ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası-10
 ÖLÜLERE; TELKİN SAÇMALIĞI, KOPYACILIĞI VE KUTLU DOĞUM HAFTASI!.. - 10-
 
 
    " Allah'ı bırakıp da sana fayda vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun!.." Yûnus sûresi, âyet 106 )
 
    " ( Ey kafirler!) Allah'ı bırakıp da taptıklarınız sizler gibi kullardır. ( onların tanrılığı hakkında iddianızda) doğru iseniz, onları çağırın da size cevap versinler!" ( A'raf sûresi, âyet 194 )
 
    Bu günkü yazım da; günlük hayatta revaçta olan, mezarlarda, yeni defni yapılan ve telkincilerin kopyacılığından bahsedeceğim!.. Hem de, utanarak, hem de, sıkılarak!..  
 
    Yani, yaşamış olduğumuz hayatta, elimizde, kalbimizde, zihin dünyamızda, Kur'an gibi ilahi bir mucize var iken, hem ölmüşlerimizi kandırmak, aldatmak, hem de, geride kalan sağları ümitlendirmek, onlara " ölen kişi, dirilerin ayak seslerini duymaktadır" diye, oyalamak, böylece bir an önce, üçünün, yedisinin, kırkının, elli ikisinin okunmasına zemin hazırlamak ne demektir?
 
    Bana; bu tür telkin kopyacılığı, Hababam Sınıfındaki, yaşlı hocaları kopya çekerek kandıran öğrencileri hatırlatmaktadır!.. Hani, yaşlı hoca, rol icabı sıraların üstüne çıkmış, öğrencilerde, o hocanın sırtına yazmış oldukları, hazırladıkları kopyaları iğneleyerek, herkesin kopya çekmesine yardımcı olmaktadırlar!..
 
    Tıpkı bunun gibi, mezar telkincileri, ölüye telkin vermek anlatımları, elimizde, kütüphanemizde bulunan bütün ilmihallerde çok çok, sayfa sayfa anlatılmaktadır!.. Hatta, kopyacı  telkin verenin, mümkünse ölünün anasının adıyla ölüyü çağırması tembih edilmektedir.
 
    Olabilir ki, ölmüş kişinin annesi, bu ölmüş zatı bir başkasından temin etmiş, yani, zina mahsulü olabilir diye, babasının ismi söylenmemektedir!.. Ne kadar ayıp, ne kadar çirkin değil mi?
 
    Belki, denilecektir ki, benim bu satırlarım hiç de dikkat çekmeyecek, " kafayı yemiş" tabiri de kullanılacaktır ihtimal!.. Evet, bu mes'eleler de, bizler kafayı yedik!.. Olup biten, güncel hayatta Allah'ın, peygamberin emri imiş gibi yaşanmakta olan hurafelerin  çirkinliği karşısında kafamızı yemiş olduk!..
 
    M. Hayri Kırbaşoğlu hoca efendinin, yazılarında ara sıra gündeme getirdiği gibi, eldeki mevcut ilmihallerin faydasız, zararlı olduğunu, zamanı geçmiş klasik, çoğu uydurma bilgiler içerdiğini izah ettiği gibi, aslında, kütüphanelere inilmeli, elde ne kadar ilmihal kitabı var ise, kapı dışarı edilmelidir!..
 
     Zaman zaman denilmektedir!.. " Efendim!.. Sen, kos koca Ömer Nasuhi Bilmen hocadan üstün müsün?" kuru, yavan iddia ve ithamları öne sürülmektedir!.. Evet, günümüz, ilmihal yazarları, ilahiyatçıları, M. Hayri Kırbaşoğlu, Mehmet Okuyan vb. hoca efendiler, Ömer Nasuhi hocadan daha bilgindir, daha görgülüdür!..
 
    Çünkü, merhum Ömer Nasuhi hoca efendi, zamanına göre yazmış olduğu " Büyük İslam İlmihali" günümüz dünyasına hitap etmemektedir!..
 
    Bir eserde rast gelmiş idim!.. Almanya'da, bir kişi Müslüman olmak için teferruatlı bir kitap istiyor. Ditip görevlisi bir hoca efendide, kendini yetiştirmesi, bilgi sahibi etmesi, İslam'ı öğrenmesi için, merhum Ömer Nasuhi hoca efendinin ilmihalini veriyor..
 
    Müslüman olan Alman, okuyor okuyor ama, söz konusu ilmihalin içerisinden çıkamıyor!.. İlmihali bırakıp, Kur'an'a yöneliyor. Ve diyor ki: " Ben ilmihale devam etmiş olsaydım, eski dinime tekrar dönecektim" sözünü söylüyor!.. Yani, oldu mu  böyle bir hizmet?..
 
    Onun içindir ki, " Kutlu Doğum Haftası"nda  telkin kopyacılığı çok basit, ucuz, sıradan bir mes'ele olarak görülebilir!.. Ama, aynı hafta içerisinde bundan önemli, bundan ciddi ne anlatılmaktadır ki?
 
    Süleyman Çelebi merhumun, meleklerle oturup kalkması, Resulullah (sav)'in doğumu sırasında uydurulan hikaye, masal, öykü türü şeyler!..
 
    Ölmek üzere olan sekerat halindeki kişiye telkin verilmesi, kelime-i şehadet , kelime-i tevhid okuması için teklifde bulunulması zayıf da olsa, bir hadis sünnet olduğunu ifade edilmektedir.
 
    Ama, kesinlikle, kat'iyyen, ölü başında, mezara defni yapıldıktan sonra, bir kişinin cemaatı dağıtarak, ölü ile baş başa kalarak, telkin adı altında, bırakalım ölüyü de, yaşayanları kandırması, ayıbın ayıbı, günahkârlığın günahıdır!..
 
    " Kutlu Doğum" terimi, Peygamber'in doğru anlaşılmasını engellemek adına özel olarak üretilmiş olabilir mi?
    Doğrusu, Müslümanlardan çok gayri Müslimleri sevenler, daha çok onlarla işbirliği yapanlar, diyalog kuranlar, onların ölülerine daha çok göz yaşı dökenler, haçlısından siyonistine kadar Müslümanları katledenlerden çok Müslümanlara beddua edenler ve din anlayışları mistisizmden hurafelere kadar vahiyden çok kültürel  anlatımların oluşturduğu çevrelerin;
 
    Hz. Muhammed konusunda da yapmayacağı olumsuzluklar ve emperyalizmin emellerine hizmet için düzenlemeyeceği proğramlar yok gibidir.
 
    " Kutlu Doğum" ve " Herkes Onu Okuyor" adı altında yapılanlar da bu iş için kullanılıyor olabilir. Ne de olsa sütten ağzı yananların yoğurdu üfürerek yemesi gibi, artık Müslüman, cemaat, hayır ve hizmet adına, tekfir ve boykot adına yapılanlardan kuşkulanmamak neredeyse mümkün değildir." (www.islamvehayat.com)
 
    Gerçekten, insan olarak  taaccüp etmeden duramıyoruz!.. Çünkü, " Kutlu Doğum Haftası" sonradan da olsa, madem ki uydurulmuş bir hafta, o halde, hiç olmazsa bu haftayı değerlendirip, hurafelerin, uydurukların, saplantıların, abartıların, İslam ve Kur'an'a yama yapılan şeyleri bitirmeye çalışalım.
 
    Ölülere telkin, ölülerin devirleri, ölü cenazelerine yetmiş bin tevhid çekme, ölülerin kabirlerini kubbeli kubbeli yapma, kabirlerin üzerine şiirler, fotoğraflar dizme, ölülerin kırkını, elli ikisini okumak, sene-i devriyelerini kutlamak vb. saçmalıklar!.. 
 
    Netice olarak;
 
    Günümüz bilginleri, ehli Kur'an'ı, İslam insanları, kendini okumaya vermiş olanları, kafa yoranları, düşünce insanları, mütefekkirleri, korkusuz din adamları, ilahiyatçıları, Dr.ları, Doç.ları ve Prof'ları, ellerini duaya açmalılar, gönüllerini Rabba açarak, tüm çelişkilerin üzerine üzerine gitmelidirler!..
 
    İşte, o zaman görülecektir ki, sokaklarda, bilinçsizlik olmayacak, herkes haddini, hududunu bilecek, kimse; peygamberler arasında yarış yaptırmayacak, hiç bir mistik insan, kendini peygamberden öte görmeyecektir!..
 
    Evlerde, tarikat, sufizm adına " el alma" "el verme" çelişkileri olmayacaktır!.. Her Müslüman; Kur'an'a dilbeste olacak, onunla oturup, onunla hayatını dizayn edecektir!..
 
    Faizcilik, rüşvet, fuhuş, karaborsa, ihtikar, tefecilik bitecek, bunun yerine yüce Allah'ın; infak, isar, diğergamlık, fidye, zekat, teberru, sadaka, karz-ı hasen amelleri ortamı saracak, kentlerde, sitelerde kimse mağdur olmayacaktır!..
 
    Aynı apartmanda yaşamakta olan Müslümanlar; birbirlerinden bihaber yaşamaktadırlar!.. Kur'an Müslümanlığında bu yanlış kat'iyyen bulunmayacaktır!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık