Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Kutlu Doğum Haftası

KUR'AN'LA BULUŞMAK, ALLAH'LA BULUŞMAKTIR VEYA KUTLU DOĞUM HAFTASI!.

" Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.

Allah her şeyi hakkıyla bilendir" ( Ahzâb sûresi, âyet 40) 14 Nisan 2015 tarihinden itibaren, " Kutlu Doğum Haftası"na girmiş bulunuyoruz!.

Girmiş olduğumuz bu güzel, muhteşem haftanın, aziz milletimize Kur'anî anlayış, mütevatir Nebevî sünnet anlayışı, ictihadî çalışmalar kazandırmasını niyaz eder, haftanın dolu dolu, verimli, bereketli ve rahmet dolu geçmesini niyaz ederim İnsanlığın tümüne vahiyle gönderilmiş bulunan aziz peygamberimiz (sav), bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: " Sizlere öyle bir emânet bırakıyorum ki, onlara sıkıca yapıştığınız sürece asla doğru yoldan sapmazsınız Bu emânet Yüce Allah'ın kitabı Kur'an ve benim sünnetimdir.

" Ümid ve dua ederiz ki, bu güzel günler, her türlü hurafeden, uyduruk şeylerden, yapmacık, Kur'an ve sahih sünnet dışı şeylerden uzak bir şekilde, öncelikle camilerimizde, evlerimizde ve tüm alanlarda dolu dolu kutlanır, Kur'an ve Resulululah (sav) , kitlelere, Kur'an'a susamışlara anlatılır da, ülkemiz de cereyan etmekte olan her türlü yanlışın, kadını öldürmenin, adaletsizliğin, eşitsizliğin, Hakk'ın emirlerini yaşamamanın önüne geçilmiş olur Bilindiği üzere, Kutlu Doğum günleri ve haftası, Kur'anî ve Nebevi bir uygulama değildir Ne Resulullah (sav) zamanında, nede Halife-i Mürşide dönemlerinde böyle bir tatbikat vuku bulmamıştır.

Hatta, diyebilirim ki, bu tür bir uygulama, Emeviyye'nin, Abbasiler'in zamanlarında bile tatbik edilmemiştir Fatimilerin başlatmasıyla, Erbil beyi Muzafferüddin Gökbörü'nün devam ettirmesiyle, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında dur durak bilmeden sürekli kutlanmış, -1985 yılları olsa gerek- Başkanlığın teşviki ile yeniden " Kutlu Doğum Haftası" gündeme taşınmış, her yıl etkinliği, tesiri artarak kutlanır olmuştur!.

Tabii ki, gönlümüz arzu ediyor ki , Kutlu Doğum Haftası sonradan icad edilmiş, uydurukda olsa, ilim adamlarımız, bilginlerimiz bunu bir fırsata dönüştürmeli, cehaletin, Kur'an'sızlığın, sahih sünnetin dışında bocalamakta, yaşamakta olan milletimize, mühim, hayati bilgiler, istikbale ait muştulu, müjdeli çalışmalar yapılabilir Onun içindir ki, Ataların dinine bağlı kalmak erdem değil kayıptır: " Kur'an'da elçilerin tebliğleri ve kavimlerinin onlara verdikleri cevaplarla ilgili çok detaylı bilgiler verilmektedir Elçilerin Allah'a iman etmek için yaptıkları davete bu kişiler Kur'an'da bildirildiğine göre ".

Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet ( din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine ( eserlerine) uymuş kimseleriz.

" ( Zuhruf Suresi 23) şeklinde karşılık vermişlerdir Gerçekten de iman etmeyen kişilerin takip ettikleri yol atalarının yolu, okudukları ise atalarının eserleridir O yolun dışında .

bir yol izlemezler ve atalarının en doğru yolda olduklarına inanırlar Onların hayat şekillerini kendilerine örnek alır, söyledikleri her sözün kendilerine hayat verdiğini düşünürler Bu bağlılık o kadar güçlüdür ki, bu yolun yanlış olduğunu ve atalarının pek çok hata ve eksiklikleri olduğunu onlara göstermeye çalışan kişileri de kendilerine düşman kabul ederler.

Allah Kur'an'da bu durumu şu ayetle bildirmiştir: " .

Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" ( Yunus Suresi, 78) (kurantevhidsunnet) Yani, Kutlu Doğum Haftası tek tek imbikten, süzgeçten geçirilerek, haftanın, milletimize sunmuş olduğu artılar, eksiler, faydalar, getirmiş olduğu maneviyat halleri nedir, ne değildir hususları tartışılmalı, milletin bilgisine sunulmalıdır Aksi halde, camilerimizde, hoca efendilerin okumuş oldukları mevlid bahirleriyle yetinirsek, camii duvarlarına çarpan aksi sedalar dışında bir olaya şahit olmayacağız!.

Umarız ki, Kutlu Doğum Haftasında, Kur'anî çalışmalar, sempozyumlar, paneller, konferanslar , etkin vaazlar, heyecanlı hutbeler milletimizi bilgilendirecek, mes'ele, atalarcılık, dedelercilik, ninelercilik halinden kurtarılarak, yep yeni bir pozisyona sokulmuş olacaktır!.

Çünkü, 1400 lü yıllardan beri, okumuş olduğumuz mevlid proğramlarının ne Osmanlı döneminde, nede Cumhuriyet neslimize bir faydası olmamış, bilakis, halkımızı uyutma, uyuşturma, Kur'an'dan uzaklaştırma eyleminden başka bir tesiri görülmemiştir! Dolayısıyla, Resulullah (sav)'in doğumunu, Kur'anî emirler doğrultusunda, mütevatir Nebevi haberler ışığında halkımıza anlatmamız çok daha verimli olacak, onun beşeri yönünü, Resullük vasfını gerçekçi şekilde tanımış olacağız!.

Konumuzun başında arzetmiş olduğumuz hadis " Allah Rseulü'nün (s) Veda Hutbesi'nden rivayet edilmiştir Biz Müslümanlar olarak bugün gerçekten bu kutlu çağrıya kulak veriyor muyuz? Yoksa sıkıca yapışmamızı istediği emanetten birincisi olan o eşsiz kitabı yaldızlı, kokulu kılıflara sarıp evlerimizin en üst ( en yüce!) köşelerine terk edilmiş, Kur'an'ın tabiriyle " mehcûr" hâlde mi bıraktık? Oysa ki Yüce Allah onu kendi yüksek/yüce makamından bizim aramıza ( yüryüzüne) indirmiş olmasına rağmen, bizler onu tekrar yükseklere çıkartma konusunda ısrarlı mı davrandık? Evet; ne yazık ki öyle oldu.

Onu yaldızlı/kokulu kılıflara koyarak yükseklere terkettik Halbuki onun bizi yükseltmesine/yüceltmesine ihtiyacımız varken ısrarla biz onu yükseltmeye çalıştık Onun yükseltilmeye ne ihtiyacı vardı ki? O zaten yükseklerden/yücelerden bize korunmuş şekilde geliyordu.

Bundan sonra gelinen sonuç belliydi; ancak belirli gün ve gecelerde elimize şöyle bir alıp, anlamadığımız dilden okumak suretiyle bir merasim, bir ölüler ( mezarlık) kitabı haline getirdik Oysa ki ölülere okumayı adet haline getirdiğimiz Yasin Suresi 70 ayette Yüce Allah: "Bu Kur'an'ı diri olanları uyarmak ve kafirler ( gerçeğe inanmayanlar) üzerine azabın hak olduğunu bildirmek için indirdik.

" buyuruyordu" ( İslamvehayat) Netice olarak; Kutlu Doğum Haftasını çok iyi ve güzel değerlendirmeliyiz!.

Sadece selatin camilerimiz de okunan mevlid merasimi ile yetinmemeli, bunu fırsat bilerek, Kur'an'ı, Resulullah'ın Kur'an dolu hayatını gündeme taşımalıyız! Kutlu Doğum Haftasında Kur'an'la buluşmak, Allah'la buluşmak olmalıdır!.

Bu buluşmamızın etkisi, tesiri sokaklarımıza, evlerimize, meydanlarımıza yansımalı, kadın-erkek kavgaları sonlanmalı, çocuklarımızın iniltileri sona ermeli, fuhuş, uyuşturucu, çıplaklık kültürü, yalan, hile, dolandırıcılık, samimiyetsizlik son bulmalıdır!.

" Bu sebepledir ki Kur'an, sadece ve sadece insana hitap etmektedir Çünkü insana gönderilmiştir Kur'an'ın bir tek hedefi vardır, o da insanı hidayete ulaştırmaktır.

İnsanla ilgisiz gibi görünen yeryüzü, ay, güneş ve diğer gezegenler, çeşitli tabiat olayları, yağmurun yağması, arının bal yapması gibi pek çok hususa Kur'an'da yer verilmesinin amacı yine insandır Kur'an'ın insanla ilgisiz gibi görünen bu hususlara yer vermesinin sebebi, insanın dikkatlerini kâinata, kâinattaki olaylara ve kâinatta hakim olan düzene çekmesi ve buradan Allah'a, O'nun kudret , azamet, rahmet ve hikmetini anlaması içindir Yine bu sebeptendir ki bir çok yerde " Eyyû hannas" ( Ey insanlar) hitabıyla başlar.

Kur'an'ı Kerimde Yüce Allah'ın hiç bir yerde: " Ey hayvanlar", " Ey nebâtat (bitkiler)", " Ey Dağlar", " ey taşlar" ya da " Ey ölüler" hitabına rastlayamazsınız" ( İslamvehayatcom) Rabbimizden dileğimiz, Kutlu Doğum Haftasının dolu dolu, verimli, bereketli geçmesidir!.

Milletimize, vatanımıza faydalar, birlik-beraberlik getirmesidir! Selam ve dua ile.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık