Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mevlid Okumak, Okutmak
 MEVLİD OKUMAK, OKUTMAK NEDİR, NE DEĞİLDİR?..
 
 
    " Deyin ki: " Biz Allah'a, bize indirilene ( Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve Yakup oğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa'ya verilen ( Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz." ( Bakara sûresi, âyet 136)
    "Elçi ve o'nunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından o'na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah'a, meleklerine, vahiylerine ve elçilerine inanırlar; O'nun elçilerinden hiç biri arasında ayrım yapmazlar ve: " İşittik ve itaat ettik. Bize mağfiret et ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin!" derler." ( Bakara sûresi, âyet 285)
 
    Bu günkü gündemimizle, yine birilerini öfkelendirecek, ürkütecek, sinirlendirecek, asabiyetlerinden küplere bindirecek bir yazı ile karşınızdayım.  Çünkü,
    1409 yılından bu yana, Süleyman Çelebi'nin; manzum halinde kaleme almış olduğu mevlidi ( vesiletün necat) isimli kitabını dinleştirmek, hatta dini emirlerin ötesine geçirmiş bir halde camilerimizde, evlerimizde, sünnet merasimlerinde, düğünlerimizde, toplantılarımızda ve ölü arkasından okumakta ve okutmaktayız!..
 
    Hatta, diyebilirim ki, eğer bir hoca efendi mevlid okuma mevzuunda zayıf ise, toplum tarafından değer verilmemekte, " boş ver canım, mevlid okuyamıyor" diye itilip kakılmakta, mevlidi güzel, naatı ile, ilahisi ile , makamı ile okuyan mevlidhan hocalar tasvip görmektedir!.. Şu ayeti kerime mealinden sonra, gündemi bir alıntı ile devam ettirelim:
 
    " De ki: " Biz, Allah'a; bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve O'nun neslinden gelenlere indirilene; Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya ve ( diğer) tüm peygamberlere bahşedilene inanırız; onlar arasında hiçbir ayrım yapmayız. Ve kendimizi O'na teslim ederiz." ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 84)
 
    " Süleyman Çelebi'nin Hz. Muhammed hakkında söylediklerinin çoğunun Kur'ani hiç bir dayanağı yoktur. Hatta şiirinde işledikleri bazı konular ne siyer ne de hadis kitaplarında geçmez. Bir bal dolusu şerbetin Amina Hatun'a Hurilerin eliyle sunulması, Amina Hatun'un evinin melekler tarafından Kâbe gibi tavaf edilmesi, Sündüs isimli bir meleğin havaya onun için döşek sermesi örneğinde olduğu gibi.
 
    Bu mevlid'i Şerif denilen şiir ne acıdır ki yalnız Allah'ın yüceltilmesi gereken mabetlere ibadet amacıyla sokulmuştur.  Ve ne trajikomiktir ki doğum günü için yazılan bu şiir son peygamberimizin doğum günü kabul edilen gün haricinde daha bir çok alakasız günde de aynen ibadet havasında okunmaktadır.
 
    Bu şiir diğer kandil gecelerinde camilerde araya bir kaç ayet, salavat sıkıştırarak okunur. Ayrıca bu buram buram peygamber tapkınlığı kokan ve bir sürü yalan-yanlış bilgi içeren şiiri çocuğunun doğumunun şerefine, onu sünnet ettirirken, evlendirirken, askere gönderirken okutanları görebilirsiniz. Hacc dönüşünde okutulacak mevlid hele bir de yemekliyse işte onun sevabı sizi cennete doğru kanatlandırıp uçurur.
 
    Akşam düğünde göbek atıp eğlenen insanlar ertesi gün oturup mevlid okurlar. Neden acaba? Tabii ki olaya kutsallık katmak için. İyi de bu yalan-yanlış bilgilerle dolu şiiri abartılı bir makamla okumanın çocuğun sünnet olmasıyla ya da gençlerin evlenip yuva kurmasıyla alakası nedir?
 
    İslami dayanağı olmayan bir şiir gelenekleştirilerek ta mabetlerimize kadar girmiş, alakasız faaliyetlerimizde ibadet coşkusuyla eda edilmiş ve bir nevi bu faaliyetlerimizi kutsama aracı olmuştur.
 
    İbadet coşkusuna örnek olarak; Mevlid isimli şiiri okurken bir yerde ( Geldi bir akkuş kanâdiyle revan, Arkamı sıvadı kuvvetle heman) ayağa kalkılır, kıbleye dönülür, eller aynen namazdaki gibi bağlanır ve mevlidin bir kısmı bu hal üzere okunur." ( www.erdemyolu.com)
 
    Ne tuhaftır ki, insanımız; bin yıldan bu yana Kur'an'a dilbeste olamadığı, onun emirlerini anlayamadığı ve günlük hayatına yansıtamadığı için mevlid okuma ve okutma uydurukçasına sarılmış, ondan şefaat bekler olmuş, ölüsünü ve dirisini mevlidle kurtarmaya çalışmıştır!..
 
    Oysa, mevlid manzumesi, baştan başa hayali, uyduruk, Kur'an dışı, nebevi emirler dışı şeyler olduğu için, ne okuyana, ne okutana, nede dinleyenlerine bir faydası, yararı olmamıştır!..
 
    Çünkü, Süleyman Çelebi merhumun, tahayyülatı, uydurmaları, uyduruk aşkı bir hayli yoğun, dolu olduğu için böylesi bir şiir dizesini meydana getirmiş, millet de, namesine, melodisine, ritmlerine aldanarak, can kulağı ile, aşk ile  dinler ama anlamaz olmuştur!..
 
    Halbu ki, meleklerin bizlere, görmek isteyenlere görünmesi, Amine hatunun odasını döşemesi, süslemesi, kanatlarını sermeleri nasıl mümkün olabilir? Sündüs'ün, Meryem'in, Asiye'nin zuhuru , orada bulunan insanlara görünmeleri nasıl ve hangi akılla izah edilebilir?
 
    Ama, insanımızın bunları bilmemesi, bilgi verilmemesi, bilgilendirilmemesi nedeniyle, zehiri, bal yutar gibi yutmakta, imanına, inancına, İslam'ına, Kur'an'ına neyin, nelerin ters düştüğünü, nasıl bir çelişki içerisinde bulunduğunu, yaşadığını anlamamaktadır!..
 
    Tabii ki, benim mevlidle, okumakla, okuyanla, okutanla bir alıp veremediğim bir husus yoktur!.. Sadece, imani açıdan, Kur'anî yönden tetkik ettiğim zaman , Müslüman-Türk insanının aldatılması, kendisinin aldandığı gibi, ölüsünün de kandırılması, bu tür gereksiz, saçma, sapan şeylere alet edilmesi gücüme gitmektedir!..
 
    Onun içindir ki, yazılarım, birilerinin, bilhassa sufilerin, müridlerin dikkatlerini çekmekte, gelenekçi , mevlidci insanların öfkeleri ile, hiddetleri ile muhatap olmaktayım!..
 
    Netice olarak;
    Ümid ediyorum ki, okuyanlarımız, ehli Kur'an'larımız, mütevatir hadislere aşina olanlarımız, bu mes'eleyi didik didik inceleyecek ve aldatıldıklarını anlayacaklardır!..
 
    Süleyman Çelebi merhumun manzum şiirleri ibadet edilemez, ölülerin ruhuna bir hediye, bir fayda amacı ile gönderilemez. Bu tür ameller, kandırmadan, savsaklamadan başka bir şey değildir!..
 
    Niçin, ölü ruhlarına faydalı olan sadaka, dua ve tevbe-i istiğfar eylemini yerine getirmiyoruz?  Çünkü, birileri, bir kısım uyanıklar, canbazlar, mevlid satanlar, melodilerini, ritmlerini satanlar bu işten ücret almakta ve para kazanmaktadırlar!..
 
    Ölü sahipleri, kendileri isteseler de, etraflarındaki goygoycu, reklamcı, desinlerci kimseler boş durmayacak, ölü sahibini mevlid okutmaya, zengine, layık olmayana yemek dökmeye, yedirmeye devam edeceklerdir!..
 
    Camilerimiz; Süleyman Çelebi merhumun " vesiletün necat" isimli manzum şiirlerinin söylendiği arena, meydan olmamalıdır!.. Mescidlerimizde, selatin camilerimiz de, Kur'an tedrisatı yapılmalı, okunmalı, anlaşılmalı ve yaşanmalıdır!..
 
    Rabbim!.. Aziz milletimizi, bu tür uyduruk, uydurma, ibadet zannedilen şiir okumalardan mahfuz eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir..

            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık