ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası-2

 KUR'AN'LA; ÖLÜLERİ UYARMAK VE KUTLU DOĞUM HAFTASI!.. -2-
 
 
    " Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye." ( Yâsin sûresi, âyet 70 )
 
    Sanırım, başlık hepinizi, tüm Müslümanları rahatsız edecektir!.. Çünkü, yazımın başlığı " Kur'an'la; ölüleri uyarmak" tır!..
    Şükürler olsun ki, yeni bir " Kutlu Doğum Haftası"ne girmiş bulunuyoruz!.. Peki, ne yapacağız, neler yapılacaktır " Kutlu Doğum Haftası"n da?..
 
    Yoksa; aziz Kur'an'la, hayatımıza bir şekil mi verilecek, sokaklardaki girdaplar, çelişkiler, hırsızlıklar, huysuzlar, arsızlıklar, terörizm, kadın vurmaları, ölülere faiz, rüşvet, yolsuzluk ayetlerini okumaktan vaz mı geçilecek?
 
    Evet, hoca efendi, ölmüşün mezarı başına dikilmiş, ha bre bağırıyordu!.. " Ey ölmüş insan!.. Seni ebedi yerine bıraktık!.. Bak, burada uslu uslu yat. Sakın zinaya teşebbüs etme, rüşvet yeme, hırsızlık yapma, insan aldatma", vb. bir hayli ayeti kerimeleri sıralıyordu!..
 
    Hele, mezar başındaki hoca efendinin (!); öyle bir Yasin sûresini ölüye okuması vardı ki, bütün avazıyla bağırıyor, " Ey ölü insan!.. Bak, Yasin suresinde, dirileri uyarmam gerekiyor ama, ben, senin hatırın için, sana torpil geçtiğim için, bu emri değiştirdim, dirilere okumuyor, sana okuyorum!.. (!).. "
 
    Evet, maalesef hakikat böyledir!.. Başkanlığımız, her yıl " Kutlu Doğum Haftası" kutlamasına devam etsin bakalım!.. Neyi değiştirecek, faydası ne olacak, toplum üzerinde bir etkisi, bir yararı olacak mıdır?..
 
    " .. Kur'an'ı Kerim, İslam'ın vahyedildiği sırada insanlığın gidişatını çeşitli yönleriyle açıklamakta ve eleştirmektedir. Fıtratlarına yabancı bir yaşantıda bulunan beşeriyetin putperestlik, şirk ve küfür inanışları, zulüm, ihtikar, zina, kan davası, hırsızlık ve istismar gibi ahlak dışı davranışları sebebiyle " cahiliye devri" yaşadığını belirtmektedir.
 
    Ayrıca insanı " İslam laboratuvarında" tahlile tabi tutarak temel özelliklerini ortaya koyup,  İslâm'ın bu gidişi durdurmak ve değiştirmek için geldiğini duyurmaktadır.
 
    İslâm risaleti, esası itibariyle insanı Allah'ın buyrukları istikametinde yönlendirmek ve değiştirmek hedefine matuftur. Müslüman kimlik ve kişiliğine sahip, inançlı, çalışkan, ahlaklı, üretken ve Allah'a kulluk sorumluluğunu taşıyan bir "  insan ve toplum"  emelindedir.
 
    Bunu, hak ile batılı, adalet ile zulmü, güzel ve iyi ile kötü ve zararlı olanı değiştirmek, insanoğluna Rabbine kulluğu bihakkın yerine getirmesi için bilgi ve bilinç kazandırmak suretiyle gerçekleştirmeye çalışmıştır.
 
    Ancak, İslâm'ın bu " değişiklik ve yenilik operasyonu" na " temiz ve model insan yetiştirme"  faaliyetine, putperestler, batıl inanç sahipleri,  çıkarcı ve baskıcı çevreler karşı çıktılar.
 
    Ata dinini, ananeleri, ulusal kültürü koruma ve yaşatma söylemlerine dayanarak Hz. Muhammed ve çağrısıyla mücadele ettiler.
 
    Her bakımdan değişmiş olan Arap yarımadası halkı, köklü değişim olgusu karakterindeki İslâm'ın değişmez ve evrensel değer ölçülerini, değişiklik davetini reddetti.
 
    Miras dinine sığınarak ve taassup göstererek ona karşı çıktı. Az sayıda bir topluluk değişimden yana oldu ve " Müslüman insan kimliği"  kazandı. Bunlar " İlk Müslümanlar"  " Ashap" ve " selef-i salihin" diye anıldılar." ( Sabri Hizmetli)
 
    Gerçekten, ilk nesil Müslümanlarının önemle, ciddi bir şekilde mücadele etmiş oldukları yanlışları, günümüz Müslümanları yeniden diriltmek, yeniden ayağa kaldırmak için var güçleriyle çırpınmaktadırlar!..
 
    Aziz Kur'an: " Kur'an'ın emirlerini dirilere, canlılara, yaşayanlara anlat, öğüt alsınlar ve yaşasınlar" diyor!.. Ama, günümüz Müslümanları, inatlaşıyor ve diyor ki: " Senin dediklerini kabul etmiyorum, ben, Şamanizmi yaşatmak, kabirciliği ihdas etmek, yaşatmak istiyorum" diyor..
 
    Hal böyle olunca, " Kutlu Doğum Haftası" günlerinde, tüm bu yanlışların üzerine gidiliyorsa, sonradan ihdas edilmiş olsa da, " Aferin" diyoruz. Aksi takdirde, " Kutlu Doğum Haftası"nın, sadece gelenekleri, adetleri, din dışı yaşam tarzını, kabirleri kutsamak için var olduğunu düşünüyorum.
 
    Sayın Başkanımız, biliyorum ki, Kur'an yenilikçisidir!.. Öylesi, kabirciliğe, mezarlara perestiş eden bir alim ve bilgin değildir!.. Dolayısıyla, umarız ki, " Kutlu Doğum Haftası"nın şeklini, muhtevasını, içeriğini değiştirir de, milletimizi, kabirlere tapınmaktan, " Ölü sevici" olmaktan kurtarır.
 
    Arzettiğim gibi, Kur'an'ı Kerim'i; günün yirmi dört saatinde, ölülere okusunlar, bir faydası olmayacaktır. Çünkü, bu yaşanılan çirkinlik, Rasulullah (sav) döneminde, sahabe-i kiram zamanında bulunmuyordu.
 
    Buyursunlar!.. Bir görevli çıksın desin ki"Peygamberimiz, her ölen sahabeye hatim indirirdi, yasin okurdu, kabrinin başında telkin verirdi" Hayır!.. Hayır!.. İddiamın arkasında duruyor, "hodri meydan" diyorum!..
 
    Çünkü, bu aziz millet, Orta Asa, steplerinden kopup geldikten sonra, inanmış, Şamanizmi, Maniheizmi, Zerdüştlüğü, Hürmüzcülüğü, Ehrimenciliği vb. tüm batıl şeyleri terk ederek, vahdaniyete, vahdete, tevhide inanmış ve Müslümanlığı tercih etmiştir!..
 
    Öyleyse, geliniz, bu milleti ölücü, ölülere tapar yapmayalım!.. Ölmüş dirileri, ölmek üzere olan dirileri, sokaklarda, çay ocaklarında, kahvelerde, diskolarda, şaraphanelerde can çekişmekte olan biçare dirileri kurtaralım!..
 
    Bir adamcağızın bir yakını ölüyor!.. Vayyy!.. İşte, ondan sonra onun kıyameti kopuyor!.. Ölünün arkasından feryadı, figanı yılları alıyor!.. Üçünü, yedisini, kırkını ve elli ikisini okutuyor.. Olmadı, bir de, Süleyman Çelebi merhumun demet demet şiirlerini okutuyor yine olmuyor!.. Bayramlarını çöreklerle, börekler yapıyor.. Yine olmuyor ve olmayacak da!..
 
    Ama, bir grup insan bu işten memnundur!.. Hoca efendiler!.. Grup grup , ölü evi aramakta, Kur'an'la ölüleri diriltmek için her çabayı göstermektedirler!..Bravo vallahi!..
 
    Netice olarak;
 
    Muhteremler, bu gidişat yanlıştır!.. " ölmüşleri" " ölüleri" Kur'an'la diriltemezsiniz!.. Çünkü Kur'an diriler için vahyedilmiş, kat'iyyen ölülere faydası olmamaktadır!..
 
    Geliniz, bu tutumlarınızı değiştirin!.. Ölüye fayda verecek, vermekte olan " Sadaka" " Dua" ve " İstiğfar" işine yönelelim!..
 
    Tabii ki, bu defada, ölü sahibinin bu tür işler, bu üç madde işine gelmemektedir!.. Gizli sadaka vermiş olsa, onu kim görecek? Gizlmi gizli dua, tevbe-i istiğfarda bulunmuş olsa, hangi tanıdık ona " aferin" diyecektir?..
 
    Çünkü, mevlid okumakta, okutmakta, hatim indirmekte, kabirde yasin okutmakta, ölü sahibini herkes görmekte, herkes onu alkışlamaktadır!.. Zaten, maksat da, birilerinin alkışını almak olduğuna göre, gizli şeyleri yapmanın bir anlamı bulunmamaktadır.(!).. Yazıklar olsun..
 
    Son sözler olarak, şunu demek istiyorum: Kur'an; bir ölü kitabı değildir!.. Ölülere bir faydası dokunmamaktadır!.. Ama, dirilere okunursa, diriler onun emirlerini dinlerse, dinlemiş olursa, istikametini bulacak, hayatı değişecektir!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık