Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mehmet Akif Ersoy ve Modern İlim

" Onlar, ' çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: " biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti" derler. De ki: " Şüphesiz Allah, çirkin hayasızlıkları' emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz." (Araf sûresi, âyet 28)
    Malum olduğu üzere, 12 Mart 2015 günü, İstiklal Marşımızın,  TBMM. kabulünün 94 ncü yıl dönümüdür!..Kutlu olsun, mutlu olsun, ilelebet, milletimize,  İstiklal Marşımıza sahip çıkmayı, yaşamayı, korumayı nasip eylesin!..
   Tabii ki, 12 Mart günlerinde İstiklal Marşımızın anlatıldığının yanı sıra, büyük mücahid, Kur'an insanı, ülkemizde Kur'an'ın anlaşılması üzerine yepyeni bir çığır açan Akif'i de  konuşuyor, anlatıyoruz!..
    " Niye ilmin adı yok, koskoca millette bugün?
       Çünkü efkâr-ı umûmiyye aleyhinde bütün;
       Çünkü yerleşmek  için gezdiği yerde fünûn
       Önce gayetle büyük hürmet arar, sonra sükûn!" ( M. Akif)
    Şair olmak, şairliğe sahip çıkmak her bakımdan zor bir mes'eledir!.. Tarih boyunca böyle olmuştur, böyle olmaya da devam edecektir!.. Oysa, Akif; sıradan, normal, basit, gündemde görünen şairlerden bir şair değildir!..
    Çünkü, Akif; şiirinin , şiir yazmasının yanı sıra, veya onun şiirleri normal bir şairin şiirleri gibi hiç değildir. O bir kere, şiirde ilhamını baştan başa Kur'an'dan almış, Kur'an konuşmuş, Kur'an'la oturup kalkmış, Kur'an'ı soluklamıştır!..
    Ülkemizde, yepyeni bir çığır açmış, hem de ne çığır? O zamana kadar görülmemiş, duyulmamış, bilinmemiş olan bilinmeyenleri gündeme taşımış, geriliği,  geri kalmışlığı, taassubu, mutaassıplığı, cehaleti, geleneği, atalarcılığı yerden yere vurmuş, sürekli çalışmadan, gayretten, alınların terlemesinden, fenden, fünundan, teknik ve teknolojiden bahsetmiştir!..
    Akif; Kur'an'ın asıl işlevinden koparılıp, dünyaya hitap etmesinden çıkarılıp, mezarlara, mezarlıklara, ölüler üzerine, hastalara, şifa bekleyenlere, muskalar yazılmasına, nazarlık kitabı oluşuna, sayılı dualara, sayılı zikirlere, salavatlara şiddetle karşı çıkmış bir inkılapçı İslam eridir..
    Daha doğrusu, ülkemiz insanları Akif'i anlayamıyordu, anlamak istemiyordu. Çünkü, gelenekte, atalarcılıkta, mezhepçilik bulunmaktadır, geleneksel anlayışlar hüküm fermadır!.. Halbuki, kos koca imparatorluk, ömrünü, tüm zamanlarını gelenekle başlamış, gelenekle bitirmiş, sona erdirmiştir.
    Ellerde dolaşan bir mızraklı ilmihal, Battal Gazi kitapları, Kan kalesi, Kesik Baş vb. cenk kitapları köy odalarını ziyaret ediyor, insanlarımızın zihin dünyasını mefluç ediyordu. Yoktu ki, tefsir, akait, kelam, felsefe, meal, sahih hadis, mantık, sosyoloji, aklî, ilmî kitaplar yoktu ki, insanımız faydalansın, geriliği, cehaleti mağlup etmiş olsundu!..
    " Türkçe edebiyat örneklerinde, Divan edebiyatında, halk edebiyatında, gül, bülbül, kız, oğlandan başka bir tema yoktur. Afakî bir edebiyattır, lirizmi çok yüksektir, derin şiirler vardır. Dünya şiiriyle mukayese edildiği zaman çok başarılı şiirlerdir. Ne var ki muhteva itibariyle bizim edebiyatımızda, yani divanda da, halk  edebiyatında da kız, oğlan, gül, bülbülden başka bir konu yoktur.
    Edebiyatımızda ilk defa Kur'an diyen adam Mehmet Akif'tir. Mehmet Akif'in, profesyonel anlamda yayımladığı ilk şiirin adı Kur'an'a hitaptır. Üstelik Mehmet Akif, biliyorsunuz İslami bir tedrisat almış değildir. Önce Siyasal Bilgiler Fakültesine girmiş, babası vefat edince çabuk iş bulsun diye veteriner olmuştur. İslami terbiyeyi ise, ailesinden, evinden, babasından almış. Sonraki yıllarda Arapça, Farsça, Fransızca öğrendiği için de tedrisatını derinleştirmiş ve ilk defa Kur'an'a Hitap diye bir şiir yayımlamıştır.
    Aliye İzzetbegoviç'in bana çok hazin gelen bir benzetmesi vardır. Der ki, okumuş olmalısınız, ama tekrarda fayda var; Bütün dünya insanlığını uyarmak için gönderilmiş olan Kur'an'ı Kerim, ne hazindir ki şimdi ölmek üzere olan insanın başında rahat ölsün diye okunmaktadır.
    Aliye İzzetbegoviç'i, Aliye İzzetbegoviç yapan işte budur aziz kardeşlerim. Diyor ki Aliye İzzetbegoviç yine, bu da Kur'an hünerlerinden birisi:  Peygamber, Peygamber olmadan önce müşrik toplumda bunaldığı zaman mağaraya sığınırdı. Gider mağarada 3-5 günlük yiyecek, içecek götürür bir müddet arınır, temizlenirdi toplumun pisliğinden, şirk bataklığından; tekrar toplumuna dönerdi. Ama tekrar bunaldığında yine mağaraya sığınırdı, hep böyle gitti geldi mağaraya.
    Fakat günün birinde kendisine yine mağarada ilahi vahiy indikten sonra Hz. Peygamber bir daha mağaraya dönmedi. Artık bir ömür sahadaydı, artık bir ömür bütün işkencelere, baskılara, hicretlere rağmen sürekli sahadaydı. İnsanların arasındaydı. Oysa Müslüman toplum 700 yıldır mağarada kış uykusunda yatmaktadır. Kur'an'ı mehcûr bırakmış (terketmiş) ve mağarada kış uykusunda yatmaktadır. Aynı ifadeyi Mehmet Akif'te görürüz: " 700 yıllık içtihatlarla bu dinin hala kabil mi ihtiyacatını telafi asla" der, aynı şeyi söyler." ( www.radyovakit.com. M. Ö. Mengüşoğlu) 
    Maalesef, kos koca imparatorluğumuz, 700 yıl Kur'an'ı duvara asarak seyretmiş, kılıfına, kabına, süslü, püslü dışına saygı göstermiştir. Ahh!.. Keşke, ne olurdu, bir kere açılsa, okunsaydı!.. Ama, onu, aziz Kur'an'ı mollalar, hikayeciler, menkıbeciler, kıssacılar, rivayetçiler okutmadılar. Şayet okutmuş olsalardı, sermaye elden gidecek, uyanan millet kendilerini, boş hikayelerini karın kuruntularını, zevzekçe uydurmalarını dinlemiyecekti!..  " Bid'at ve hurafe, ne çirkin şeydir" başlıklı şiirim de bu hususu dile getirmektedir!..
    " Bilge insan, ışık olsun, nûr saçsın,
       Çömez, yarasalar, bu nurdan kaçsın,
       İslâm, aydınlıktır, filizler açsın,
       Bid'at ve hurafe , ne çirkin şeydir.
                              x
       Kur'ân; yarınlara rehber, kılavuz,
       Okundukça, huzur bulur ruhumuz,
       İlelebed budur, bizim yolumuz,
       Bid'at ve hurafe, ne çirkin şeydir." ( Ş. Özdemir )
    Netice olarak;
    Ne acı ki, Kur'an asıl işlevinden kovulmuş, topluma, aileye, bireylere, sokaklara, meydanlara, siyasete, işe, işçiye, memura, amire, hitap etmesi gerekirken, cin kovmaya, nazarlık üflemeye, üfürükçülüğe, yobazlığa, muska yazmaya alet edilmiştir.
    Bu nedenle, Müslümanlar ve İslam geri kalmış, adı gericiliğe çıkmış, irticaya çıkmış, topluma, ilime, irfana, hikmete, bilgiye, tüm gelişmelere hitap edemez olmuştur!..
    Bid'at ve hurafeler, öbek öbek her tarafı kuşatmış,  4444 sayılı dualara kendilerini kaptıranlar, 21 yasinler, 40 yasinler, bin bir hatimler alemi İslam'ı ve millet bünyemizi kemirmiştir. Ve halende kemirmektedir.
    Bu acı duruma karşı çıkanlar, din dışılıkla suçlanmakta, daha olmadı " mezhepsiz" iftirasıyla tu-kaka edilmektedirler. Nitekim, merhum Akif'de aynı acı manzaraya muhatap olmuş, tüm iftiralardan, yalanlardan, hilelerden sıkılmış, almış başını Mısır'a arkadaşlarının, Muhammed Abduh'un, Reşid Rıza'nın vb. yanına gitmiştir.
    Bunu görenler, çeşit çeşit uyduruk hikayeler öne sürmüşler, kimileri demiş, sürgün edildi, kimileri, şapka giymemek için için Mısır'a kaçtı gibi  vb. bir hayli iddialar, yorumlar, uydurmalar!.. Sanki, Akif'in, başındaki fes bir İslam kisvesi idi de, şapka giymekten kaçınmıştır.
    Son olarak, İstiklal Marşı'mızın 94 ncü kabul yılını kutlar, merhum Akif'i rahmetle anar, makamının cennet olmasını temenni ederim. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık