Dini Haberler Mobil

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

MEZHEPÇİLİĞİN DOĞURDUĞU ACI SONUÇLAR!.

 

" Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiç bir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir." ( En'am sûresi, âyet 159 )

Tüm müçtehid imamlarımızı rahmetle anıyor, makamlarının cennet olmasını diliyorum. Onlar, ümmetin rahat, huzurlu, mesud bir şekilde İslam'ı yaşamaları, kulluk görevlerini yerine getirmeleri için çaba sarfetmişler, gayret göstermişlerdir!..

Hatta, diyebilirim ki, müçtehid imamlar yani mezhep imamlarımız, ümmet için, lüzumunda canlarını vermişler, kırbaçlanarak, dövülerek, mahpus köşelerinde, zindan damlarında dar-ı bekaya göçmüş, şehid olmuşlardır!..

Lakin, zaman içerisinde, ümmet, onların bırakmış olduğu emanete sahip çıkamamış, yapmış oldukları ictihadlarını dar bir çerçeveye sokarak, onların rüyalarını, kerametlerini, ermişliklerini, nasıl " veli" " evliya" olduklarını diri, canlı tutmaya çalışmışlardır.

Hatta, müçtehid imamları, birbirlerine hasım, düşman şeklinde ifade ederek, bu günkü yaşamış olduğumuz duruma getirmişlerdir.

Bu gün, Hanefi cemaat; bir Şafii imamın arkasında tereddütlü, çekingen şekilde namaz kılmaktayız. Şafii cemaatler de, bir Hanefi imamın arkasında mütereddit, huzursuz, dolu dolu ibadetini yapamamaktadır!.. Örneğin, abdesti nasıl aldı, guslü nasıl yaptı, Fatiha'yı okudu veya okumadı, hasılı her alanda şüphe içerisinde ibadet ediyoruz!,

" Bir kere Kur'an'ın dinin tek kaynağı olduğu göz ardı edilip hadisler de dinin kaynağı kabul edilince, bir çok mezhebin ortaya çıkması da kaçınılmazdı.

Nitekim öyle oldu ve yüzlerce mezhep ortaya çıktı. Bu gün dört mezhep olarak anılan mezhepler, işte bu bir çok mezhepten zaman içinde daha çok kabul görüp, günümüze kadar gelenlerdir.

Bir hadise göre erkeklerin baldırını örtmesi gerektiği, diğerine göre baldırın gözükebileceği anlaşılır. Bir hadis yorumuna göre kan akması, diğer hadis yorumuna göre ise kadının ve erkeğin ellerinin birbirine değmesi abdesti bozar...

Tüm bu örneklerdeki gibi farklı izahlarda doğruyu kim, nasıl bulacaktır? Kur'an dışında başka kaynaklara kapı açılıp kargaşa çıkınca, mezhepler ortaya sürülüp bu kargaşa önlenmeye çalışılmıştır.

Böylece Kur'an'da anlatılan din, yani Allah'ın gönderdiği İslam; mezheplerinedinine, " Mezheplerin İslamı"na dönüşmüştür.

Mezhep kurucularından biri çıkıp " diz ile göbek arasını örtünüz" denilen hadisi alır, diğer hadisi inkâr eder ve böylece dine yeni bir haram sokar.

Diğer mezhep kurucusu ise baldırın gözükebileceği  sonucu çıkan hadisi yanlış kabul ederek, baldırın gözükebileceğini ilan eder.

Mezhep kurucularından biri, Peygamber'in sivilcesinin sıkılması ile ilgili hadisten, kanın abdesti bozduğu sonucunu çıkararak dine ilave yapar. Diğeri ise kadın elinin değmesiyle abdestin bozulduğu yorumunu yapar, diğerinin ilavesini reddedip kendi ilavesini dine katar." ( Uydurulan din ve Kur'an'daki din, sayfa 156 )

Maalesef, günümüz dünyasında, mezhepler; yanlış uygulanmakta ve ümmet için acı sonuçlar doğurmaktadır. Her mezhep, bir diğerine husumet beslemekte, kendi düşüncelerinin doğruluğundan bahsetmekte, diğerini kafirlikte, sapıklıkla suçlamaktadır.

Diğer taraftan, Hanefi mensupları diğer Sünni geçinen Şafii'leri, Maliki'leri, Hanbeli'leri Evzai'leri, Eş'ari'leri, Matüridi'leri kabul etmediği gibi, yanlış bulduğu gibi, kendileri dışında oluşmuş Şi'anın her kolunu da dinsizlikle, zındıklıkla itham etmektedirler!..

Örneğin, ülkemizde, Alevi kesimlerle, Sünni kesimler arasındaki farklara bakmalıyız!.. Sünni geçinen bir zavallı Müslüman, kendine göre, fıkhı kanunlar koymuş, sınırlar çizmiş ve Alevi'nin; ne yemeğini yer, nede kızı ile evlenebilir!..

Alevi kişi de öyledir!.. Kendine has kültür farklılıklarına güvenerek, inanarak, bir Sünni'nin meclisinde bulunmaz, kızı ile evlenmez ve camisine giderek ibadetini yapamaz.

İllada tutturulmuş bir " Cem Evi" illada tutturulmuş bir " camii" anlayış ve düşüncesi sebebiyle, birbirlerine hasım duruma gelmişlerdir. Şimdi soruyorum:

Bendeniz, hiç bir mezhep mensubu değilim. Kur'an insanıyım ve Müslümanım. Hem " Cem evi"nde, hem de " Camii"de namazımı kılamayacakmıyım?.. Bunun, Kur'an'daki yanlış tarafı nedir, ne değildir?

Her Müslüman kişi, tarlasında, bağında, bahçesinde, dağında, ovasında, Cem evinde, Camii de, mescid de, uçakta, otobüste, taşıtta, binitin de, gemi de, ve hayatın her alanında, Allah'a karşı ubudiyet görevlerini rahatlıkla  yerine getirebilmelidir.

Hira dağının tepesinde namaz kılabildiği gibi, Kutup bölgelerinde de şeksiz ve şüphesiz bir şekilde orucunu tutmalı, namazlarını kılmalıdır. Birilerinin yapmış olduğu gibi, her yıl Haziran ayında başlayıp, Eylül sonuna kadar Yatsı namazlarını erteledikleri gibi olmamalıdır!..

Bilmem ki, buna hangi vicdan, hangi dini düşünce fetva verebilir?.. O günün yatsı namazını kılmazlar, erteleyip ikinci günde kaza ederler? Demek ki, burada da grupçuluk, mezhepçilik hükmünü sürdürmektedir!..

Netice olarak;

Mezhepçiliğin doğurmuş olduğu acı sonuçlardan kurtulmak için, tüm mezhepleri bilmeli, ayrılık kabul etmemeli, " ayrılıkta rahmet vardır" sapkın düşüncesine fırsat verilmemelidir.

Mezhep müçtehidlerinin her türlü ictihadlarından istifade etmesini bilmeliyiz. Zaten, Kur'an'la çelişen, çatışan hususlar, kabul edilemez ictihadlardır!..

Bir kitap ismi vermek istiyorum. " Ahmet Hamdi Akseki merhumun Arapçadan Türkçeye kazandırmış olduğu, Hayrettin Karaman hocanın da sadeleştirdiği bu kitap, her tarafta aranmalı, bulunduğu zaman da defalarca okunmalıdır!..

Çünkü, bu kitap, bu güzel eser, bir kısım ayrılıkçı, mezhepçi, cemaatci, gelenekçi, klasikk zümreler tarafından tu-kaka edilmiş kınanmış, sayın Hayrettin Karaman hoca da bu kitabı sadeleştirdiği için çok çok eleştirilmiştir..

Vakti girmiyor diye, Yatsı namazlarını terkedip, ikinci gün kılan zümreler kınanmaz da, Arapçadan, Türkçe'ye kazandırılmış böylesi fevkalade bir eseri okumak niçin suç, hata olsun ki? Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık