Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası-4
   " VAHYE  İNANMAK; AKSİYONER VE ÜRETİCİ OLMAK, ÇÖKÜP KALMAMAK, AYAĞA KALKMAK DEMEKTİR!.." VEYA KUTLU DOĞUM HAFTASI!.. -4-
 
 
    Bu günkü yazıma, asrın çilekeşi, milletin derdini dert edinmiş, İslam davası uğruna, kat'iyyen dünyalıkla meşgul olmamış, büyük mücahid Akif'in bir şiiri başlamak istiyorum.. Kabri nur olsun!..
 
    " Leyse li'l- insâni illâ mâ- se'â" derken Huda;
       Anlamam hiç meskenetten sen ne beklersin daha?
 
       Cihân kânun-ı sa'yin, bak nasıl hisle münkâdı!
       Ne yaptın? " Leyse li'l-insâni illâ mâ-se'â" vardı!" ( M. Akif)
                                             ..........
    Çalışmak, alınların terlemesi, sa'yü gayret, proğramlı yaşamak, geceyi gündüze katmak, ilerlemek, geri kalmamak, ileriye, daima ileriye koşarcasına koşmak Müslüman milletimizin en başta gelen görevi  ve mes'uliyetidir!..
 
    Çünkü, aziz milletimizin; elinde bin yıllık süreç içerisinde baş tacı etmiş olduğu, canından çok sevdiği, saydığı Kur'an gibi bir muazzez kitabı bulunmaktadır!..
 
    İşte, o yüce Kur'an'ın emirleri ki, milletimizin; aksiyoner  ve üretici olmasını, çöküp kalmamasını, ümitsizliğe düşmemesini ve silkinip ayağa kalkmasını istemektedir!..
 
    İşte, tüm bunlar, " Kutlu Doğum Haftası"nda gündemi meşgul etmeli, gündem milleti uyutmamalı, gaflete, tembelliğe giriftar etmemelidir!.. Dolayısıyla;  hafta süresince ne yapmalıyız?..
 
    1- Bir kere, bin yıllık süreç içerisinde, nerede, nerelerde hata yaptık, o hatalarımız nelerdir, bunun muhasebe ve muhakemesinin yapılması;
     2- Dün-bu gün ictihad kapısı niçin kapatılmış, yeni yeni müctehid imamlar, Ebu Hanife'ler, İmam Şafii'ler, İmam Matüridi'ler, Ahmed Bin Hanbel'ler, İmam Malik'ler, Süfyani Sevri'ler, İmam Muhammed'ler, Ebu Yusuf'lar, Züfer'ler vb. binlerce müctehid gibi imamlar, çağımızda yetiştirilemez mi?
 
    3- Çağımız da, her türlü imkân, her çeşit teknik, teknoloji, iletişim, ulaşım araç ve gereçlerinin bulunmuş olmasına rağmen, nerede sakatlık yapmaktayız, hangi alanlar da atalet içerisinde bulunmaktayız?.. İsterseniz, büyük alim Prof. Dr. Sait Hatipoğlu'na yöneltilen bir soruyu gündemime alıyorum:
 
    "Allah'ın kitabını, Rasulüllah (sas)'in sünnetini tam manası ile anlayamamak ve anlamada yenilenememekten kaynaklanan noksanlıklarımız da risk oluşturmuyor mu?
 
    Elbette... Rasulüllah (sas)'ın söylediği güzeldir ama bilmemiz gereken diğer bir husus var; her güzel şeyİ Rasulüllah (sas) söylemiş değildir. Rasulüllah (sas)'ın bahsetmediği pek çok husus olabilir.
 
    Şimdi bu hususlarda sünnet yoktur, hadis yoktur diye, o sahaları dinin dışına çıkarmak mı lazım? Elektrikten, bilgisayardan, televizyondan faydalanmadan hiçbir şeye el atmak imkânına sahip değiliz günümüzde. Şu mikrofonun icadında Müslümanların bir dahil olmadığını düşündüğümüzde insanın içi titremeye başlıyor.
 
    İslam kültürü böyle icatların ortaya çıkarılmasına yönelik talimat ile doludur. Biz Müslümanlar asırlardan beri bu talimatları unuttuğumuzdan, Müslümanlığı sadece şekli unsurlara inhisar ettiğimizden, yenilenmesi gerekenlere direnç gösterip yenilenemediğimizden, korunması gerekenleri koruyamadığımızdan dolayıdır ki, gayrimüslim dünyanın karşısında mahcup duruma düştük. Maalesef bu gün ilmî sahada dahi daha önce söylediğim hususların bütün sebebi budur. " ( www.eilahiyat.com)
 
    Örneğin, günümüz dünyasında, Batı ülkelerinde beş milyonu aşan bir millet kitlemiz yaşamaktadır!.. Birinci, ikinci kuşak neslimiz; Avrupa'da bir ev, bir traktör parası kazanıp tekrar memleketlerine dönme düşüncesi içerisinde idiler!..
 
    Ancak, son kuşak, ne traktörü, ne ev almayı düşündü, nede Türkiye'ye, köylerine, kentlerine tekrar dönmeyi!.. Kimileri, esnaf oldular, kimileri, kolları sıvayıp " Ya Allah, Bismillah" diyerek, Batı okullarında tahsile koyuldular..
    Hukuk, tıp, ekonomi ve tüm alanlarda tahsil yapmaya başladılar!.. Maşallah!.. Bir hayli de yol alınmış, mesafe kat edilmektedir!.. Peki, bu durum yeterli midir? Hayır!.. Bu tahsil yapan gençlerimiz, insanlarımız bu kitleye göre yeterli değildir!..
    Ben, sözün burasında, bazı endişelerimi, tereddütlerimi gündem yazıma taşımak istiyorum: Ülkemizden Batı'ya gönderilen hocalarımızın, yabancı lisan bilmeleri, Almanca, İngilizce vb. Söz konusu hocalarımızın, hatip olmaları, Kur'an'ı; iyice tahlil etmeleri, güzelce anlatmaları lazımdır!..
 
    Camilerimizde, " Kutlu Doğum Haftası" proğramları yapılmaktadır!.. Türkiye'den hocalar davet edilmekte, konuşturulmaktadırlar!.. Ancak, bu binlerce insanın toplandığı salonlarda, faydalı, verimli, üretken bilgiler, mesajlar verilmemektedir.
 
    Hafta dolayısıyla, Ramazan ayı münasebetiyle, " Sakal-ı Şerif" tavaf ettirilmekte, bir ezan okunmasıyla, bir iki parlak nutuk atılmakta, ama, ileriye yönelik, neslimizin geleceğine dair her hangi bir Kur'anî mes'ele, akılcılık, çalışma, gayret teşvik edilmemektedir!..
 
    Çoğu insanımız camii lokallerinde, ne yazık ki, alışılmış, alışkanlık haline getirilmiş, verimli, üretken, faydalı görmediği nasihatları, misafir hatipleri dinlemek, istifade etmek istememektedirler!.. Niçin ve neden?
 
    Çünkü, anlatılan, bir saat içerisinde verilmek istenen mesaj, sürekli tekrardır, " Ebu Hanife şunu dedi" " İmam Şafii bunu dedi" tekrarından başka bir şey değildir!.. Hurafenin üzerinde durulmamakta, yetişen gençliğe yön verecek, onları aksiyoner hale getirecek bilgiler sunulmamaktadır da ondan!..
 
    " Öyleyse   tez  zamanda ne yapmalı?
 
    Yapılması gereken şudur: Kendi kültürel varlıklarımızı tahlilden geçireceğiz. Kitaplarımızda İslamiyet'i son derece yanlış şekilde anlatan ifadelerin de bulunduğunu lütfen kabul edelim. Benim şahsi kanaatim bu.
 
    Misal; otuz senedir kadınlar dosyası adı altında birkaç dosya biriktirmek zorunda kaldım. Bu dosyaları oluştururken kadınlara hakaret derecesine varan telkinatların bulunduğu kitapların mevcut olduğunu gördüm.
    Mesela, Peygamber Efendimiz (sas) kadınlarımıza okuma yazmayı öğrenmelerini emrettiğini hepimiz biliyoruz. Ama ' kadınlara okuma-yazmayı öğretmeyin' diyen talimatın yer aldığı kitaplar var. Mesele sahih hadis olarak değerlendirilmiş ifadelere dayandırılmış.
 
    Bu son derece acı, son derece incitici hükümdür ve Peygamber Efendimiz (sas)'e iftiradır. Bu hadisin, hadis olmadığını, mevzu olduğunu belirten pek çok âlimimiz olmasına rağmen, bu hüküm bu kitabımızda hâlen mevcuttur, mevcut olması bir yana, böyle bir hükmü kabul eden kimselerin bulunduğunu görmek daha acıdır.
 
    Mesela, Selçuklu devrinin en büyük vezirlerinden, idare adamlarından Nizam'ül Mülk Siyasetname'sinde ' kadınlarla istişare edin ama ne söylerler ise tersini yapın' telkininde bulunuyor. Bunu söyleyen basit bir adam değil. Bu adam İmam-ı Gazali'yle arkadaşlık yapmış, fıkıh, tefsir, hadis okumuş bir zattır. Aynı zamanda büyük bir devlet adamıdır." ( www.eilahiyat.com)
 
    Netice olarak;
 
    Vahye inanmak, aksiyoner ve aktiviteit sahibi olmak demektir!.. Üretici, verimli, üretken olmak, bir yerde pinekleyip, tembelliğe yenilip kalmamak, ayağa kalkıp "  daha ölmedik" demektir!..
 
    Dolayısıyla, yukarıda arzetmiş olduğumuz, monoton proğramlar, tekrarlar, " Kutlu Doğum Haftası"nın hep tekrarı, insanımızı bıktırmakta, Mevlid okumaktan ziyade, hayal mahsulü şeyleri gündeme taşımaktan öte, İslam'ın; inkılapçı ruhunun gündeme taşınmasını istemektedir!.. Örneğin;
 
    Kadınlarımız; cuma namazlarında niçin yoktur?.. Yine cuma günleri, fazladan, artı olarak, aynı gün bir de cumadan sonra, öğle namazı denilen ( zühr-i ahir) namazı kılınmaktadır? Hem de, bu eklenti namaza, mevcut, resmî din görevlileri ön ayak olmaktadırlar!..
 
    Onun içindir ki, " Kutlu Doğum Haftası"nda, kadın hakları, gençlik, Kur'an nizamının nasıl olduğu, kadınların şahitliği, kadınların dövülmesi Kur'an'da var mıdır vb. konular enine-boyuna anlatılmalı, vaaz veren kişiler, cemaatleri, hop oturtup hop kaldırmalıdır!..
 
    Çünkü, uykudan, uyutmaktan, tembellikten , ataletten, hurafe anlatımlarından usanmış, gına gelmiş durumdayız!..
    Rabbimiz!.. Aziz milletimize hizmet edecek, hurafeler karşısında dim dik duracak, din adamları lütfetsin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
 
 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık