Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası-11
  MÜSLÜMANLAR ;YÜZ ÜSTÜ SÜRÜNMEKTEN NE ZAMAN KURTULACAKTIR?.. VEYA KUTLU DOĞUM HAFTASI!.. -11-
 
     " Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını O'nun bilmesi yeter!." ( Furkan sûresi, âyet 58 )
 
    " ( Resûlüm!) De ki: ( Kulluk ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? ( Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!." ( Furkan sûresi, âyet 77)
 
    Bir tarafta, çılgınlar gibi, " Kutlu Doğum Haftası" yaşanırken, peygamber adına, onun doğumu adına havai fişekleri patlatılırken, yenilirken, içilirken, zevkten, sefadan dört köşe olunurken, " İyi ki doğdun Ey Muhammed!" çığlıkları atılırken, diğer tarafta;
 
    İslam ülkeleri, İslam milletleri yüz üstü yerlerde sürünmekten kurtulmuş değildir!.. Suriye Müslümanları mağdur, Irak, Kerkük, Telafer, Musul insanı mahzun, Afgan, Mısır, Yemen, Azerbaycan tüm  İslam kitlesi sefaleti yaşamaktadırlar!..
 
    Ülkemiz hakeza!.. Aynı ızdırabı yudum yudum terennüm etmekte, öbek öbek polis, asker ve sivil masumlar dar-ı bekaya yolcu olmaktadırlar!..
 
    Diğer tarafta, halkın, bir kısım gelenekçi, klasik Müslümanların oyalanmaları amacıyla, hiç de, İslami bir tabir olmayan " Kutlu Doğum" avutması ve kandırmacası ile, kitleler uyuşturulmakta ve uyutulmaktadır!.. Çünkü;
 
    Aziz peygamberimiz (sav), bir hafta veya bir ay boyunca anılacak, anlatılacak, gündem oluşturacak , sonra da unutulacak, geri plana atılacak bir Peygamber değildir!..
 
    Böylesi anlık, günlük, haftalık veya aylık anılacak bir peygamber olmuş olsaydı; beş vakitte kılmış olduğumuz namazlarda, salli-bariklerde, tahiyyelerde, adı anılmaz, zikredilmiş olmazdı!.. Hal böyle iken,
 
    Müslümanlar, " ... çünkü kendileri olamıyorlar ki kendi belirledikleri bir mücadele alanları olsun. Sadece her şey taklit ediliyor.
 
    Öyle anlaşılıyor ki bu halimiz ile " Bilgi üretemiyoruz, bilinç üretemiyoruz, eleştiri üretmiyoruz, muhalefet üretmiyoruz, tarih ve kültür üretmiyoruz. Tartışma üretmiyor, sadece üretilmiş tartışmalara sonradan müdahil oluyoruz.
 
    Başkaları tarafından istatistik konusu olarak görülüyoruz, bu katlanılamayacak bir durumdur. Sorgulamıyoruz. Geleneği de sorgulamalı ve hasımlarımızı tesbit edebilmeliyiz. Geçmişi reddi ifade etmiyoruz; çünkü taklit, bilinç gerektirmez. Taklidî gelenekçilik zihinsel kadavralıktır.
 
    Bu halimiz ile bilinci sömürgeleştirme çabalarına maruz kalıyoruz ama farkında değiliz. 2010'da İspanya'da bir kilisede Hz. İsa posteri kırbaçlanırken 2,5 yaşında bir çocuk postere yönelip ' kendini savunsana, kendini korusana' diye bağırıyor.
 
    2,5 yaşında bu çocuk. Gazze için, tüm dünyadaki Müslümanlara yapılan fiili müdahaleler için sadece ' ağlayalım, dua edelim' diyen zihniyetin bilinç yaşı işte bu çocuğun bilinç yaşından geridedir.
 
    Yine 2010'da Mc Donalds Bolivya'da on adet şube açıyor. Halk toplu protesto düzenliyor ve kimse bu şubelerden alış veriş etmiyor. Firma 10 ay sonra tüm şubelerini kapatıyor ve tasını tarağını toplayıp gidiyor. İşte toplumsal farkındalık da budur.
 
    Bu halimiz ile ya da böyle çeşitli etkenler ile uyuşturulmuş oluyoruz. Farkındalık oluşturamıyoruz. Bu haksızlıktan her halde sadece babasının omuzlarında kırbaçlanan bir makete bile neden kendini savunamıyorsun diyebilen 2,5 yaşındaki bir çocuk görebiliyor.
 
    Çünkü algıları hala açık ve fıtratın ona söylediği doğru şeyleri söyleyebiliyor. Babaları, amcaları, teyze ve halaları, büyük anne ve büyük babaları, komşuları ama herkes bu iki büklüm haksızlığı zulmü izliyorlar.
 
    İslam dışı davaların savunucuları bu topraklarda hayatlarını feda ederlerken bizler inançlarımızın savunucuları olamıyoruz. Onlar bizlerin taraftarlarını etkiliyor iken bizler bu konuda sürekli kayıplar veriyoruz!" (www.iktibasdergisi.com/bosa-giden-zamanlar)
 
    Evet,  göstermelik " Kutlu Doğum Haftası"uygulamaları, tatbikatları, anlatımları, masalları, hikayeleri, öyküleri, uydurmaları, uydurukçaları algı kaybına sebep olmakta, idraklerimiz dumura uğramakta, zihinlerimizi alt üst ederek, bizleri, düşünemez, fehmedemez hale getirmektedir!..
 
    Çünkü, böyle olmasaydı, Diyarbakır Sur'da, asker, polis canhıraş feryatlar içerisinde ölürken, oradaki insanlar, hiç de, anarşizme katılmayan, yaklaşmayan insanlar, bu durum karşısında, beyninden vurulmuşa dönecek, " behey edepsizler, sizler ne yapıyorsunuz, asker, polis bizim insanımızdır" çığlığını, sayhasını koparabilirdi!..
 
    Yozgat'da, Samsun'da, Maraş'ta, Osmaniye'de, Ankara'da, Aydın'da ve tüm ülke diyarlarında şehitler için insanımız ayağa kalkar, " bre hocalar!.. Bizleri " Kutlu Doğum " hikayeleri ile  aldatıyorsunuz, biz daha ölmedik, askerimizi, polisimizi öldürtmeyiz" diye bilirlerdi!..
 
    Ama, diye bilme cesaretimiz körlendi, uyuşturulduk, uyutulduk ve nefsimiz körlendi, basiretimiz bağlandı!.. Kim, kimler bağladı bilincimizi?.. Tabii ki, geleneksel kutlamalar, uygulamalar, töslemeler bağladı ve hadımlaştırıldık!.. Erkekliğimiz, cesaretimiz iğdiş edildi!..
 
    ".. Ve izliyoruz... Ve hep birlikte hepimiz odanın içindeki koskoca fili göremiyoruz. Yapa geldiğimiz tek şey Kur'an metinlerini sürekli bir şekilde okumak. Fakat bu şekilde Kur'an okumalarının artık Müslümanlara bir şey kazandırmayacağı görülüyor.
 
    Bunlar sadece metin okumalarıdır. O yüzden artık bizler ne yapılmalı sorularını kendimize, kardeşlerimize sormalıyız. Sürekli okuyup durduğumuz bu kutsal metinler bizlerden ne istiyor. Bizler bu bilgileri artık yaşanır kılarak biriktirmekten vaz geçecek miyiz?
 
    Fakat bunun için düşüncelerimizin yol alıyor olması lazım. Hayatımıza bulaştırdığımız, hayatımıza sızdırılmış şeyler normal şeyler değil. Bir şeyleri düzeltmeye kalktığımızda bizlerin yapmak istedikleri şeylere bir anlam veremeyen büyük çoğunluk hala mevcut.
 
    Hayatımızda farkına bile varamadığımız oluşa gelmiş birçok yanlışlarımız hatalarımız mevcut ve bizler bu hatalarımızın farkında bile değiliz. İnşallah bizler oluşa gelen hatalarımızın, eksikliklerimizin farkına varabiliriz. Bir işe koyulmadan önce içinde bulunduğumuz durumun da farkında olmamız gerekiyor.
 
    Bombaların ve bankaların dağlardan ve ırmaklardan fazla olduğunu unutmayalım. Bahçıvanların generallerden, menekşelerin mermilerden daha az olduğunun farkında varalım. İnsanların yaşamlarında vahye değil yönetmeliklere daha çok değer verdiğini yönetmelik koktuklarını görelim. " (www.iktibasedrgisi.)
 
    Netice olarak;
 
    " Şiimdi ( düşünün bakalım), yüz üstü kapanarak yürüyen mi ( varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?" ( Mülk sûresi, âyet 22)
 
    Ümmeti ve milletimizi; yüz üstü sürünmekten kurtarmak bir an önce kurtarmak, refaha, felaha eriştirmek için, uyduruk, uydurma günleri, haftaları ön plana çıkarmayıp, Kur'anî emirlere sadakatle sarılmalıyız.
 
    " Kutlu Doğum Haftası" uydurma da olsa, uyduruk da olsa, diyelim ki, göstermelik de olsa kutluyoruz!.. İçini doldurmalıyız!.. Ama nasıl?.. Nasıl dolduracağız?.. 
 
    Bizatihi, var oluşu uydurma olan bir nesnenin, bir günün, bir haftanın, bir gecenin içini nasıl doldurabiliriz ki? Kur'an'da yeri yok, sahih Hadisde yeri bulunmamakta, müctehidler, bu işlere pek rıza göstermiyorlar!..
 
    Hiç bir İslam aydını, mütefekkiri bu işlere " Olur" fetvasını vermemekte, tamamı " uyduruk"" hurafe" sözcüğünü kullanmaktadır!.. O halde, bizler, ümmete, millete faydalı olması, bir şeyler vermesi için neler yapabiliriz?
 
   Bir kere, alemi İslam mağdur, perişan yüz üstü yerlerde sürünmekte iken, milletimiz; kan kaybederken, bizler nasıl olur da " Kutlu Doğum Haftası" kutlayabiliriz? Bu haftalarda etkinlik adına, sahneye gazelhanlar, ilahiciler, naatcılar, artistler çıkartıp, dışarıda da havai fişekler sıkabiliriz? Yazıklar olsun!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir          

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık