ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

MİRAÇ GECESİ GELENEĞİ

MİRAÇ GECESİ GELENEĞİMİZ VE ÜMMETÇE, MİLLETÇE YENİDEN DİRİLİŞE DOĞRU!.

" Kulunu, bir gece, âyetlerimizden gösterelim diye, Mescid-i Haram'dan bir kenarını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten kişi, her türlü noksan sıfatlardan arınıktır Şüphesiz O, en iyi işitenin, en iyi görenin ta kendisidir.

" ( İsrâ sûresi, âyet 1 ) Bilindiği üzere, 15 Mayıs 2015 akşamı, " Miraç Gecesi"dir Bu gelenekleşmiş gecenin, alemi İslam'a ve aziz milletimize birlik, beraberlik, sağlam bilgi, Kur'anî yaşayış, sahih sünnetin kavranmasında, anlaşılması mevzuunda basiret, tükenmez bilgi ve takva dolu bir hayat getirmesini niyaz eder, Miraç gecesinin dolu dolu Kur'anî ölçüler doğrultusunda yaşanmasını niyaz ederim Ne yazık ki, milletçe, İslam tarihinde vuku bulan olayların, vakıaların, yaşanmışlıkların tartışılmasından, konuşulmasından, teati edilmesinden korkuyoruz!.

Kandillerin içerisine sızmış bulunan hurafeleri nasıl temizleriz? Bütün kandil gecelerinde bir kısım Kur'an dışı şeylerin anlatıldığı gibi, Miraç gecesinde de bu anlatımlar zirve yapmakta, güya bu gecede gündeme gelmiş bulunan " elli vakit namaz" vb hurafeler, uyduruk hususlar, aziz milletimizin zihin dünyasını, düşünce yapısını tarümar etmektedir!.

Çünkü, duvarlara, evlerin yüksek kesimlerine asılmış bulunan Kur'an gündemde olmadığı için, onun yerine Süleyman Çelebi merhumun mevlid kitabında, Miraç bahrinde geçen abartılar, uydurmalar, kandırmalar, uyutmalar ve uyuşturmalara geceyi meşgul etmektedir Mescid-i Aksa'mı, Beytü'l Makdis'mi? " Bazı kaynaklara göre Abdülmelik b.

Mervan, kendisine karşı Mekke'de halife ilân edilen Abdullah b Zübeyr ile girdiği politik mücadelede bir taktik olarak Halife Ömer tarafından camiye çevrilen yapının adını, Mekke'deki Mescid-i Haram'a nazire olsun diye " Mescid-i Aksa" koymuştur Abdülmelik b.

Mervan'ın koyduğu isim meşhurlaşınca, geriye, konumuz olan 1 âyette geçen Mescid-i Aksa'nın bu mescid olduğunu kitaplara yazdırmak kalmıştır Tahmin edileceği gibi, bu da pek zor olmamıştır.

Sonuç olarak o yıllardan bu yana ne yazık ki tüm Müslümanlar bunu böyle kabul etmişler ve bunun aksini söylemek, açıklamak, hatta düşünmek bile imkânsız hâle gelmiştir Yanlış olarak Mescid-i Aksa diye bilinen Beytü'l-Makdis hakkındaki bu tahlilimizden sonra, 1 âyetteki ifadelerle ilgili değerlendirmemize kaldığımız yerden devam edelim.

Âyetin orijinalinde yer alan " havl" kelimesinin gerçek anlamı, " bir yan, bir kenar, kıyı" demek olup, çevre demek değildir Önemine binaen, A'râf sûresi'nin tahlininin sonundaki " Cehennem ile ilgili meseleler" başlığı altında verilen " havl" sözcüğü ile ilgili detayın yeniden okunmasını öneriyoruz Ancak kısaca özetlemek gerekirse, havl sözcüğününü esas anlamı, " bir şeyin değişmesi, değişime uğrayıp başkasından ayırt edilmesi" demektir.

Bir şeyin havli, " üzerine dönebilecek, çevrilebilecek tarafı"dır Yani, bir şeyin değiştiğini gösteren, belli eden tarafı ( dış yüzü, dış kenarı) o şeyin havlidir Hile sözcüğü de havl sözcüğünden gelmektedir.

" ( Tebyînü'l-Kur'ân, İşte Kur'an, H Yılmaz, C 4, sayfa 290) Hal böyle olunca, gönlümüz öyle arzu ediyor ki, böylesi güzel gecelerde, kürsülerimizde, mihrablarımız da, minberlerimiz de, Kur'an konuşulsun, Kur'an soluklansındır!.

Bir kere, bu tür gecelerde, merhum Süleyman Çelebi'nin deyişlerini, şiirlerini aktarıp aktarıp cemaatlere intikal ettirmek bilmem ki bir anlamı, bir faydası var mıdır? Fatimiler'den bu yana, yani mevlidin icadından beri mevlid bahirlerini okuduk da ne oldu? Hangi insanımız etkilendi, yaşamında, davranışında bir tebdil meydana geldi? Hoca efendinin; sesi, sedası, ahenkli, ritmli, melodili okuyuşu o an için insanları etkilemekte, cuş-u huruşa getirmekte ama, camiden çıktıktan sonra , tüm bu etkilenmeler, heyecanlanmalar, hislenmeler çabucak bitmektedir Bir başka yanlışımız da, camii kürsülerinde " elli vakit namaz" mevzusudur!.

Böyle bir düşünce, Resulullah (sav)'in, Allahü Teala ile, Hz Musa (as) arasında dokuz defa gidip gelmesi gibi bir hal, davranış, eylem, aziz peygamberi küçültmek, " Alemlere rahmet olarak " gönderilmesi vasfını bitirmek demektir.

Bu hali değiştirmeliyiz! Madem ki, millet olarak kandiller zincirinin içerisinde yaşayan bir milletiz!.

Kandilleri sonlandımak, bitirmek mümkün olmadığına göre ne yapmalıyız? Yapılacak husus şu olmalıdır!.

Kürsülerimiz de, hikaye, menkıbe, meğazin, uyduruk şeyler yerine, Kur'an'ı ve sahih hadisleri anlatmaktan başka çare bulunmamaktadır! Bir kere, toplumlar, Beni Ümeyye'den bu yana, yani Emevilerden beri her konuda olduğu gibi, Miraç gecesi mevzuunda da, bu zümrenin icadlarını, uydurmasyonlarını yaşıyoruz!.

Abdülmelik b Mervan, Mekke'ye, Kâbe'ye karşı nazire olarak öne sürmüş olduğu Mescid-i Aksa plan ve proğramı, asıl olan " Beytü'l-Makdis" düşüncesini unutturmuş, zikredilen, ismi geçen kralın kaprislerini, egosunu, benliğini ifade eden hususlar olmuştur.

Hülasa, elimizde dolaşmakta olan Süleyman Çelebi'nin mevlid kitabı, şiiri, maalesef, Kur'an'ın etkisini , yüceliğini gölgelemiş, onun okunması, anlaşılması ve yaşanması yerine, söz konuş mevlid şiiri sünnet merasimlerinde, kandil dizilerinde, ölüm hallerinde, düğünlerde, nikah törenlerinde , doğum günlerinde baş tacı edilir, okunur olmuştur Yani, mevlidi, millet olarak, bin yıldan bu yana okuduk da ne oldu? Kimler bilgilendi, ne öğrendik, istifademiz ne olmuştur? Bu sorulara verilecek cevap şu olacaktır!.

Dinledik, hoşumuza gitti ama, hiç bir şey anlayamadık! Netice olarak; Şii Fatimilerden bu yana kutlanmakta olan " kandil geceleri"ni, sona erdirmek, bitirmek, Resulullah (sav) ve sahabe-i kiramın uygulamaları arasına sokmak mümkün olmadığına göre, ıslahı, faydalı olması için ne yapabiliriz? Eklenti de olsa, bu geceleri bir fırsat, bir vesile bilip, aziz Kur'an'ı kürsülere, mihrablara, panellere taşıyarak, insanlarımızı bilgilendirme, aydınlatma, uyarma hususunda başarılı olabiliriz!.

Tarihi verilerden, bilgilerden korkmamalıyız!.

Kudüs'teki mabedin adı Beytülmakdis'mi, yoksa Mescid-i Aksa'mı konusunda fikir , düşünce yormalıyız! Bir kısım hikaye türü şeylerin etkisinde kalıp, Kur'an'ı Kerim'i ötelemek, onu yükseklere asmak doğru bir davranış değildir!.

Bilhassa, Kur'an'ı yükseklerden indirip, onu okuyup ölüleri düşünmekten ziyade, yaşayan, canlı ölmüşleri, kahvelerde, çay ocaklarında, zaman geçiren, vakit öldüren, hiç okumamış insanları diriltmeliyiz!.

Yaşayan ölüler dururken, Kur'an'ı; mezarlıklara, kabirlere, mezar taşlarına okumanın bir anlamı, bir faydası bulunmamaktadır! Veya, sırlı duacıların, zırhlı duacıların malzemesi yapmamak, medya vaizleri olan Döngeloğulları'nın, Karataş'ların, Cübbeli'lerin, Hatipoğulları'nın vb.

Kur'an sırtından geçinen zavallıların geçim, geçinme aracı yapmamalıyız! Rabbimiz! 15 Mayıs 2015 akşamı tes'id edilecek olan " Miraç Gecesi"nin bereketli, rahmetli, kabul olmuş dualı, Kur'an'ın, okunup, anlaşılması ve yaşanması konusunda geçmesini niyaz eder, selam ve dualarımı arzederim.

Şerafettin Özdemir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık