Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası-6

   "  HASIL OLAN SEVABI...!" VEYA KUTLU DOĞUM HAFTASI!.. -6-
 
 
    " Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir!."  ( Hadîd Sûresi, âyet 9 )
 
    Teessürle, belirtmeliyim ki, " hasıl olan sevab".. yanlışlığı, klasik düşüncesi, geleneksel yaşam tarzı, Kur'an inkılabının önünü tıkamakta, vahyin ümmet ve millet tarafından idrak edilmesine , anlaşılmasına, baş tacı edilmesine engel olmaktadır!..  
 
    Çünkü, toplumumuz, bu mevzuda bu tür şeylere alıştırılmış daha doğrusu iğdiş edilerek, Kur'an'ın; sadece ölüleri kurtarma, kabirde yatanlara faydası olması düşüncesinden başka hususlarda düşünülmemektedir!..
 
    "Kutlu Doğum Haftası" günleri de, böyle düşüncelere tuz biber olmakta, inim inim inletilerek okunan mevlidlerin, sevabı " hasıl olan sevablar" adı altında, paket paket derhal ölülerin ruhlarına gönderilmektedir!..
 
    Oysa, dirisine faydası olmayan düşüncelerin, ölüsüne faydasının olması düşüne bilinir mi? Mevlidden hasıl olan sevap nedir, diğer uyduruk amellerden meydana gelmekte olan faydalar nedir ki, diriye faydalı olamıyor da, nasıl ölüye , ölü ruhlarına ulaşmış oluyor?  Halbu ki;
 
    ".. Hz. Muhammed tarafından tebliğ edilen ve insanlardan " din" veya " zihniyet" değişikliği isteyen İslâm çağrısı, yenilik ve değişiklikler operasyonunu Kur'an ve Sünnet temeline dayandırdı; her kesimden insanın anlayabileceği bir metod ve anlatımla ortaya çıktı.
 
     Çok önemli engeller ve baskılar, hicrete yol açan işkencelere baş vurularak önlemek veya durdurmak girişimleri yeni dinin yayılmasına ve çeşitli çevrelerde kabul görmesine mani olamadı. Çünkü İslâm her konuda insanlara güven verdi, özgürlük sundu.
 
    Ne var ki, " din" ve " zihniyet" değişikliğini anlayanlar önceki tüm değer ölçülerinden anane ve kültürlerinden soyutlanamıyorlardı. Müslüman olduklarında, eski adetlerinden, inanışlarından, din ve kültürlerinden bir takım unsurları da beraberlerinde getiriyorlardı.
 
    Hz. Bilal ile Hz. Ebû Zer arasındaki bilinen sözlü çekişme, Uhud savaşındaki bazı askerlerin tutumu bunun örneklerindendir. Dolayısıyla ilk Müslümanların kimlik ve kişiliklerine damgasını vuran ögeler İslâmiyet ile Arap ananeleridir.
 
    Yani " İslâmi" ile İslâmîleştirilmiş" ananelerdir, milli kültür değerleridir. Çünkü fıtratı icabı değişim ve yenilik arayışı içerisinde olan insanın bir takım alışkanlıklarını ve davranışlarını kolaylıkla atamadığı tarihî ve sosyolojik bir gerçektir." ( Sabri Hizmetli)
 
    Evet, Arap toplumları, Türkler, Farisiler Müslüman oldular ama, eski zihniyetlerinden, adetlerinden, göreneklerinden, yaşam tarzlarından bir türlü kurtulamadılar veya kurtulmak istemediler!
 
    Araplar; Hz. Ali (ra)'ın, hilafetini müteakip, hemen eskiye döndüler, bilhassa, Emeviler, bu yanlışta öncülük yapmış oldular!.. Örneğin, ırkçılık, kabilecilik, mezar perestlik, mezarla müftehir olma durumları, soy, sopla öğünmeler yeniden hortlatılmış ve halen de aynı Araplarda bu yanlış devam etmektedir!..
 
    Hacca, her gitmiş olduğumuz zaman, görmüş oluruz ki, hangi Arap Müslümanla karşılaşmış olsak, kendisini diğer Müslümanlardan, diğer milletlerden üstün, faziletli, iyi Müüslüman, iyi Kur'an okuyan, anlayan şeklinde görmekte, diğerlerine de, tıpkı, eskiden olduğu gibi " Mevali" gözüyle görmekte ve değerlendirmektedir!..
 
    Farisiler de öyledir!.. Günümüz İran ülkesini, fikir insanlarını okuyunuz!.. Mutlaka eski adetlerine, mezarlık göreneklerine ait bir takım yaşanmışlıkları müşahade edeceksinizdir!..  Bizler de öyleyiz!..
 
    Müslüman-Türk toplumları da, eskilerden, eski Orta Asya'dan taşımış oldukları mezarlık, mezarlara aşırı düşkünlük, onlarla tefahür aynen devam etmektedir!.. Nedir tüm bunlar? Tabii ki, Şamanizm'den bir türlü kurtulamayışımızdır!..
 
    Hiç bir kimse; bu sözlerimden gocunmasın, incinmesinler!.. Örneğin, mevlidden "hasıl olan sevap" nedir ki, bunu, bu sevapları, hoca efendiler, ölü sahiplerine göstermelik olsun diye, ölü sahiplerini, bazı hediyeler, ücretler karşılığında memnun etmek için, sevapları ölülerinin ruhlarına postalamaktadırlar!..
 
    Oysa, ne okunan mevlidden, ne de Kur'an'dan bir sevap hasıl olmamıştır!.. Zaten, Kur'an nüzulü sevap için olmayıp, yüzde yüz, hayatta yaşanmak, yaşayanları kötülükten, çirkeften kurtarmak içindir!..
 
    Onun içindir ki, sürekli vurguladığımız gibi, Başkanlığımız; keşke!.. Bu milleti, bu tür saçma, beyhude, faydasız olan kültürlerden, eski adetlerden, Orta Asya Şamanizminden kurtarmış olsaydı!.. Bu yanlışlar da, öncülük yapmamış olsaydı!..
 
   Allah aşkına soruyorum size!.. Süleyman Çelebi merhumun, mevlidinde bulunan " Amine bahri"ni baştan sona kadar bir tetkik ediniz!.. Oradaki, hayalleri, düşünceleri, anlatımları da, Kur'an'la bir karşılaştırınız!.. Acaba, orada vurgulanan düşünceleri, hayalleri, halüsinasyonları Kur'an kabul edecek midir?
 
    Hal böyle iken, bizatihi kendisi hayal olan, şiir olan, destansı bir deyişler manzumesinden, nasıl bir sevap ortaya çıkmaktadır ki, o sevapları ölülerimizin ruhlarına hediye edelim?..
 
    Netice olarak;
    Yüce İslam ve onun kutsal kitabı Kur'an; " hasıl olan sevablar" kitabı değildir!.. Bir kere Kur'an, kainata biçim ve düzen, nizam ve intizam vermek için gelmiştir!..
 
    Her kim ki, " hasıl olan sevaplar" işleriyle meşgul oluyorsa, bilinsin ki, onlar, Kur'an nizamına, Kur'an inkılabına ters düşen insanlardır!.. Onların, emel ve arzuları, gaye ve amaçları, tamamen İslam'dan önceki adetleri, görenekleri, ananeleri, geleneksel hurafeleri yaşatmak, Emevilerin borazanlığını yapmaktır!..
 
    Çünkü, Hz. Hüseyin (ra)'ın davasında, gelenek, görenek, anane, sünnet ve vahiy dışı şey bulunmamaktadır!.. Mus'ab'ın dünyasında da bu tür rezillikler, çirkefler ve çirkinlikler kat'in yoktur.. Mus'ab; vahiy insanı, vahyi anlatmış, vahiyle yaşamış, vahiyle oturup kalkmış insandır!..
 
    Ebu Zer Gifari (ra) da vb. öyledirler!.. Tmamamı, ehl-i Kur'an, ehl-i vahiy insanı idiler!.. Kesinlikle, eskiye dönmek, eskiyi yeniden diriltmek için yaşamamışlardır!.. Yep yeni bir inkılap olan İslam'ın nimetlerinden, ihsanından, tüm insanlığın müstefid olması için çalışmışlar ve hakka yürümüşlerdir!.. Nur olsunlar!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık