ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

MEHDİ, MESİH SAPMASI VE ŞEYHE KÖRÜ KÖRÜNE İTAAT!..

 

" Onlara ( müşriklere): Allah'ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar " Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" ( Bakara sûresi, âyet 170 )

" Onlara, " Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e gelin" denildiği vakit, " Babalarımızı üzerinde bulduğumuz ( yol) bize yeter" derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?" ( Mâide sûresi, âyet 104 )

" Mürşidizm" " Atalarcılık" " Mesihiyyat" " Mehdicilik" " Müridanizm", günümüz dünyasının yaşamış olduğu  kabus içerikli kavramlardır..

Böylesi, isimler ve mensupları, baştan aşağı araştırıldığı vakit görülecektir ki, bunların vatan, millet, bayrak, devlet, ülke, istiklal, fakir, fukara, yetim, öksüz ve dul ile bir ilişki ve ilintileri bulunmamaktadır!..

Bunların varsa, yoksa tek meşguliyetleri, dert ve tasaları, şeyhe hizmet etmek, onun kerametlerini dinlemek, onu havada, suda, yerde uçarken görmektir.

Hatta, bazı müritlerde, bu amaçla şeyhe hizmet etmekte, bir gün sıranın kendilerine de geleceğini, şeyh efendi gibi keramet göstereceklerine inanmaktır.  Onun içindir ki;

" Tarikatların en önemli kurallarından biri, müridin kendisini şeyhine, " ölünün kendini ölü yıkayıcısına bıraktığı gibi" teslim etmesidir.

Kur'an'ın aklımızı çalıştırmayı emretmesine rağmen tarikatlarda körü körüne itaat esastır. Tarikat üyelerine, akıllarını bir kenara bırakıp şeyhlerine tabi olmaları, bu yolda akılla gidilemeyeceği anlatılır.

Bu prensibi kabul edip şeyhe tabi olan kişiye, şeyhin mücedditliğinin veya Mehdiliğinin veya İsalığının inandırılmasından ve şeyhin dünyadaki en üstün insan olduğuna iknadan sonra kişinin maddi açıdan sömürülmesi, dine yapılan ilave ve eksiltmelerin yutturulması gayet kolay olmaktadır.

Üstelik kişi, aklı kenara bırakma prensibini kabul ettikten sonra, üniversite bitiren okumuş müritle cahil, okuma yazma bilmeyen mürit aynı mertebeye gelmektedir.

Bu yüzden tarikatlardaki okumuş kişilerin tavrı bizi şaşırtmamalıdır. Çünkü bu kişiler, tarikatların yapısı gereği aklını kenara bırakmış ve şeyhe teslim olmuşlardır.

Bu tavrın neticesi ise cahil ile okumuşun, bilen ile bilmeyenin farkının kalmamasıdır. Araştırma yerine yutturma, düşünme yerine taklit esas olunca; tarikattaki herkesin inancı, hayata bakış açısı ve dini değerlendirişi tamamen şeyhiyle aynı olmaktadır.

Hatta bir çok zaman " AKLI BIRAKMA PRENSİBİ" kabul ettirildiği için şeyhten çok daha bilgili ve kültürlü kişiler bile " BEN BİLMEM ŞEYHİM BİLİR. ŞEYHİM DİYORSA VARDIR BİR HİKMETİ" gibi izahlarla, şeyhin en saçma izahlarını bile kabullenmektedirler.

Trajikomik bir kaç izaha yüzlerce tarikat bağlısının sırf şeyhleri dedi diye nasıl inandıklarını örnek verebiliriz:

Birinci şeyhin Amerika'ya kızıp nasıl uzay mekiğini düşürdüğünü, şeyhin müritleri büyük bir gururla anlatıyorlardı. İkinci şeyhin ise Kıbrıs'ta duyulan ve başta nedeni çözülemeyen gürültüyü ejderha ilan etmesini en okumuş müritleri bile hemen kabul etmişlerdi.

Üçüncü şeyh ise " nefislerinizi terbiye edeceğim" diyerek, müritlerine cinsel organını öptürüyordu. Elbette samimi Müslüman olan, kendi bağlılarına İslam'ın güzelliklerini anlatmak için çaba sarf eden ve bulunduğu konumu istismar etmeyen tarikat şeyhleri olmuştur/vardır.

Fakat buradaki asıl sorunun körü körüne itaati gerektiren sistem olduğunu görmek ve bahsedilen sorunların, şeyhi değiştirmekle değil, sistemi değiştirmekle çözülebileceğini kavramak önemlidir." ( Uydurulan din ve Kur'an'daki din, sayfa: 177-178 )

Sanırım, zikredilen bu satırlar, bu ifadeler mes'eleyi vüzuha kavuşturmuş, şeyhin, tarikatın, müridliğin, Mehdiliğin,Mesihliğini mahiyetini bizlere öğretmiştir..

Zaten, günümüz ortamında yaşanmakta olan felaketler bu cinsten şeylerden meydana gelmekte, büyütülen şeyh efendiler " güç zehirlenmesi"nden ötürü, kendini çok yükseklerde görmekte ve ipe, sapa gelmez işlerin içerisine kendisini atıvermektedir.

Tabii ki, bunun zararını, mazarratlığını müridan kesimler görmüş olduğu gibi, tüm milletimiz de görmekte, yaşamakta ve hızla artan bir şekilde , dinden, imandan, Allah düşüncesinden uzaklaşılmaktadır..

Netice olarak;

Ülkemizde, görülen odur ki, Mehdilik, Mesihlik, İsalık tavan yapmış durumdadır.. 15 Temmuz 2016 cunta hareketi, tüm bunları gözler önüne sermiş, kırk yıl gibi belki daha fazla kürsülerde ağlayan zat, en sonunda kendisini frenleyemeyerek, insana, insanlığa ve kendi milletine harp ilan etmiştir.

Oysa, Resul'ün (sav); yolunu, yöntemini, sünnetini, adetini, yaşam tarzını takip eden ulema daha olgun, daha vakur olması gerekirken, peygamberin tam aksine, çirkin, nefret uyandıran bir cinayet şebekesi yolunu tercih etmiştir.

Zannedildi ki, Humeyni; nasıl 1979 yılında İran milletine tepeden inme, kansız, kavgasız Mehdi olarak gelmiş ise, kendisi de öyle olur zannıyla, bu milletin evlatlarına, askerine, masum, günahsız kimselerine kurşun yağdırmıştır.

İran Humeyni'si, Şiilik dinini alet etmiş, Kur'an ve Peygamberi geri plana iterek, Mehdiliğini ilan etmiş olabilir, ancak, böyle bir kabusun ülkemizde olması, vukua gelmesi mümkün olmayacaktır ve olmamıştır!..

Yani, tarikat, mistisizm, sufizm denilen mesken ve mekanlar, kişiler ve müridan, Kur'an'a dönmeli, aklı bir kenara atmamalıdırlar. Akıllı hareket edilirse, zaten ne şeyhe gereksinim vardır, nede müridana!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık