ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mekke'nin Fethi
 MEKKE'NİN FETHİ VE GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA SUUDİ KRALİYET AİLESİNİN; FETİH İDEALİNİ YOK SAYAN HALLERİ!..
  
    " Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur." ( İsrâ sûresi, âyet 81)
 
    Bilindiği üzere, 30 Aralık günleri, Mekke-i Mükerreme'nin fetih yıl dönüm günleridir. Bu güzel günün, alemi İslam'a ve tüm milletimize mübarek ve hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.
 
    Resulullah (sav)'in, 13 yıllık Mekke'deki  nübüvvet yılları, kahır, eza, cefa, zulüm, açlık, yokluk, baskı, cebir, kötülük, ölümle tehdit, öldürmeye teşebbüs, hicret ve özgürlük halinin bulunmadığı yıllar demektir!..
 
     Aziz peygamberin; Mekke dönemi böyle olduğu gibi, Medine'ye hicretten sonra ki, devirde de,  Bedir'le, Uhud'la ve Hendek savaşı gibi çarpışmalarla karşı karşıya geldiği zaman dilimleridir.
    Hudeybiye antlaşması!.. 
 Hudeybiye barış antlaşması, başta Hz. Ömer ve diğer sahabelerin tepkisi ile karşılanmış olmasına rağmen, Resulullah (sav)'in uzak ve yerinde siyasi anlayışı ile, düşüncesi ile, Müslümanlara başarılar sunmuş, birlik ve beraberlikler tesis edilmiş, en sonunda da, muhacirlerin doğup büyüdükleri Mekke'nin fethine vesile olmuştur!..
 
    Fetihden önce, Mekkeli müşrikler; endişe ve Müslümanlardan korkmaları sebebiyle, liderleri Ebu Süfyan'ı yardımcı olması, iyi dileklerini sunması, barışı yeniden tesis etmek için Medine'ye göndermişlerdi.
 
    Ebu Süfyan; Mekke'de kaldığı günlerde, kimseden yüz bulamıyor, kaale alınmıyor, oraya, buraya koşuşturuyor. En sonunda Hz. Ali  ile görüşüyor:  Hz. Ali (ra):
    " Sen Kureyşin ileri gelenisin, çıkıp halk içinde antlaşmayı yeniliyorum" dersin, diyerek başından savdı.
 
    Ebu Süfyan, en sonunda, Resulullah (sav)'in mescidine girerek. " Ey insanlar! Ben her iki tarafı da himayeme alıyor sulhu yeniliyorum." dedi. Ebu Süfyan'ın bu sözü üzerine, Resulullah (sav): " Ey Eba Süfyan! Bu sözü sen söylüyorsun, ben değil" buyurdu..
    Ebu Süfyan, Medine'de kaldığı süre içerisinde hiç kimseden yüz bulamamış, Kureyş'in büyüğü olmasına, Resulullah'ın kayın babası bulunmasına rağmen, hiç kimseden taltif, ikram, güler yüz görmemiş ve Mekke'ye üzgün, sıkıntılı, stresli bir şekilde dönmek zorunda kalmıştır!..
 
    Ebu Süfyan; Mekke'ye döndükten sonra, Resulullah (sav), ileri gelen arkadaşları Ebu Bekir ve Ömer'i çağırıp, Mekke'nin fethi mevzuunda istişare yaparak hazırlıklar yapılmaya başlanıp, ordu toplandı. Bütün hazırlıklar, nasıl harb yapılacağı gizli tutuluyordu.
    Medine'deki, tüm bu hazırlıklar, tedbirler, ne zaman, nasıl yürüneceği gizli tutulmasına rağmen, Medine'den Mekke'ye gitmekte olan bir kadın vasıtasıyla gönderilen bir mektupla Mekkelilere haber verilmek istendi.
 
    Bu durum, Cebrail (as) tarafından Resulullah (sav)'e bildirilmiş bunun üzerine, Resulullah (sav); Hz. Ali ve Zübeyr bin Avvam ve Mikdat bin Esved'i çağırıp:
    " Süratle gidiniz Hah denilen yere vardığınızda bir hatun bulursunuz. Onda bir mektup vardır. O mektubu alıp bana getiriniz." buyurdu. Zikredilen sahabeler süratle giderek kadını buldular. Mektubu istediklerinde kadın: " Benim yanımda mektup yok" diyerek mektubu vermek istemedi. Bunun üzerine Hz. Ali kılıcını çekip: " Resulullah asla yalan söylemez" deyince kadın saç örgüsünün arasına sakladığı mektubu çıkarıp verdi. Böylece haber verme teşebbüsü engellenmiş oldu.
 
    Resulullah (sav); on bin kişilik ordusu ile Mekke'ye yaklaşırken, en son hicret eden amcası Abbas'la karşılaştı. Ona " Muhacirlerin sonuncusu sen oldun" diyerek ona müjdede bulundu.
    Savaş düzenine girmiş olan olan İslam ordusu, Merru'z-Zahran denilen yere varınca karargah kuruldu. Burada, Resulullah (sav)'in emriyle on bin ateş yakılması emredildi. Böylesi binlerce ateşin yandığını gören, bir zamanların kahrı çekilmez insanı Ebu Süfyan, yanına almış olduğu üç dört kişiyle durumu öğrenmek için İslam ordusunun bulunduğu yere doğru yürüdü. Karargaha yaklaşınca onu yakaladılar ve Abbas, Resulullah'ın emriyle, onu çadırına götürerek misafir etti.
 
    Sabah olunca Resulullah (sav)'in huzuruna götürüldüğünde: " Ey Ebu Süfyan! Henüz, La ilahe illallah, diyeceğin vakit gelmedi mi?" buyurdu. Ebu Süfyan: " Anam babam sana feda olsun. Bu kadar cefadan sonra beni hidayete çağırıyorsun, ne hoş hilm ve ne güzel kerem sahibisin. İnandım ki Allahü Tealadan başka ilah yoktur. " dedi. Peygamberimiz: " Benim peygamber olduğumu da tasdik etme zamanın gelmedi mi?" diye buyurunca, Ebu Süfyan. Kelime-i şahedet söyleyerek Müslüman oldu.
 
    Ordunun, Ebu Süfyan'ın önünden ihtişamla geçmesi!..
    Ebu Süfyan; kral Muaviye'nin babası, Hz. Hamza'yı; hunharca şehit ettiren kan içici Hind isimli kadının kocasıdır!.. Önünden geçen İslam ordusu onu korkutmuş, süratle Mekke'deki müşriklerin arasına dönmesine sebep olmuştur!..
    Aziz peygamber Kusva isimli devesinin üzerinde mütevazi, tevazulu bir halde, Fetih suresini okuyarak Mekke'ye girmiş oldu. Dört kola ayrılan İslam ordusu, hiç bir kimseyi incitmeden, onurlu, şerefli, izzetli bir şekilde Mekke'ye teşrif etmiştir. Sadece, Halid bin Velid'in birliğinde kargaşa olmuş, üç tane müşrik karşı ıktığı için öldürülmüştür.
    Putlar; bir bir dökülüyordu!..
    Resulullah (sav) ; Ömer, Bilal, Üsame, Osman bin Talha ile birlikte Kabe'nin etrafında yedi defa devesinin üstünde dönerek tavafını yapmış oldu. İki rekat namazdan sonra, halkın, korkanların beklentilerine müthiş cevabını vermiş bulundu.
    Kabe'nin eşiğine durup sabırsızlıkla bekleyenlere karşı şöyle buyurdu: " Allah'dan başka ilah yoktur. Yalnız Allah vardır. O'nun eşi ve ortağı yoktur. O vadini yerine getirdi. Kuluna yardım etti. Bütün düşmanlarımızı dağıttı. İyi biliniz ki cahiliyye devrine ait olan eski görenekler, kan ve mal davaları artık şu iki ayağımın altındadır, ortadan kaldırılmıştır. Yalnız Kabe hizmetiyle hacılara su dağıtma işi bırakıldı.
    Ey Kureyş cemaati! Allah sizden eskiden kalma gururu, babalarla, soylarla övünmeyi giderdi. Bütün insanlar Adem'den, Adem'de topraktan yaratılmıştır. " Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve sizi milletlere, kabilelere ayırdık ki , birbirinizi tanıyasınız ( öğünesiniz diye değil) Allah katında en iyiniz takvası en çok olanınızdır. Şüphesiz ki, Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır"  Hucurat 13 ncü ayeti keremisin okudu. Sonra da;
    " Ey Kureyş topluluğu! Şimdi size nasıl muamele edeceğimi sanıyorsunuz? " diye sordu. Kureyşliler: " Hayır umarız, sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeş oğlusun! Ancak bize hayır ve iyilik yapacağına inanırız." dediler. Peygamberimiz de:
    " Yusuf'un kardeşlerine dediği ben de size : Bu gün artık size geçmişten sorumluluk yoktur, derim. Haydi gidiniz, serbestsiniz." derim.
    Netice olarak;
    Kısaca, işte fetih budur. Kabe'nin damında Bilal'in gürül gürül ezan okuması, insanlığın özgürlüğü yakalaması demektir. İnsan olmayı, insanca yaşamayı bulması demektir!.. Ancak,
    Mes'eleyi, günümüz Suudi Arabistan'ına götürecek olursak, maalesef, Mekke'nin fethi sırasındaki coşku, heyecan, imanı hal unutulmuş, onun yerine, kralın, kral cücüklerinin, prenslerin, prenseslerin kudurmuşçasına yaptıkları çirkinlik, dünyaya doyumsuzluk, " Rabbena! Hep bana" demeleri kalmıştır!..
 
    Evet, günümüzde Kabe mahzun, fakirler, miskinler, garibanlar, hacılar, hüccac üzgündür!.. Her tarafta, göklere yükselmiş gökdelenler, Kabe'nin üzerini kapatmış, onun yerine, kral ailesinin kaprisleri, İslam dışı halleri, hac paralarını orada, burada çar-çur etmeleri kalmıştır.
    Evet, Mekke; yeniden fetih beklemektedir!.. kraldan, küçük krallardan, prenslerden, Muaviye, Yezid devamının, halini devam ettirenlerden!..
    Kabe, Bilal'in ezan sesine hasret, Resulullah (sav)'in insanlığa özgürlüğü müjdelemişini beklemektedir!.. Resulullah (sav); bir daha dünyaya gelmeyeceğine göre, ümid ederiz ki, dünya Müslümanları aklını başına alır, Kâbe'yi, Mekke'yi Kur'an'a, İslam'a uygun hale getirirler!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık