ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

MİLLETÇE; ŞEHİDLERİMİZE AĞLIYORUZ!..
     " Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine ( verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. ( Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vrdır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, ( gerçekten) büyük kazançtır." ( Tevbe sûresi, âyet 111)
 
    Hakikaten, her ne zaman ki, zikredilen bu ayeti kerime ile meşgul olsam, inanın, taa uzaklara, geçmişe, maziye dalar giderim.Mute kahramanı, Abdullah İbni Revaha'yı düşünür, onun ne denlu bir yiğit şair olduğunu hayalende olsa, okumuş olduğumuz Kur'an'ı Kerim, Meal, Hadis ve Tefsir kitaplarının satırları arasında manen kaybolur giderim. Çünkü;
    Bu ayeti kerimenin vahyine, o büyük insan Abdullah Bin Revaha sebep olmuştur. Şöyle ki;
    Mekke'de Akabe biatı sırasında, ensardan 70 kişi Rasulullah'a biat ederlerken, içlerinden yukarı da ismi yâd edilen Abdullah    b. Revaha, " Ya Rasulallah! Rabbinve senin için şartların nedir?" diye sormuştu.
    Rasulullah (sav) buyurdu ki: " Rabbim için şartım O'na ibadet etmeniz , O'na hiç bir eş tutmamanızdır; kendi hakkımdaki şartım da canlarınızı ve mallarınızı nasıl müdafaa ediyorsanız beni de öyle savunmanızdır. Tekrar soruldu:
    " Böyle yaparsak bize ne vardır?" Rasulullah " Cennet vardır" diye cevap verdi. Onlar da " Ne kârlı alış veriş ! Bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz." dediler.
    Hal böyle olunca, ben mes'eleyi günümüz tarhine, yaşanan olaylara, yığın yığın köylerinde, kentlerinde kara toprağın bağrına verilen genç çocuklarımıza getireceğim:
    Bir kere, askerlerimizin, polislerimizin ve diğer suçsuz vatan evlatlarının karşısında bulunan kitle; insan azmanı, insanlğını kaybetmiş, şerir, zalim, vicdansız, merhametsiz, imansız, dinsiz, gayesiz, amaçsız, bir hiç uğruna ölüp, öldüren gafillerdir!..
    Beyin ve dimağları bom boş, niçin mücadele ettiğini bilemeyecek kadar akılsız, düşüncesiz piyonlardır!.. Batı'nın, ABD ve diğer emperyal devletlerin paralı, karın tokluğuna çalışan askerleridir.
    Vallahi!.. Kürtçe konuşan ve kendilerinin Kürt, Zaza vb. milletlerden olduğunu zanneden insanlarımıza bir bir soracak olsak , " Türkiye Devletinden kopmak, ayrılmak istiyormusunuz?" desek, emin olun ki, alacağınız cevap şu olacaktır!..
   " Hayır!.. Hayır!.. Biz, bin yıllık kardeşiz, kız almış kız vermişiz, et-tırnak misali olmuş bir milletin çocuklarıyız! Türkiye topraklarının her tarafına dağılmış, karışmış, yurt edinmiş, aynı ezanla dirilmiş, aynı Kur'an'la yoğrulmuş, aynı kıbleye yönelmiş, imanı, kıyamı, rükusu,secdesi, bayramları bir olan bir milletin çocuklarıyız!" diyeceklerdir..
    O halde ne yapmak lazım?
    Yapılacak iş ve görev şu olmalıdır!.. Her akıllı, düşünen insanımızın birlik ve beraberlik için, kardeşlik için, vatanın hatırı için el birliği, gönül birliği yapmasıdır!. Hiç bir kimsenin ne konuştuğuna bakmadan, ayrı lehçeleri, ayrı telaffuzları bir zenginlik bilerek göreve talip olmasıdır.
    Din adamlarımız, ellerini taşın altına koyarak, cehlin, cahilin, eşkıyanın, insan azmanının üzerine üzerine gitmesidir. İrşad, tebilğ, aydınlatma yönüneağırlık vererek, sıkışmış, darda kalmış, kıskaca alınmış olan insanlarımızı kurtarmaktır!..
    Âkil insanlar!..
    Keşke!.. âkil insanlar seçilirken, film ve sahne insanları değil de, Diyanet İşleri Başkanlığının önde bulunan hatipleri, ehl-i Kur'an'ları, İlahiyat hocaları, akademisyenler seçilmiş olsaydı, sanırım daha faydalı olunacak, toplumun birliği için harç görevi olacaklardı!..
    Diğer taraftan, her gelen şehid cenazesi kendi evlerine kor ateşler düşürdüğü gibi, tüm millet evlatlarınında üzülmesine, kahrolmasına, yumruklarının sıkılmasına sebep olunmaktadır. Çünkü, yıllar yıllar oldu, milletçe, şehidlerimize ağlıyoruz!.. Şehid çocuklarımızın garibanlklarına, fakirliklerine, kerpiçten dizilmiş evlerin içerisinde yaşayan babalarına annelerine, eşlerine ve çocuklarına içimiz kan ağlıyor!..
    Bu, vatan davasıdır!..
    Bu sözümle şunu demek istiyorum: Askerlik yapmak,vatanı korumak her Türk vatandaşının aslî görevidir.. Bu sebeple, askerlik anıları, yaşanmışlıkları bir ömür boyu anlatılır durur.  
    Ama, gelin görün ki, bu mes'ele de sulandırılmış, sanki basitleştirilmiş durumdadır. Çünkü, parası olan, bedel ödemeye gücü yetenler askerlik ücretini ödeyerek veya sıhhı raporlar alarak, askerlik yapmaktan kurtulmaktadırlar!.. Ya parası olmayan, imkânı bulunmayan gariban gençler ne yapacaktır?
    Tabii ki onlar, zengin olmadıkları için, paraları bulunmadığından dolayı, seve seve, şenlik yaparak, halaylar eşliğnde askere gitmektedirler.. Ya sonrası?..
    Sonrası malum!.. Pusuda bekleyen hain, yıllarca mağara kovuklarında silah talimi yapmış bulunan yılan ve çiyan; Mehmed'i, Ahmed'i, Hasan'ı, Hüseyin'i çapraz ateşe alarak şehid etmektedir. Bundan sonrası bilindik mes'eledir!.. Baba ocağına ateş düşer, zavallı Dede, Baba, Anne ve yavuklu feryat figan ederek yavrusunu karşılar!..
    Şımarık zengin çocukları!..
    Onların işi iştir. Alemleri krallarda bile yoktur. Sanki, Suudi prensleri gibi, sahillerde, pilajlarda, turistik alanlarda, metresleri ile, filörtleri ile birlikte, altlarında Ferrari, Jaguar vb. otolarla orda, burda çılgınca insanları ezerek, fink atmaktadırlar.. Yuh olsun!..
    Netice olarak;
    Ben, şehidlerimizin, gazilerimizin ellerinden, gözlerinden öpüyorum.. Onlar nur olsunlar!.. Nur içerisinde yatsınlar!. Onların hatıralarına ne kadar dini, manevi hizmetler yapacak olsak az olacaktır.
    Akif'in deyimi ile, güneşi indirip onlara avize yapacak olsak, ay'ı, yıldızları,  kıpır kıpır onlara yaklaştırsak, Kâbe'yi mezarlarının başlarına " Kabir Taşı" yapmış olsak az gelecektir.
    Çünkü onlar, şehadetlerini, dünyevi menfaatlar, makam, mevkii, desinler için yapmamışlardır. Onlar, sadece Allah emrettiği için, şehidliği en büyük makam olarak tavsif ettiği için canlarını, tenlerini feda etmişlerdir!.
    Bunu, tarihte Hz. Hamza (ra) Hz. Hüseyin (ra) vb. binlerce kahraman insanda yapmış, Hakka yürümüşlerdir..  Aynı kahramanlığı Mus'ab , Abdullah Bin Revaha'da yapmış, Ulubatlı Hasan ve benzer mücadillerde yapmışlardır..
    Evet, milletçe şehidlerimize ağlıyoruz.. Üzülüyoruz.. Bağrımızı dövüyoruz. Onların babalarının, annelerinin ellerindenöpüyoruz.. Rabbimiz!..Sabır ihsan   eylesin..Selam ve dua ile..
    Şerafettin Özdemir
    

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık