Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası-7

   " İŞLERİNİZDE ŞAŞIRDIĞINIZ ZAMAN KABİR EHLİNDEN YARDIM İSTEYİNİZ" (!)
                                                                      VE KUTLU DOĞUM HAFTASI!.. -7-
 
 
    " Allah'tan başka, sana ne fayda, nede zarar vermeyecek olan şeye yalvarma. Eğer ( bunu) yaparsan o takdirde şüphesiz zulmedenlerden olursun." ( Yunus sûresi, âyet 106)
 
    Başlığımız, güya (!) bir hadisi şeriftir!.. Hem de, İstanbul Eyüp Sultan meydanında, yazılmış, çerçeve edilmiş ve asılmış, herkesin görmesi, okuması, düşünmesi için gözler önüne serilmiş bir yazıdır!..
 
    Allah aşkına!.. Siyer okuyanlar, tarihi okuyanlar, Asr-ı Saadeti tetkik edenler, acaba, nerede, hangi zamanda görmüşler ve okumuşlardır böyle vak'ayı?!.. Veya,
 
    Aziz peygamberimiz, hangi arkadaşının, yakınının, ölenlerinin, sahabelerin mezarından, kabrinden yardım istemiş, Uhud'da daraldığı zaman, Hendek'te yorulduğu vakit böyle bir şeye teşebbüs etmişmidir?
 
    Daha olmadı, kendisinden önce yaşamış, Nübüvvet görevlerini yapmışlar, ümmetlerine Allah'ın vahyini tebliğ etmiş peygamberler, İbrahim (sa), İsmail (as) vb. peygamberlerden, işlerinin halli için, zorluğun telafisi nedeniyle istimdat istemiştir?
 
    " Kesinilikle hayır! Bazı kişiler, Kur'an'ı Kerim'deki " ... Allah'a yaklaşmak için vesile arayın...." ( Maide suresi 35, ayet) ayetini ve " İşlerinizde bir çıkmazla karşılaşırsanız, kabir ehlinden yardım isteyiniz." uydurma hadisini (!) delil göstererek şirk inancını meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.
 
    Bu inanç İslam dışı bir inançtır. Bu inançla ilgili olduğu zannedilen delillerin çoğu, Peygamber döneminden çok daha sonra uydurulmuş ve bazı alimlerin dikkatsizlikleri yüzünden İslami eserlere girmiştir.
 
    İslam alimlerinin tamamına yakını, ölülerden bu şekilde biir ihtiyacını istemeye ( istiğase) şirk demişlerdir. Ama hurafeci bazı alimler; bu sapıklıkları kitaplarına alıp nakletmiş, sonrakilerde bu sapık görüşleri onlardan alarak değerlendirmeden, onlara tabi olmuşlardır.
 
    Bizde alimlerin tamamına yakınıyla aynı kanaati paylaşıyor ve bu inancın şirk olduğu görüşünü benimsiyoruz. Bu inancın; Kur'an ayetlerine, Peygamberin yaşam tarzına ve sahabenin uygulamalarına tamamen ters olduğu ortadadır.
 
    Şimdi bunun delillerini kısaca aktaralım. Kur'an'ı Kerim'in ayetleri, Allah'tan başka kimseden, sebepler kanununa aykırı bir ihtiyacın istenemeyeceğini açıklamaktadır.
 
    Ama bu uyarıları duymayan veya duymak istemeyen bazı tipler, ihtiyaçlarını Allah'tan isteyeceklerine, ölmüş kişilerin mezarlarına gidip onlardan istemektedirler." ( www.aliumuc.com) Şu ayeti kerimeyi birlikte teati edelim:
 
    " Allah'tan başka dua ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söyleyenlerseniz, haydi onları çağırın size karşılık versinler." ( A'raf sûresi, âyet 194)
 
    Malum olduğu üzere takriben bir haftadan beri aynı konuları yazmaktayım. Niçin ve neden? Hem de, " Kutlu Doğum Haftası"nda!.. Çünkü,
 
    " Kutlu Doğum Haftası" verimli, üretken, Kur'anî tebliğ günleri olarak geçmemektedir de onun için!.. Sürekli tekrar, aynı konular, aynı mevlid okuma ritüelleri, tekrar üstüne tekrarlar!..
 
    Sayın Başkanımız, Kur'an'ın, idraklere, beyinlere, zihin dünyalarına yerleşmesini, makes bulmasını isteyen, entelektüel bir insandır!.. Ama, bilemiyorum!.. Bulunduğu makamdan dolayı mı, mevkisi sebebiyle mi?.. Başkan olmazdan önceki, tutum, davranış ve çalışmalarını aynı şekilde topluma, kitlelere yansıtmamaktadır!..
 
    Diğer taraftan, eski Başkanımız sayın Ali Bardakoğlu hocamızda, Başkanlığımızın duvarları arasında sıkışıp kalmış, kitapları içerisinde ifade etmiş olduğu, Kur'anî, İslâmî fikirlerini,ictihad derecesindeki beyanlarını, başkan olduktan sonra  gündeme taşıyamamıştır!..
 
    Örneğin, " Kadınların cuma namazı kılmaları" mes'elesi, " " namazlarda, cem-i takdim, cem-i te'hir"  cuma günleri kılınmakta olan fuzuli, ziyade " Zuhr-i ahir", namazı, " Cemaatle kılınan tesbih namazı" " Kadınların şahitliği" " Boşanma" " Baş örtüsü" vb. binlerce, dini hükümler üzerinde çalışma yapmıştır!.. Allah razı olsun!..
 
    Lakin, bürokrasi, resmiyet, mevkii-makam, makamın vermiş olduğu ağırlık, ülkemizdeki mezhepler çıkmazı vb. mes'eleler sebebiyle, daha suskun, daha gelenekçi pozisyonlarda oldukları müşahade edilmektedir!..
 
    Yani, " Kutlu Doğum Haftası" bir gün olsun, aslî şekline kavuşmayacak mı?, İslam tarihinde yeri, kaynağı, bir emir olmasa bile, uydurma, uyduruk bile olsa, hiç olmazsa, faydalı olmak için, çağımızı, insanımızı kuşatacak faaliyetler yapılmayacak mıdır?  Oysa;
 
    "... Hz. Peygamberin yaşam tarzı; bu inancın ( kabir ehlinden yardım istemenin) sünnete aykırı sapık bir inanç olduğunu ispatlamaktadır. İslami usulleri bilemeyecek kadar cahil olan bazı tipler, yukarıda da gösterdiğimiz gibi uydurma rivayetleri peygambere mal etmeye çalışmaktadırlar.
 
    Halbu ki peygamberin Kur'an'ı yaşama şekli olan sünnet, bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu inancın şirk olduğu ortaya çıkar.
 
    Yukarıdaki uydurulmuş hadiste belirtilen sözü peygamberimiz söylemiş ve "  ihtiyaç anında kabir ehlinden yardım isteyin" demişse, bunu hiç uygulamış mıdır? Elbette Hayır! Biz Allah'ın Rasulünü şirk amelleri yapmaktan tenzih ederiz.
 
    O yukarıda belirttiğimiz ayetleri tebliğ ederken, amelleriyle bu ayetleri asla yalanlamaz. Allah'ın elçisine iftira atanlar, kendilerinin de itibar ettiği Buhari gibi bir eserde peygamberin Hz. İbrahim'den veya bir başka peygamberden bir ihtiyacını istediğini bulabilirler mi?
 
    Tabi ki hayır. Tevhidi düşüncenin ne olduğun bilmekten aciz bazı tarikatçıların saçma sapan kitaplarında bulunan bir-iki uydurma rivayet hariç, bu konuda hiç bir delil yoktur." ( www.aliumuc.com)
 
    Netice olarak;
    " İşlerinizde şaşırdığınız zaman kabir ehlinden yardım isteyin" uydurma hadisi (!), maalesef, ülkemizin her yerinde, kitaplarda, eserlerde, sufi çevrelerde, mistik kişilerde okunmakta, söylenmekte ve bu saçma düşünce yaşatılmaya çalışılmaktadır!..
 
    Bu uydurma hadis(!) sadece Eyüp Sultan'da, İstanbul camilerinde görülmeyip, her tarafı bir ağ gibi sarmalamaya başlamış, Başkanlığımız, Prof. ünvanlı Müftülerimiz de, " boş ver" dercesine, " böyle gelmiş, böyle gider" dercesine müsamaha göstermektediler!..
 
    Halbu ki, " boş ver" " neme lazım" " etliye-sütlüye karışmama" sebebiyle, bu millet, kos koca bir imparatorluğu tüketmiş, öyle zamanlar olmuş ki, cepheye gönderecek asker bulamamıştır!.. Asker olacak, askere gidecek civanlar, askerlikten kaytarmak, kaçmak için , tarikat evlerine, şeyhlere mürit olarak, cihad görevinden sıvışmışlardır!..
 
    Sonra ne oldu? Koca cihan imparatorluğu, her cephede yenildi, kafir Ruslar, Yeşilköy'e kadar bile gelme cür'etini göstermişlerdir.. Yunanlılar, Ankara-Polatlı yakınlarına kadar gelerek, taş taş üstünde bırakmayıp, ırzın, iyalin namusuna tecavüze yeltenmişlerdir!..
 
    Rabbimiz!.. Hafta süresince, devam edecek olan bu tür yazılarımı, her türlü ard niyetten, nefsilikten azade eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık