Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mahşer Gününde Kurtarıcılık Anlamında “Şefaat” Yoktur

Mahşer Gününde Kurtarıcılık Anlamında “Şefaat” Yoktur, İslamda “Şefaat Ya Rasulallah” Yoktur -2- ( Emrah Gedik)

 

(Dünden devam..)

Zaman gelecek mahşer gününde hesap verilecek. Acaba kulluk ettikleri o putlar orada olup onlara şefaat edebilecek miydi? İşte Yüce Allah hesap gününde bu soruyu aynen onlara soracaktır. Taptıklarınız nerede? Şefaatçi kabul ettiğiniz kişiler nerede? İşte o şefaatçi (kurtarıcı) sandıklarınız burada yoktur, yanınızda görmüyorsunuz diye cevap verecektir:   

“Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız. sizinle ilgili hususlarda ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda görmüyorsunuz. Yemin olsun, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey sandıklarınız.” (En`am: 6/94)

"Allah'ın berisinden taptıklarınız nerede?" Diyecekler ki: "Bizden uzaklaşıp kayboldular. Doğrusu biz, daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz." Allah, inkâr edenleri işte böyle saptırır.” (Mümin: 40/74)

“Onlara “Hani taptıklarınız nerede?” denilir. O  Allah`tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı? Yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu? Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya (cehenneme) atılırlar.” (Şuara: 26/92-94)

Görüldüğü gibi bu sahte tanrılar (şefaatçiler), bağlılarını mahşerde yapayanlız bırakıp ortadan kaybolacak, onların gerçekten tapmaya değer şeyler olmadığı en sadık bağlılarınca da anlaşılıp itiraf edilecektir. “Hani sizin Allah`a ortak koştuğunuz şeyler nerede? Neden sizi kurtaramıyorlar?” diye Allah tarafından sorulunca; “Bizden sapıp gittiler. Meğer biz daha önce bir şeye tapmıyormuşuz. Taptığımız şeyler hayalden ibaretmiş!” diyeceklerdir.

Yani görülüyor ki şefaat inancı asla kabul edilecek bir inanç değildir. Bu batıl inanç hemen hemen bütün dinlerde mevcut olduğundan dolayı, İslam`a da sokulması pek zor olmamıştır. Nasıl ki Hz. İsa, mehdi, deccal ve daha bunun gibi pek çok inançlar israilliyat`tan İslama kolaylıkla aktarılmışsa, şefaat inancı da İslam`a o kadar kolay yerleştirilmiştir. Oysa yüce Allah ısrarla; “Allah'a ortak tuttukları arasından, kendileri için şefaatçılar çıkmayacaktır. (Rum: 30/13) buyurarak, onların bu inancını reddediyordu. Şunu da belirtmek isterim ki, ben şefaatin olmadığını söylemiyorum, fakat toplumun anladığı ve inandığı şefaati de asla kabul etmiyorum. Şefaatin ne olduğunu ve ne anlama geldiğini birazdan görecegiz.    

Daha önce de belirttiğim gibi müşrikler, kainatı yaratan, rızkı veren, yaşatan ve öldürenin sadece Allah olduğunu biliyor ve inaniyorlardı. Bunun yanında Allah ile beraber başka kişilere de kulluk etmekten duramıyorlardı. Fakat ilginçtir ki müşriklere herhangi bir bela veya korku sardığında sadece Allah`a yalvarıyor, ortak koştukları kişileri ise unutuveriyorlardı. Yüce Allah bunu şöyle belirtir:

“(Baksana) Gemiye bindiklerinde, dini yanlız Allah'a has kılarak O`na yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın (tekrar) ortak koşuyorlar” (Ankebut: 29/65).

Görüldüğü gibi Allah`a ortak koşanlar, gemiye binip bir tehlike hissettikleri zaman ortaklarına değil, doğrudan Allah`a yalvarıyorlar. Çünkü her insan Allah`tan başka kimsenin kendilerini o durumdan kurtaramayacağını bilir. Ama ne zaman ki Allah insanı darlıktan kurtarır ve sevince kavuştur, tekrar Allah`a ortak koşmaya başlanır.

Rivayete göre Hz. Peygamber, Mekke`yi fethedince Ebucehil`in oğlu İkrime kaçmış, Habeşistana gitmek üzere bir gemiye binmiş. Gemi yolda sallanmaya başlamış. Yolcular: “Ey kavmim, yanlız Rabbinize dua ediniz, çünkü burada O`ndan başka kurtarıcı yoktur” demişler. İkrime kendi kendine düşünmüş: “Eğer denizde Allah`tan başka kurtarıcı yoksa, karada da yoktur. Allah`ım, sana söz veriyorum, eğer şu denizden sağlam çıkarsam, gideceğim, Muhammed`in elini tutacağım, mutlaka o bana şefkat, merhamet eder” demiş. Gerçekten Peygamber, kendisine gelen İkrime`ye şefkatli davranmıştır.” (İbn Kesir, Tefsir, 3/422).

İşte insan genellikle böyledir. Sıkıntıya düşünce veya hastalanınca gönülden Allah`a yalvarır, “Ya Rabbi beni kurtar, bana şifa ver” diye dua eder. Ama sıkıntıdan kurtulup rahata kavuşunca azar, Allah`ı gücendirecek işler yapar. Ama birden hali ters dönüp sıkıntılara düşünce yine sadece Allah`a dönmekten başka çare olmadığını anlayıp Allah`a yalvarır. İşte insan bu kadar nankör olabilmektedir.

Özet olarak ateistliğe değinmek gerekirse, aslında Allah`a inanmayan insan yoktur, hatta bir olduğunu kabul etmeyen insan yoktur. Var ise de bunlar istisnadır. İstisnalar ise yok hükmündedir. Çünkü bu insanlar normal olmadığından, yani hasta ruhlu insanlar olduğundan yok hükmünde sayılır. Aslında bu kişiler inançlarını örtüp gizleyen kişilerdir. Yoksa sıkıştıkları zaman hepsi Allah diye bağrışırlar. Öyle yah, düşen uçakta hiç ateist olur mu? Yüce Allah bir ayette şöyle der:

“ Hani Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak, “ Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet şahit olduk!” demişlerdi. İşte bu, kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu” dememeniz içindir” (A`raf: 7/172).

Demek ki her insanda yaratılıştan var olan fıtrat, vicdan ve sağduyu, Allah`ı bulabilecek güçtedir. Yani Allah, her insana Allah`ı bilip tanıma yeteneği ve duygusu vermiştir. Ki insan yarın kıyamet gününde, “Bundan haberim yoktu, bilmiyordum” demesin. Yani mutlak ateist çok nadirdir ve bunlar genellikle anormal ve hastalıklı kişilerdir. Bu ateistlik olayını şöyle düşünebiliriz. Yüce Allah ayetinde, “Sizin için kendileriyle huzur bulasınız diye kendi türünüzden eşler yaratması, aranıza sevgi ve merhameti yerleştirmesi de O`nun mucizevi işaretlerinden biridir.” (Rum: 30/21) ve “O`dur sizi bir tek candan yaratan ve kendisine ilgi duysun diye ona kendi cinsinden eşini var eden.” (A`raf: 7/189) buyurarak, her erkeğin kadına, her kadının da erkeğe meyilli olduğunu ve insanların buna göre yaratıldıklarını belirtir. Oysa biz görüyoruz ki dünyada eşcinsel olanlar da vardır. İşte bu eşcinsellik durumu aynı ateistlik durumu gibi istisnadır ve bu kişiler anormal ve hastalıklı kişiler olduğu için yok hükmündedir. İşin özeti budur.

(Yarın aynı konuya devam edilecektir...)  ( Yazı Emah Gedik'e aittir.)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık