ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mehmet Akif Ersoy'u Anlamak

İSTİKLAL MARŞIMIZ, MEHMET AKİF ERSOY'U DOĞRU ANLAMAK VE ALGILAMAK!.

-1- " Muhammed Allah'ın elçisidir Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.

Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün Allah'tan lütuf ve rıza isterler Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir.

İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vadetmiştir.

" ( Fetih sûresi, âyet 29 ) Bir kaç gün devam edecek olan yeni bir yazı dizisine başlamış bulunuyorum Hem de ne yazı!.

Sanki, bir sahabe veya onların kutlu yollarını adım adım takip etmiş bir Kur'an mütefekkiri olan merhum Mehmed Akif Ersoy ve okunduğu zaman milletçe bizleri hizaya getiren, ayakta dimdik durduran istiklâl Marşımız! Evet, 12 Mart 2015 günü, İstiklal Marşımızın 94 ncü yıldönümünü milletçe, birlik ve bütünlük içerisinde kutlayacağız!.

Hem de hançeremiz yırtılırcasına, kalbimiz cuşu huruşa gelircesine yediden yetmiş yediye haykıracağız!.

İnadına haykıracağız! Kem nazarların, sinsi düşüncelilerin inadına okuyacağız!.

İstiklal Marşımız gürül gürül okunurken, aziz bayrağımız, rengini şehidlerimizin kanından alan ay yıldızlı bayrağımız gönderi süsleyecektir!.

Şu şiirimde de arzetmiş olduğum gibi: " Bir zamanlar cihan, dize gelmişti, Cihana sığmayan, kuvvet nerdedir? Malazgirt'te küfrü, küfrü silmişti, Diojen'i mağlup eden nerdedir x Gökte Samanyolu, selâm dururdu, Tuna boylarında , aşkını koydu, Dünya sanki cihad, fetihe doydu, Estergon'da, tekbir çeken nerdedir? ( Ş.

Özdemir Kur'ânî uyanışın öncüleri! " Size bir şey söyleyeyim; 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu boyunca halkın eline, Anadolu coğrafyasında yaşayan bu Müslüman halkın eline Türkçe veya Kürtçe mütekâmil anlamda bir Kur'anî Kerim meali verilmemişti.

Süleymaniye kütüphanesi Süleymaniye'de, bütün eski metinler orada Gidilip bakılabilir Yasin Suresinin meali belki bulunabilir.

Bakara Suresi'nin yahut yarım bırakılmış bir Kur'an meali vardır Mütekâmil anlamda bir tek Kur'anî Kerim Meali yok aziz kardeşlerim Osmanlıda bu yok iken bugün Latin alfabesiyle gerek telif, gerek tercüme, tefsir ve meal sayısı Türkçede tam 300'e yaklaşmaktadır.

Bundan 7-8 sene önce İzmir'de ilahiyat fakültelerinin ortaklaşa düzenlediği bir tefsir sempozyumunda sayı 220 civarında idi yanılmıyorsam; şu anda 300'e oynamaktadır 189 tanesi benim kütüphanemde mevcuttur tercüme ve telif Ve 89 yılda olmuştur bunlar yahut 1928 sonrası, ilk Elmalı Küçük Hamdi Yazır'ın tefsiriyle başladı.

Sonra Hasan Basri Çantay vesaire arkasından devam etti geldi Kur'an'la geçmiş toplumumuzun teması o kadar zayıf, o kadar uzak idi ki aziz kardeşlerim; bu tarihsel seyrini anlatmadan bu güne gelirsem hiç bir anlamı olmazdı söylenenlerin İlla bu tarihsel seyri hakkında benim kanaatlerimi kardeşlerimle paylaşmam lazımdı.

Arkasından bu güne geliriz, bu günü konuşuruz" ( wwwradyovakit.

com/ mö.

mengüşoğlu) Konumuza böylece girdikten sonra, şunu demek yerinde olacaktır Mehmet Akif, ülkemizde İslami alanda değişik, apayrı bir veçhe başlatmış, Kur'an Mealinden tutunda, şiirde, sanatta, yeniden dini yapılanmada milletimize örnek olmaya çalışmıştır Zaman olmuş, millet bünyesinde yaşanan hurafeleri, yanlış kaderciliği, kör tevekkülü gördükçe, şahit oldukça öfkelenmiş, kendi kendini zorlamış, bu zorlamaları şiire dökerek insanımıza seslenmiştir!.

Çünkü, Selçuklular dahil, kos koca imapratorluğu bitiren, kemiren, yok eden etken ne olmuş biliyor musunuz? Tabii ki, cehalet, bilgisizlik, Kur'an'dan habersiz yaşama, atalarcılık, gelenekçilik, törecilik, adetcilik ve ananecilik olduğu için merhum Akif, yeni Türkiye'de, yep yeni, çok değişik, Kur'anî bir çığır ama yolunda ömrünü feda etmiş, son nefesine kadar da bu hususta gayretini eksik etmemiştir Onun içindir ki, merhum Akif'i, sadece bir şair, şiirci, İstiklal Marşı'nın yazarı olarak görmemek lazımdır!.

Akif, gün olmuş heyecanla Çanakkale'yi yaşamış, gün olmuş İslam aleminin içerisinde bulunduğu kargaşayı, keşmekeşliği, geri kalmışlığı, mahalle kahvesini, orada pinekleyen insanları şiirleştirmiş, bir volkan gibi, İslam'ın, Müslümanlığın böyle olmayacağını, olamayacağını haykırmıştır!.

" Medreselerde biliyorsunuz Cabiri'nin bir tesbiti vardır, der ki; Sünni dünyayı saltanat ideolojisi, Şii dünyayı da imamet mitolojisi yedi bitirdi, harap etti Şii dünyayı şimdilik bir kenara bırakalım ve Sünni dünyaya bakalım şöyle, saltanat ideolojisi nedir? Uygulama alanları neresidir? Sünni dünyanın aile yapısında bile saltanat vardır: Ailede tepede en büyük ya dede vardır, ya baba vardır Dede ve babanın otoritesi öyledir ki, evlatlar, gelinler, eşler sorgusuz sualsiz baştakine itaat etmek mecburiyetindedirler.

Bunu kitaplara sokmuşlardır anaya -babaya itaat şeklinde Mesela, Kur'anî Kerim'de anaya-babaya itaat diye bir açık ifade yoktur; anaya-babaya ihsan vardır Yaşlandıklarında, muhtaç oldukları zaman, onlara faziletle, güzellikle davranma biçiminde bir tavsiye, teklif vardır.

Birileri bunu itaate çevirmişlerdir Niye itaat edecektir? Çünkü tepedeki dede, otlu Van peynirini sevmektedir Sürekli sabah kahvaltısında otlu Van peyniri koyar çocukların önüne.

Bebekler bunu sevmez, çocuklar bunu sevmez Bir süre sonra 18 yaşında, 25 yaşında, 30 yaşında ömründe hiç peynir yemeyen insanlarla karşılaşırsınız, nefret etmiştir peynirden çünkü Her gün dedesi veya babası otlu peynir koymuştur.

Veya kadınlar, kadınlara karşı davranış Gelin hanım eve gelir, kayınpederinin önüne hazırlar getirir sofrayı koyar ve ayakta bekler, onunla aynı sofraya oturması edep dışıdır Öyle bir sultası, öyle bir otoritesi vardır ki o kayınpederin, o yiyip bitirinceye kadar gelin bekler, sonra artıklarını alır, eğer bir şey artmışsa gider mutfakta yer, artmamışsa.

Bunu niye yaparlar? Çünkü ellerinde uydurma hadisler dolu kitaplar vardır.

Ve bu gün hala o uydurma hadisleri İskenderpaşa Külliyesi gibi yerlerde büyük bir huşu ile okutmaktadırlar ahaliyeO kitaplarda kadının aklı kısadır, kadınlara okuma-yazma öğretmeyin gibi ifadeler Peygamber hadisi olarak anlatılır Allah Resulüne iftira ederek yapılır bu.

Kadın ikinci sınıf, üçüncü sınıf, beşinci sınıf bir yurttaştır, yurttaş bile değildir İnsan mıdır, şüpheli Oysa Kur'an'a baktığınız zaman, Kur'an erkekle kadını mükellefiyet bakımından hiç birbirinden ayırmaz.

Üç dört nüansın dışında birbirinden ayrı düşünülemezler Bu da çok doğal, fıtrı farklardır Bunun dışında mükellef olarak kadın ve erkek farklı değildir.

Zaten Kur'an kadın ve erkeği yani karşılıklı olarak birbirine eş yarattığını söyler Eş, eşit, eş iken kadın unsuru, çocuk unsuru saltanat sürdüren ailede bu konumunu yitirmiştir" ( m.

ömengüşoğlu) Sonuç olarak; İşte, merhum Akif'imiz, yukarıda ifade edilmiş olan gelenek türü şeylere karşı çıkmış kadının, erkeğin toplumda yer almasını, görevini Allah'ın kulu, yaratığı olarak yapmasını istemiştir Yani, Şu saltanat ideolojisi var ya, hani, İslam'ın bünyesine, nezih inancımıza kral Muaviye tarafından sokuşturulmuş, o tarihten sonra da bir türlü toplum bünyesinden çıkmayan rezil saltanat fikri, yapısı, ideolojisi, Akif tarafından sürekli kınanmış, yerilmiş, yerden yere vurulmuştur.

İşte, onun içindir ki, 21 nci çağda bile, halen saltanat severlerimiz, hayran olanlarımız bulunmaktadır Bendeniz, ecdadımız Osmanlıya kat'iyyen saygısızlık yapmam, ama, saltanat denilen menfur ideolojiyi de tasvib etmem mümkün değildir Dolayısıyla; " Saltanat sadece ailede mi var? Tekkede de var.

Halk medreseyle, Kur'an'la, Arapçayla temasa geçemediği için mahallelere yayılmış olan birtakım otoriteleri gelişmiş şeyhlerin maalesef insafına terk edilmiştir Şeyhler de mutlak otoritedir: şeyhine niçin diyen iflah olmaz Gassâl elindeki meyyit gibi, ölü yıkayıcının önündeki ölü gibi şeyhine teslim olacaksın itikadı tekkelerin temel felsefesidir.

Asla soru sormayacaksın, sadece dinleyeceksin Nitekim Yahya Kemal'in bir tesbiti vardır Türk toplumu için der ki; " onlar pilav yedi ve Mesnevi okudular" Türkiye toplumu pilav yedi ve Mesnevi okudu.

Mesnevi okudu 'dan ne anlıyoruz, Mesnevi ne diye başlıyor? " Dinle neyden kim hidayet etmede, ayrılıklardan şikayet etmede" Dinle diye başlar dinle Ama Kur'an'ı açtığınız zaman, " söyle" diye başlar Kur'an.

" Dinle" ifadesi edilgen " söyle" ifadesi etkendir Yani insan Kur'an diliyle özne olmakta, Mesnevi diliyle ise nesneye dönüşmektedir Şeyhin bu mutlak otoritesinin ötesinde bir de saltanat bir de saltanatı vardır, öldüğü zaman yerine oğlu geçer.

" ( mömengüşoğlu) İnşallah, yarın yine aynı konuya temas edeceğim için bu günlük bu kadar diyor, selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık