Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mal Çokluğu Değil, Gönül Zenginliği

"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez." ( Tevbe sûresi, âyet 24 )

Ayeti kerimenin sebe-i nüzulunu arzedelim:

Bilindiği gibi, Resûulullah (sav) Mekke'yi fethettikten sonra on iki bin kişilik bir ordu ile Tâif'teki Hevâzin ve Sakîf kabilelerinin üzerine yürüdü.

İslâm ordusunun çokluğunu gören bazı Müslümanlar, " Bu ordu artık yenilmez" şeklinde konuşarak kendilerini büyük ve yenilmez görmüşlerdi.

Fakat Huneyn vadisinde kendilerinden çok daha az bir müşrik ordusu ile karşılaşınca bozguna uğradılar. Çünkü onlar çokluklarına güvenmişlerdi. Onun içindir ki, aşağıdaki ayeti kerime bu duruma işaret etmektedir:

" Andolsun ki Allah, bir çok yerde ( harp alanlarında) ve Huneyn savaşında size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda ( bozularak) gerisin geri dönmüştünüz." ( Tevbe sûresi, âyet 25 )

Yüce İslam, mal ile, evlad ile, hısım-akraba çokluğu ile övünmeyi, gururlanmayı, tefahürü, çalım satmayı kesinlikle reddetmektedir.

Lakin, malı yerinde ve Allah yolunda sarfetmeyi emreder, evladların da, Allah yolunda yaşamalarını, onun yolundan ayrılmamalarını emreder.

Ne acı ki, günümüz dünyasında Müslümanlar, seküler anlayışın etkisinde kalarak, dünyaya, servete, mala, mülke taparcasına yaşamaktadırlar!..

Sekülerizm, dünyevileşme; Müslümanları öylesine bir sarmalamış ki, bir bakıma bu ahtapot gibi canavardan kurtulmak için bir çare, bir kurtuluş görünmemektedir.

İman ediyoruz, camiye de gidiyoruz, oruç da tutuyoruz, nevafilde de bulunuyoruz, ömürde bir kere de olsa hac da yapıyoruz, kısmen de olsa zekat da veriyoruz, ama, ruhumuz rahat değil, kalbimiz huzur içinde yaşamamaktadır!..  Şu ayeti kerimeyi güzelce tefekkür edelim:

" ( Ey Muhammed!) Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor." ( Tevbe sûresi, âyet 55 )

Yani, ayeti kerime de ifade edildiği gibi, rahat, huzurlu, kalbimiz mutmain değildir. Asr-ı Saadette yaşayan yiğitlere göre, her şeyimiz bulunmaktadır!..

Katlar, yatlar, otolar, Ferrari'ler, fabrikalar, bankalarda yığın yığın baknotlar, altunlar, mücevherler ve her çeşit dünyevilik servet!.. Ama, gelin görün ki, evde rahat değiliz, evladla düşman kardeş gibi yaşamaktayız.

Evde hanım, gelin, kız kızan bir alemdir!.. Kuaför, poker, gezmeler, rujlar, kozmetikler, giysiler, kürkler ve aşna-fişna bir alem içerisinde yaşamaktayız!.. Ama, manen bir boşluk, Kur'anî açıdan bir rezilliğin, bir kepazeliğin pençesinde boğuşmaktayız!.. Şu alıntım, bu sözlerimi teyid edecektir:

" Her kime şu beş saadet verilmişse, tatlı yaşayışın dizgini onun eline bırakılmıştır: 1- Vücut sağlığı, 2- Güven, 3- Rızık genişliği, 4- Şefkatli ve vefalı arkadaş, 5- Feragat duygusu." ( Molla Camii )..

Ticaret ahlakının en temel gereği kazancın helal olmasına dikkat etmektir. Dinimiz, insanlar arasında haksızlığa neden olan ve toplumun temel değerlerine zarar veren hırsızlık, gasp, kumar, rüşvet, tefeciilik, karaborsacılık ve alış verişte  hile yapmak gibi ;

Her çeşit haksız kazanç yolunu yasaklamış, kazanılan mal ve mülkün helal yollardan elde edilmiş olmasına büyük önem vermiştir. Öbür dünyada yaptıklarından hesaba çekileceğine inanan her Müslümanın kazancına haram katmamaya özen göstermesi beklenir.

Allah Resûlü (sas) ashabını ticaret yapıp kazanmaya teşvik ederken aşırı  tamah ve hırstan uzak durmalarını da tavsiye etmiştir.

Bir defasında o (sas), " Bu dünya malı, tatlı ve çekicidir. Kim onu tok gözlü bir şekilde alırsa o mal bereketlenir.

Kim de onu aç gözlülükle ve ihtirasla alırsa bereketi kaybolur. Hırslı insanlar yiyip yiyip de bir türlü doymayan obur kimseler gibidir. Veren el, alan elden daima üstündür." ( Buhari, zekât, 50 ) buyurmak suretiyle inananları dünya malına düşkünlükten men etmiş, onlara her konuda olduğu gibi dünya nimetlerinden yararlanırken de ölçülü olmak gerektiğini tavsiye etmiştir." ( Diyanet)

Tüm bu anlatımlardan şunları anlamalıyız!.. Fani dünyanın, geçici, ömürlük olduğuna inanmak, öldükten sonra, asıl ve ebedi alemin başlanacağına inanmaktır. Bu sebeple;

Hem dünyada yaşayacağımız kadar çalışacağız, onu seveceğiz ve taparcasına meftun olmaktan uzak durarak, ahirete, ahiret kazancına yönelmeliyiz!..

Bunu yapmak için de, dünya malını yerinde, anında, gerektiğinde harcamasını bilmeli, hayri yollarda, dullar, yetimler, öksüzler, miskinler, kimsesizler, garip-gureba yolunda her türlü fedakarlığı yapmalıyız!..

Netice olarak;

Ne acı ki, imanla, ibadetle dirilemiyoruz!.. Ümmeti diriltmemektedir!.. Namaz kılıyoruz, oruç tutuyoruz, hac yapıyoruz ama, her altı ayda bir Umre seferine de çıkıyoruz ama, para, madde, dünyevi menfaat yanında tüm bunlar solda sıfır kalmaktadır.

Yani, umre seferleri, insanımıza yön vermemekte, onun hayatında her hangi bir iz göstermemektedir. Niçin ve neden?

Çünkü, materyalist ve seküler dünya, tüm inançlara, maneviyata karşı cephe almış, kapitalist denilen hortumculuk, tüm insanlığın ezip suyunu çıkardığı gibi, Müslümanları da kıskacına almış, mahvı perişan etmektedir.

Faizcilik, rüşvet, tefecilik, karaborsa, dolandırıcılık, sahtelik Müslümanları derinden tedirgin etmektedir.. Rabbim!.. Tüm Müslümanları, bu tür dünyevilik ve materyalizmin şerrinden korusun. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık