ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KUR'ÂN; İNSANLARA BİR ÖĞÜT VE UYARIDIR!..

" De ki: Düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir? Bak, biz nasıl ayetleri ' çeşitli biçimlerde açıklıyoruz da' sonra onlar (yine) sırt çevirip -engelliyorlar?" ( En'am sûresi, âyet 46) İsterseniz, mevzumuza, " Akar göz yaşı" başlıklı şiirimden iki kıta alarak başlıyalım: " Ağlamak kaderim, yıkılan ümran, Camiye, mihraba, akar göz yaşı.

Set set, köprü köprü, yok olan devran, Kaybolan kıymete, akar göz yaşı x Yıllarca ağlayıp, olduk çağlayan, Mahvoldu ikballer, sinem dağlayan, Düşman seviniyor, dosttur ağlayan, Feryat, figan edip, akar göz yaşı" ( Ş.

Özdemir) Kur'an'ın hüküm ferma olduğu toplumlarda, ateizm, dinsizlik, küfür ve şirk gibi zulümlerin neşvü nema bulması mümkün değildir Çünkü, Kur'an'ın yaşanmış olduğu topluluk Asr-ı Saadet döneminde , ayetler onar onar öğrenilerek, hayatı Kur'an'la bütünleştirmişlerdi Oysa, günümüzde, en çok okunan, en çok ellerde bulunan kitap Kur'an olmasına rağmen, Kur'an'ın, topluma karşı etkinliği, insanları kuşatması görülmemektedir.

Sözün burasında, ismini , ilimle, Kur'an'la duyurmuş olan sayın Prof Dr Hüseyin Atay hocamızın, konu ile ilgili bir kaç tesbitini alarak, konumuzu zenginleştirmiş olacağız!.

" 1- Dinsizliğin, Allahsızlığın yayılmasının baş sebeplerinden birinin, din adamının, din namına koşunanın, dini kendi çıkarına kullananın, dinin özünün kabul etmediği yanlışlardan ve olumuz tavırlarından olduğunda şüphe etmemelidir İşte bunlar insanları dine karşı tavır almaya, bazen dini ve bazen Allah'ı ve bazen de her ikisini inkâra itmektedirler.

2- Din adına konuşanların olumsuz söz ve davranışlarının etkisinde kalıp da dinden uzaklaşanların belli bir eksikliği, dini, bu ithamcı, küfürbaz din adamları kadar veya onlardan daha iyi bilmemelerini de temel sebep görmek gerekir Dinden ayrılanlar veya dine karşı tavır alanlar, dini daha iyi bilmiş olsalar, dine karşı cephe almayacakları çok muhtemeldir 3- Fakat, bu ihtimali kaldıran sebep din adamlarının ve din namına konuşanların topluma, bazen devlete ve bazen hükümetlere baskı yapmalarıdır.

Tarihte ve günümüzde dini bir baskı unsuru olarak kullananlara bakılırsa, içlerinde gerçek ve samimi derinliğine dini bilen âlimlerin bulunmadığı ortaya çıkar 4- Din adamlarının, insanları dinsizliğe ittiğine iki tarihi olay anlatacağım a) 1962-1964 yıllarında İsrail'de Hebrew Üniversitesinde İbranca öğrenirken genç bir Yahudi öğretmeni ile bir evde pansiyoner olarak kalıyorduk.

Bir cumartesi, çöp sepetini alıp dışarıdaki bidona götürüp boşaltmak isterken, dedim ki: Bu haramdır ( İbranca: asûr-yasak) Bana, " bizim hahamlar, o yasak, bu yasak, şu yasak, diyerek canımızı çıkardılar, şimdi, hiç biri yasak değil," dedi.

O Zaman aklıma bizim din adamları geldi Demek ki, olumsuzluklarda iki dinin din adamları aynı şeyi yapıyorlar, insanları din adına dinden çıkarmaya sebep oluyorlar Bu gibi din adamlarına ve böyle davranarak insanların dinlerine saldıranlara herkes dikkat etmelidir.

Dini Kur'an'dan öğrenmelidir b) 1991 Eylül'ün ilk haftasında Malezya'da bir önceki sene proğramını yaptığımız lisans sonrası ( master, doktora) İslâm ilimleri Enstitüsünün açılış merasiminde Pakistan'ın meşhur filozofu Muhammed İkbal'in oğlu ile ( emekli profesör) karşılaştım ve bana şunu anlattı Pakistanlı bir profesör tanıyorum Ankara Üniversitesinde hocalık yaparken, Ürdün'de bir kongreye katılmış ve orada sunduğu bir tebliğden dolayı tekfir edilmiş, din adamları daha fazla üstüne gitmişler ve adam Hristiyan olmak için Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine baş vurmuş, ama Türkiye dahilinde bir Müslümanın Hristiyan olmasına izin verilemeyeceği kendisine bildirilmiş, profesör gitmiş Ürdün'de Hristiyan olmuşsa da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu sefer Türkiye'de vazife almasına da izin vermemiştir, dedi.

Tebliği de küfre girmeyi gerektirecek bir fikir ihtiva etmiyordu İşte din adamının dine yaptığı ve şimdi dini grupların, Diyanet İşleri de bir dini gruptur, dar kafalı ve dar açılı din adamlarının insanları dinden ettiğinin ve dinsizliğe ittiğinin iyi bilinmesi gerekir" ( Kur'an'a göre araştırmalar,V, Prof.

Dr H Atay, sayfa 86-87) Evet, öncelikle, hoşgörünün, toleransın, sevginin, saygının, din adamlarının belleklerine, zihin dünyalarına kazınması lazımdır!.

Hoş görünün bulunmadığı bir yerde, imamın arkasında cemaat olan insanlarda sevgiden, hürmetten, insanı olduğu gibi kabulden söz etmek mümkün müdür? Ülkemiz de, bu kadar dini cemaat, tarikat evi, cem evi olmasına binaen, ne yazık ki, böylesi kuruluşlar arasında manevi bir bağın, tesanüdün, kaynaşmanın, birliğin, beraberliğin bulunduğundan söz etmek mümkün değildir!.

Çünkü, her hizip, her grup kendinin, kendi görüş ve düşüncesinin " Hak" olduğundan dem vurmaktadır! Bunu yaparken de, diğer fırkaları "din dışı, haksız, bizden değil, halis-muhlis Müslüman değildir" diye itham altında bırakmaktadır.

Netice olarak; Keşke, tüm fırkalar, hizipler, cemaatler, İslam'ı bir Kâbe mesabesine koyup, onun etrafında tavaf etmiş olsalardı İşte o zaman, herkesin maksadı, isteği, talebi anlaşılmış olacak, nasıl ki, milyonlarca insan tavaf yaparken, birbirlerine karışmıyor, dokunmuyor, incitmiyor, rahatsız etmiyorlar ise, grupların, cemaatlerin de aynı minval üzere, birbirlerini kabullenmeleri, hoş görmeleri gerçekleşmiş olacaktı!.

O zaman, geriye bir düşünce aksediyor Her cemaat, her hizip, her grup, insan avına çıkacaklar, batılın, küfrün belini kırmış olacaklardı!.

İşte, tüm bu arzuları yakalamak, aramak, bulmak bizlerin üzerine düşen en büyük realitedir, görevdir Hüseyin Atay hocanın vurguladığı gibi, " şu kafir" " bu kafir" " falan münafık" " bu fasık" düşüncesiyle hareket edersek, vallahi, saflarımız, cemaatlerimiz seyrekleşecek, bir bir de olsa, İslam; kayıplar verecektir! Yani, düne gidecek olursak, dünkü zamanlar da Yunus Emre gibi, bir hak aşıkı bile kafir ilan edilmiş, Nesimi'nin, Hallac-ı Mansur'un sadece görüşlerinden, düşüncelerinden dolayı, boğazlarına yağlı idam sehpası geçirilmiştir.

Hasılı, çerçeveyi geniş tutmak, hoş görü sahibi olmak, tüm insanlığı Kur'an adına kucaklamak bizim en büyük görevimizdir Çünkü, Kur'an, tüm insanlığın evrensel kitabıdır Bunları da Kur'an beyan etmektedir!.

Rabbimiz!.

Milletimize, Kur'anî basiret nasip eylesin! Selam ve dua ile.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık