ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mevcut Namaz Hocaları ve İlmihal Kitapları
 MEVCUT NAMAZ HOCALARI VE İLMİHAL KİTAPLARI;  MİLLETİMİZİ; 15 NCİ ASRIN DİN ALGISINA GÖTÜRMEKTEDİR!..
 
 
    " ... Kulları içinde ancak âlimler, Allah'tan ( gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır."  ( Fâtır sûresi, âyet 28 )
 
    Alimler, Allah'ı bilen, tanıyan ve O'na tazimde bulunarak saygı ve hürmet besleyenlerdir!.. Bir hadisi şerifte " Rütbelerin en yükseği ilim rütbesidir." denilir.
 
    Âyeti kerime içerisinde geçmiş olan ilim, imanla birleşen ilimdir. Çünkü iman etmek ahiret hayatını da garanti altına alır; imansız ilim ise insanlara sadece geçici dünyevi menfaat ve yarar sağlar.
 
    Evet, başlığımız, ciddi, ehemmi-mühim, önemli bir konudur!.. Niçin mühimdir?.. Çünkü, milletimiz fertlerinin ellerinde, evlerinde, kütüphanelerinde bulunan namaz hocaları ve ilmihal kitapları devirlerini tamamlamış, miadlarını doldurmuş , günün insanlarına yararı, faydası dokunmayan kitaplardır!..
 
    Lakin, aziz milletimiz; her türlü dini kitaba hürmetkâr olduğundan ötürü, yine de ellerinin altında bulundurmakta, başka baş vuracakları yep yeni ilmihaller bulunmadığından dolayı, mecburen söz konusu eski  ilmihallere baş vurmaktadır!..
 
    Oysa, ülkemizde, bir hayli ilahiyat hocamız bulunmaktadır!.. Tepe tepe insanlardır!.. Din İşleri Yüksek Kurulumuz, akademisyenlerimiz, bir an önce halkın seviyelerine inmeli, halkın dini ihtiyaçlarını, güncel müşküllerini düşünerek yeni yeni ilmihaller hazırlamalıdırlar!..
 
    Ellerde dolaşan, Ö. N. Bilmen merhum hocamızın " Büyük İslam İlmihali", A. F. Yavuz hocanın ilmihali, Diyanet İlmihalleri vb. ne kadar ilmihal bulunuyorsa, tamamı, güncel olmayıp, eskiyi, günü geçmiş, güne hitap etmeyen mes'eleleri dillendirmektedirler!.. Burada;
 
    Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu hocamızı kutlamadan, tebrik etmeden geçmiyeceğim!.. Geleneksel çevrelerden, klasik düşünce sahiplerinden korkmadan, ürkmeden, endişe duymadan lüzumlu eleştirilerini yapmış, yeni ilmihaller hazırlanması için öneride bulunmuştur.. Örneğin;
 
    " Klasik fıkıh literatürünün bir bölümünü oluşturan taharet, namaz, oruç ve hac gibi konuların, başına akaid konularının da eklenmesiyle, bağımsız eserler halinde ortaya çıkışının tarihi bizde 15. yüzyıla kadar geri götürülmektedir.
 
    Halk arasında ' Namaz Hocası' veya " İlmihal' olarak bilinen bu tür eserler, sözlü kültür yanında, halkımızın temel dini bilgilerinin başlıca kaynağını teşkil etmektedir.
 
    Bu bakımdan ülkemiz insanının din konusundaki bilgilerinin başlıca kaynağını teşkil etmektedir. Bu bakımdan ülkemiz insanının din konusundaki bilgilerinin büyük ölçüde namaz hocaları veya ilmihaller tarafından şekillendirildiğini söylemek mümkündür.
 
    Bu kadar etkili olmalarına rağmen, bu tür eserlerin bilimsel değeri üzerinde yeterince durulduğu söylenemez. Bunların sunduğu bilgilerin ne derece sağlıklı ve yeterli olduğu meselesi bir yana, bu bilgilerin ne tür bir dindarlığa yol açtığı üzerinde ise, neredeyse hiç durulmamıştır.
 
    Halbuki milyonlarca insanın dine dair bilgilenme sürecinde muhtemelen okuyup okuyacağı yegane kaynak konumundaki bu tür eserlerin, devamlı surette gözden geçirilmesi ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gerekli değişikliklerin yapılması, ihmale gelmeyecek kadar önemi haiz bir meseledir.
 
    Konunun böylesine kapsamlı bir biçimde ele alınmasının çok yönlü bir incelemeyi gerektireceği aşikardır. Dolayısıyla, bu sınırlı incelemede cevabı aranması gereken en önemli soru, kanaatimizce, ilmihallerin bir dindarlık tasavvuruna sahip olup olmadığı, sahip ise, bunun ne tür bir dindarlık tasavvuru olduğudur." ( http://islamiyatdergisi.blogspot.nl)
 
    Allah aşkına sormadan edemiyorum: Zamanımız da, binlerce dini mes'ele bulunurken, bu mes'elelerin hal çaresi için, Ebu Hanife'nin, İmam Şafii'nin ve günümüz dünyasının ilmihal kitaplarına, namaz hocası kitaplarına baş vurmamız neyi halledecektir?
 
    Hiç bir şeyi halledemeyecektir!.. Çünkü, şartlar değişmiş, zaman değişmiş, mezhep imamlarının devri ile, günümüz;  l5 nci Osmanlı asır dönemlerine hiç bir zaman benzemez, o devrin şartları ile, günümüz şartları birbirlerine taban tabana zıt düşecektir ve düşmektedir!..
 
    Hal böyle iken, binlerce İlahiyat hocamız bulunmaktadır!.. A. Bardakoğlu, A. Bayındır, M. Okuyan, B. Bayraklı, M.H. Kırbaşoğlu, M. Görmez, Fahri Demir, Hüseyin Atay, M. İslamoğlu, vb. sayısız ilim adamlarımız bulunmaktadır!..
 
    Haydi diyelim ki, S. Ateş hoca, yaşlandı, belki sağlığı da müsait değildir!.. Prof. Dr. M. Sait Hatipoğlu hocamız da öyledir!.. Ama, söz konusu ilim adamlarımız yaşlanmış da olsalar, sağlıklarında sorunlarda olsa, yine de onlardan istirham edeceğiz, bu milletin, ele alacakları bir ilmihalleri bulunmamaktadır!..
 
    Eleştirel, tenkitsel yazılar, makaleler yerine, her biri birer M. Hamdi Yazır edasıyla, kollarını sıvamalı, " Ya Allah, Bismillah!" diyerek, ellerine kalemlerini alarak, günümüz şartlarına, sorunlarına, yaşayışına uygun yeni yeni ilmihaller beklememiz en tabii hakkımızdır!..
 
    ".. İslam'ın şartı beştir" anlayışının belirleyiciliği gelmektedir. Zira ilmihallerin neredeyse tamamı, " İslam'ın beş şartı" anlayışını merkeze almış  durumdadır.
 
    Bu ilmihaller, iman, namaz, oruç, hac ve zekattan oluşan İslam'ın beş şartı dışında bazı konulara da yer vermiş olsalar da, bunların, ilmihallerin temel ilgi alanını oluşturduklarını söylemek mümkün değildir.
 
    Bu durum karşısında, İslam'ın kuşattığı alanlarla mukayese edildiğinde " İslamın şartı beştir" anlayışının, İslam'ı son derece dar bir alana hapsettiği açıkça görülmektedir. Bu ise, ilmihallerin dindarlığı dar bir alana sıkıştırarak  hemen hepsi, aslında ortaçağda yazılmış fıkıh kitaplarının ilgili bölümlerinin çevirisine dayalı derlemeler olduğundan , aynı zamanda ortaçağ düşünce ve yaklaşımlarını da temsil ettiklerini söylemek yanlış olmasa gerektir." ( http://islamiyatdergisi.blogspot.nl)
 
    Çağımızın idrakine İslam'ı nasıl sunmalı, anlatmalı ve kitleleri kazanmalıyız?.. Tabii ki, Ömer Nasuhi hocamız; zamanının, döneminin en büyük alimidir!.. Onun bizlere sunmuş olduğu " Istılahatı Fıkhıyye Kamusu"nu bu gün okumakta güçlük çekiyoruz!..
 
    Lakin, onun eserlerini, ruhaniyetini rencide etmek değil maksadımız!.. Diğer ilmihaller ve namaz hocaları da öyledir!.. Ama, zamanımıza, yeni yetişmekte olan insanlarımıza bir şey verememekte, faydasız, atıl kalmaktadır..
 
    Sadeleştiriliyor!.. Ama, sadeleştirenlerde yeterli değildir!.. Eserlerin orijinalitesini bozmamak adına, yine hocamızın kullanmış olduğu Arapça, Osmanlıca ve Farsça kelimeleri kullanmaktadırlar!..  Örneğin;
 
    " Arşın", " Fersah", " Mil", " Dirhem", " Sa'", " Vesk", " Rıtl" " Ok atımı mesafesi", " Yaya yürüyüşü", vb. binlerce, yüzlerce günümüzü ilgilendirmeyen, tamamen imparatorluk devrine, o devrin de mollalarına hitap etmekte olan kelimeleri bu gün ne yapmalıyız?
 
    Netice olarak;
 
    Acilen, günümüze uyarlanmış, mes'eleleri çağımıza göre açıklayan, yorumlayan namaz hocalarına, ilmihal kitaplarına ihtiyaç vardır!..
 
    Ne hazindir ki, ülkemizde, bir hayli televizyon kanalları bulunmakta ve yayın yapmaktadırlar!.. TRT. Diyanet başta olmak üzere, medyatik vaizlerin anlatmış, izah etmiş oldukları şeyler, milletimize yansımamaktadır!..
 
    Kimileri, çörek otu reklamı, satışı yaparken, birazda şeyhlerinden, şeyhin kerametlerinden, havalarda uçmasından, hazret oluşundan bahsetmektedirler!..
 
    Döngeloğlu'nu baştan sona kadar dinleyin, acaba alacağınız, bilgileneceğiniz bir husus olacak mıdır?.. Mahmud Efendi hazretlerinin televizyonunda, bilenin, bilmeyenin, anlayanın, anlamayanın sarık sarmasından, cübbe gösterisinden başka bir unsur görülecek midir?
 
    Aziz kardeşim!.. Müslüman milletimizin derdi, sarığı şöyle sardın, cübbeyi şöyle salladın değildir!.. Milletin ızdırabı, Kur'an nasıl anlaşılmalı, sünnet millete nasıl hakim olur, mes'elesidir!..
 
    Çörek otunu, misvak satmayı, yüzük satmayı bir taraf et, git onları, o metaları çarşıda, pazarda sat da , Tv. ekranlarını, bilen, anlayan, ilim, bilim sahibi insanlar meşgul etsin!..
 
    N. Hatipoğlu hocamız; saygı değer insandır!.. Ama, anlatmış olduğu şeyler, ağıttır, heyecandır, hisdir ve masum insanları hüzünlendirmektir!.. Kur'an yoktur, sahih sünnet bulunmamaktadır!.. Asıl, bizim milletin ihtiyacı, günün dini problemlerinin hal edilmesidir!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık