Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

KURTARICI ARANAN YERDE İSTİSMAR OLUR !..

" Allah'ın ( verdiği ) rengiyle boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz ( deyin)" ( Bakara sûresi, âyet 138 )

Müfessir Zemahşerî'nin ifadesine göre, Hristiyanlar, yeni doğmuş çocukları, bir su ile boyarlar ve " İşte şimdi Hristiyan oldu" derlerdi ve bunu çocuk için bir temizlik, bir arınmışlık sayarlardı.

Âyeti kerime de Müslümanların buna karşılık " Allah'ın boyası ile boyandık" demeleri emredildi. Allah'ın boyası İslâm fıtratı, İslâm ve iman temizliğidir!.. Bu noktadan hareketle;

Ne acı ki, milletimizin; okumuşu da, okumamışı da, alimi de cahili de, alimi de, avamı da, kürsü adamı da, kürsü adamı olmayanı da, hatta profesör ünvanlı bazı zatı muhteremler bile " Kurtarıcı" arar olmuşlardır!..

Halbu ki, ellerinde Kur'an, dillerinde Kur'an, gönüllerinde Kur'an, taat ve ibadetlerinde Kur'an, eylem ve amellerinde Kur'an gibi en son, en mümtaz bir kitap bulunurken, " Kurtarıcı" arar olmaları abesle iştiğal değil midir?

Acaba, " kurtarıcı" diye aramış oldukları kişiler, pirler, şeyhler, ermişler, keramet sahipleri (!), kendilerini nasıl kurtarmışlar, kurtulduklarına dair ellerinde her hangi bir kanıt, her hangi bir belge, delil var mıdır?

" Günümüzde kendilerini İslam'a nisbet eden toplumlar nezdinde tevhidden bahsetmek kadar müşkil bir durum yoktur.

Adı Müslüman olan toplumlarda tevhid bir çok bakımdan ifsad edilmiştir. Din Allah'a değil, Allah'la beraber sair şeriklere has kılınmıştır. Şeklin ağır bastığı ve ciddi bir bedel gerektirmeyen durumlarda, Din Allah'a has kılınmakta, lakin akidede ve insanın canıyla malıyla fedakârlığını gösterecek;

Adamın adamlığını yansıtacak durumlarda şerikler, Allah mefhumunun hemen yanı başında hazır tutulmaktadır.  Sanırsınız ki;

Din'i Allah'tan çok bu şerikler bilmektedirler. Sanırsınız ki insanı Allah değil, bu şerikler hesaba çekecektir. Sanırsınız ki Allah'ın bir kuldan razı olması, ensesi kalın bir şerikin rızasından geçmektedir.

Tevhidi ifsad edici bu şerikleştirmeler, peygamberler tarihi boyunca, küçük biçimsel farklılıklara rağmen, öz olarak aynen süregelmektedir. Son Peygamber'den (sav) günümüze kadar da aynı değişmezlik devam etmektedir.

İnsanlar tevhid akidesinin önüne, ilkin kendi zihinlerindeki ' Peygamber' tasavvurunu yerleştirmek suretiyle ifsada girişmektedirler.

Arkasından ve bundan daha kuvvetli olarak, azizlerini, ermişlerini, ' evliya'larını, haham ve rahiplerini, kısacası din ulularını tablodaki yerlerine yerleştirmektedirler.

Bundan sonra sıra ırk, vatan, milli lider, milli şef, ebedî kurtarıcı, milli marş, milli birlik ve bölünmez bütünlük gibi seküler içerikle şeriklerin itina ile ikamesine gelmektedir. " ( İktibas Dergisi, Ocak 2008, sayfa 31,  Mehmed Durmuş )

Memleketimiz de, 15 Temmuz sendromunu milletçe yaşamış olduk. Cuntanın lideri molla, yeni bir kişi olmayıp, takriben yarım asırdır, devlet kurumlarının tamamına sızmaya, örgütlenmeye, beyin yıkamaya devam etmiş bir şeriktir, şerik lideridir.

Manzaraya bakınız ki, milletimiz, Diyanet'imiz, tüm kurum ve kuruluşlarımız bu köçeğe, şerike " kurtarıcı" " ermiş" " Allah'tan vahiy alan" nazariyla bakmış ve öylece de inanmıştır.

Diğer " Kurtarıcı"lar da  aynen öyledir. Tamamı, millet içerisinde örgütlenmeye, palazlanmaya, millet evladlarının beyinlerini yıkamaya çalışmaktadırlar.

Bir " Kurtarıcı" düşünün!..Kandırılarak, ocağına düşmüş garibanlara, okumamışlara, Kur'an bilmezlere;  Bir kase çorba ile , bir duş yaptırarak, tüm günah kirlerinden sıyrıldıklarını, cennete ehil hale geldiklerini ve beratlarını ellerine vererek, birer görevli olarak köylerine, kentlerine gönderdikleri bilinmektedir.

Hatta, " Kurtarıcı" grupları, ülke içerisinde o kadar varlıklı, zengin hale gelmişlerdir ki, özel televizyonları, müstakil kanalları bile çarşaf çarşaf yayın yapmaktadır.

İstanbul sokakları, allı, yeşilli cübbelilerle, ( sanki keramet cübbede), kavuklularla, nalincilerle, çürümez kefencilerle adeta sirk alanına dönüşmüştür.

Bunların, zihin dünyalarında Kur'an ve sahih hadis bulunmamaktadır. Sadece, " Kurtarıcı"larının kerametleri, menkıbeleri, ermişlikleri, cennet beratları bulunmakta ve anlatılmaktadır.

" Türk toplumunda, eski kabile toplumlarında olduğu gibi, atalar kültü çok güçlüdür. Ataların gittiği yolun kutsallığını tartışma hakkı kimseye tanınmamaktadır.

Hâlbuki tevhid akidesinin gerektirdiği iş son derece basittir. Ataların dini anlayışı Kur'an süzgecinden geçirilerek, uymayan geleneksel tortular kaldırılıp atılacaktır. Atalar değil Kur'an doğru bilginin kaynağıdır.

Ölmüş atalar, miras olarak eğer bir şer bırakmışlarsa, onların şimdiki evladlarını da saptırmaktan başka ' hayırları' olmayacaktır.

Yok, eğer salih bir amel, bir sadak-i cariye ve hayırlı bir çığır bırakmışlarsa, bunu işlemek hem kendilerine ecir vermiştir, hem de evladları ecir kazanacaktır." ( a. g. dergi, M. Durmuş, sayfa 31)

Millet içerisinde var olan " Kurtarıcı"lar'ın, İHL. Liselerine, İlahiyat Fakültelerine, öğrenci yurtlarına bir yardım, bir katkıda bulunduklarını duydunuz mu?

Vatanın her yeri Üniversite, Yüksek Okul haline gelmiştir. Milyonlarca öğrenci tedrisat yaparken, kimi fakir, kimi öksüz, kimi yetim ve kimileri  de garibandır,. Söz konusu " Kurtarıcı"ların, böylesi hayır ve hasenat yerlerine, cari sadaka mıntıkalarına bir katkıları, bir el attıkları duyulmuş ve görülmüş müdür acaba?

Bu tür milyonlarca müridanın tek arzusu ve gayesi bulunmaktadır!.. " Kurtarıcı"yı rahat ettirmek, onun kerametinden istifade yolunda bulunmak, bütün imkânları bu uğurda, onun yolunda kullanmaktır.

Öylesi, millet okulları imiş, fakir, fukara imiş, yetim,öksüz, dul, gariban çocukları imiş, bu tür " Kurtarıcı"lar için veya müridanı için vız gelir, tırıs gider. Vesselam!..

Netice olarak;

Müslüman millet olarak uyanmamız, olanlardan ders almamız lazımdır. Eğer hâlâ akıllanma, ibret olma imkânımız yoksa, bizler; bazı şeylerimizi, hem de kıymet değer akıl, düşünce , beyin mekanızmamızı kaybetmişiz demektir.

Akıl, fikir, düşünce, tefekkür imkânlarını kaybeden insanlar, ne yapacaktır? Onlar, mükellef olma haklarını da kaybetmiş, sürüler haline gelmiş demektir. Ne yapabiliriz ki onlara?

" Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. ( Kötü sonucu) yakında bilecekler!." ( Hicr sûresi, âyet 3 )

" Kurtarıcı" kesimlerinin, vatan, millet, bayrak, ülke bütünlüğü, millet birliği, din, iman, Kur'an vb. bir sevdaları bulunmamaktadır.

Bunların tek dertleri, düşünceleri " Efendi Hazretlerini" rahat ettirmek, onun elinden ' Kurtuluş beratını' almaktır.  O halde, ne diyelim? .. Kolay gelsin " Kurtarıcı"lara iyi hizmetler, iyi el, etek öpmeler diyelim!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık