Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

MİHRİBAN'A NASIL AŞIK OLDU
ÜNLÜ ŞAİR ABDURRAHİM KARAKOÇ, MİHRİBAN'A NASIL AŞIK OLDU?..
 
 
    " Sarı saçlarına deli gönlümü,
       Bağlamışlar; çözülmüyor Mihriban.
       Ayrılıktan zor belleme ölümü,
       Görmeyince sezilmiyor Mihriban.
                               x
       Yâr deyince, kalem elden düşüyor,
       Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor,
       Lâmbamda titreyen alev üşüyor,
       Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban!.." ( A. Karakoç)
 
    Büyük şairimiz, sevgili dostumuz, hemşehrimiz, şairler ailesinin bir ferdi olan Abdurrahim Karakoç Bey'i rahmetle anıyorum. Kabri nur olsun.
    Hakikaten bölgemiz; şairleri ile, edipleri ile, ozanları ile dünya ve Türkiye genelinde isim yapmış ün kazanmış bir bölgedir!.. Hayati ağabey, Ahmet Çıtak, Kul Hamid, Bahaeddin Karakoç, Ali Akbaş, Mahzuni Şerif, Nurettin Ertekin, Haşim Kalender, Erol Büyükboyunduruk, Celal usta, Mustafa Hamiş, Dr. Mehmet Güneş , Osman Konak, Gulfani vb. isimlerini burada hatırlayamadığım Tük edebiyatına gönül vermiş dostlarımızdır. Tamamını saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum!..
    Türk tarihinde, ozanların, şairlerin, ediplerin ve tüm bu hususta sanatçıların aşkları, sevdaları, sevmeleri de, normal, sade insanlara göre çok çok farklıdır, ayrıcalıklıdır!. Tıpkı, merhum Abdurrahim Kaarakoç'un Mihriban aşkı gibi!..
    Mihriban türküsü, yıllardan beri her alanda söylenir, dinlenir, duygulara galebe çalar, hisleri bam başka alemlere götürür haldedir!.. İsterseniz, Mihriban türküsünün gelişimini, nasıl ve ne tür hislerle dile getirildiğini birlikte okuyalım:
    " Edebiyat tarihine çoktan geçmiş olan ve de geçen yıl aramızdam ebediyyen ayrılması ile âdeta âilesi kadar biz dostlarını ve hattâ yurdumuzu yasa boğan Abdurrahim Karakoç'un âşık olup kavuşamaması üzerine yazdığı Mihriban şiirinin hikâyesini yakından bilen, beldenin İlköğretim Okulu Müdürü ve yakın dostu Durmuş Ali Özdemir'den  bizzat dinlediğim olay şöyle seyreder:
    Yıl 1965. Ay Temmuz.. İçmeceler'in en kalabalık mevsimi. Gaziantep'ten bir âilenin kzıdır Mihriban. Kaldıkları oteldeki ailesine içme suyu taşırken gözgöze gelirler Abdurrahim Karakoç ile...
    Ne olduysa o anda olur. İçine bir aşk ateşi düşer Abdurrahim'in. Durumu annesine anlatır. O da eşi Ümmet efendiye anlattığında; " Peki bir araştıralım der. Zengin bir âilenin kızı olduğunu anlamakta gecikmezler.
    Buna rağmen; ' bizim istemek hakkımız. Verirlerse alır, vermezlerse döner geliriz.' fikriyle vakit geçirmeden gidip kızın âilesinden Allah'ın emrini anarak isterler. " Size iki gün sonra cevap vereceğiz" derler. İki gün sonra aldıkları cevap; " Bizim bu gariban aileyle uyum sağlamamız imkân hârici" şeklindedir.
    Kerem Aslı'ya yandığı gibi, içindeki aşk ateşi devam ettiği sırada Mihriban şiirini yazar." ( Un Sandığı 6, M. Göçer, s. 157)
    İşte, o tarihten bu yana, Mihriban şiiri, söz olmuş, saz olmuş, bestesiyle, güftesiyle dillere destan olarak müzik severleri, müziğe gönül verenleri dinlendirmektedir!..
    Üstad Abdurrahim Karakoç merhumun bir çok şiiri halka mal edilmiş, her sahada milletin gönlünü okşamaktadır!.. Kitapları da öyledir!.. Çocuk yaşlarda okumuş olduğumuz " Hasan'a Mektupları" nı kim unutabilir?
    Netice olarak;
    Abdurrahim Karakoç, Afşin'in medarı iftiharı Hayati ağabey; bir devrin, bir dönemin seçkin insanlarıdır!.. Ve seçkin olmaya da devam edeceklerdir!.. Hayati ağabeyin " Dile gelen Anadolu" ve " Tuna Yandı, ben ağladım" vb. sayısız şiirini unutmak, "zamanı geçti" demek, onlara karşı saygısızlık ve Türk şiirini, Türk edebiyatını inkar etmek olacaktır!..
    Günümüz dünyasında meşhur olmuş Ozan Arif, Mustafa Yıldızdoğan vb. ustalar sahnelerde saatlerce kalabiliyorsa, bunu Hayati beye, Abdurrahim Karakoç ustaya, Mahzuni Şerife vb. ustlara  borçludurlar.
    Her zaman ifade etmiş olduğum gibi, sanırım, 1994 yılı idi.. Bir proğram sonrası Hollanda'da  tanışmış olduğum Ozan Arif; memleketimin Afşin İlçesi olduğunu duyunca göz yaşlarına boğulduğunu, " Ozanım, niçin duygulandın?" soruma vermiş olduğu cevap: " Hocam! Afşin; unutulurmu, oradan yetişmiş, Hayati Vasfi Taşyürek unutulur mu?" sözleri hâlâ belleğimde, gönlümün bir köşesindedir!..
    Onun içindir ki, yetişen gençlerden isteğim; değerlerimize sahip çıkmaları ve onları unutmamalarıdır. Çünkü, bizim dünyamızda, " sanat, sanat içindir" ifadesi yer almaz, " sanat, Allah içindir" gerçeği ebedileşir!..
    Rabbimiz!.. Bizlere, sanatına, edebiyatına, şiirine bihakkın sahip çıkmayı müyesser eylesin!.. Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir 
 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık