ayyıldız vekaletle kurban kampanyası
ayyıldız bir hafızın oldun

Din'den, Diyanet'ten, Dünya'dan Dini haberler


  • 03 Temmuz 2017, Pazartesi 12:20
Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

MISIRLI TÜRK ASILLI BÜYÜK ALİM ZERKEŞİ'NİN KUR'ÂN TASAVVURU!..

" Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.

Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır" ( Tahrîm sûresi, âyet 6 ) Baş ucumuzdan eksik etmediğimiz, onunla oturup, onunla kalkmış olduğumuz aziz kitabımız Kur'ân'ı Kerim; mesajlarına, emirlerine, içeriğine göre fiil ve eylemde bulunduğumuz zaman, bizleri bam başka bir fert, değişik bir toplum yapmaktadır ve yapmıştır Onu, yüzeysel, gırtlaktan aşağıya inmemek üzere okumalardan şiddetle uzaklaşıp, hatim üzerine hatim, yasin üzerine yasin devirmeler değil de, okuduğumuz her ayete odaklanarak, bizleri değişik alemlere, ufuklara, dünyalara götürmelidir.

Dolayısıyla, Bu günkü makalemde, Mısır'da yetişmiş, aslen Türk olan, büyük alim Zerkeşî'nin Kur'anî tasavvurunu baz alarak , onun tembihlerini, öğütlerini ve Kur'ânî yaklaşımlarını arzetmiş bulunacağım: " Kur'an, son elçinin en büyük mucizesidir Bu, İslam'ın çağrısının bekasından dolayıdır İslam, Kur'an'la her asır ve zamanda kaim olacaktır.

Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın kelamı ve Onun kitaplarının en şereflisidir Kur'an yanında olan bir insan Onu kendisine delil olarak görür Çünkü Kur'an bütün işleri kapsar.

Kur'an bir toplum yoldan çıktığında, helak olduğunda ona ibret olacak toplum haberlerini hatırlatır Böyle bir toplumun durumu kendisine örnek olur Böylece kişinin kalbinde ' tevfîk' ortaya çıkar ve kişi kendisini rezilliklerden kurtaracak salih amellere yöneltir.

Zerkeşi burada Kur'an'ın hidayet yönünü ön plana çıkarmaktadır Yukarıda bahsedilen durum için yani toplumun hidayet bulması için Zerkeşi, Kur'an'ın tertil ve tertip güzelliği en büyük yardımcı olduğunu ortaya koyar Ayetlere bakıldığında Kur'ân kendisine nasıl yaklaşılması gerektiğini belirtir.

Kur'an okunurken tertil üzere ve dura dura okunmasının her Müslüman kişi için gerekli olduğuna; tertilin kemali için de harflerin vurgulu bir şekilde okunmasının önemine vurgu yapar Kur'an'ı tam bir tertil üzere okumak isteyen onun konumlarına dikkat ederek okumalıdır Lafız tehdit lafzı ise tehdit, lafız tazim ise tazim ortaya çıkmalıdır.

Manasını kalbinde tefekkür etmesi ve manasını bilmesi gerekir Bunun dışında bir durum vaki ise manasını öğreninceye kadar bu durum onun için doğru olmayacaktır Rahmet ayeti geldiğinde durmalıdır.

Rahmetle sevinip bunu kendine müjde kabul etmeli, Allah'ın rahmeti ile cenneti talep etmelidir Azap ayetini okuduğunda yine düşünmeli, ayet eğer kâfirler hakkında ise imanı ifade etmeli ve Allah'ın kendisini ateşten-cehennemden sakındırmasını talep etmelidir " ( karatasali.

blogcucom) Tüm bu anlatımlardan şunu çıkarmaktayız: Günümüz dünyasında Kur'an tilavetlerimiz, ( zaten anlama ve yaşama durumumuz bulunmamaktadır) Resulullah (sav)'in, Sahabe-i Kiram hazeratının okuyuşu, anlayışı ve hayatta yaşamaları gibi değildir.

Maşallah! Fabrikaların mal ürettiği gibi, kurslarımız hafız yetiştirmektedir.

Ama, hafız olan gençlerimiz, niçin hafızlık yaptıklarını, ne için ezber ettiklerini bilmemektedirler Akranlarını gözleyip, onlar gibi, bir camide müezzin olmak, olduktan sonra da, cenazeleri takip ederek, kabirlerde ölülere Yasin tilavet etmek için hafız olduklarını zannetmektedirler Oysa, onlara, "hafız olacaksınız, hafızlığınıza sahip çıkacak, Lise tahsilinden sonra, Üniversite bitirecek, okumuş olduğunuz ayetlerin de Arapça meallerini anlatacak kadar, yaşayacak kadar bilgin olacaksınız" tembihini yapmış olsaydık, sanırım, ülkemiz de büyük bir Kur'ânî gelişme, atılım olacak, camilerdeki cemaatlerimiz de , üç günde bir hatim yapmak için, yarış atları gibi ha bire koşuşturmayacaklardı.

Dolayısıyla; " İçerisinde iman edenlere çağrı olan bir ayet geldiğinde bu çağrıya icabet ettiğini lafızları ile ifade etmelidir Çağrının emir veya yasak olması durumuna göre düşünmeli bunları kabul etmeli ve varsa bir durumu özrünü beyan etmelidir Örnek olarak şu ayeti verebiliriz: " Ey iman edenler! Kendi nefsinizi ve ailenizi ateşten koruyunuz.

" Bu çağrı mucibince kişi eğer kendini cehenneme-ateşe götürecek bir davranışta bulunmuş ise özrünü beyan edip istiğfar etmelidir.

Kur'an'ı tertil üzere okuyan okuma esnasında emir, nehiy durumu ifade eden ayetlerle karşılaştığında kendi nefsinde duyuyor gibi emre itaat, nehiyden de ictinab eder Müjde ile karşılaşırsa kalbinde ferah bulur Ona hitap tehdit ise kalbinde korku duyar.

Eğer öğüt alabileceği bir ifade ile karşılaşmış ise de bu ancak tam bir tertil üzere okumakla olur Zerkeşi'ye göre Kur'an'ın farklı vecihleri vardır Bu vecihler herkes için ortaya çıkmaz.

Anlayan öznenin anlama sınırına göre Kelamullah'ın anlamı ortaya çıkar Herkes kendisi için ayrılan anlama kapasitesine göre Kur'an'dan bir şeyler anlar Kur'an'daki her bir ilim Allah'ı sıfatlarına ve fiillerine dahildir.

Kur'an'daki olanlar Allah'ın zatının, sıfatlarının ve fiillerinin açıklamasıdır Dolayısı ile Onu düşünmeden okumak doğru değildir Zaten Peygamber Efendimiz de Kur'an'ı üç günden az bir sürede okuyanın bir şey anlamayacağını ifade etmektedir.

Zerkeşi'nin ifade etmeye çalıştığı Kur'an'ın tedebbür ve tefekkür edilerek okunmasıdır Hızlı ve bir an önce bitirmeye dayalı tilavetin Kur'an'ı anlama açısından bir fonksiyonu icra etme durumu olamaz Zaten verilen hadiste bu gerçeği dile getirmektedir.

Zerkeşi'nin Kur'an tasavvurunun oluşmasında İmam Şafii'nin düşüncesi önemli bir etken olmuş ve kendisi de zaten Şafii'nin bu sözünü alarak ifade etmiştir " Ümmetin söylediklerinin tamamı sünnetin şerhidir Sünnetin tamamı da Kur'an'ın şerhidir.

Kur'an'ın tamamı ise Yüce Allah'ın güzel isim ve sıfatlarının şerhidir" Buna göre bütün ilimler Kur'an'dan çeşitlemedir Bunu aksini söyleyenin de bir delili yoktur.

Zerkeşi, bu görüşüne delil sadedinde İbn Mes'ud'un: " İlim isteyen bir kişi Kur'an'ı incelesin Çünkü geçmiş ve gelecekle ilgili bilgilerin tümü onda mevcuttur" Sözünü delil getirmesinin yanında bazı ünlü mutasavvıflardan da benzer içerikli sözler nakletmektedir.

" ( a g site) Netice olarak; Yaşam kaynağımız olan Kur'an'ı, Allah ve Resulü'nün emrettiği şekilde okumalı, anlamalı ve yaşamalıyız.

Hatta, Kur'an okuyuşlarımız, hayatın her alanında mütemadiyen devam etmeli, iş yerimiz bile, evimiz, sokağımız, meydanlarımız, camilerimiz birer Kur'an öğrenme talim merkezleri olmalıdır Çünkü, İslam'da "Din Sınıfı" diye bir ayrıcalıklı sınıf bulunmamaktadır Her Müslüman kendine göre bir din insanı ve din adamıdır.

Yani, öyle bir toplum meydana getirmeliyiz ki, Zerkeşi merhumun da dediği gibi, Kur'an insanı, okuyan, anlayan, yaşayan, soluklayan, soluklamış olduğu aiz Kur'ân'ı, nefes nefes kirli dünyanın üzerine üzerine üfleyen insan olmalıdır Aman, üflemeke derken, sakın yanlış anlaşılmasın!.

Hani, üfürükçüler vardır, tılsımcılar vardır toplum içerisinde Üfleme derken, bunları kasdetmiyorum.

Yani, üfleme demekteki kastım, Kur'an'sızlıktan mahvolmuş, can çekişen dünyaya, yep yeni bir hayat iksiri, kurtuluş namesi okumaktır Rabbimiz!.

Milletimize, bu hal ve ahval içerisinde olmayı lütfetsin!.

Selam ve dua ile Şerafettin Özdemir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık