamaktadır!..
 
     Bu gün, görülen odur ki, Fetullah ocaklarında Kur'an bulunmamaktadır!  O halde ne vardır?.. Kur'an yerine, Said Nursi'nin anlaşılmaz kitapları, Fetullah'ın; bu kitaplardan çıkarmış olduğu keşfi kerametleridir.(!)..
 
    Evvel ki gün, yazarın yazı başlığında okudum!.. " Said Nursi'nin kitapları okullarımız da ders kitabı olarak okutulsun" demektedir!.. A be kardeşim, niçin Kur'an okutulsun demiyorsun da, bu merhumun kitaplarını tavsiye ediyorsun?.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık